Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/381
Karar No
K. 2024/508
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO: 2021/381 Esas
KARAR NO: 2024/508
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ....
DAVALI: ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - Av. ....
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/09/2016
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
YAZIM TARİHİ: 07/08/2024
DAVA:

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; .... Şubesi’ne ait ... numaralı 16/10/2016 keşide tarihli, 813.000,00 TL tutarlı çekteki imzanın müvekkiline ait olmaması sebebiyle, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile .... E.sayılı takip dosyasının iptaline ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekilinin, cevap dilekçesinde kısaca; davaya konu çekteki imzanın davacıya ait olduğunu; çekin, davacının şahsî borcu için düzenlendiğini, imzalandığını ve davalıya verildiğini, davacının tek başına imza koyduğu çekten dolayı şahsî sorumluluğu bulunduğundan takip yapılabileceğini, bu nedenle davanın reddi ile %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini savunmuştur.

DELİLLER

1..... E. sayılı dosyası,

2.Dava konusu çek,

3.Bilirkişi raporu,

4.Tüm dosya münderecatı,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKÎ NİTELENDİRME

Dava,.... E. sayılı dosyası dayanağı çekteki imzanın davacıya ait olmadığı savına dayalı, menfi tespit ve takip iptali istemlerine ilişkindir. .... E. sayılı dosyasından; alacaklı ... vekili tarafından, borçlu ... hakkında, "... çek nolu, 16/10/2015 keşide tarihli, 813.000,00 TL" bedelli çeke dayalı olarak,

813.000,00 TL asıl alacak,

81.300,00 TL çek tazminatı (%10)

894.300,00 TL alacağın tahsili için "Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu" ile takibe geçildiği, izlenmiştir. İcra takibi dayanağı çekin: Banka : .... Şubesi Düzenleyen : ...&... Adi Ortaklığı, ... ...&... Lehtar : ... Düzenleme Yeri : Ankara Düzenleme Tar. : 16/10/2015 Meblağ : 813.000,00 TL Tutarlı olduğu, görülmüştür.

Davacı vekili, çekteki imzayı inkâr etmiştir.

İcra takibine yapılan imzaya itiraz davasında .... Mahkemesi'nce alınan .... 'nın 03/06/2016 tarihli ve ....'nin 14/02/2017 tarihli raporlarında, çekteki imzanın Davacı ... eli ürünü olduğu belirtilmiştir.

Ancak, icra mahkemelerinin sınırlı ve şekli inceleme yapmakla görevli olması sebebiyle bu raporlar bulunmasına karşın Mahkememizce yeniden imza incelemesi yapılmıştır. Bu nedenle .... Mahkemesi'nden istinabe yazılarak ....'nden seçilecek üç kişilik bilirkişiler kurulu aracılığıyla imza incelemesi yaptırılmıştır. Alınan üç kişilik bilirkişi kurulunun 15/11/2017 tarihli raporunda, dava konusu çekteki imzanın "kuvvetle muhtemel ..." eli ürünü olduğunu belirtmişlerdir. Kesin kanaat belirtilmesi yönünden yazılan talimat sonucunda alınan 21/03/2018 tarihli ek raporda, dava konusu çekteki imzanın ... eli ürünü olduğunu, mütalaa etmişlerdir. Bilirkişilerin ek raporundaki tespitleri, dosyadaki bilgilere, belgelere ve önceki raporlara da uyumlu olmakla Mahkememizce benimsenmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü davacıdadır. Davacı, imzanın kendisine ait olmadığını ispatlayamamıştır.

Davacı her ne kadar çeklerin adi ortaklıkta ortakların müşterek imzası ile tanzim edileceğini belirterek dava konusu çekin geçersizliğini ileri sürmüş ise de, yargılamaya konu çekteki imzanın davacıya ait olduğu konusunda herhangi bir ihtilâf bulunmadığı, çekte düzenleyen kısmında .... &... Adi Ortaklığı, ...&... yazılı ise de davacının kendi imzasından sorumluluğu bulunmaktadır.

Davacı ayrıca dava konusu çekin bedelsiz kaldığını da ileri sürerek dava dilekçesinde yemin delilini de göstermiş ise de bilahare bu delilden vazgeçmiştir. Somut olayda, dava ve takipkonusu çekteki imzanın Davacı ... eli ürünü olduğu ve davacının çekten ötürü sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, mahkememizce 26/06/2018 tarihinde davanın reddine karar verilmiş ise de,

Davacı vekilince istinaf başvurusu üzerine mahkememiz kararı, .... sayılı 21/05/2021 tarihli ilamı ile, Dosya incelendiğinde; davacı tarafın davalı tarafça icra takibine konu edilen çekin sahtecilik yolu ile alındığını, davacının davalıya çek bedeli kadar borcunun olmadığını iddia ettiği ve menfi tespit isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Davacı tarafın istinaf incelemesine konu menfi tespit davası dışında davalı hakkında sahtecilik eyleminden dolayı suç duyurusunda bulunduğu, bunun üzerine .... tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz üzerine .... Mahkemesince verilen ret kararı aleyhine .... kanun yararına bozma kararı verildiği, ... 31.12.2019 gün ve .... sayılı tebliğname ile kanun yararına bozma talep edildiği ... sayılı ilamı ile "…. müşteki ile şüpheli ...'ın iki ayrı adi ortaklık çerçevesinde iş yaptıklarını, ...'de yapılan ilk inşaat sonrası, ilk adi ortaklık sonlandırılmasına ve müşterek imza ile imzaladıkları ancak kullanmadıkları çeklerin şüpheli ... tarafından bankaya iade edilmesine karar vermelerine rağmen şüphelinin önceden imzaladığı ya da imzası taklit edilmiş olunan çeki başka şüpheli ...'a verdiği ve ... tarafından bankaya ibrazda çift imza kuralı nedeniyle ödenmese bile bir şekilde kesinleştirilerek icra takibine konu edildiği, yine taraflar arasındaki ikinci adi ortaklık sona ererken ortaklığa ait iki dairenin müştekiye devrine karar verildiği ve ödeme için müşteki tarafından bankaya talimat verildiği halde sonrasında meblağın bir kısmının nakit bir kısmının çek olarak ödenmesine karar verilmesine rağmen şüpheli ...'ın bu talimat ile takip başlattığı böylece diğer şüpheli ... ile aynı gün iki ayrı icra takibinin müştekiye karşı başlatıldığının iddia edildiği,

Dosya kapsamında menfi tespit davası gerekçeli kararı, bilirkişi raporları, müşteki ve tanık beyanları, elektronik posta çıktıları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özellikle şüphelilerden ...'ın detaylı savunmasının alınarak çeki ne şekilde ve niçin aldığının ortaya konulması, şüpheli ...'ın dosyada bulunan avukatının olaya dair beyanına başvurulması, müştekinin şüpheliler ile olan hukuk mahkemesi dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, çekteki yazı ve rakamların aidiyetinin müşteki ve şüphelilerin yazıları ile karşılaştırılması için ekspertiz raporu alınması, gerekirse ticari defter ve belgelerin temin edilerek, hukuk mahkemesi dava dosyalarında bulunmuyorsa çek ve talimat belgesi ile ilgili alacak borç durumunun bilirkişiye tespit ettirilmesi ve sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinden kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, itirazın reddine ilişkin ....

02/10/2018 tarihli ve .... değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA,..’’ karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır.

Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. Maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak ...’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Dolayısıyla ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Bu nedenle davalı sanık hakkındaki maddi olgunun tespitine ilişkin ... kararının hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde ceza mahkemesi kararının beklenmesinde hukuki yarar bulunmaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulü ile davalı aleyhinde görülen ceza davasının sonucu bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre davacı tarafın diğer istinaf itirazları bu aşamada değerlendirilmemiştir. Gerekçesiyle mahkememiz kararı kesin olarak kaldırılmıştır. Kaldırma kararı sonrasında mahkememizce yeniden taraf teşkili yapılmış, .... Soruşturma, .... Karar sayılı 01/02/2022 tarihli kararının incelenmesinden, savcılık tarafından daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması sonrasında yapılan soruşturmaya istinaden yeniden, Suçun dolandırıcılık resmi belgede sahtecilik (açığa imzanın kötüye kullanılması) olarak nitelendirilip suç tarihinin ve yerinin 2015 ....olarak belirtildiği, müştekinin davacı ..., şüphelilerin dava dışı .... ve davalı ... olduğu, ...'un şüpheli olarak alınan ifadesinde dava konusu çeki edinme sebebi olarak, "müştekinin yıldız evleri mahallesinde yapmaya başladığı lüks dairelerden birini 813.000,00 TL karşılığında anlaşarak aldığını, dairelerin henüz yapım aşamasında olduğundan parayı verip karşılığında müştekiden olaya konu 16/10/2015 vade tarihli çeki aldığını, daha sonra müştekinin dairesinin yapımı ve teslimi konusunda sıkıntılar yaşaması üzerine almış olduğu dairenin tapusunu istediğinde tapuyu veremediğini parayı da iade etmeyince çeki icra takibine konu ettiğini" ifade ettiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere savcılık tarafından yapılan soruşturma takipsizlikle sonuçlanmış itirazın ilgili sulh ceza mahkemesince reddi sonrasında verilen bu karar kesinleşmiştir. Bu nedenle davalı (şüpheli) ... ile ilgili mahkememiz yönünden bağlayıcı herhangi bir maddi olgu tespiti yapılmamıştır. Davacı yanca, davanın esasına ilişkin görüş ifade eden 20/09/2023 tarihli hukukçu tarafından kaleme alınan "hukuki mütalaa" başlıklı uzman görüşü dosyaya sunulmuş olup, mütalaa da dava ile ilgili TTK'nın ilgili maddeleri yer verilerek görüş ifade edilmiştir. .... sayılı 07/12/2007 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, "... uygulaması ile işlerlik kazanan talil hususu ancak borcun nedeninin senet üzerinde gösterilmiş olması halinde ve bonolarda uygulanması mümkün olup, hukuki maiyeti itibariyle bir ödeme aracı olan çekte uygulanması mümkün değildir. Daha öncede açıklandığı üzere çekteki imza davacıya ait olup, çekişme, çekin sahtecilik yoluyla alınıp alınmadığı, davacının davalıya çek bedeli kadar borcunun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Davalı, çekin davacıdan satın alınan ev karşılığı verilen nakit paranın teminatı olarak alındığını öne sürmüştür. Davacının inşaat işi ile iştigal ettiği sabit olup, davalının bu nedenle çekin keşide tarihide dikkate alındığında, davalıdan ev satın aldığı ve tapusunu devir alması halinde iade etmek üzere dava konusu çeki teminat olarak aldığı savunması mahkememizce samimi bulunmuş, davacı tarafça davalıya ev satıp tapuda devir işlemi yapıldığı yönünde herhangi bir iddia da bulunulmamış olmakla,

İddia, savunma, taraflarca dayanılan deliller, savcılık takipsizlik kararları ve tüm dosya bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının inşaat işi ile uğraşan davacıdan ev satın aldığı, satın alınan evin devrinin gerçekleşmesi halinde iade edilmek üzere verilen nakit para karşılığı dava konusu çekin alındığı, evin devri ve teslimi gerçekleşmemekle teminat olarak alınan çekin bedelinin davacıdan tahsili koşullarının oluştuğu anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde kanaat edinilmekle davanın kabulü (dava aşamasında infaz edilecek şekilde tedbir kararı verilmiş olmakla davalı yararına tazminata da hükmedilmek suretiyle) cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın reddi ile,

İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca 176.860,00 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 10.468,51 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 3.420,00 TL ve 1.390,00 TL toplamı 15.278,51‬ TL'den mahsubu ile artan 14.850,91 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine, ‬Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT'si uyarınca hesaplanan 119.430,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı kalması halinde bildirilecek hesap numarası olur ise hesaba, hesap numarası bildirilmez ise gider avansından karşılanmak koşulu ile posta havalesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair, Davacı Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. ... 'un yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog