Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/986
Karar No
K. 2024/91
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/986 Esas
KARAR NO: 2024/91
DAVA: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 22/09/2017
KARAR TARİHİ: 24/01/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 25/01/2024

Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 22/09/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mah. ... Cad. .... Sk. No:1 Başakşehir/İstanbul adresinde .... Gıda ünvanıyla tekel ve gıda maddeleri toptancılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davalı sigorta şirketi tarafından İş Yeri Paket Sigorta Poliçesi ile iş yerinin sigortalandığını, iş yerinde 22/03/2017 tarihinde ve 27/05/2017 tarihinde iki ayrı hırsızlık olayı meydana geldiğini, birinci hırsızlık olayı nedeniyle oluşan 486.616,54-TL ve ikinci hırsızlık olayı nedeniyle oluşan 56.207,10-TL olmak üzere toplam zararlarının 542.823,64-TL olduğunu, iş bu zararın poliçe kapsamında davalı şirketten talep edildiği halde kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle oluşan zararın poliçe kapsamında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; davacı tarafından müvekkili sigorta şirketine müracaat edildikten sonra olay yerinde yapılan inceleme sonunda ekspertiz ... tarafından düzenlenen 26/04/2017 tarihli raporda "hırsızlık olayının gerçekleştiği iş yerinin kapısında dışarıdan herhangi bir şekilde kanırtma ve zorlama izi bulunmadığını, demir kapının içeriden zorlanarak hasar verildiğini, çevrede yapılan araştırmada hırsızlık olayını gören kimsenin bulunmadığını, herhangi bir alarm sesi duymadıklarını, alarm sisteminin emniyete ve telefona bağlı olmadığını, iş yerinde bekçi olarak görevlendirilen sigortalının babasının olay gecesi rahatsızlandığından bahisle hastane yerine eve gittiğini beyan ettiği, tüm bu hususlar kapsamında hırsızlık hadisesinin gerçek olmadığının belirlendiğini", ayrıca poliçe özel şartlarına göre sigortalının alması gereken güvenlik önlemlerini de almadığını, bu bağlamda davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılamayacağını bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya önce bilirkişi heyeti ... ve arkadaşlarına tevdii edilmiş, bilirkişi heyeti düzenlemiş olduğu 15/08/2018 tarihli raporda davacı tarafa ait iş yerinde iki ayrı tarihte hırsızlık olayı meydana gelmesinde güvenlik zaafiyeti bulunduğu, olayın meydana gelmesinde davacı tarafın kusurlu olduğu, davacı tarafın kusurlu olmadığının kabulü halinde talep edebileceği tazminat miktarının 302.369,22-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişler; düzenlenen rapora yönelik itiraz kapsamında olay mahallinin mahkeme hakimi tarafından da görülmesi amacıyla 21/12/2018 tarihinde keşif yapılmış, keşif mahallinde hazır bulunan bilirkişi heyeti ... ve arkadaşları düzenlemiş oldukları 18/01/2019 tarihli raporlarında "hırsızlık olayının gerçekleştiği ve yüklü miktarda malzemenin tahliye edildiği kısmın iş yerinin arka tarafında yer alan beton zeminden 2,16 m yükseklikte ve 33 cm'lik bölüm olduğunu, çalınan malzemenin ebat olarak belirtilen 33.cm'lik kısımdan geçebilecek nitelikte olduğunu" teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.

Davacı tarafın çalınan malzemelerle ilgili beyanlarında, her biri 25 kg olan 80 çuval pirinç ve nohutun da çalındığı ifade edildiği halde son raporda 25 kg'lık çuvallarla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaması ve davalı tarafın rapora yönelik diğer itirazlarının karşılanması amacıyla HMK 281/2 md gereğince güvenlik uzmanı olarak raporda imzası bulunan ...

27/02/2019 tarihli oturumda dinlenmiş; bilirkişi beyanlarında "25 kg'lık pirinç çuvalının da ebat olarak 33cm'lik boşluktan çıkartılabileceğini, normal şartlarda hırsızlığa konu malzemenin tahliye edilmesi durumunda olay mahallinde pirinç, mercimek gibi taneli ürünlerin yere dökülmesinin muhtemel olduğunu, ancak hırsızların genelde maharetli olmaları nedeniyle herhangi bir malzeme dökmeksizin hırsızlık olayının gerçekleştirebileceklerini" ifade etmiştir.

Her ne kadar davacı taraf iş yerinde meydana gelen iki ayrı hırsızlık olayında, çalınan malzeme bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından ödenmediğinden bahisle 542.823,64-TL tazminatın kendilerine ödenmesini talep etmiş ise de; öncelikle taraflar arasında düzenlenen İş Yeri Paket Sigorta Poliçesine göre davacı tarafın iş yerinde hırsızlık klozuna uygun güvenlik önlemlerini almadığı, eksik olan güvenlik önlemleriyle ilgili bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda kamera sistemlerine müdahale edilmemesi için gerekli önlemlerin alınmadığı, alarm sisteminin emniyete veya telefona bağlı olmadığı, iş yerinin güvenliğinin tam muhkem olarak sağlanmadığı, iş yerinde olay gecesinde bekçi bulunmadığı hususlarının davacı tarafın kusuru olarak belirlendiği; ayrıca, davacı sigortalının gerek hasar dosyasına yapmış olduğu bildirim, gerekse emniyette vermiş olduğu 22/03/2017 tarihli beyanlarında yer alan malzemenin, mahallinde yapılan keşif ve gözlem sonucunda yerden yüksekliği yaklaşık 3 m olan bölümün üst kısmında yer alan 33 cm'lik aralıktan hırsızlık sonucunda tahliye edilmesinin ve tahliye esnasında olay mahallinde hiçbir iz ve emarenin bırakılmaması, yerde mercimek, pirinç ve nohut gibi taneli ürünlerin de tespit edilmemesi, hırsızlık olayının olay mahalline götürülen kamyon veya kamyonetle gerçekleştirildiği halde zeminin de toprak olduğu dikkate alındığında araca ait herhangi bir lastik izi veya emareye rastlanmaması, belirtilen miktardaki malzemenin tahliye edilmesinin belli bir süre ve süreci gerektirdiği halde olayın çevredeki hiç kimse tarafından görülmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve bu bağlamda tazminata konu hırsızlık olayının gerçekleştiği hususunun davacı tarafından kesin olarak kanıtlanamadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.

Yapılan yargılama sonucunda taraflar arasındaki ihtilaf kapsamında, davacı tarafın, sigorta poliçe özel şartlarında yer alan güvenlik tedbirlerinin tamamını aldığını ve ayrıca rizikonun (olayımızda hırsızlık olayını) gerçekleştiğini kanıtlaması gerektiği, düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacı sigortalının poliçe kapsamında yer alan özel güvenlik koşullarını sağlamadığı ve bu kapsamda iki ayrı hırsızlık olayının gerçekleşmesinde kusurlu olduğunun belirlendiği, ayrıca mahkememizce olay mahallinde yapılan keşif ve gözlem sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve 27/02/2019 tarihli oturumda beyanına başvurulan güvenlik uzmanı bilirkişi ...'un beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde tazminata konu yüklü miktardaki malzemenin hırsızlık olayının gerçekleştiği iddia edilen 33 cm'lik kısımdan hiçbir iz ve emare bırakılmaksızın tahliye edilmesinin hayatın olağan akşına uygun olmadığı değerlendirilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, iş bu kararın istinaf edilmesi üzerine İBAM ....HD ... esas .... karar sayılı ilamıyla;

Dosya kapsamından; davacının .... Gıda ünvanıyla tekel ve gıda maddeleri toptancılığı alanında faaliyet gösterdiği işyerinin 13/02/2016 başlangıç, 13/02/2017 bitiş tarihli poliçe ile davalı sigorta şirketi nezdinde İş Yeri Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, davacının, iş yerinde 22/03/2017 tarihinde ve 27/05/2017 tarihinde iki ayrı hırsızlık olayı meydana geldiği ihbarıyla sigorta tazminatı ödenmesini talep ettiği, davalı sigorta şirketinin ödeme yapmayı reddetmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hırsızlık olayının gerçekleştiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı taraf hükmü istinaf etmiştir. Taraflar arasında işyeri sigorta sözleşmesi bulunduğu ve binada yaşanacak hırsızlığın teminat kapsamında olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, işyerinde hırsızlık rizikosunun gerçekleşip gerçeklemediği noktasında toplanmaktadır.

Dosya içerisinde 22/03/2017 tarihli hırsızlık iddiasına ilişkin hasar dosyası ve araştırma raporu mevcut olduğu halde 27/05/2022 tarihli hırsızlık iddiasına ilişkin hasar dosyası ve Has-ar Sigorta Araştırma'ya ait araştırma raporunun yer almadığı ve mahkemece de bu belgeler getirtilip değerlendirilmeden karar verildiği görülmektedir. Dairemizce 27/05/2022 tarihli hırsızlık iddiasına ilişkin hasar dosyası ve Has-ar Sigorta Araştırma araştırma dosyası celp edilmiştir. Buna göre sigorta tazminatı talebine dayanak gösterilen 27/05/2022 tarihli hırsızlık iddiasına ilişkin hasar dosyası ve Has-ar Sigorta Araştırma'ya ait ikinci hırsızlığa ilişkin araştırma raporu değerlendirilerek hırsızlığın gerçekleşip gerçekleşmediği, hırsızlık varsa zararın miktarı konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak, hırsızlığın gerçekleştiğinin kabulü halinde sigortalının alması gereken tedbirleri alıp almamasının davaya etkisi de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, 27/05/2022 tarihli hırsızlık iddiasına ilişkin hasar dosyası ve Has-ar Sigorta Araştırma araştırma dosyası getirtilip değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını kaldırmıştır.

İBAM kaldırma kararından sonra; istinaf mahkemesi tarafından celp edilen ikinci hırsızlığa(27/05/2017 tarihli) ilişkin 13/07/2017 tarihli hasar dosyası ile birlikte dosya bilirkişi heyeti ... ve arkadaşlarına tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 07/06/2023 tarihli kök rapor ile 02/12/2023 tarihli ek raporlarında 22/03/2017 ve 27/05/2017 tarihli iki ayrı hırsızlık olayının da gerçekleştiğini, ikinci hırsızlık olayında davacı tarafın gerekli tedbirleri almaması nedeniyle %30 oranında ek kusurunun bulunduğunu, ikinci hırsızlık olayı nedeniyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının 50.586-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişlerdir.

Her ne kadar İBAM kaldırma kararından sonra düzenlenen heyet raporunda ilk hırsızlık olan 22/03/2017 tarihli hırsızlığın da gerçekleştiği belirtilmiş ise de; mahkememizce daha önce verilen kararda celp edilen hasar dosyası kapsamında iş bu hırsızlığın gerçekleşmediği ve bu nedenlerle davanın reddine karar verildiği, İBAM kaldırma kararında birinci hırsızlıkla ilgili herhangi bir kaldırma kararı verilmediği, yalnızca ikinci hırsızlık (27/05/2017 tarihli hırsızlık) yönünden kaldırma kararı verildiği ve bu hırsızlık olayı kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir.

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İBAM kaldırma kararı kapsamında, mahkememizce daha önce verilen kararda 22/03/2017 tarihli hırsızlık olayının gerçekleşmediği kabul edilmiş ve bu nedenle davanın reddine karar verilmiş, bu karara yönelik istinaf talebinde 22/03/2017 tarihli hırsızlık olayı yönünden kaldırma kararı verilmemiş, dolayısıyla bu tarihteki hırsızlık olayına ilişkin verilen ret kararının kesinleştiği, 27/05/2017 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayına ilişkin celp edilen hasar dosyası ve düzenlenen bilirkişi heyeti raporuna göre kamera kayıtları kapsamında söz konusu hırsızlık olayının gerçekleştiği, bu hırsızlık olayı nedeniyle çalınan sigaralardan dolayı davacı tarafın toplam 50.586-TL zararının oluştuğu, hırsızlık olayının poliçe kapsamında kaldığı, ancak davacı tarafın iş yerinde ikinci kez olduğu iddia edilen hırsızlıkla ilgili gerekli tedbirleri almaması nedeniyle zararın artmasında %30 oranında ek kusuru bulunduğu ve bu oranda yapılan indirim sonucunda davacı tarafın ikinci hırsızlık olayı nedeniyle talep edebileceği alacak miktarının 35.410-TL olduğu, bu miktar üzerinden davacının davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 35.410-TL'nin temerrüt (ihbar) tarihi olan 27/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.Peşin alınan 9.270,08-TL harçtan Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.418,85-TL ilam harcının mahsubu ile bakiye 6.851,23-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

3.Davalıya yükletildiği halde davacı tarafından davanın açıldığı tarihte peşin olarak yatırılan 2.418,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan 12.112,95-TL (Yargılama gideri ayrıntısı "Tevzide dava açma gideri: 36,00-TL, tebligat-posta gideri ve bilirkişi ücreti: 11.823,15-TL, keşif harcı-araç ücreti:253,80 -TL") yargılama giderinden, kabul-ret oranına göre 787,28-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 77.038-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7.Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/01/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog