5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2023/8724 E. , 2024/2380 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak üzerinden enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın irtifak hakkı karşılığının tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili 30.03.2023 tarihli tavzih dilekçesinde mahkeme kararının daha önce temyiz aşamasından geçtiğini, verilen kararda istinaf yolunun açık olduğunun gösterildiğini oysa ki kanun yolunun temyiz olarak gösterilmesi gerektiğini, ayrıca harç ve vekâlet ücretlerinin yanlış hesaplandığını belirterek bu konularda gerekli düzeltmelerin yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemenin 14.07.2023 tarihli ek kararı ile dosya kapsamından; davalı ...'ın kanun yoluna yönelik itirazlarının yerinde olduğu verilen kararın daha önce temyiz incelemesinden geçtiği, bu nedenle verilen son kararın istinafa değil, temyize tabi olduğu görülmüş, bu konudaki yanlışlığın düzeltilmesine karar verilmiş, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek Madde 4 üncü maddesi uyarınca harç ve vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığını iddia etmişse de vaki iddianın tavzih konusu olmadığı, tavzihe ancak açık olmayan birbirleri ile çelişik hükümlerin bulunması halinde başvurabileceği kanunun yanlış uygulanması durumunda tavzih yoluna gidilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiştir.
Ek karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dosyadaki bilgi ve belgelere kararın dayandığı gerekçelere göre Mahkemece verilen 14.07.2023 tarihli ek karar usul ve kanuna uygun olduğundan onanması gerekir.
Mahkeme kararı davacı ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada 1, 2, 3, 4 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden davalı kurum tarafından yüksek gerilim hattı geçirilmek suretiyle taşınmaza el atıldığını, el atma nedeniyle taşınmazın değerinin düştüğünü ileri sürerek hesaplanacak tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil kurumun kamulaştırma işlemleriyle ilgilenen birimi olan Tesis Müdürlüğünden konuyla ilgili bilgi istenildiğini ve ekteki cevapların gönderildiğini, buna göre, dava konusu yerin tesis işlemleri ... A.Ş zamanında yapıldığından, müvekkil kurumun elinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını; ancak kadastro tarafından tespit edilecek koordinatların gönderilmesi halinde, enerji nakil hattınının büyüklüğü, mülkiyetinin kime ait olduğu (..., ...) ve tescili istenecek alanın ortaya çıkarılacağının belirtildiğini, bu nedenle şimdilik, savunma ve delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle taşınmazla ilgili olarak keşif yapılması, alınacak bilirkişi raporu kapsamında koordinatlar belirlendikten sonra mahkemeye cevap verme süresinin keşif sonrasına kadar uzatılmasını talep ettiğini, taşınmaza uygun kıymet takdirinin yapılmasını, taşınmazın kıymetine etki edecek vasıfların mahkeme gözlemi yoluyla tespit edilerek keşif zaptına yazılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.09.2013 tarihli ve 2013/67 Esas, 2013/582 Karar sayılı kararı ile uzlaşma şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 17.09.2013 tarihli ve 2013/67 Esas, 2013/582 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare ve ihbar olunan idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile değiştirilen 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6 ncı maddesinin 10 uncu fıkrasında "Vuku bulduğu tarih itibari ile maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler.. bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır." hükmü getirildiğinden, davacı vekilinin dava açmakla uzlaşma istemediklerine ilişkin zımni iradesini açıkladığı dikkate alınarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 25.12.2018 tarihli ve 2014/336 Esas, 2018/415 Karar sayılı kararı ile davalı ...'a karşı açılan davanın husumetten reddine davalı ... Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bilirkişi incelemesi yaptırıldığı alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı ... Mahallesi, ... ada 1,2,3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların arsa niteliğinde olduğu, 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan emsal incelemesi yapılmaksızın soyut ifadelerle değer biçildiğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalı ...'a karşı açılan davanın husumetten reddine davalı ... Genel Müdürlüğüne karşı açılan asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...
vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen metrekare bedelinin çok düşük olduğunu ... hakkında husumetten ret kararının yerinde olmadığını ve buna bağlı olarak verilen yargılama giderlerinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesince özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, emsal incelemesinin hatalı olduğunu emsal kararlara göre bedel belirlendiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın irtifak hakkı karşılığının tahsili hususundadır.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “ usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına” karar verilmiştir.
4.2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4.Davaya konu taşınmaz arsa niteliğinde olduğundan 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince emsal kıyaslaması yapılmadan kesinleşen mahkeme kararında esas alınan bedele endesk uygulanıp karşılaştırma yapılmak suretiyle değer biçilmesi doğru görülmemiştir.
5.Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Mahkemesince verilen 14.07.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA,
2.Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacıdan ve davalı ... Genel Müdürlüğünden peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.