Esas No
E. 2021/469
Karar No
K. 2024/253
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/469

KARAR NO: 2024/253

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(DENİZ TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ: 05/11/2020

NUMARASI: 2019/207 E. - 2020/275 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun, kötü niyetli olarak yetki itirazında bulunduğunu, müvekkili şirketin merkezinin Zincirlikuyu/Şişli olup İstanbul Çağlayan Mahkemeleri yargı çevresinde faaliyet gösterdiğini, davalı tarafa verilecek gümrük müşavirliği hizmetine ait ilişkinin yani sözleşmenin İstanbul'da kurulduğunu, sözleşmenin imza yerinin İstanbul olduğunu, davacının davalıya gümrük müşavirlik hizmeti verdiğini, müvekkilinin, davalının 19.01.2015 tarihli İtalya'dan ithal edilen ticari mallarının gümrük ve navlun işlemlerini yaptığını, tamamladığını, davalının, söz konusu eşyaların ithalatına ait taşımayı ... Nakliyat AŞ ile gerçekleştirdiğini, davalı firmanın diğer gümrük ve ithalat masraflarına ait ödemeler gibi ... tarafından verilen nakliye hizmetine ait navlun bedelinin de gümrük müşaviri olması sıfatıyla 19.01.2015 tarihli dekont ile o tarihte dava dışı ... AŞ'ye davacı tarafından nakden ve defaten ödendiğini, davalının 19.01.2015 tarihli taşımasına ilişkin ödenen navlun bedelini o tarihte davalıdan talep edildiğini, ancak davalının ödenmediğini, bu nedenle navlun masrafını içeren 20.06.2018 tarih ve ... referans, ... dekont nolu 1.805,22 Euro tutarlı faturanın düzenlendiğini, söz konusu faturaya dayalı cari hesap bakiye alacağı olan 1.805,22 Euro' nun bu tarihe kadar ödenmediğini, müvekkilinin alacağını temini için davalı borçlu aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatığını, davalının, borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; mahkemenin yetkili olmadığını, davacı ve davalı arasında geçmiş yıllarda 2-3 yıl sürmüş bir iş ilişkisi mevcut olduğunu, bu iş ilişkisine istinaden, davacının gümrük müşaviri sıfatıyla uluslararası ithalat ve ihracat yapan davalı müvekkilinin gümrük işlemleriyle ilgili olarak yapılması gerekenleri aralarındaki vekalet gereğince yerine getirdiğini, davacının yaptığı işlemlere ilişkin olarak ödemleri müvekkiline fatura ederek tahsil ettiğini, bu doğrultuda taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi oluştuğunu, taraflar arasındaki iş ilişkisinin devam ettiği süreçte davalı adına davacı tarafından ödenen her türlü bedel, ödeme şekline ve paranın cinsine(yani TL, USD, EURO veya başka bir yabancı para birimi ile ödemiş olsa da) bakılmaksızın ödeme günündeki güncel kura göre TL cinsinden hesaplanarak davalıya fatura edildiğini, davalı tarafından yapılan tüm ödemelerin TL olarak yapıldığını, bunun taraflar arasında bir teamül haline geldiğini ve iş ilişkisinin sonuna kadar da bu şekilde devam ettiğini, davalının bazı ithalat mallarının dava dışı ... AŞ aracılığıyla taşındığını ve bu taşımaların masrafının da davacı şirket tarafından ödendiğini kabul etmekle birlikte söz konusu takibe dayanak alacağın davalı müvekkili tarafından ödenip ödenmediği hususunun net olmadığını, ayrıca bu ödemenin yapıldığı tarihten 3 yıl sonra ve Euro olarak fatura edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, kötüniyetli olduğunu, davacının 1.805,22 Euro'luk ödemenin yapıldığı dönemde işbu masrafı davalıdan yazılı ya da sözlü olarak talep etmediği gibi davalının böyle bir ödemeden haberi dahi bulunmadığını, davacı tarafın ödediği bedelin davalıdan talep ettiği iddialarının doğru olmadığını, hem müvekkilinden hem taşıma şirketinden o tarihte her iki şirketten de talep edildiği halde ödeme yapılmaması üzerine neden 2015 yılı içerisinde bu ödemenin davalıya fatura edilmediği ya da icra takibi yapılmadığının tespiti gerektiğini, taraflar arasında açık bir cari hesap varken ve davalı adına davacı şirket tarafından yapılan tüm ödemelerin ödeme günündeki kura göre TL cinsinden fatura edilip ödenirken bu ödemeye ilişkin neden bir faturalandırma yapılmadığını ve davalı müvekkilden talep edilmediğini anlayamadıklarını, davalı ile davacı arasında bir cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacının iddia ettiği ödemenin yapıldığı 19.01.2015 tarihinden sonraki hesap dökümlerinde taraflar arasındaki cari hesabın sıfır olduğunu, taraflar arasındaki cari hesap ekstreleri ve taraflar arasında akdedilmiş olan mutabakat formlarından da açıkça anlaşıldığını, davacının f 19.01.2015 tarihinde ödemesini yaptığını iddia ettiği bedeli, taraflar arasındaki yerleşmiş uygulama/ teamüle göre o tarihteki kur’a göre TL’ye çevirip fatura etmiş olsa idi ödenecek rakam 4.901,71 TL olacak iken davacının kötüniyetli olarak yaklaşık 3 yıl sonra taraflar arasındaki uygulamaları/ teamülleri hiçe sayarak takip tarihindeki döviz kuru üzerinden takip başlatması halinde ödenecek rakamın 9.933,76 TL olduğunu, davacının kötüniyeti karşısında davalı müvekkilinin ödeyeceği rakamın yaklaşık iki katına çıktığını, savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Her ne kadar davalı vekilince icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazda bulunulmuş ise de; dava konusunun bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olması olduğu, davacı tarafın adresinin Şişli/ İstanbul olup, davacının adresinin İstanbul adliyesi yargı çevresinde olduğu anlaşılmakla yapılan itirazın BK madde 89 uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı vekilince mahkememizin yetkisine yönelik itirazda bulunulmuş ise de; mahkememizin İstanbul Mülki Hudutları dahilinde münhasıran ... Sigorta ve Ticaretinden kaynaklanan davalara bakmakla yetkili ve görevli kılınması nedeniyle yapılan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde, açılan davanın navlun alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, davacı şirketin dava ve icra takibine konu ettiği 20.06.2018 tarihli 1.805,22 Euro bedelli navlun açıklamalı faturayı davalı ... Dış Tic. Ltd. Şti. ünvanına düzenlemiş olduğu, davacı yanın düzenlediği faturayı ticari defterlerinde kayıt altına aldığı, dava dışı ... A.Ş.'nin dava ve icra takibine konu olan 1.805,22 Euro bedelli deniz ithalat navlun bedeli açıklamalı faturayı, davalı şirket unvanına düzenlediği, davacı şirketin de bu fatura bedelini ... Bankası A.Ş. aracılığı ile dava dışı ... Nakliyat A.Ş.'ye ödediği, davacı şirketin yapmış olduğu ödemeyi ticari defterlerinde kayıt altına aldığı görülmüştür. Dolayısıyla davacının esasen dava dışı ... Nakliyat A.Ş'nin davalıdan olan alacağını ifa ettiği, navlun sözleşmesinin tarafı olmayan bir kişinin borcu ifa etmiş olması sebebiyle hukuki durumun üçüncü kişinin ifası niteliğinde olduğu, TBK m. 83' de kanun koyucunun, borcun bizzat borçlu tarafından ödenmesinde alacaklının menfaatinin bulunmadığı durumlarda yapılan ifanın geçerli olacağını, borcu sona erdireceğini hükme bağladığı, davaya konu alacağın da navlun ücreti olması ve bu ücretin de üçüncü kişi sıfatıyla davacı tarafından ödenmesinin geçerli olduğu ve dava dışı ... A.Ş'nin davalıdan olan navlun alacağı sona erdiği, gerek taraf beyanlarında gerekse dosyadaki bilgi ve belgelerden bahse konu ödemenin navlun borçlusu davalının bilgi ve izni dışında yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu olay için kanundan kaynaklanan bir halefıyet olmadığı, dava konusu uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelerden ve davalının da kabulü ile davacının, davalının gümrük işlemleriyle ilgili olarak yapılması gerekenleri aralarındaki vekalet gereğince yetine getirdiği, davacı şirketin yaptığı işlemlere ilişkin olarak ödemeleri davalıya fatura ederek tahsil ettiği, bu doğrultuda taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu halde davacı tarafından dava dışı ... A.Ş'ye yapılan ödemenin davacının davalıyı vekaleten yaptığı bir ödeme olduğu, yapılan bu ödeme münasebetiyle davacının davalıdan rücaen talepte bulunması haklı olup işbu bedelden davalının sorumluluğun bulunduğuna dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafın işlemiş faiz talebi açısından yapılan değerlendirmede, davacı tarafın işlemiş faiz talebi açısından harç yatırmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. ..." gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 1.805,22 Euro asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a madde ve fıkrası uyarınca faiz uygulanmasına, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si olan 2.678,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından eksik inceleme ve delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde hata ile hukuki nitelemede yanılgıya düşüldüğünü, faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenmesi gerekirken dava/ icra takibi konusu faturanın davacı tarafça usul ve yasalara/ ticari teamüllere aykırı bir şekilde iddia olunan borcun doğduğu tarihten 3,5 yıl sonra düzenlendiğini, işbu borcu kabul etmediklerini, ancak davacı tarafın beyanına/ ikrarına göre borcun doğum tarihinin 19.01.2015 olduğunu, ancak fatura nizamına ilişkin VUK 231/5 maddesinin ''faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı''nın hükme bağlandığını, borcun doğduğu iddia olunan tarihten üç buçuk yıl sonra düzenlenen dava konusu faturanın içerik ve esas yönünden yok hükmünde olduğunu, tüm itirazlarına rağmen "20.06.2018 tarihli 1805,22 Euro bedelli navlun açıklamalı faturayı davalı ünvanına düzenlemiş olduğu" denmek suretiyle iddia olunan borcun doğum tarihi dikkate alınmayarak, icra inkar tazminatına da hükmedilerek usul ve yasalara aykırı bir şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, taraflar arasındaki 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait cari hesap ekstreleri ve taraflar arasında akdedilmiş olan mutabakat formlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, işbu davanın açıldığı tarihte taraflar arasındaki cari hesabın sıfır olduğunu, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi olduğunu, kesinlikle kabul etmedikleri dava konusu borcun davacı tarafça 19.01.2015 tarihinde doğduğunun beyan edildiğini, ancak bu tarihten sonraki hesap dökümlerinde de taraflar arasındaki cari hesabın sıfır olduğunu, davacının 29.01.2019 tarihinde yeni bir mutabakat formu gönderdiğini, söz konusu mutabakat formunda ise "Firmanızın nezdindeki cari hesabı 31.12.2018 tarihi itibariyle 0 (sıfır), bakiyesi vermektedir." denildiğini, davacı tarafın, davalıya göndermiş olduğu işbu mutabakat formunun davacının davalı müvekkilden herhangi bir alacağı olmadığına yönelik açık ikrarı niteliğinde olduğunu,

TTK'nın 92/2 maddesi "Hesap devresi hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Tesbit edilen bakıyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter marifetiyle veya taahütlü bir mektupla veya telgrafla itirazda bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır." hükmünü içerdiğini, dolayısıyla 2015-2016-2017-2018 yıllarında müvekkilden alacağı olmadığını kabul etmiş olan/ kabul etmiş sayılan davacı tarafın 05.12.2018 tarihinde, 2015 yılından kaldığını iddia ettiği bir borca ilişkin olarak cari hesap ilişkisi/ mutabakat formları sabitken icra takibi başlatması/ huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etmesinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının var olduğunu ve alacağı doğduğunu iddia ettiği tarihten üç buçuk yıl sonra faturalandığı alacağına ilişkin olarak bu sürede hiç işlem yapmamasının davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını gösterdiğini, borcun kabulünde dahi, alacağın süresinde faturalandırılmaması sebebiyle davalı müvekkilinin ödeyeceği rakamın yaklaşık 3 katına çıktığını, bunun hem usul ve yasalara hem de ticari teamüllere aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının, gümrük danışmanlık hizmeti verdiği davalının adına üçüncü kişiye ödediğini iddia ettiği navlun ücretinin davalıdan tahsili için başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya gümrük müşavirlik hizmeti verdiğini, bu kapsamda davalının 19.01.2015 tarihinde İtalya'dan ithal ettiği ticari malların gümrük ve navlun işlemlerini yaptığını, davalının söz konusu eşyaların taşımasını dava dışı ... AŞ ile gerçekleştirdiğini, davalının diğer gümrük ve ithalat masraflarına ait ödemeler gibi dava dışı ... tarafından verilen nakliye hizmetine ait navlun bedelini de davalı adına 19.01.2015 tarihli dekont ile dava dışı ... şirketine ödediğini, davalıdan bu bedelin ödenmesini istemesine rağmen ödenmemesi üzerine bu alacağına ilişkin olarak 20.06.2018 tarihli ve 1.805,22 Euro tutarlı fatura düzenlediğini, ancak davalının bu bedeli ödemediğini ileri sürmüş; davalı ise, davacı ile gümrük müşavirlik ilişkisi bulunduğunu, bazı ithalat mallarının ... tarafından taşındığı ve masraflarının davacı tarafından ödendiğinin doğru olduğunu, ancak takip konusu borcu kabul etmediğini, bu alacağın kendisi tarafından ödenip ödenmediğinin belli olmadığını, ödemeden 3,5 yıl sonra fatura düzenlenip takip yapılmasının kötü niyetli olduğunu, davacıya ödemeler hangi para türünde olursa olsun ödeme tarihindeki kur üzerinden yaptığını, 3,5 yıl sonra düzenlenen bu fatura ile ödenecek tutarın çok daha fazla olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.805,22 Euro 20.06.2018 tarihli faturadan doğan alacak ve 25,22 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.830,44 Euro için 14.09.2018'de icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 20.06.2018 tarihli faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 18.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 20.09.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının, esasen dava dışı ... AŞ'nin davalıdan olan alacağını ifa ettiği, navlun sözleşmesinin tarafı olmayan bir kişinin borcu ifa etmiş olması sebebiyle davacının hukuki durumunun üçüncü kişinin ifası niteliğinde olduğu, davaya konu alacağın da navlun ücreti olması ve bu ücretin de üçüncü kişi sıfatıyla davacı tarafından ödenmesinin geçerli olduğu, dava dışı ... AŞ'nin davalıdan olan navlun alacağının sona erdiği, davacı tarafından dava dışı ... AŞ'ye yapılan ödemenin davacının davalıyı vekaleten yaptığı bir ödeme olduğu, yapılan bu ödeme münasebetiyle davacının davalıdan rücuen talepte bulunmasının haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalının defterlerini sunmadığı, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde dava ve icra takibine konu olan 1.805,22 Euro bedelli "Deniz İthalat Navlun Bedeli" açıklamalı 20.06.2018 tarihli faturanın kayıtlı olduğu, bu faturanın, davacı tarafından dava dışı ... Nakliyat AŞ'ye 1.805,22 Euro'nun 19.01.2015 tarihinde ödenmesi sebebiyle davalı yana bu miktarın rücusu için düzenlendiği, davacının davalıya gümrük müşavirlik hizmeti verildiği, bu kapsamda davalının verdiği vekaletname ile işlem yaptığı, bazı ithalat mallarının ... tarafından taşındığı ve masraflarının davacı tarafından ödendiğinin davalının da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Gemlik Gümrük Müdürlüğünden gelen bilgi ve belgeler içinde bulunan gümrük beyannamesi ve dosyadaki konişmeto ile gümrük dosyasında dava dışı ... AŞ tarafından davalıya hitaben düzenlenen 19.01.2015 tarihli ve 1.805,22 EURO bedelli ''deniz ithalat navlunu'' açıklamalı bir e-faturanın bulunduğu, davacının, davalıya ait bu deniz ithalat navlun ücretinin 19.01.2015 tarihinde ödendiği, takip konusu fatura ile de davalıdan bu ödediği miktarın kendisine iadesini istediği anlaşılmaktadır. TBK'nın 83/1 maddesi uyarınca, borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlü değildir. Yani bir üçüncü kişi tarafından da ödenmesi mümkün olup somut olayda da davalının ödemesi gereken navlun ücretinin aralarındaki gümrük müşavirlik hizmeti sebebiyle davacı tarafından ödendiği, davalının, davacıdan müşavirlik hizmeti aldığını kabul ettiği, davalının dava dışı ... şirketinden taşıma hizmeti almadığı ve bu şirkete böyle bir borcu bulunmadığı yönünde savunmasının bulunmadığı nazara alındığında davacı tarafından yapılan bahse konu ödemenin üçüncü kişinin ifası niteliği arz ettiği ve geçerli olduğu, üçüncü kişi sıfatı ile davacının yapmış olduğu bu navlun ödemesinin davalı ile arasındaki hukuki ilişki (vekalet) uyarınca davalıdan talep etme hakkı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur. Davalı, davacının ödemeyi yaptıktan üç buçuk yıl sonra düzenlediği fatura ile ödediği bedeli talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının bu alacağını zamanaşımı süresi içinde her zaman talep etme hakkı olup, üzerinden belirli bir süre geçmesinin kötü niyet göstergesi olmayacağı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 684,74‬‬ TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.02.2024

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog