13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/322 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/301 Esas - 2021/860 Karar
TARİHİ: 03/11/2021
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ... (...)'nun, davalı şirkette %35,42 paya sahip şirketin en yüksek oranlı hissedarı olduğunu, 2010 yılından beri defalarca şirket yetkilileri ile sözlü iletişime geçmeye gayret ettiğini, 2017 Temmuz ayında da şirket yetkililerine endişelerini ve taleplerini bildirir bir kaç mail gönderdiğini, sonuç alamaması üzerine noter kanalı ile ihtarname göndererek talep ve gerekçelerini şirkete ilettiğini, davacının muhatap şirketteki hissedarlığına rağmen, sorunlu olağan genel kurul toplantılarına ve gerekli hallerde yapılan olağanüstü genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, bilgi alma ve inceleme talep etmişse de kendisine hiçbir şekilde bilgi ve belge verilmediğini, davalı şirketin 04/02/2020 tarihinde bir yönetim kurulu kararı alarak 03/04/2020 tarihinde yeni yönetim kurulu seçilmesi ve eski yönetim kurulu üyelerinin ibrazı gündemli bir olağan genel kurul kararı aldığını, davacıyı ve ortaklarını olağan genel kurula usulune uygun davet ettiğini, 03/04/2020 tarihinde olağan genel kurulun gerçekleştirildiğini ve ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, inceleme haklarını kullanmak istemeleri sebebi ile gündem maddesi olan eski yönetim kurulu üyelerinin ibrasının 2.toplantıya ertelendiğini, davlı şirkete gerekse eski şirket yetkilisi tarafından tescil işleminin işbu dava tarihine kadar yapılmadığını, usulune uygun yapılan olağan genel kurulu tescil etmemeyi seçen kötü niyetli şirketin , faaliyet raporları ve bilançoların görüşülüp, eski yönetim kurulu üyelerinin ibrasını konu alan 2.toplantıyı da bugüne kadar yapmadığını, halihazırda eski yönetim kurulunun ibra edilmediğini, davalı ile aslen 03/04/2020 tarihli olağan genel kurulda yeni yönetim kurulunun seçilmiş olmasıyla, yönetim ve temsil bakımından şirketle hiçbir ilişkisi kalmayan ve genel kurulu toplantıya çağırma bakımından eski yönetim kurulu üyesi sıfatı dahi kalmayan ... tarafından hukuka aykırı şekilde 25/06/2020 tarihinde yeniden yönetim kurulu seçimi gündemi ile bir olağanüstü genel kurul yapma kararı alındığını, işbu yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, hukuka aykırı şekilde eski şirket yöneticisi tarafından 25/06/2020 tarihinde Bakanlık temsilcisi ... gözetiminde batıl bir olağanüstü genel kurul toplantısının davacının da katılımı ve itiraz şerhleri ile gerçekleştirildiğini, 25/06/2020 tarihinde yapılan hukuka aykırı olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olarak seçilen ...'nun daha önceki görev süreleri için halihazırda hiçbir ortak tarafından ibra edilmediğini, dava konusu genel kurula davet yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu beyanla, öncelikle geçici kayyım atanmasını, dava konusu 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurulun ve alınan kararların batıl olduğunun tespitine, dava konusu genel kurulun batıl sayılmaması halinde, gündemin 1.ve tek madde olan ve davacının da itiraz şerhi bulunan maddesinin iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,davacının dava dilekçesindeki iddialarına konu alınan ve 3 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen olağan genel kurul toplantısının usule uygun niteliği haciz bulunmayıp, yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde olan 3 Nisan tarihli genel kurulun, toplantıya katılım sağlayamayan diğer pay sahiplerince de hukuki ihtilaf haline getirildiğini, davalı nezdinde 3 Nisan 2020 tarihinde usulüne uygun teşkil etmiş herhangi bir genel kurul toplantısı bulunmadığını ve 3 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen toplantı ve kararların yok hükmünde olduğunu, 3 Nisan 2020 tarihinde Covid 19 salgınının yarattığı fiziki durumun davacı tarafından kötüye kullanılmaya çalışılarak yok yükmünde bir genel kurul gerçekleştirilmiş gibi gösterilmekte, davalının faaliyet gösterdiği sektöre hakimiyeti ve deneyimi kuşkulu olan ve şirket ile hiçbir bağlantısı bulunmayan ... yönetim kurulu üyesi olarak atandığı iddia edilerek davacı tarafından ciddi finansal ve malvarlıksal kayba uğratılmaya çalıştıklarını, 3 Nisan 2020 tarihli genel kurul toplantısının davalı şirket ile Yunanistan'da mahsur kalan pay sahipleri arasında husumet yarattığını ve söz konusu pay sahiplerinin toplantının yokluğunun tespiti için davalı aleyhine İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/369 esas numarası ile dava açmış bulunduğunu, dolayısıyla davacı tarafın iddialarına temel alınan 3 Nisan 2020 tarihli genel kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların halihazırda çekişmeli nitelikte olduğunu, bu doğrultuda 3 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen toplantının geçerliliği ve iptal edilip edilmemesinin, davacının iddialarının değerlendirilmesini etkileyeceğini, bu nedenle İst 9 ATMdeki davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, 25 Haziran 2020 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun gerçekleştirilmiş olup, davacının da söz konusu genel kurula katılım göstermiş olduğundan çağrı usulüne aykırılık olduğuna ilişkin iddiasının tek başına iptal sebebi oluşturmadığını, davalı şirketin, yok hükmündeki 3 Nisan 2020 tarihli olağan genel kurul toplantısının husumete konu olması ve akibetinin belirsizliği üzerine, davalı şirketin organsız kalmaması, çalışanların mağduriyet yaşamaması ve şirketin telafi edilemez finansal kayıplara uğramaması için yeni bir olağanüstü genel kurul yapma kararı alındığını, şirketin bir önceki yönetim kurulu üyesi ... (... oğlu)nun genel kurul toplantısıyla seçildiğini ve 2 Şubat 2020 tarihinde süresi dolduğunu, süresi dolmuş olmasına rağmen TTKnun 410.mad gereği genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili olduğunu, 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının usulune uygun tebliğ edildiğini ve Bakanlık Temsilcisi önünde %100 katılımla gerçekleştirildiğini ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edildiğini, dolayısıyla usulune uygun gerçekleştirilmiş bu genel kurulun iptal sebebi bulunmadığını, davacının davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin taleplerinde de hukuki yararı bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/11/2021 tarih 2020/301 Esas - 2021/860 Karar sayılı kararında; "Dava, davalı şirketin 25/06/2020 tarihinde yapıldığı ileri sürülen olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğunun tespitine ilişkin tespit davası ile yine söz konusu kararların iptaline yönelik genel kurul karar iptaline ilişkin davadır.
Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı (...) ...'nun davalı şirkette %35,42 paya sahip hissedarı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, (... oğlu) ...'nun çağrı tarihinde genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili olup olmadığı, bir diğer deyişle yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti ve bu tespite dayalı olarak dava konusu 25/06/2020 tarihli (olağanüstü) genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı, dava konusu genel kurul toplantısının yoklukla malul olmadığına karar verilmesi halinde, Gündemin 3.maddesi olan (...) ...'nun yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin kararın iptal edilip edilmemesi noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Davalı ... Tic AŞ'nin cevap dilekçesinde, 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından önce gerçekleştirilen 03/04/2020 tarihli 2014-2018 ve 2019 yılları olağan genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğu iddia edilmiş ve bu hususta davalı şirkette pay sahibi olan ... tarafından 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yokluğunun tespitine, kabul edilmediği takdirde iptaline yönelik olarak İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/369 esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın ikame edildiğinin belirtildiği, anılan dosyanın incelenmesinde verilen kararın 08/06/2021 tarihinde kesinleştiği ve bu nedenle 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların geçerliliğini kaybettiği anlaşılmıştır.TTKnun 418.maddesinde "(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz.(2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir." denilmektedir. TTK'da yönetim kurulu üyelerinin seçimi için özel bir toplantı ve karar nisabı öngörülmediği için, yönetim kurulu üyelerinin seçiminde TTKnun 418.maddesi uygulanmaktadır. 25/06/2020 tarihli Genel Kurul Toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı yönünden yapılan incelemede; işbu genel kurul toplantısının pay sahiplerinin tümünün katılımıyla gerçekleştirildiği ve bu nedenle toplantı nisabı olan "sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı" şartının sağlandığı, genel kurul toplantısında temsil edilen 540.000 adet paya karşılık gelen 540.000 adet oyun mevcut olduğu, dava konusu edilen 3 nolu gündem maddesine ilişkin genel kurul kararının 191.291 adet olumsuz oya karşılık 348.709 adet olumlu oyla kabul edildiği, uyuşmazlık konusu kararın toplantıda temsil edilen oyların çokluğu olan 270.001 asgari nisabından daha yüksek bir oranla alındığı ve nedenle kanuni karar nisabına bir aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının, 2020/3 sayılı ve 25/05/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla ve yönetim kurulu başkanı/tek kişi yönetim kurulu üyesi sıfatıyla (... oğlu) ... tarafından yapıldığı, ...'nun çağrı tarihinde genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili olup olmadığı, yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunup bulunmadığına yönelik yapılan incelemede, 03/04/2020 tarihli tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağına göre, tutanağın 6 nolu maddesiyle görev süresi dolan (... oğlu) ...'nun görevinden alındığı, yerine 3 yıl süreyle ...'ın atandığı, ilgili genel kurul kararına dayalı olarak ...'ın görev kabul beyanı ve imza beyannamesinini imzalayarak 10/04/2020 tarihinde ve Beyoğlu ...Noterliğinde onaylattığı, noterce onaylanan bu belgeler ile 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilan edilmediği, hal böyle olmakla birlikte yönetim kurulu üyeliği sıfatının kazanılması, şirket iç organizasyonu bakımından ilgili kararın alınmasıyla gerçekleşmekte olduğu, bu nedenle 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına yönetim kurulu üyesi sıfatıyla çağrı yapmaya yetkili olan tek kişinin ... olduğu, davaya konu 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısına çağrının ise ... yerine (... oğlu) ... tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.
TTKnun 375/1-f maddesi uyarınca, genel kurul toplantılarının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesinin, yönetim kurulunun devredilmez görev ve yetkilerinden olup, yönetim kurulu dışındaki kişilerin genel kurul toplantısına yaptıkları çağrı yok hükmündedir. 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısına çağrıya yönelik 2020/3 sayılı ve 25/05/2020 tarihli yönetim kurulu kararı alındığı tarihte, tek kişi yönetim kurulu üyesi 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısıyla görev gelen .... Bu nedenle TTK madde 375/1-f ve TTK 390.madde uyarınca 2020/3 sayılı yönetim kurulu kararının, o tarihte yönetim kurulu üyesi olmayan kişi tarafından alındığı için yok hükmündedir. Her ne kadar 03/04/2020 tarihli genel kurulda ... yönetici seçilmesine ilişkin karar İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/369 esas sayılı dosyasında iptal edilmiş ise de, söz konusu kararın 03/04/2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararla TTKnun 445, 446.maddeleri uyarınca iptaline karar verildiği, mahkemece verilen iptal kararının hükmün verilmesi ve kesinleşmesi tarihinden itibaren sonuç doğurduğu, yani genel kurulda alınan kararların yokluk veya butlanına karar verilmediği sürece iptal edildiği tarihe kadar yürürlükte kaldığı, genel kurul kararlarının ilanını 3.şahıslar için önem arz ettiği, oysa şirket içi işlemlerde genel kurul kararı tescil ve ilan edilmemiş olsa da, sonuç doğurmaya devam edeceği, dolayısıyla 03/04/2020 tarihinde yönetici seçilen ... tarafından genel kurula çağrı işleminin yapılması gerektiği, oysa 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin çağrının görev süresi dolmuş ve yerine yenisi atanmış olması sebebi ile yönetim kurulu üyeliği sıfatı kalmamış (...oğlu) ... tarafından yapıldığı, dolayısıyla toplantıya çağrının yetkili olmayan bir şahıs tarafından yapıldığı yapıldığı, bu itibarla 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına çağrının usulsüz olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin tüm hissedarlarının katılması hususu dikkate alındığında bu toplantının TTKnun 416.maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurul niteliğinde olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre:
TTKnun 416.maddesine göre bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul toplantısı yapılabileceği ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alınabileceği düzenlenmiş ise de, 25/06/2020 tarihli genel kurulun fiziken tüm pay sahipleri temsil edilerek gerçekleştirilmiş olsa da pay sahiplerinin tümünün toplantı yapılmasına onay vermediği, toplantının iptal edilmesi gerektiğinin belirtildiği, 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısında tüm pay sahipleri hazır bulunmakla birlikte, davacı (Yosif oğlu) ...'nun toplantı yapılmasına itiraz ettiği ve bu itirazını genel kurul toplantı tutanağına yazdırarak ortaya koyduğu anlaşıldığından, 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısının TTKnun 416.maddesi ile düzenlenen çağrısız genel kurul toplantısına ilişkin şartları da taşımadığı, dolayısıyla (... oğlu) ... tarafından yapılan 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısına çağrı ve bu çağrıya dayalı olarak gerçekleştirilen genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş.'nin 25/06/2020 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 3. Maddesi ile karar altına alınan davalı şirkete ... T.C. Kimlik numaralı ... OĞLU ...'nun yönetici olarak seçilmesine ilişkin kararın ve bu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur."gerekçesi ile, "Davacının davasının KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş.'nin 25/06/2020 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 3. Maddesi ile karar altına alınan davalı şirkete ... T.C. Kimlik numaralı ...'nun yönetici olarak seçilmesine ilişkin kararın ve bu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun TESPİTİNE," karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı ... ("Davacı") tarafından Müvekkili ... Anonim Şirketi ("Davalı" veya "Müvekkil Şirket" veya "Şirket") aleyhine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde Şirket'in 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti veya iptali istemli davanın ikame edildiğini; davacının, işbu dava kapsamında, müvekkili şirket nezdinde 25/06/2020 tarihinde gerçekleştirilmiş olan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının hukuka aykırı olarak gerçekleştirildiğini iddia ederek, söz konusu kararın batıl olduğunun tespitini, aksi yönde karar verilmesi halinde ise kararın iptal edilmesini talep ettiğini ve ilk derece mahkemesinin haksız ve hukuki mesnetten tamamen yoksun kararında şirketin 25/06/2020 tarihinde yapılan genel kurulunda gündemin 3. maddesi ile karar altına alınan davalı şirkete ... T.C. Kimlik numaralı ... oğlu ...'nun yönetici olarak seçilmesine ilişkin kararın ve bu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verdiğini, Müvekkili şirketin 25/06/2020 tarihinde %100 oranda pay sahiplerinin ve bakanlık temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirdiği olağanüstü genel kurul toplantısınun usulüne uygun gerçekleştirildiğini ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescil edildiğini; bununla birlikte müvekkili şirketin işbu davaya dayanak gösterdiği 03/04/2020 tarihinde gerçekleştirilmiş olan genel kurul toplantısında alınan ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına dair kararın İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/369 esas sayılı dosyasında iptal edildiğini ve hatta bu kararın kesinleştiğini ve dolayısıyla davanın konusuz kaldığını, Davacı ...'nun (...), toplam sermayesi 270.000-TL tutarındaki 540.000 adet paya bölünmüş olan davalı şirkette 95.645,50 TL tutarında 191.291 adet pay ile %35,42 oranında hisseye sahip olduğunu, davalı şirketin mevcut hissedarlık yapısının aşağıdaki gibi olduğunu, PAY SAHİBİNİN ADI PAYLARIN TOPLAM İTİBARİ DEĞERİ (TL) PAY ADEDİ PAY ORANI ... (... oğlu) 34.450,95 68.900,70 %12,76 ... (... oğlu) 95.645,50 191.291,00 %35,42 ... 17.225,00 34.450,00 %6,38 ... 17.225,00 34.450,00 %6,38 ... 17.225,00 34.450,00 %6,38.. 88.228,55 176.458,30 %32,68 TOPLAM 270.000,00 540.000,00 %100 Davacının dava dilekçesindeki tüm iddialarını bağlamış olduğu 03/04/2020 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların hukuka aykırı olduğunu; müvekkili şirketin 4 Şubat 2020 tarihinde 3 Nisan 2020 saat 14:00'de gerçekleştirilmek üzere bir genel kurul toplantısı yapma kararı aldığını; ancak ülkemizde ve tüm dünyada pandemiye yol açan COVID-19un ilerleme-yayılma süreci, yüksek bulaşıcılığı, insan sağlığına yönelik önemli tehditler oluşturması sebebiyle tüm dünyada ve ülkemizde COVID-19a karşı pek çok önlemler alındığını; bu kapsamda, İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valilikleri ve ilgili kurumlara gönderilen aşağıdaki genelge ile Edirne ve Kırklareli'den Yunanistan ve Bulgaristan'a açılan kara ve demir yolu sınır kapılarının 18 Mart 2020 saat 24.00'den itibaren kapatılacağının açıklandığını, "Bu kapsamda; Yunanistan sınırındaki İpsala Kara Hudut Kapısı, Pazarkule Kara Hudut Kapısı, Uzunköprü Demiryolu Hudut Kapısı, Bulgaristan sınırındaki Kapıkule Kara Hudut Kapısı, Kapıkule Demiryolu Hudut Kapısı, Hamzabeyli Kara Hudut Kapısı, Dereköy Kara Hudut Kapısı yolcu giriş-çıkışlarına kapatılmıştır. Yunanistan anakarasından, Yunan adalarından ülkemize deniz vasıtalarıyla yapılan yolcu taşımacılığına yönelik seferler karşılıklı geçici olarak durdurulmuştur. Yukarıda değinilen hudut kapılarından veya deniz vasıtalarıyla ülkemize giriş yapmak isteyen Yunanistan ve Bulgaristan vatandaşları ile son 14 gün içerisinde bu ülkelerde bulunmuş üçüncü ülke vatandaşlarının ülkemize girişine 18.03.2020 tarihi saat 24.00'dan itibaren izin verilmeyecektir." Yunanistan ve Bulgaristan sınırındaki sınır kapıların kapatılmasıyla davalı şirketin Yunanistan'da ikamet eden ve söz konusu karar alındığı esnada Yunanistan'da bulunan pay sahipleri, ... 3 Nisan 2020 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan genel kurul toplantısına asaleten katılım sağlayamayacak hale geldiğini; 3 Nisan 2020'de gerçekleştirilmesi planlanan genel kurul toplantısına asaleten katılamayacak olan pay sahiplerinin, davalı şirketin İstanbul'da ikamet eden pay sahibi ...nu (... oğlu) yetkilendirerek katılım sağlamaya çalıştığını ancak söz konusu vekaletnamelerin, davacının kötü niyetli itirazları yüzünden Bakanlık Temsilcisi tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kabul edilmediğini; özellikle, ... (... oğlu)'nu yetkilendirdiği vekaletnamede "2020 yılı içerisindeki olağan/olağanüstü genel kurul toplantılarında temsil" yazmasına rağmen genel kurulun tam tarihinin yazmamasından bahisle davacının itiraz etmesi üzerine kabul edilmediğini, dava dışı diğer pay sahipleri katılamadıkları bu genel kurul toplantısına ilişkin iptal davası açmış olup bu davanın sonuçlandığını ve hatta kesinleştiğini; ihtilafın görüldüğü İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/369 E./2021/275 K. numaralı dosyanın gerekçeli kararında "TTK.nın 414/1 maddesinde "...adreslerini bildiren pay sahiplerine toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktıgı veya çıkacağı gazeteler iadeli taahhütlü mektupla bildirilir." hükmü mevcut olduğu; buna göre TTK.nın 414/1. maddesinde belirtildigi sekilde davacılara bildirim yapılmadıgı, ayrıca davacıların iadeli taahhütlü mektup gönderilmemesi sebebiyle, toplantıdan haberdar olsalar dahi gündeminden haberdar olmadıkları, COVID-19 pandemisi sartlarında Yunanistan'dan Türkiye'ye gelmelerinin mümkün olmadıgından toplantı öncesi bilgi alma haklarını kullanamadıkları ve davacıların davalı sirketteki toplam hisselerinin % 51,82 oldugu ve alınan kararları degistirme oranına sahip oldukları bu sebeple TTK.nın 445. ve 446. maddeleri gergince genel kurul toplantısında alınan kararların iptali gerektigi sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir." denilmek suretiyle 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptal edildiğini, davacının yetkili ve tek yönetim kurulu üyesi olduğunu iddia ettiği ...'ın yönetim kurulu üyesi olması gibi bir durumun ortada olmadığını; 03/04/2020 tarihli genel kurulda alınan kararların geçerli olması gibi bir durumun ortada olmadığını, ilk derece mahkemesinin İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin çok açık bir şekilde tespit ettiği olguları re'sen ve hakkaniyet gereği değerlendirmesi gerekirken hukuka aykırı bir karar verdiğini; davacının da hukuka aykırı kararı veren ilk derece mahkemesinin de tek çıkış/dayanak noktası olan 03/04/2020 tarihli genel kurulun İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/369 esas sayılı dosyasında da değinildiği üzere COVID-19 pandemisinin en kuvvetli ve sıkı tedbirlerinin uygulandığı 2020 yılı Nisan ayında genel kurul toplantısı yapılmasının diğer pay sahiplerinin Yunanistan'da bulunması, toplantı tarihi öncesinde sınırların kapatılması, sınırlar açık olsa dahi pandemi döneminde ülkeler arası seyahat etmenin zorluğu ve taşıdığı riskler, bazı pay sahiplerinin 65 yaş üstüne getirilen sokağa çıkma yasağına tabi olması gibi durumlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini,Ortada hukuken uygunsuzluğu gerek mahkeme kararıyla kesinleşmiş gerekse pay sahiplerinin çoğunun itirazı sebebiyle akıbeti belirsizleşmiş bir genel kurul toplantısı var iken, ilk derece mahkemesinin bu hukuki dayanaktan yoksun genel kurulu dayanak alıp "... dolayısıyla 03/04/2020 tarihinde yönetici seçilen ... tarafından genel kurula çağrı işleminin yapılması gerektiği..." şeklinde bir kanaate varmasının müvekkili şirket açısından kabul edilemeyeceğini; davacının Şirket pay sahiplerinin büyük çoğunluğunun COVID 19 pandemisi sebebiyle hazır bulunamadığı bir genel kurulda, şirket merkezi olan İstanbul'da dahi ikamet etmeyen, diğer pay sahiplerinin kim olduğu hakkında bilgi sahibi bile olmadığı ...'ı amiyane tabirle zorbalıkla yönetim kurulu üyesi olarak atayıp diğer pay sahiplerini şirket yönetimi ve temsili konusunda saf dışı bırakmayı amaçlayan kötü niyeti ve hukuka aykırılığı zaten Türkiye Cumhuriyeti'nin bir yargı birimi tarafından tespit edilmişken, bu tespit kesinleşmiş bir olguyken İlk Derece Mahkemesinin bunu tamamen göz ardı etmesinin, somut olaya eldeki bulgulara göre değerlendirmemesinin ve tüm pay sahiplerinin %100 katılımı olan 25/06/2020 tarihli genel kurulda alınan kararları batıl kabul etmesinin hukuki dayanaktan tamamen yoksun olduğunu, 25 haziran 2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının bakanlık temsilcisi önünde %100 katılımla gerçekleştirildiğini ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tescil edildiğini, toplantıya davacının da iştirak ettiğini, genel kurul toplantısı Bakanlık Temsilcisi gözetiminde %100 katılımla gerçekleşmiş ve bahsi geçen genel kurul toplantısında bir önceki Yönetim Kurulu üyesi ... (... oğlu) 3 yıllığına yeniden Yönetim Kurulu üyesi seçildiğini; yine 25 Haziran 2020 tarih ve 2020/5 sayılı Yönetim Kurulu kararı uyarınca ... (... oğlu) 3 yıllığına Müvekkil Şirketi şirket adı altında atacağı münferit imzası ile temsil ve ilzama yetkilendirildiğini ve ayrıca 1 yıllığına Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevlendirildiğini; 2 Haziran 2020 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ve Yönetim Kurulu toplantılarında alınan kararların, 30 Haziran 2020 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edildiğini ve 3 Temmuz 2020 tarih ve 10111 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini; Davaya konu olan 25 Haziran 2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın usulüne uygun gerçekleştirilmiş olup gerek Davacı taraf gerekse diğer pay sahiplerinin varlığında toplanmış bulunup genel kurulda alınan kararlar şirket hissedarlarının %100 mevcudiyeti sağlanarak alındığını; dolayısıyla, kanun ve ana sözleşmede yer alan nisaplara uygun olarak alınan genel kurul kararının batıllığına karar verilmesinin hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, 25 Haziran 2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısının kendi koşul ve şartları gözetilerek incelendiğinde, söz konusu genel kurul TTKnın 414. Maddesinde öngörülen çağrı usulüne uygun teşkil edildiğini ve toplantıda alınan tüm kararlar ınTTK ile Müvekkil Şirket ana sözleşmesinde öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığının görüleceğini; davacı tarafından talep edilmesi üzerine olağanüstü genel kurul toplantısına Bakanlık Temsilcisinin katılımı için başvuru koşulları ve usule dair tüm gerekliliklerin eksiksiz tamamlandığını ve genel kurul toplantısı Bakanlık Temsilcisi Şehval Kırıkın katılımıyla ve Bakanlık Temsilcisinin gözetiminde gerçekleştirildiğini, Davacı, geçerliliği dahi mahkeme kararıyla iptal edilmiş kendisinin kötü niyetli hareketleriyle Müvekkili Şirketteki diğer pay sahiplerinin pay sahipliği hakları ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirdiği yok hükmündeki bir toplantıyı, usulüne uygun gerçekleştirilmiş gibi göstermeye çalışarak %100 katılımlı ve Bakanlık Temsilcisi gözetimindeki bir toplantının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia etmekte olduğunu ve ilk derece mahkemesinin de bu hukuka aykırılığı kabul ettiğini; 25 Haziran 2020 tarihli işbu dava konusu Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan kararların, davacının tüm haksız itirazlarına rağmen İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde gerekli incelemelerden geçip kabul edilerek tescil edildiğini, TTK m. 447’de genel kurulunun butlan hallerinin düzenlendiğini; buna göre, genel kurulun pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı kararların batıl olduğunu; somut olayda bunların hiçbirinin gerçekleşmediğini, 25.06.2020 tarihli genel kurul toplantısına %100 katılım olduğunu, Tüm iddia ve dayanakların kaynağının 03.04.2020 tarihli genel kurul toplantısı mahkeme kararıyla iptal edilmiş olup zaten hiçbir zaman gerekli prosedürler uygulanarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edilmediğini, çoğunluk pay sahiplerinin rızasını en başından beri almadığını ve tüm kuralların yerine getirilerek 25.06.2020 tarihli genel kurul toplantısı yapılarak eksikliklerin giderildiğini; toplantı ve karar nisaplarına uyulmuş olması, kararların kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmaması, alınan kararın ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmesinin genel kurul kararının geçerlilik şartları olduğunu ve bunların hiçbiri dürüstlük kuralına aykırılık ve kötü niyet timsali 03.04.2020 tarihli genel kurul toplantısında gözetilmediğini, İleri sürerek, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 03.11.2021 tarihli, 2020/301E., 2021/860K. Sayılı kararı hukuka, yasaya ve usule aykırı olup karara karşı istinaf yoluna başvurduklarını, ilamın hüküm fıkrasına karşı tehir-i icra talepli olarak istinaf talebinde bulunduklarının tespitine, yerel mahkeme kararının ibraz etmekte oldukları istinaf sebepleri doğrultusunda kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespitine, aksi halde iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dava konusu toplantıda alınan kararların, toplantı çağrısının yasa ve esas sözleşmeye göre yetkili olmayan kişi tarafından yapıldığı gerekçesi ile, yoklukla malul olduklarının tespitine karar verilmiş, karar karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalı şirketin 03/04/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan altı numaralı karar ile davalı şirketin tek yönetim kurulu üyesi iken görev süresi sona eren (... oğlu)...'nun yerine ...'ın tek yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ancak eski yönetim kurulu üyesinin ihtarlara rağmen bu kararın tescilini sağlamadığını ve 25/05/2020 tarihinde tek başına aldığı yönetim kurulu kararı ile şirkete yönetim kurulu seçilmesi gündemi ile 25/06/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verdiğinin, bunun üzerine yapılan toplantıda (... oğlu)...'nun üç yıl süreliğine yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin ...'a ait olduğunu, yetkisiz kişi tarafından yapılan çağrı nedeniyle bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise toplantıda alınan üç nolu yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın çağrının usulsüz olması, 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısında ibra hususu ertelendiği için önceki dönemlere yönelik henüz ibra edilmemiş yönetim kurulu üyesinin tekrar seçilmiş olması nedenleriyle TTK'nun 445 ve 446 maddeleri gereği iptalinin gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı yan; 03/04/2020 tarihli toplantıya covid pandemisi nedeniyle sınır kapılarının kapanmasından ötürü asaleten katılamayan dava dışı ortaklar ... dava dışı (... oğlu)...'na verdikleri vekaletlerin davacı itirazı üzerine haksız olarak geçersiz sayılması nedeniyle bu ortakların toplantıya katılamadıkları, bu toplantıda alınan kararların bu arada ...'ın yönetim kurulu üyesi seçilmesi kararının batıl olduklarının tespiti olmadığı takdirde iptali talebiyle İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davanın derdest olduğunu ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, zira bu kararların iptali halinde ...'ın genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili olmadığının, görev süresi 02/02/2020 tarihinde dolan (... oğlu)...'nun TTK'nun 410 maddesi uyarınca genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili olduğunun anlaşılacağını, kararların yok hükmünde olduğu yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığını, toplantıya çağrının usulüne uygun olduğunu, gündemin üç nolu kararının iptali koşullarının da oluşmadığını savunmuştur. Dava konusu 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, şirket sermayesini temsil eden payların tamamının toplantıya katıldığı, TTK'nun 412 maddesi uyarınca toplantı ve karar nisabının oluştuğu, gündemin bir nolu kararının divan heyetinin seçimine, iki nolu kararının toplantı başkanlığına tutanağın imzalanması yetkisi verilmesine, üç nolu kararının (... oğlu)...'nun üç yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine ilişkin olduğu, tüm kararların 191.291 olumsuz oya karşılık, 348.709 olum oy ile ve oy çokluğu ile alındığı, davacının her üç karara ayrı ayrı muhalif kalarak muhalefet şerhlerini tutanağa geçirttiği anlaşılmıştır. 03/04/2020 tarihli, davalı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında, sermayeyi temsil eden payların %48'inin toplantıya katıldığı, bilanço ve kar zarar hesaplarının okunmasına ilişkin gündemin dört nolu maddesi ile yönetim kurulunun ibrasına ilişkin gündemin beş nolu maddesinin görüşülmesinin TTK'nun 420 maddesi uyarınca ertelendiği, gündemin altı nolu maddesi ile önceki yönetim kurulunun görev süresinin dolması nedeniyle ...'ın üç yıllığına yönetim kurulu üyesi ve şirketi tek başına temsile yetkili yönetim kurulu başkanı seçilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, bu toplantıda alınan karara karşı toplantıya katılamayan dava dışı ortaklar tarafından İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde kararların yok hükmünde olduklarının tespiti, aksi halde iptalleri istemi ile dava açıldığı, ilk derece mahkemesinin 2020/369 esas, 2021/275 karar sayılı ve 25/03/2021 tarihli kararı ile davanın kabulü ile 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verildiği, bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve kararın 21/05/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısına ilişkin 25/05/2020 tarihli yönetim kurulu kararının tek yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkanı sıfatıyla şirket adına dava dışı (... oğlu)... tarafından alındığı görülmüştür. Genel kurul toplantısına çağrının 05/06/2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazestesi'nde ilan edildiği, toplantı çağrısının şirket ortaklarına iadeli taahhütlü mektup ile gönderildikleri, davacıya ise Beşiktaş 1 Noterliğinin 02/06/2020 tarihli ve 13640 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğe çıkarıldığı, tebellüğ evrakı dosyada olmamakla birlikte davacının Kadıköy .. Noterliği'nin 08/06/2020 tarihli cevabi ihtarnamesine göre en geç bu tarihte tebliğin yapıldığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. TTK'nun 410/1 fıkrası uyarınca genel kurul, süresi dolmuş olsa bile yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Genel kurulun, yasaya ve esas sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından toplantıya çağrılması halinde, o genel kurulda alınan kararlar yok hükmünde kabul edilir. (bkz. Hasan Pulaşlı, Şirket Hukuku Genel Esaslar, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, Ankara 2021, s.
354.Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması da; genel kurulun toplanması için çağrı yapan kişi ya da kurulun toplantıya çağrı yapmaya yetkili olmaması halinde yapılan çağrının yok hükmünde olduğu, bu çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde olduğu yönündedir(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/1052 esas, 2022/763 Karar sayılı 01/02/2022 tarihli, 2015/3475 esas 2015/10856 karar sayılı, 21/10/2015 tarihli; 2005/14116 esas, 2007/5618 karar sayılı, 10/04/2007 tarihli kararı ). Dava dışı (... oğlu)...'nun 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısından önceki tek yönetim kurulu üyesi ve şirket yetkilisi olduğu ve görev süresinin 03/04/2020 tarihli toplantıdan önce dolduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ne varki 03/04/2020 tarihli toplantıda alınan ...'ın seçimine ilişkin genel kurul kararı İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/369 esas, 2021/275 karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu karar kesinleşmiş, dolayısıyla ...'ın yönetim kurulu üyesi sıfatını kazanmadığı sabit hale gelmiştir. Şu halde TTK'nun 410/1 fıkrası uyarınca şirket adına, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi, görev süresi sona ermiş olsa dahi, halen önceki yönetim kurulu üyesi (... oğlu)...'na aittir. Bu nedenle 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısına çağrının yasaya ve esas sözleşmeye göre yetkili kişi tarafından yapıldığı, aksi yöndeki mahkeme kabulünün yerinde olmadığı, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olmadıkları tespit edildiğinden, davacının bu toplantıda alınan gündemin üç nolu yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin kararın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmek gerekir. Davacı yanın ileri sürdüğü ilk iptal sebebi çağrının, çağrı tebligatı ile toplantı günü arasında iki haftalık süreden az süre olduğu yönündedir. Davacıya genel kurul toplantı çağrısının Beşiktaş .. Noterliğinin 02/06/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiği, ihtarnamenin davacıya 08/06/2020 tarihinde yani toplantı günü olan 25/06/2020 tarihinden iki hafta önce tebliğ edildiği, buna göre davacı yönünden TTK'nun 414/1 fıkrası uyarınca herhangi bir çağrı usulsüzlüğünden bahsedilemeyeceği, öte yandan TTK'nun "iptal davası açabilecek kişiler" başlıklı 446 maddesinde ise, bu davayı açma hakkının kimlere ait olduğunun düzenlendiği, TTK'nun 446/1-a bendine göre toplantıya katılıp olumsuz oy kullanan ve muhalefetini tutanağa geçiren pay sahibinin, olumsuz oy kullandığı kararlar ile ilgili iptal davası açabileceği, TTK'nun 446/1-b bendine göre; toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin de iptal davası açma hakkını kazanacakları, bu hükmün yalnızca iptal davası açma hakkı olanları düzenlemesi karşısında, çağrı usulsüzlüğünün tek başına iptal sebebi olmadığı, davacı tarafından ileri sürülen bu iptal sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2019/1941 esas, 2020/435 karar sayılı 15/01/2020 tarihli; 2016/6268 Esas, 2018/353 karar sayılı, 17/01/2018 tarihli; 2016/3299 esas, 2017/7390 karar sayılı, 19/12/2017 tarihli ilamları) Davacı tarafından ileri sürülen ikinci iptal sebebi, 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısında ibra edilmeyen eski yönetim kurulu üyesi (... oğlu)...'nun, yeniden yönetim kurulu üyesi seçilemeyeceği yönündedir. 03/04/2020 tarihli genel kurul toplantısının üç nolu gündem maddesinde 2016, 2017, 2018, 2019 yılları yönetim kurulu faaliyet raporlarının oylanmaksızın okunduğu, gündemin dört nolu maddesinde şirketin 2016, 2017, 2018, 2019 yılları bilanço ve kar zarar hesaplarının okunduğu, ancak davacı ortağın talebi üzerine finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların TTK'nun 420 maddesi uyarınca bir ay süre ile ertelendiği, gündemin beş nolu maddesi ile bilanço müzakereleri ertelendiğinden yönetim kurulunun ibrasının oylanmasının da ertelendiği, 25/06/2020 tarihli genel kurul toplantısında ise yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin karar alındığı, TTK'nun 413/3 fıkrası uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi ile ilgili sayıldığından, TTK'nun 420/1 fıkrası uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesi ertelenmiş ise yeni yönetim kurulu seçimi yapılamaz ise de; 03/04/2020 tarihli toplantıda alınan tüm kararlar İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/369 esas, 2021/275 karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olduklarından, ortada, finansal tabloların müzakeresinin ve buna bağlı olarak eski yönetim kurulu üyesinin ibrasının görüşülmesinin ertelenmesine yönelik alınmış kararlar da bulunmadığı, dolayısıyla TTK'nun 420/1 ve 413/3 maddelerinin dava konusu 25/06/2020 tarihli toplantının üç nolu kararı bakımından uygulanamayacağı, bu toplantının yalnızca görev süresi sona eren yönetim kurulu yerine yenisinin seçilmesi gündemi ile toplanmış olduğu, kararın toplantı ve karar nisabına uygun alındığı, 03/04/2020 tarihli toplantıda alınan kararların tamamının iptal edilmiş olması karşısında, yeniden seçilen eski yönetim kurulu üyesinin önceki görev dönemini kapsayan faaliyet yıllarına ilişkin finansal tabloların ve bu döneme ilişkin ibra hususunun şirket genel kurulunda hiç görüşülmemiş olduğu, dolayısında davacı iddiasının aksine, yeniden yönetim kurulu üyesi seçilen dava dışı (... oğlu)...'nun, önceki dönem faaliyetleri yönünden davalı şirket tarafından ibra edilmediğinden bahsedilemeyeceği, alınan kararda TTK'nun 445 maddesi uyarınca yasa ve şirket esas sözleşmesi ile dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürülen bu iptal sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile; yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davacının 25/06/2020 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti isteminin reddine, davacının 25/06/2020 tarihli genel kurulda alınan üç nolu kararın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.