11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/10478 E. , 2010/11608 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.09.2008 gün ve 2007/277-2008/233 sayılı kararı bozan Daire’nin 10.05.2010 gün ve 2010/5409 - 2010/5078 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının 2001-2002-3003-2004 yıllarında yöneticiliğini yaptığını, genel kurul kararlarına dayalı olarak huzur hakkı alacağının doğduğunu ileri sürerek, 10.000 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının faaliyet raporlarında kendilerinin huzur hakkı almayarak ortaklara kazanım sağladıklarını bildirdiklerini, hakkından feragat ettiğini, esasen toplam huzur hakkından fazla ücretle müdür atayarak kendi görevlerini başkasına devir ettiklerini, haklarında zimmet suçlaması dolayısıyla açılan ceza davasının derdest olduğunu, istemin zamanaşımına uğradığını, bu davada sahibi olduğu ortaklıkla ilgili olarak çok az bir aidat ödediğini, diğer aidatlarını alacağına mahsup ettiğini, gerçekte huzur hakkı aldığını kabul ettiğini, istemin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iddia edilen dönemde yönetim kurulu üyesi olduğu, genel kurullarda huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, faaliyet raporlarında yöneticilere müdürlük ödemelerinin yapıldığı, paranın alınmadığı, ancak muhasebeye girildiği şeklinde ve anlamında beyanda bulunulduğu, nakit olarak huzur hakkı almadığı, kaydi olarak alacaklandırılmış olduğu, hakkında zimmet suçundan dolayı açılan kamu davasında verdiği beyanda kendisinin sahip olduğu daire için çok az miktar aidat yatırdığını, daha sonra alacağına saydırdığını beyan ettiği, bu şekilde konut sahibi olduğu, dolayısıyla bir alacağının bulunmadığı, konutun elinden alınmış olmasının bu davanın konusunu oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.