11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/7152 E. , 2012/6038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen alacak davasından dolayı İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi’nce verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı davanın reddine dair hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresi içerisinde istenilmekle düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki kağıtlar okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 08.01.2008 tarihli akaryakıt bayiliği sözleşmesi uyarınca, davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine müvekkili şirket lehine 10.03.2024 tarihine değin intifa hakkı tesis edilerek keyfiyetin tapu siciline şerh edildiğini, ancak daha sonra Rekabet Kurulu tarafından konuyla ilgili tebliğ hükümlerinde değişiklik yapılarak süresi 5 yılı geçen anlaşmaların grup muafiyetine dahil edilmeyeceği ve edimlerin geçersiz hale geleceğinin öngörüldüğünü, bilahare 12.03.2009 tarihinde yayımlanan bir duyuru ile de 18.09.2005 tarihinden sonra akdedilen sözleşmelerdeki sürelerin tebliğ hükümlerine uygun hale getirilmemesi halinde 18.09.2010 tarihinden sonra grup muafiyetinden yararlanamayacaklarının öngörülmesinden ötürü, 06.03.2012 ila 10.03.2024 tarihleri arasındaki dönem için bedeli peşin ödenen intifa hakkından ve müvekkilinin kalıcı yatırımlar yapmasından ötürü davalının sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle 755.455 TL’nın davalıdan 12.03.2009 tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Rekabet Kurulu’nun kararının davacı yanca öğrenildiği 31.12.2008 tarihine nazaran davanın zamanaşımına uğradığını, öte yandan taraflar arasındaki sözleşmenin süresinin 17 yıl olup bu sürenin her iki yanı da bağlayıcı olduğunu, Rekabet Kurulu kararlarının ancak süresi kesin olarak sona eren sözleşmelerin tasfiyesi ile ilgili olup fesih söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin halen devam etmekte bulunduğu gibi taraflar arasında da bu hususta bir muaraza olmadığını, müvekkilinin kusurunun söz konusu olmayıp açıkça kötüniyetli olan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davası niteliğinde olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin halen yürürlükte ve geçerli olduğu, Rekabet Kurulu kararlarında sözü edilen 5 yıllık sürenin 2013 yılında dolacağı gibi intifa hakkı süresinin ise 2023 yılında biteceği, davacının 2012-2024 yılları arasındaki sebepsiz zenginleşme olgusuna dayalı olarak alacak talebinde bulunduğu, davanın zamansız açılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile hükmedilen vekalet ücreti yönünden davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1.Dava dosyasının Dairemize intikalinden sonra, yerel mahkemenin 21.3.2012 tarihli yazısı ekinde gönderilen dilekçe ile, davacı vekilinin temyiz isteminden feragat ettiği gözlenmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri niteliktedir.
Davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat için açıkça yetkilendirilmiş olduğu gözlenmiş, temyizden feragate ilişkin beyanının HMK’nun 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış olmakla, davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyizine gelince; mahkemece dava zamansız açılmış olduğundan bahisle reddedilerek, davalı yararına maktu vekalet ücreti tayin ve takdir edilmiştir. Bilindiği üzere, hukuki yarar bir dava şartı niteliğinde olup, alacak davaları bakımından davacının dava açıldığı anda muaccel bir alacağının bulunmaması halinde davada hukuki yararın varlığından söz edilemez. Bu durumda, mahkemece bu ilkeye uygun şekilde davanın reddine karar verilerek davalı yararına Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesinde yazılı olduğu şekilde maktu vekalet ücreti tayin ve takdir edilmesinde yasaya bir aykırılık söz konusu değildir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.