4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2021/29059 E. , 2024/6258 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında
1.Hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca iki kez 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2.Kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Hak yoksunluklarına ve verilen cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın, gerekçe içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, cadde üzerine katılan S.K.'ya hitaben sinkaflı sözler söylediği ve silahtan sayılan beyzbol sopası ile vurarak yaraladığı, araya giren diğer katılan ....'ya hitaben de sinkaflı sözler söylediği, böylelikle katılan S.K.'ya yönelik hakaret ve kasten yaralama suçları ile katılan ....'ya yönelik hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur. IV. GEREKÇE
Sanık savunması, katılanlar ile tanığın beyanları, adli rapor, olayın meydana geliş şekli ile tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın atılı suçu işlediğinin kabulüyle mahkumiyetine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve kasten yaralama suçu aleni hakaret suçuyla birlikte işlendiğinden basit yargılama usulüne tabi olmayacağı anlaşılmakla Tebliğnamedeki bu yöndeki bozma sebeplerine iştirak edilmemiş ve aşağıdaki bozma sebepleri dışında başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
1.Sanığın aşamalarda, katılan S.K.'nın kendisine hakaret etmesi üzerine tartışma çıktığını beyan etmesi karşısında; olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 129 uncu, kasten yaralama suçundan aynı Kanun'un 29 uncu maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2.Hükümden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesine “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmiş olması karşısında; sanık hakkında uzlaşma kapsamında kalan katılan ...ya yönelik hakaret suçu açısından, 6763 sayılı Kanun'un 35 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.(2) numaralı bozma sebebinin sonucuna göre;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın tartışma esnasında önce katılan S.K.'ya yönelik daha sonra araya giren diğer katılan ....'ya yönelik hakaret eylemlerinin aynı olay bütünlüğü ve kısa zaman aralığında gerçekleşmesi karşısında, sanığın hakaret eylemlerinin hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca tek ceza verilip bu cezanın aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeden, iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2024 tarihinde karar verildi.