14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/698
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/02/2021
NUMARASI: 2019/971 E. - 2021/102 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... AŞ arasında 13 yıla yakın bir süredir ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasında en son 26.11.2013 tarihinde ürün alım satımına ilişkin olarak çerçeve sözleşme ve fason üretim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelerle davacı tarafından davalıya kendi markalı ürünlerinden ve karşı tarafın marka hakkına sahip olduğu ... ürünlerden üretip teslim etmeyi taahhüt ettiğini, ticari ilişki davalı tarafın akdedilen sözleşme ve yapılan anlaşmalara aykırı davranışları ve ödemelerin vadesinde yapılmaması neticesinde sona erdiğini, davalının, davacının hakedişlerinden büyük miktarlarda haksız kesintiler yaptığını, vade sürelerine uyulmadığını, davalının, davacının üretimden kaynaklı fatura bedellerini haksız bahanelerle ödemediğini, ödenmeyen bu alacak tutarının 2.236.660,56 TL'sine ilişkin olarak davalının sözde ciro kaybı bedelleri adı altında fatura düzenlediğini ve bu miktarı davacının hak edişlerinden mahsup ettiğini, bunun haksız olduğunu ve taraflar arasındaki sözleşmelerde yeri bulunmadığını, 26.11.2013 tarihli fason üretim sözleşmesinin 13.maddesine göre şirketlerin üretim ile ilgili detay konuları içeren ayrı sözleşmeleri günün koşullarına göre karşılıklı mutabakata vararak yapabilip feshedebileceğini, ayrıca yine aynı tarihli çerçeve sözleşmenin 4.maddesinde emtianın, satıcı veya üçüncü kişi tarafından satıcının kabul ve taahhüt ettiği tarih, saat, miktar ve ambalajda teslim edilmesinin sözleşmenin asli unsuru olduğunu, bu maddelere göre davalı yanca ciro kaybı bedeli adı altında cezai şart uygulanabilmesi için sipariş konusunda her iki tarafın da mutabakata varması, davacı tarafından kabul ve taahhüt edilen tarih, saat, miktar vs. olması gerektiğini, oysa ki davacı tarafından davalının istemiş ve cezai şart uygulamış olduğu ürün ve miktarlarına ilişkin kabul veya taahhüt edilmiş bir sipariş miktarı, saati vs.bulunmadığını, yazışmalardan da anlaşılacağı üzere davacı yanca davalıya istemiş oldukları miktarda ürünü karşılayamayacaklarının iletildiğini, buna rağmen davalı tarafça ciro kaybı bedeli adı altında ürünlerin toplam sipariş miktarı üzerinden cezai şart hesaplanarak davacıya bildirildiğini, davalının her ne kadar davacının ürünleri gereği gibi süresinde teslim etmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle ciro kaybı bedellerine ilişkin olarak fatura düzenlese de davacının sözleşmeyi ihlal edebilmesi için öncelikle fiyatlarında günün koşullarına göre mutabık kalınan ürünleri üretmeyi, teslim etmeyi kabul etmiş olması, taahhüt ettiği tarih, saat, miktar ve amblaj olması gerektiğini, davacı yanca kabul edilmeyen siparişlerin sorumluluğunun davacıya yükletilemeyeceğini, haksız şekilde düzenlenen bu faturalara davacının KEP üzerinden de itiraz ettiğini, davalının 2.236.660,56 TL haksız kesintisi ile bu miktarın dava tarihine kadar işlemiş 136.022,96 TL faizi bulunduğunu, bu miktarın davalı yanca davacıya ödenmesi gerektiğini, davalının davacıya, bütçe destek dönüşü faturaları adı altında 53.999,94 TL tutarında fatura düzenlediğini, bu bedeli davacının hak edişlerinden düşerek bu tutarda eksik ödemede bulunduğunu, bu kesintinin tamamen sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, davacıya karşı bu şekilde bir fatura düzenlenmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde davacının davalıya jestiyon primi ödeyeceğine dair bir ibare bulunmadığını, bu sebeple davacnın hakedişlerinden haksız şekilde yapılan 53.999,94 TL tutarındaki kesintinin de davalı tarafça iadesi gerektiğini, gerek kurdaki dalgalanmalar gerekse hammade sıkıntısı nedeniyle zarar miktarının daha da artması neticesinde davacının 14.09.2018 ve 01.10.2018 tarihlerinde fiyat güncellemelerine gittiğini, ancak davalının 01.10.2018 sonrası üretilen ürünlere bu tarihli yeni fiyatlar üzerinden ödeme yapması gerekirken 14.09.2018 tarihli fiyatlar üzerinden ödeme yaptığını, dolayısıyla davalının davacıya 799.233,91 TL tutarında eksik ödeme yaptığını, oysa ki 26.11.2013 tarihli fason üretim sözleşmesinin 8. maddesinde ''şirketler üretim ile ilgili detay konuları içeren ayrı sözleşmeleri günün koşullarına göre karşılıklı mutabakata vararak yapabilir veya feshedebilir.'' dendiğini, davacının da bu maddeye dayanarak fiyat güncellemelerine gittiğini, 01.10.2018 tarihli yeni fiyatlardan sonra da davalının ürün sipariş ettiğini, ancak bu ürünlere ilişkin söz konusu 01.10.2018 tarihli fiyatlar değil 14.09.2018 tarihli fiyatlar baz alınarak davacıya ödeme yapılmasının yersiz olduğunu, bu sebeplerle toplam 799.233,91 TL tutarında oluşan bu fiyat farkının da davacıya ödenmesi gerektiğini, davalı tarafça davacının hakedişlerinden kesilen bir diğer kalemin ise ''... protein oranı prob.'' gerekçesiyle düzenlenen fatura bedelli olduğunu, davalının davacı yanca üretilip teslim edilen ... ürünündeki protein oranın olması gerektiğinden daha az olduğunu ileri sürerek davacıya 92.018,79 TL tutarında cezai şart niteliğinde fatura düzenlediğini ve bunu davacının hak edişlerinden tahsil ettiğini, bunun da sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, zira davalı tarafça ilgili ürünün protein oranı ile ilgili olarak herhangi bir test vb. işlem yapılmadığını, buna ilişkin olarak davacıya süresinde bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, bu sebeple bu miktarın da iadesi gerektiğini, davalının güncel fiyatlar üzerinden ve süreleri içerisinde ödeme yapmaması sebebiyle davalı tarafça sonraki tarihlerde sipariş edilen ürünlerle ilgili olarak üretim yapılmadığını, bu siparişlerin davalı tarafın söz konusu tutumu nedeniyle davacı tarafça kabul edilmediğini, ancak çok daha öncesinde aradaki ticari ilişkiye güvenilerek ilgili ürünlerin ambalaj ve malzemelerinin davacı tarafından hazır edildiğini, 412.438,08TL tutarında masraf edildiğini, yıllardır devam eden ticari ilişkiye güvenilerek bu şekilde yüklü bir masraf yapıldığını, neticesinde davalı taraftan kaynaklanan sebeplerle duran üretim nedeniyle davacının 412.438,08 TL tutarında zarar ettiğini, bu nedenle 412.438,08 TL tutarındaki alacağın da davalı yanca ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, ciro kaybı bedeli adı altında ödenmeyen 2.236.660,56 TL ile işlemiş olan 136.022,96 TL faizin, davalı tarafça davacıya bütçe destek dönüş adı altında ödenmeyen 53.999,94 TL'nin, fiyat farkı bedeli faturaları toplamı 799.233,91 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL'sinin, ... protein oranı prob.bedeli faturaları ile hak edişlerden kesilen 92.018,79 TL'nin ve bekleyen ambalaj ve malzemelerden dolayı ödenmesi gereken 412.438,08 TL tutarındaki alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL'sinin işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı tarafça ticari ilişkinin sona erme sebebi olarak davalı müvekkilinin sözleşme ve yapılan anlaşmalara aykırı davranmasını ve ödemeleri vadesinde yapmamasının gösterildiğini, ancak bunun doğru olmadığını, davalının, davacıdan mal alımı yaptığı gibi davacı ile, TPE nezdinde tescil ettirdiği bazı markalarına ait ürün gruplarının ... (...) üretimini yapmak amacıyla fason üretim sözleşmesi ve çerçeve sözleşmesi imzaladığını, davalının düzenlediği 2.236.660,56TL tutarlı ciro kaybı/cezai şart faturalarının haklı ve hukuki olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının da belirtiği gibi yaklaşık 12-13 yıl süren sözleşmeler, ticari teamül, mail yazışmaları ve iyi niyet çerçevesinde yürütüldüğünü, davacı ile alış fiyatının piyasada oluşan satış fiyatlarına göre belirlendiğini, yani piyasada satış fiyatları yükselirse alış fiyatlarının da yükseltildiğini, piyasadaki satış fiyatları düşerse alış fiyatlarının da aşağı yönlü revize edilerek ilerlendiğini, bu şekilde taraflar arasındaki ticari ilişki devam etmekte iken davacı 2018 yılının Eylül ayında piyasada satış fiyatlarında bir hareket yokken davalıdan ürün fiyatlarında fahiş ücret talebinde bulunduğunu, davacının mal üretimini durdurması halinde davalının hemen mal tedarik etmesi mümkün olmadığından davacının 14.09.2018 tarihli fiyatının fahiş olmasına rağmen kabul edilmek zorunda kalındığını, aradan 2 hafta geçtikten sonra davacının 01.10.2018 tarihinde ikinci kez fiyat artışına gitmek istediğini, istedikleri fiyat verilmez ise üretim yapmayacaklarını, istenilen fiyat verilse dahi eskisi gibi davacıya üretim yapmayacaklarını ancak 1/3 kapasite ayırabileceklerini ve önceden anlaşılan vadelerde çalışmayacaklarını davalıya ilettiklerini, davalının da 01.10.2018'deki ikinci fahiş fiyatı kabul etmediğini, buna ilişkin maillerin bulunduğunu, davacının ticari ilişkiyi sözleşmeye göre bir anda sonlandırma hakkı bulunmadığını, ... üretimde bir anda ticari ilişkinin sonlandırılmasının ticari teamül ahlak ve etik kurallarına da aykırı olacağının davacıya bildirildiğini, ticari ilişki sonlandırılacaksa en azından 3 ay daha ürün teslim edilmesinin davacıya bildirildiğini, ancak buna rağmen davacının davalıya üretim yapmayacağını bildirdiğini, davalının davacıya ... üretim(...) yaptırdığından ürettirmek istediği ürünü herhangi bir yerden bulma/alma şansı olmadığını, bunları sadece ve sadece davacıdan ya da anlaşıp çalışacağı başka bir firmaya ürettirerek elde edebileceğini, davacının, davalının aynı ürünleri üretecek yeni bir firma bulması için 3-4 ay gibi makul bir süre dahi vermediğini, ayrıca davacının sözleşmeyi 1 ay önceden fesih hakkı varken sözleşmeyi feshetmediği gibi davalıya verilen siparişleri teslim etmediğini, davalının davacıya Eylül, Ekim ve Kasım 2018 için siparişleri verdiğini, ancak davacının bu siparişleri teslim etmediğini/eksik teslim ettiğini, bunun üzerine davalının da haklı olarak çerçeve sözleşmesinin 8.maddesindeki ''Satıcı, bu sözleşme ve/veya eklerindeki yükümlülüklerinden herhangi birini ihlali halinde ve/veya siparişi verilen emtiayı şabit numuneye birebir uygun olarak ve/veya süresinde ve/veya eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde, Alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları sakh kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin %20'si tutarında cezai şartı derhal nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Cezai şartla tenkis mümkün ve muteber değildir. Sadece kısmi teslimat yapıldığı ve/veya emteada kısmi ayıplar bulunması veya sair herhangi bir yükümlülüğün kısmen ifası halinde de bu hüküm geçerlidir. Alıcının fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklıdır'' hükmü gereğince ciro kaybı bedeli ve cezai şart faturalarını düzenlemek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin devam etmekte olduğunu, davalının davacıya sadece 3 aylık bir dönem için siparişi kestiğini, davalının iyi niyeti olmasa davacıya bugüne kadar yine sipariş verip ve dolayısıyla kesilen cezai şart bedelinin 3-4 katı cezai şart faturası düzenleyebileceğini, davalının böyle bir hakkı olmasına rağmen davacının kötü niyetli tutumuna rağmen iyi niyetle hareket ettiğini, davacıya sadece makul bir süre için cezai şart faturası düzenlemekle yetindiğini, çerçeve sözleşmenin 4.maddesinde ''Emteanın, Satıcı veya üçüncü kişi tarafından Satıcının'' yazsa da bunun maddi hata ilc yazıldığını, doğrusunun ''Emtianın, Satıcı veya üçüncü kişi tarafından Alıcının'' şeklinde olduğunu, maddedeki satıcının ibaresinin alıcının olması gerektiğini, maddi hata ile yazıldığının aşikar olduğunu, davalı tarafından düzenlenen bütçe destek dönüş faturalarının yıl sonu büyüme faturası olduğunu, jestiyon pirimi olmadığını, davalının davacıya 31.12.2017 tarihinde bütçe destek dönüş faturaları yıl sonu büyüme faturası şeklinde kesildiğini, davacı tarafından da iş bu faturaların kabul edildiğini, davacının iş bu faturaları kabul ettiğinden iş bu faturalara daha önceden itiraz etmemesine/kabul etmesine rağmen davacının iş bu faturaları davaya konu etmesinin aradaki ticari teamüle aykırı olduğunu, ayrıca bu bedelin 53.999,94 TL değil, KDV dahil 26.999,95TL olduğunu, davacı ile yapılan Eylül ayındaki toplantıda davacının 14.09.2018 tarihinde belirlediği fiyat çok fahiş olmasına rağmen müvekkili davalı tarafından kabul edilmek zorunda kalındığını, ancak iki hafta sonra davacının tekrardan fiyat yükseltmek istediğini, ancak davalının 01.10.2018 tarihli fiyat güncellemesini kabul etmediğini, davacının 14.09.2018 tarihli fiyat güncellemesi zaten fahişken aradan iki hafta geçtikten sonra tekrardan fiyatlarını artırmasının izahı olmadığını, karşılıklı bir mutabakata varılamadığını, karşılıklı bir mutabakata varılmaması halinde ise son mutabakata varılan fiyat üzerinden ticari ilişkinin bugüne kadar devam ettiğini, davacının bu fiyat artışı iddiasını kabul manasına gelmemekle birlikte davacının zaten Eylül, Ekim ve Kasım 2018 döneminde davalı tarafından verilen siparişlerin sadece bir kısmını davalıya teslim etmiş olup bu kadar bir fiyat farkının afaki olduğunu, kaldı ki davacının kendisi 01.10.2018 tarihinden sonraki sattığı ürünlerde 15.09.2018 tarihindeki fiyat güncellemesi üzerinden fatura düzenleyeceğini yazılı olarak ilettiğini, faturaları da 15.09.2018 tarihli fiyatlardan düzenlediğini, 799.233,91 TL eksik ödeme yapılmadığını, ... ürünleri için davacıya cezai şart faturası kesileceği konusunda bilgi verildiğini, fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davalının, Türkak-Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite Tse Deney Ve Kalibrasyon Merkezi Başkanlığı Gebze Biyogenetik ve Gıda Laboratuvarı Müdürlüğü'ne 27.09.2018 tarih ve ... numara ile test/muayene yaptırdığını, davacının ürettiği ... ürününde de protein oranının az olduğunun ve ürünün belirlenen standartta olmadığının tespit edildiğini, taraflar arasındaki çerçeve sözleşmesinin 8.maddesinde ''siparişi verilen emteayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve/veya süresinde ve/veya eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde, alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları saklı kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin %20'si tutarında cezai şartı derhal nakden ve def'aten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir'' denildiğini, bu sebeple ... ürünü için cezai şart faturasının haklı olduğunu, davacının Eylül 2018'de fiyatları fahiş bir şekilde yükselttiğini, davalının ürünleri davacı şirkete ürettirmek zorunda olduğundan fahiş fiyatı kabul etmek zorunda kaldığını, iki hafta sonra tekrar artırmak istediğini, bu fiyatları kabul etsek bile önceden davalı müvekkiline ayırdığı fabrika kapasitesinin 1/3'ünü ayırabileceklerini, yani önceden ürettiği ürün miktarının ancak üçte birini üreteceklerini bildirdiklerini, davacının kısa süre içerisinde 2 kez fahiş fiyat artırımına gitmek istemesi, hatta 2.fiyat artışlarının müvekkil şirket tarafından kabul edilse dahi müvekkil şirkete önceden olduğu gibi mal üretmeyeceklerini, üretimi müvekkil şirket için üçte bire indireceklerini beyan etmeleri davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini ve müvekkilini zora sokmak ve zarara uğratmak kastı ile davrandığını açık bir şekilde gösterdiğini, davacının ticari ahlakla bağdaşmayan bu kötü niyetli tavrına rağmen davacıya karşı davalının iyi niyetle hareket ettiğini, davacı elinde ambalaj malzemeleri kaldığını müvekkil şirkete mail olarak bildirdiğinde davalının davacının mailine cevap verip kalan ambalajlar için üretim yapıp teslim edebileceğini bildirdiğini, davacının da elinde kalan ambalaj malzemelerinden ürün üretip teslim ettiğini, hal böyle iken davacının halen elinde ambalaj malzemesi kaldığını söylemesi ve müvekkil şirketten ambalaj bedellerini istemesinin hukuki olmadığını, davacının elinde kalan bir ambalaj malzemesi olup olmadığını bilmemekle birlikte elinde kalan bir ambalaj malzemesi var ise davalıya mal üreterek bu ambalaj malzemesini tüketme durumu varken, davacının halen elinde ambalaj malzemesi kaldığını iddia etmesinin abesle iştigal olduğunu, kaldı ki fason üretim sözleşmesinin 12.maddesine göre fason üretilecek ürünler ile ilgili ambalaj malzemelerinin ... tarafından temin edileceğinin hükme bağlandığını, bu madde gereğince de davalının hiçbir sorumluluğu ve herhangi taahhüdü bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, taraflar arasında yapılan ürün alım-satımına ilişkin ilişkiden kaynaklı alacak davasıdır.Dava dilekçesinde, ciro kaybı bedeli adı altında davalı tarafça ödenmeyen 2.236.660,56 TL nin ve işlemiş olan faizi 136.022.96 TL'nın, davalı tarafça müvekkili şirkete bütçe destek dönüş adı altında ödenmeyen 53.999.94 TL, fiyat farkı bedeli faturaları toplamı 799.233,91 TL'nin şimdilik 100.00 TL'sinin, ... protein oranı problemi bedeli faturaları düzenlenmek suretiyle kesilen 92.018.79 TL'nin ve bekleyen ambalaj ve malzemelerden dolayı ödenmesi gereken 412.438,08 TL tutarındaki alacaklarının şimdilik 100.00 TL'sinin işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmektedir.Davacı taraf dava dilekçesi ile alacaklarından yapılan kesintilerin iadesini ve önceden alınmış ambalaj malzeme bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Her ne kadar davacı taraf kesintilerin ödenmesini talep etmiş ise de, aslında yapılan kesintilerin haksız olduğu, bu nedenle sözleşme uyarınca üretip davacıya sattığı ürünlerin bedelini talep ettiği anlaşılmaktadır.Verilen siparişler, üretilen ürünler ve kesilen faturalar konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacının kabul etmediği ciro kaybı faturası, bütçe destek faturası, fiyat farkı faturasının 784.709,57TL'lik kısmı, ... protein oranına ilişkin faturaların davalı defterlerine kayıt edildiği ancak davacı tarafça ticari defterlere ve cari hesaba kayıt edilmediği bilirkişi raporu ile tespiti yapılmıştır.Davacı tarafın dava konusu ettiği ambalaj malzemelerinin bedeline ilişkin bir belge sunulmadığı ve bilirkişi raporuna göre bu ambalajların tedarik ve stokunda davalının sözleşmeye göre sorumlu tutulamayacağı, davacının bir zararının olmadığı bildirilmiştir.Davalının davacıya kestiği bütçe destek faturası, fiyat farkı faturası ve ... protein oranı faturaların miktarına ilişkin bir miktar uyuşmazlığı bulunmamaktadır. Bunların haklı mı haksız mı olduğu ihtilaflıdır.Ciro kaybına ilişkin faturayı davalı kabul edilmemiştir. Ciro kaybının hesap yöntemine ilişkin ise bilirkişi hesaplama yapmış, hem önceki yıla ilişkin, hem cari yıla ilişkin, hem de Kasım 2018 dönemine ilişkin seçenekli hesaplama yapılmıştır.Davalının önceki dönem siparişlerine ilişkin eksik üretim söz konusu ise de, verilen ve yerine getirilen siparişlerin eksiğini davalı taraf ihtirazi kayıtsız kabul etmiş olduğundan, sadece yerine getirilmeyen Kasım 2018 dönemi siparişlerinden kaynaklı ciro kaybı talep edebileceği derelendirilerek 206.520,38TL'lik ciro kaybı nedeniyle davalının tazminat talep etme hakkı olduğu değerlendirilmiştir.... protein oranına ilişkin ihbar ve tebliğ yapılmadığı iddia edilmiş ise de, davalı tarafça mail olarak bildirim yapıldığı ve taraflarca yazışmalar yapıldığı, bunun üzerine fatura kesildiği anlaşılmış ve davacının bu kalem kesintisine ilişkin iddiası kabul edilmemiştir.
Davacı tarafça tek taraflı olarak 16 gün sonra fiyat artışına gittiği ve davalının zincir market olması nedeniyle ürünleri kabul ettiği ancak sonradan fiyat farkı faturası kesildiği görülmüş olup, sözleşmeye göre fiyat artışın tek taraflı olamayacağı, davalının kabulüne bağlı olduğu, davalı zor durumda olduğundan faz2 fiyatından kabul ettiği ürünlere ilişkin sonradan fark faturası kesmesinin haklı olduğu, davacı tarafça kısmen kabul edilmeyen fiyat farkı kesintisinin de haklı olduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf bütçe destek dönüşü adı altında kesinti yapmış ise de, sözleşmeye ve oturmuş ticari örfe göre bunun davacının kabulüne bağlı olup, kesinti sözleşmeye aykırı olduğundan buna ilişkin davacının iddiası haklı görülmüştür.Bütün bu kalemler altında yapılan hesaplamaya göre; davacının ticari defterindeki cari hesap bakiyesinin 20/03/2019 tarihi itibarıyla 3.156.778,24 TL olduğu, davalının kesintilerinden haklı görünen 206.520,38 TL ciro kaybı, 92.018,79 TL protein sorunu, 784.709,57TL kabul edilmeyen fiyat farkı mahsup edildiğinden davacının alacağının 2.073.529,50TL olacağı, bu miktar üzerinden davanın haklı olduğu, geri kalan kısım yönünden talebin reddi gerektiği, cari hesap kesilip kat edilmediği ve mutabakat sağlanmadığından dava tarihi itirabıyla davacının faiz talep hakkının doğacağı ... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2.073.529,50 TL alacağın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısma ilişkin talebin sübuta ermediğinden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacıya karşı ciro kaybı bedeli adı altında kesilen cezai şart faturaların sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, 26.11.2013 tarihli fason üretim sözleşmesinin 8.maddesinde '' şirketler üretim ile ilgili detay konuları içeren ayrı sözleşmeleri günün koşullarına göre karşılıklı mutabakata vararak yapabilir veya feshedebilir..'' denildiğini, çerçeve sözleşmenin 4.maddesinde ise '' emteanın, satıcı veya üçüncü kişi tarafından satıcının kabul ve taahhüt ettiği tarih, saat, miktar ve ambalajda teslim edilmesi sözleşmenin asli unsurudur.'' denildiğini, her ne kadar gerekçeli kararda yalnızca 2018 Kasım ayına ilişkin cezai şart faturası düzenlenebileceği belirtilmiş ise de taraflar arasında akdedilen ilgili sözleşme maddeleri gereğince davalı tarafça ciro kaybı bedeli adı altında cezai şart uygulanabilmesi için sipariş konusunda her iki tarafın da mutabakata varması, davacı tarafından kabul ve taahhüt edilen tarih, saat, miktar vs. olması gerektiğini, oysa ki davacı tarafından davalı tarafın istemiş ve cezai şart uygulamış olduğu ürün ve miktarlarına ilişkin kabul veya taahhüt edilmiş bir sipariş miktarı, saati vs bulunmadığını, davalı, davacının ürünleri gereği gibi süre teslim etmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle ciro kaybı bedellerine ilişkin olarak fatura düzenlemiş olsa da davacının sözleşmeyi ihlal edebilmesi için öncelikle fiyatlarında günün koşullarına göre mutabık kalınan ürünleri üretmeyi, teslim etmeyi kabul etmiş olması, taahhüt ettiği tarih, saat, miktar ve amblaj olması gerektiğini, kabul edilmeyen siparişlerin sorumluluğunun davacıya yükletilemeyeceğini, akdedilen sözleşme hükümlerinin tarafların gerçek iradelerini yansıttığını, taraflarca imzalandığını, maddede maddi hata bulunmadığını, sundukları uzman görüşünde de davalının sözleşmenin 4.maddesine ilişkin iddiasının aksine alıcının ürünün miktarını, tarihi ve saatini kabul ve taahhüt edemeyeceğini, bu nedenle, davalının çerçeve sözleşmenin 4.maddesinin " Emteanın, Satıcı veya üçüncü kişi tarafından Alıcının" şeklinde anlaşılması iddiasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirkete karşı cezai şart faturası ancak ve ancak 122.100 koli üzerinden teslim edilmeyen siparişler üzerinden kesilebileceğini, davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılı Eylül ayı için 155.000 koli, Ekim ayı için 57.500 koli ürün üretilebileceği iletilmiş ise de yaşanan ham madde sıkıntısı nedeniyle söz konusu miktarların üretilemeyeceğinin anlaşıldığını, taraflar karşılıklı mutabakat ile Eylül ve Ekim ayı için belirlenen miktarları revize ederek toplamda 122.100 koli ürün üzerinden anlaşma sağladıklarını, mail yazışmalarında bu durumun açıkça ortada olduğunu, gerekçeli kararda da belirtildiği üzere davalı tarafından (kabul anlamına gelmemek kaydıyla ) ancak ve ancak 206.520,38 TL tutarında cezai şart faturası kesilebileceğini, ... ürününe ilişkin olarak süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak ayıp bildiriminde bulunulmadığını, ayıp bildiriminin TTK hükümleri gereğince usulüne uygun olarak yapılmadığını, ayrıca davalının cezai şart talep edebilmesi için, cezai şartın sözleşme ile kararlaştırılan asıl alacağa bağlı fer’i bir alacak niteliğinde olduğundan cezai şart talebinin haklılığı için müvekkilinin ayıptan dolayı sorumlu olması gerektiğini, çerçeve sözleşmesinin 7.maddesine göre, ayıp ihbar süresinin emtianın tesliminden itibaren altı ay olduğunu, ancak TTK m. . 23.1/b.(c)’de düzenlenen sürelerin hak düşürücü süreler olduğunu, hak düşürücü sürelerin kısaltılması ve uzatılması noktasında taraf iradelerinin rol oynamayacağını, 05.03.2018 tarihinde e-mail yoluyla bildirim yapılsa da e mail ile ayıp ihbarı olamayacağını, ayıp ihbarının noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiğini, bu sebeple ayıp bildirimini süresi içerisinde ve usulüne uygun yapmadığı sabit olan davalının kestiği 92.018,79 TL'nin de iadesine hükmedilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu, fiyat farkı bedeli faturaları adı altında yapılan haksız kesintilerin iadesi talebinin reddinin de hatalı olduğunu, 14.09.2018 ve 01.10.2018 tarihlerinde fiyat güncellemelerine gidildiğini, ancak davalı tarafça müvekkili şirkete 01.10.2018 sonrası üretilen ürünlere bu tarihli yeni fiyatlar üzerinden ödeme yapılması gerekirken 14.09.2018 tarihli fiyatlar üzerinden ödeme yapıldığını, oysa ki 01.10.2018 tarihinden itibaren yeni fiyatların geçerli olacağının davalı tarafa iletildiğini, davalının da bu fiyat artışından sonra yeni siparişler vermeye devam ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirketçe yeni fiyatlar baz alınmak suretiyle davalı şirkete üretim yapıldığını, ürünler teslim edildiğini, buna rağmen davalı tarafından 14.09.2018 tarihli fiyatlar baz alınarak ödeme yapılmasının taraflar arasındaki ticari teamüllere tamamen aykırılık olduğunu, fiyat artışları günün ekonomik ve piyasa koşullarına göre yapıldığını, her iki fiyat artışından sonra da davalı tarafça fiyatlar uygun görülerek müvekkilinden ürün sipariş edildiğini, buna rağmen fiyat farkı alacağı yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, elde kalan ambalaj bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini, davalının haksız yere düzenlemiş olduğu büyük miktarlarda cezai şart faturaları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin bitmesine sebebiyet verdiğini, davalının bu fiillerinin ticari ilişkinin müvekkil açısından çekilmez hale gelmesine bizzat sebebiyet verdiğini, müvekkilin de söz konusu bu ticari ilişkinin devamına yönelik duyduğu güven nedeni ile temin ettiği ambalajların elinde kalmasına neden olduğunu, bu nedenle Borçlar Kanunu m.112 uyarınca davalı tarafından müvekkili şirketin uğradığı müspet zararların karşılanması gerektiğini, davacı tarafından uzun yıllar süren ticari ilişkiye güvenerek temin edilen ambalaj bedellerinden davalı tarafın sorumlu olduğunu, davalının 15.11.2018 tarihinde davacıya gönderdiği e mailde " Bizim için üretilmiş ambalaj, ürün varsa tabi ki alacağız. Sizin yaptığınız gibi bir anda almıyoruz diyerek mağduriyet yaşatmayacağız " denilerek elde kalan ambalaj bedellerinden davalı tarafın sorumlu olduğunun açıkça davalının da kabulünde olduğunu, ambalaj bedelleri yönünde davanın kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçeli kararındaki gerekçesi ile ek raporun 4.alternatifinin birbiri ile çeliştiğini, hem kök raporda, hem ek raporda, hem de yerel mahkemenin gerekçeli kararında müvekkili tarafından düzenlenen ciro kaybı-cezai şart faturalarının çerçeve sözleşmesinin 8.maddesi ve yine fason üretim sözleşmesinin 9.maddesi gereğince haklı olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi ek raporunda 4 farklı alternatifli hesaplama olduğunu, 4 farklı hesaplama yapılmasının nedeninin davalının davacıya Eylül, Ekim ve Kasım 2018'de verilen sipariş miktarı ile ilgili olduğunu, mahkemenin 4.alternatifi baz alarak karar verdiğini, ancak 4.alternatifin sadece ve sadece davacının ürettiği ancak üretilen ürünler ... ürünler olduğu için ve davacının bunları başka bir yere satma durumu olmadığı için müvekkiline Kasım 2018'de teslim etmek istediği ürünlerle alakalı olduğunu, 3.alternatif tabloya göre sipariş miktarı konusunda uyuşmazlık olmadığının kabul edilmesi halindeki hesaplama yönteminin baz alınarak karar verilmesi gerektiğini, fason üretim sözleşmesinin 9.maddesinin açık ve net olduğunu, davalı tarafından verilen siparişleri davacının istenilen miktar ve istenilen zamanda eksiksiz bir şekilde teslim etmesi gerektiğini, davacının, davalının vermiş olduğu Eylül, Ekim ve Kasım 2018 siparişlerini teslim etmediğini, davacının teslim etmediği miktardaki siparişlerle ilgili ise davalının çerçeve sözleşmesinin 8.maddesindeki ''Satıcı, bu sözleşme ve/veya eklerindeki yükümlülüklerinden herhangi birini ihlali halinde ve/veya siparişi verilen emtiayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve/veya süresinde ve/veya eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde, Alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları saklı kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin %20'si tutarında cezai şartı derhal nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Cezai şartta tenkis mümkün ve muteber değildir. Sadece kısmi teslimat yapıldığı ve/veya emteada kısmi ayıplar bulunması veya sair herhangi bir yükümlülüğün kısmen ifası halinde de bu hüküm geçerlidir. Alıcının fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklıdır.'' hükmü doğrultusunda ciro kaybı/cezai şart faturası düzenlediğini, ciro kaybı/cezai şart faturalarının haklılığının hem bilirkişi hem de yerel mahkeme tarafından kabul edilmesine rağmen sadece ve sadece Kasım ayında eksik teslim edilen bir kısmının mahkemece kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin kararından davacının Kasım 2018'de 122.100-93.275-28.825 Koli eksik teslim ettiğinin anlaşıldığını, ancak davalının siparişi 2018 için 3.071.000 adet olduğunu, davalının davacıya verdiği tüm siparişleri eksiksiz teslim etmesi gerektiği husunun davacıya hem email olarak hem de noterden gönderdiği ihtarnameler ile bildirildiğini ve bu şekilde davalının, davacının mallarını ihtirazi kayıtlı olarak aldığını, davalının ... ürünleri başkasından alamayacağı için eksik teslimi kabul etmek zorunda kaldığını, davacının 01.10.2018'de 2.kez yapmak istediği fahiş fiyatın kabul edilemez olduğunu, çerçeve sözleşmesinin 8.maddesine göre müvekkili şirketin ihtirazı kayıt ileri sürmesi gerekmediğini, 2017 yılında müvekkili şirket tarafından düzenlenen bütçe destek dönüşü faturalarının yıl sonlarında çalışılan firmaların büyümelerine istinaden düzenlenen faturalar olduğunu, nitekim davacıya geçmiş yıllarda ... aksiyon desteği faturaları düzenlendiğini, iş bu faturaların davacı tarafından kabul edilip kayıtlarına alındığını, davacı ile ticari ilişkinin genel olarak sözleşmeler doğrultusunda devam ettiğini, ancak davacı ile 12-13 yıl devam eden ticari ilişkide ticari teamüller de uygulandığını, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede bütçe destek faturalarına ilişkin bir madde olmasa da geçmiş yıllarda buna benzer faturaların davacıya düzenlendiğini ve davacının da işbu faturaları kabul edip kayıtlarına aldığını, bunun bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmesine rağmen mahkeme tarafından işbu faturalarının kabul görmemesinin de usul, yasa ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.