11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/33620 E. , 2024/5431 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2016 tarihli ve 2015/414 Esas, 2016/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.Mağdur ...'a karşı banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 35, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 19.460,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçları işlemediğine, lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkemece; sanığın, suça konu yasal unsurları haiz 20.11.2014 keşide tarihli ve 46.750,00 TL bedelli çeki mermer alışverişi karşılığında mağdura verdiği, alınan uzmanlık raporunda çekin hakiki olduğu ancak ön yüzündeki bir kısım ibarelerin evvelce aynı yerlerde bulunan ibarelerin fiziksel yolla silinmelerinden sonra husule getirildiğinin ve arka yüzü birinci ciranta hanesinde atılı imzanın sanığın eli ürünü olduğunun belirlendiği, yapılan gözlem ile de söz konusu sahteciliğin aldatma kabiliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı, herhangi bir menfaat elde edemediğinden dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, böylece atılı suçları işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu çek belgesinin örneği, kurumların cevabi yazıları, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporu, mağdur ve şikâyetçilerin beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup çek aslının adli emanete alındığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükümlerinin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış; tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların, eleştirilen husus dışında, doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanığa yüklenen suçlardan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakları bulunmayan şikâyetçiler ... ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.nin davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek lehlerine vekalet ücretine hükmolunması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "3.600,- TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlar Yapı Kredi Bankası ile ...'e verilmesine," ilişkin paragrafın tamamen çıkartılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.