Esas No
E. 2021/878
Karar No
K. 2024/936
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/878 Esas

KARAR NO: 2024/936

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 09/12/2020

NUMARASI: 2017/159 E. - 2020/447 K.

DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tekstil sektörünün önde gelen firmalarından biri olduğunu, Türkiye'de ve bir çok ülkede üretim yaptığını, dava konusu müvekkili adına tescilli ... (55), ... (11), ... (26), ... (8), ... (41) ve ... (28) ve ... (33) numaralı tasarımlarının aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin davalı tarafından işletilen ... adı altında izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullanıldığını, İstanbul 1.FSHHM'nin 2017/11 D. İş ve Mahkememizin 2017/38 D. İş sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında davalının adreslerinde, müvekkilinin tasarım hakkına haksız tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespit edildiğini belirterek, 6769 sayılı SMK ve 6100 sayılı TTK hükümleri gereği davalının tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına, 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın ve mahkememizce takdir edilecek itibar tazminatının davalıdan tahsilini ve hükmün gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; delil tespiti dosyalarında alınan bilirkişi raporlarının yokluklarında yapıldığını ve savunma haklarının kısıtlandığını, davacı yanın huzurdaki davayı ikame etmesinde hukuki menfaatinin bulunmadığını, müvekkilinin bahse konu iş yerinde tespit edilen ürünler ile davacı yanın tasarımları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olmadığını, ayrıca tespit edilen ürünlerin hiçbir ticari işleme konu olmadığını ve satışının gerçekleştirilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılanyargılama neticesinde toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafından piyasaya sürülen davacıya ait ... (55), ... (11), ... (26), ... (8), ... (41) ve ... (28) tescil ve sıra numaralı tasarımlara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, ... (33) tescil ve sıra numaralı tasarım yönünden talebin reddine, 4.473,43 Maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus olmak üzere ilanına, Mahkemenin 2017/38 D.İş ve İstanbul 1.FSHHM'nin 2017/11 D.İş sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporları ile mevcut dosyaya sunulan 17/09/2018 tarihli bilirkişi raporunun infazda dikkate alınmasına, Şartları oluşmayan itibar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Katılma yoluyla istinaf talebinde bulunan davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin yoksun kaldığı maddi tazminat hesabı bakımından sektör bilirkişisinden rapor alınmaksızın yalnızca mali müşavir bilirkişiden ticari defter ve kayıtları üzerinden inceleme yapılması ve bu suretle maddi tazminat belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, Ürün başına kar ile 3.000 üretim adedinin çarpılarak mahrum kalınan karın bulunması gerekirken mali müşavir bilirkişi tarafından yalnızca müvekkilinin stoğunda kalan ve satamadığı ürün sayısı üzerinden hesaplama yapılarak eksik hesaplama yapıldığını, hal böyleyken maddi tazminat hesabı için dosyanın sektör bilirkişisine tevdi edilmeksizin ortalama 100-150 pastaldan hareketle minumum 400-500 ürün yerine yalnızca şirket kayıtları üzerinden hesaplama yapılması kabul edilemez olup, kararın maddi tazminat yönünden kaldırılması gerektiğini,Her biri ayrı bir dava konusunu oluşturan; tasarım hakkına tecavüzün tespiti, haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat istekleriyle ilgili olarak verilen kabul kararları için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektirmesine rağmen, yalnızca tasarım hakkına tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat kalemleri bakımından vekalet ücretine hükmedilmiş olup, haksız rekabetin tespiti yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, ...-(55), ... -(11), ...-(26), ...-(8) ...-(41) ve ... olmak üzere 6 farklı tescilli tasarım yönünden tasarım hakkında tecavüz ve haksız rekabetin tespiti kararına rağmen, Mahkemece yalnızca tek bir tescilli tasarım yönünden vekalet ücretine hükmedilmesi ve reddedilen ...-(33) sıra no'lu endüstriyel tasarım yönünden davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, zira davaların yığılması nedeniyle, davalının sabit olan tasarım hakkına tecavüz eylemleri yönünden 6 farklı tescilli tasarım yönünden de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuken gereklik arz ettiğini, yalnızca tek bir tasarıma tecavüzün tespitinin reddi kararı yönünden davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Davalının 2 farklı adresinde müvekkilinin tescilli 6 farklı tasarımını tecavüze konu yüzlerce ürünle satışa sunmasının, ürünlerin kalitesiz olması ve bu suretle müvekkilinin itibar kaybına uğradığı sabit olduğundan mahkemenin bu yöndeki ret kararının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde talep ettiği faiz türünün yasal faiz olduğunu, 09.12.2020 tanzim tarihli kararda ise hükmedilen faiz türünün ticari faiz olduğunu, Mahkemece tespit edilen ürünlerin hiçbir ticari işleme konu olmadığını ve kendilerince satışı gerçekleştirilmediğini, gerek tespit dosyalarında gerekse de dava dosyasında herhangi bir fatura ya da bu mahiyetteki evrakın incelenmediğini, satış yapılmadığından böylesi bir kayıt olmadığını, davacının da bu iddiasını ispat edemediğini, bu sebeplerle, ürünlerin davacı tarafın tasarımları ile aynı olduğundan bahisle, maddi tazminat talep etmesinin ve müvekkilinin bu ürünleri satıp satmadığına, ticaretine konu edip etmediğine dair, hâkimin hüküm vermesine elverişli bir rapor ikame edilmesinin de mantıken mümkün olmadığını,15.000 TL manevi tazminatın hakkaniyetli bir bedel olmadığı gibi, gerek Yargıtayın yerleşik içtihatlarına gerekse de uygulamada verilen tazminat bedellerine göre fahiş olduğunu,Her davanın kendi yargılama süreci içerisinde değerlendirilmek zorunda olduğunu, o davada görülerek karar verilmesi gereken hususların işbu davaya konu edilemeyeceğini ve diğer bir dava için kendilerine karşı vekâlet ücreti de yüklenemeyeceğini, dolayısıyla huzurdaki dava içerisinde tespit dosyaları hakkında hüküm verilemeyeceğini ve hüküm sonucu olarak da aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğini,Davacının itibar tazminatının gerekçeli kararda açıkça reddedildiğini, Mahkemenin kararı bu yönden yerinde olmakla birlikte, karşı vekâlet ücreti için 500 TL hükmedilmesinin, aleyhlerine hükmedilen miktar bakımından usul ve yasaya aykırı düştüğünü, Davacının işbu davaya konu ettiği ürünlerin harcıâlem olduğunu, işbu dosyada bu iddiayla ile ilgili hiçbir tahkikat yapılmadığını, davacı yanın tespite konu tasarımlarının gerek 554 s KHK. gerekse de 6769 s SMKnın aradığı şartları haiz olmayan, yenilik ve/veya ayırt edicilik unsurları bulunmayan ürünler olduğunu,Tespit dosyalarına kendilerince itiraz edildiğini, bu nedenle bir geçerliliklerinin bulunmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalının istinaf başvurusu incelendiğinde; Dava; endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti, haksız rekabetin önlenmesi, durdurulması, maddi, manevi ve itibar tazminat talepli dava olup, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, yukarıda belirtilen nedenlerle taraflarca istinaf edilmiştir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 81. maddesine göre aşağıda yazılı fiiller tasarım hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek. Tasarım hakkı sahibi, tasarım hakkına yönelik olarak bu maddede sayılan tecavüzlerden dolayı hukuk davası açma hakkına sahiptir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı adına tescilli ...-(55), ...-(33), ...-(11), ...-(26), ...-(8), ...) ve ...-(28) tescil ve sıra no'lu tasarımlara ilişkin hazırlanmış tespit raporları bulunduğu, ayrıca Mahkemece bilirkişi kök ve ek raporlarının aldırıldığı, söz konusu raporların bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olup, davalının iş yerinde İstanbul l.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/11 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden yapılan tespitlerde, ... sıra numaralı tasarıma benzer olduğu iddia olunan 30 adet ürün tespit edilmiş ise de; hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda yapılan teknik inceleme sonucunda bu ürünlerin tescilli üründen farklı olarak tasarlanmış olduğu, yakanın takma hâkim yaka formunda, bedenin göğüsten eteğe doğru hafifçe genişleyen formda, kol-omuz bağlantısının düz formda, kol ağzının takma parçalı manşetli ve tek ilik düğmeli, yanlardan peto cepli olduğu, adreste görülen modelin temel öğelerinin, ana unsurlarının stil, model kalıp özelliklerinin tescilli modelle tüketiciyi yanıltacak ölçüde benzemediği, bu hali ile tasarımcının tescilli tasarımını geliştirmesi adına esneklik alanının mevcut olması gerekliliği ve karşı tasarımcının başka tasarımlardan esinlenme serbestliği de göz ününde bulundurulduğunda, tespit edilen ürünün bilgilenmiş kullanıcı algısında yarattığı genel görünümler itibari ile iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olmadığı kanaatine ulaşılmış, tecavüz iddiasına konu ... sıra numaralı tasarım yönünden yapılan incelemede ise, davalının iş yerinde bulunan 48 adet ürünün, tespit raporunda da belirtildiği üzere davacıya ait tescilli tasarıma iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, yine İlk Derece Mahkemesi'nin 2017/38 değişik iş sayılı tespit dosyası üzerinden yapılan davaya konu, davalıya ait ..., ..., ..., ..., ... kod numaralı ürünler ile ... Etiketli Pardesü ve Kod No ve Etiketi belli olmayan bir adet ürüne yönelik yapılan teknik inceleme sonucu sunulan rapor değerlendirildiğinde, ... kod no'lu ürünün ... no'lu, ... kodlu ürünün ... nolu, ... Etiketli Pardesü’nün ... no'lu, ... kod no'lu ürünün ... noh ve kod no ve etiketi belli olmayan ürünün ise ... no'lu tasarıma benzer olduğu ve beş adet modelin davacıya ait tescilli tasarımlara iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, tespit edilen davalı firma ürünlerinin temel öğelerinin, ana unsurlarının, stil, model, kalıp özelliklerinin tescilli modellerle tüketiciyi yanıltacak ölçüde benzediği kanaatine varılmış, tecavüz iddiasına konu diğer ... ve ... kod no'lu pardösülerin, davacı adına tescilli ... no'lu modeline benzer olmadığı, modelin temel öğelerinin, ana unsurlarının stil, model, kalıp özelliklerinin tescilli modelle tüketiciyi yanıltacak ölçüde benzemediği hem tespit raporu, hem de Mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş, bu ürünler yönünden tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı yan her ne kadar söz konusu ürünlerin satışa sunulmadığını ileri sürmüş ise de, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 81. maddesinde yazılı fiiller tasarım hakkına tecavüz olarak sayılmış olup, seçimlik hareketlerden üretmek, piyasaya sunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak fiillerinin de tasarımdan doğan hakka tecavüz oluşturduğu dikkate alındığında, davalı eyleminin tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Diğer yandan davalı, davacının işbu davaya konu ettiği ürünlerin harcıâlem olduğunu, işbu dosyada bu iddiayla ile ilgili hiçbir tahkikat yapılmadığını, davacı yanın tespite konu tasarımlarının gerek 554 s KHK. gerekse de 6769 s SMKnın aradığı şartları haiz olmayan, yenilik ve/veya ayırt edicilik unsurları bulunmayan ürünler olduğunu ileri sürmüş olup, eldeki davanın tasarımdan doğan hakka yönelik tecavüzün tespiti davası olduğu, davalının belirtilen savunmasının ancak tasarımların hükümsüzlüğüne yönelik olarak açılan hükümsüzlük davalarında bir hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülebileceği anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Ayrıca, 22.03.1976 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davanın açılmasından önce yapılan delil tespit giderleri yargılama giderlerinden sayılmaktadır. Bu içtihat 6100 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra da bir değişikliğe uğramamış olup geçerliliğini sürdürmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400-406. maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderler, aynı Kanun’un 323-333. maddelerinde yer alan yargılama giderlerinden olup, hükme tespit bilirkişi raporları üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilip, delil tespiti giderinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilerek davadaki haklılık oranına göre taraflara paylaştırılmasında bir hata görülmemiş, bu itibarla aksi yöndeki istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.Davalı yanın vekalet ücretine yönelik istinaf nedenleri incelendiğinde; davacı vekilince her ne kadar dava dilekçesinde; ''6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu gereğinde tasarımın itibar kaybından ötürü Mahkemece takdir edilecek itibar tazminatına hükmedilmesi'' talep edilmiş ise de, bu talep yönünden miktar belirtilerek, usûlüne uygun bir şekilde harçlandırılarak açılmış bir dava bulunmadığından mahkemece bu talep hakkında, karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması ve vekâlet ücretine hükmedilmiş olması yerinde görülmemiş ise de, istinaf edenin sıfatına göre, hükmedilen vekâlet ücreti usûlü kazanılmış hak teşkil ettiğinden, davalı yanın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Öte yandan, davacının, dava dilekçesinde, talep edilen tazminatlar yönünden yasal faiz talep ettiği ve davayı HMK 107/1 maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiği, bu suretle davanın kısmi dava olarak kabul edilemeyeceği ve yapılan işlemin ıslah değil, talep artırım olarak değerlendirilmesi gerektiği, esasen davacı vekilinin de ıslah değil talep arttırım dilekçesi ibraz ettiği, açıklanan nedenlerle, artık talep artırım dilekçesiyle faizin türünün değiştirilemeyeceği anlaşıldığından, davalının bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Aşağıda ayrıntılarıyla belirtileceği üzere, ihlal dönemi, tarafların ticari hacmi ve dosya kapsamı dikkate alındığında, belirlenen 4.473,43 TL maddi tazminat tutarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun düştüğü, ancak buna göre belirlenen 15.000,00 TL manevi tazminatın bir miktar fazla olduğu anlaşıldığından, takdiren 5.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesinin hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmakla, davalının bu yöndeki istinaf başvurusununda kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının istinaf başvurusu incelendiğinde;Davacının tazminat talebinin SMK'nun 151/2-a maddesi uyarınca ''sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir'' yöntemine göre ileri sürüldüğü, davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda dosyaya sunulan mali bilirkişi raporunda, tasarımlara ilişkin mahrum kalınan satış adetleri dikkate alınarak, ihlal dönemindeki ortalama satış birim fiyatı hesaplanmak suretiyle satış tutarının belirlendiği, bu yönteme göre 4.473,43 TL maddi tazminat hesaplandığı, davacının maddi tazminat talebini HMK 107/1 maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açtığı, mahkemece alınan bilirkişi raporundan sonra talebini 4.473,43 TL'ya arttırdığı, davacı vekilinin talebini bu miktarla sınırlandırdığından ve belirsiz alacak davasında ancak bir kez talep arttırım yapılabileceği gibi, ayrıca tespit tarihi olan 18/04/2017 ile, 09/08/2017 dava tarihi arasındaki 3 ay 21 günlük ihlal süresi yönünden,

TBK 50. Maddeye göre hükmedilen maddi tazminat miktarının da, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Diğer yandan haksız rekabetin tespiti talebi yönünden ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, yazılı şekilde tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden yalnızca bir vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, tespit hükmünün dayanağı olan eylemin ortak olması, gerek marka hakkına tecavüz ve gerekse haksız rekabete konu eylemlerin ayrı ayrı fiillerden kaynaklanmıyor olması nedeniyle tek tespit hükmünden dolayı tek vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Davacı her ne kadar davalının sabit olan tasarım hakkına tecavüz eylemleri yönünden altı farklı tescilli tasarım yönünden de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yalnızca tek bir tasarıma tecavüzün tespitinin reddi kararı üzerinden davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, altı farklı tasarım tescilinin ayrı ayrı davalar olarak değerlendirilemeyeceği, tasarım hakkına tecavüz eylemleri yönünden tamamının yalnızca bir dava olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumun objektif dava birleşmesi içerisinde mütala edilemeyeceği, dolayısıyla Mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesinde bir hata bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı yanın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, tarafların kazanılmış hakları saklı tutularak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/12/2020 tarih, 2017/159 E. 2020/447 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda;4-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı tarafından piyasaya sürülen davacıya ait ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil ve sıra numaralı tasarımlara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, ... tescil ve sıra numaralı tasarım yönünden talebin reddine, 5-4.473,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 7-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus olmak üzere ilanına,8-İnfazda mahkememizin 2017/38 D.İş ve İstanbul 1.FSHHM'nin 2017/11 D.İş sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporları ile mevcut dosyaya sunulan 17/09/2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, 9-İtibar tazminatı talebinin reddine,10-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;10/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince marka hakkına tecavüz haksız rekabet maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı alınması gereken 1.282,80 TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile 1.251,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 10/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 60,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 127,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10/c-2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 382,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.482,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.861,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 10/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,10/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,10/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden 4.473,43 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat talepleri yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,10/ğ-(Davalı vekilinin kazanılmış hakkı saklı tutulmakla) Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen itibar tazminatı talebi yönünden davalı yararına takdiren 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 11-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;11/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,11/b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,11/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,11/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 46,80-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 208,90 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,11/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,12-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/12/2020 tarih, 2017/159 E. 2020/447 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda;4-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı tarafından piyasaya sürülen davacıya ait ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil ve sıra numaralı tasarımlara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, ... tescil ve sıra numaralı tasarım yönünden talebin reddine, 5-4.473,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 7-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus olmak üzere ilanına,8-İnfazda mahkememizin 2017/38 D.İş ve İstanbul 1.FSHHM'nin 2017/11 D.İş sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporları ile mevcut dosyaya sunulan 17/09/2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmasına, 9-İtibar tazminatı talebinin reddine,10-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;10/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu 6100 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra da bir değişikliğe uğramamış olup geçerliliğini sürdürmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 492 sayılı Harçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu HMK md.353/1 HMK md.333 K6100 md.1 HMK md.107/1 K6769 md.107/1 K7035 md.31 TBK md.50 K6100 md.361/1 K6769 md.81 K492 md.333 K6100 md.406 K6100 md.2 K6100 md.355 HMK md.361/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.