Esas No
E. 2024/6390
Karar No
K. 2024/7781
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/6390 E.  ,  2024/7781 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/3164 E., 2023/3254 K.
KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Finike Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2022/718 E., 2023/125 K.

Taraflar arasındaki iş kazası olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerin ... ...'in yasal mirasçıları olduğunu, muris ...'in, 2004 yılında Turunçova'da bulunan iki katlı binasının üzerine bir kat daha yaptırmak istemiş ve bu işin yapımı için inşaat ustası davalı ... ile götürü usulde anlaştıklarını, Anlaşma gereği davalı ... binanın üzerine üçüncü kat çıkacak, bunun karşılığında ... davalıya götürü ücret ödeyeceğini, 27.06.2004 günü davalı ... bu inşaatta çalışmakta iken, düşmüş ve yaralandığını, Akabinde Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/20 Esas sayılı dosyası ile davacı müvekkillere karşı tazminat isteminde bulunduğunu, yargılama sırasında alınan Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 05.10.2020 tarihli raporunda yaşanan kazanın iş kazası olduğu söylediğini, davalı ...'un muris ...'in işçisi olmadığından aralarında işçi işveren ilişkisi kurulmadığını bahse konu raporun hatalı olduğunu, davalı ... ile muris ... arasındaki ilişki hizmet sözleşmesi değil, eser sözleşmesi olduğunu, somut olayda davalı ile muris arasında işçi-işveren ilişkisi veya düzenli aylık ödemeye bağlı çalışan ilişkisi bulunmadığını, Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/20 Esas sayılı dosyasına sunulan Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 05.10.2020 tarihli raporunda davalının beyanları yer aldığını, Davalı yıllardır kalıpçılık işi yaptığını söylediğini, davalı serbest çalışan olduğunu, nitekim davalının sigorta kaydı değil, Bağ-Kur kaydı bulunduğunu belirterek davalı ...'un 27.06.2004 günü geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olmadığının tespitine ve Kurum tarafından hazırlanan 05.10.2020 tarihli raporun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 05.10.2020 tarihli raporu ile de söz konusu kazanın iş kazası olduğu tespit edildiğini, somut olayda, davalı ve muris arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunu, bir işin yapımı için diğer davalı ile anlaştıklarını, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 05.10.2020 tarihli raporu ile de söz konusu kazanın iş kazası olduğu tespit edildiğini belirterek iş bu davayı kabul etmediklerini, davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisi ... ...'in işveren, davalı müvekkilin ise işçi olduğu hususu gelinen aşama itibariyle tereddüt barındırmadığını, tazminat dosyasının safahatına bakıldığında eski esası olan 2009/200 E. Sayılı dosyada davanın "haksız fiile" dayanarak açıldığı ve yargılama neticesinde 28.02.2018 tarihli gerekçeli karar ile haksız fiilden ötürü davacılar aleyhine tazminat hükmedildiği görülmektedir. Kararın istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2018/1666 E. ve 2018/2394 K. sayılı kararı ile davaya konu olayın iş kazası olduğu; iş kazasından kaynaklanan tazminat davası olarak yürütülmesi gerektiği; iş kazası durumundan uygulanması gereken prosedür ve usullere uyulmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesinin kararı ortadan kaldırıldığını, dolayısıyla istinaf mercii, yaptığı değerlendirmede olayın iş kazası olduğu konusunda görüş bildirdiğini, Bu doğrultuda başlayan yeni yargılama sırasında usul gereği SGK tarafından olay, inceleme ve değerlendirmeye alınmış; nihayetinde 05.10.2020 tarihli denetmen raporuyla dava konusu olayın, istinaf merciinin değerlendirmesinde olduğu gibi iş kazası olduğu tespit edildiğini, davalı müvekkil çalışma şartları içerisinde hiç bir zaman bağımsız olmadığını, her ne kadar müvekkilin işinin kapsamı belli olsa da ... işveren ...'in emir ve talimatları çerçevesinde hareket ettiğini, Bağlı çalışmasının yanında işverene ait iş yerinde bu hizmeti sunduğunu, inşaat işinin belli bir kısmını yapmak üzere hizmet vermiş ve hizmetin tamamlanması aşamasına kadar olası bir zararın sorumluluğunu üstlenmediğini, inşaat malzemelerini işveren ... tedarik ettiğini, beton dökümü ile ilgili anlaşmayı bizzat işveren kendisi yapmış ve organize ettiğini, yapılan yapıya ilişkin izin ve ruhsatları almak yine işveren ... sorumluluğunda olduğunu, tüm bu hususlar SGK inceleme raporunda, ceza dosyasında toplanan delillerde, tazminata ilişkin dosyada toplanan delil ve beyanlar ile sabit olduğunu, davalı müvekkilin bu çalışmadaki rolü en kaba tabirle işçilik olduğunu, davalı müvekkil, işçi olarak çalıştığı inşaatta davacılar murisi işverenin anlaşma sağladığı beton firmasının şoförünün işini gereği gibi yapmaması neticesinde 3. kattan aşağıya düşmüş ve işverenin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almaması sebebiyle de malul kaldığını, iş kazası özetle bu şekilde gerçekleştiğini, taraflar arasındaki ilişkiyi eser sözleşmesi kapsamında değerlendirmek ne hukukla ne de vicdanla bağdaşmadığını, mahkemenizin re'sen göz önünde bulunduracağı sebepler ile davacıların haksız tespit taleplerinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tüm dosya kapsamı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; tanık ...'nün; "ben davacıyı inşaatında çalışmam olmam nedeniyle tanırım, davalıyı da davacının inşaatında davalı ... ile çalışmış olmamız nedeniyle tanırım, biz davacının inşaatında yevmiye usulü çalışmıştık, davalı da yevmiye usulü çalışmıştı, bize tüm inşaat malzemelerini alet ve gereçlerini ... getirirdi, ... beni buldu, hasan usta şu evin üst katına kolonları dikelim dedi, toplu bir para olarak anlaşmadık, günlük yevmiye usulü anlaştık, ben ve davalı kolonları dikerken davalı iş kazası geçirdi, bizim belli bir saatimiz yoktu, sabah 08:00'de işe başlardık öğlen 12:00-13:00 gibi öğle yemek yerdik ve 17:00-18:00'a kadar çalışırdık her gün aşağı yukarı bu şekilde çalışırdık, ancak aramızda önceden de tanışıklığımızdan dolayı bir arkadaşılığımız vardı işe geç gelmemize ya da erken bırakmamıza karışmazdı, ancak biz götürü usulü anlaşmadık günlük yevmiye olarak anlaştık ...'nin de toplu verecek parası yoktu, inşaat belli bir aşamaya geldikten sonra tekrar görüşecektik devam edip etmeyeceğine o zaman karar verecektik ancak bu iş kazası olunca olmadı, başta para bile ödenmedi, mesela biz gidecektik, işimizi yapacaktık iş kaç günde ve ne kadar masrafla biterse hesap görecektik ona göre ödenecekti, ama çalışmamızdan kısa bir süre sonra kaza olduğu için para hususu da sonradan görüşülemedi, biz zaten inşaatta 5-6 gün anca çalıştık, bu kaza oldu, davacı çalışırken bize emir ve talimat vermedi... Örneğin ben bir inşaat ustası olarak 4 duvar bir depo yapımı için biriyle anlaştığımda götürü ücret olarak örneğin 5 bin TL isterim, ancak bu 5 bin TL'nin içinde yalnızca benim işçilik ücretim vardır, işin yapılması için gereken çimento, demir, vb tüm araç gereçleri iş sahibi bana temin eder, götürü usul bu şekilde diye bilirim ancak ben götürü usulde hiç çalışmadım, ...'yle de aramızda dostluk olduğu için ücret henüz konuşmamıştık ama ben beden gücümün karşılığı olan ücreti talebi ederim, çimentoyu demiri ve tüm araç gereci bize ... sağlamıştı, davacı benim çırağımdır ama o da bu işte artık ustadır, para almış olsaydık yarı yarıya bölüşecektik, normalde finike yöresinde inşaat yaptıran iş sahiplerinin çok azı inşaat işçilerine sigorta yapar ancak dava konuya inşaatta ... bize sigorta yapmak istese de yapamamış olma ihtimali yüksek zira dediğim gibi inşaata başlar başlamaz 4-5 gün içerisinde kaza oldu, yaptığımız inşaatta herhangi bir doğal afet gibi ya da bunun gibi bir zarar gelirse bu zarara iş sahibi katlanır," şeklinde beyanda bulunduğu, beyanından davalının yalnızca emeği karşılığı bir ücret ödeneceği hususunda anlaşıldığı, sözleşmenin konusu inşaatın ne şekilde teslim edileceğinin de tam olarak kararlaştırılmadığı, bir süre çalışma sonucunda gelinen aşamaya göre çalışmaya devam edip etmeyeceklerinin tekrar görüşüleceğini beyan ettiği tanığın beyanından ve yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde davalının yalnızca emeği için bir para ödendiği, belli bir eserin teslimi noktasında taraflar arasında net bir anlaşma olmadığı, yapılan anlaşmadan inşaatın yapımı sırasında meydana gelme ihtimali bulunan deprem vb kazalardaki inşaatın hasarına davacıların murisinin katlanacağının anlaşıldığı ve bu nedenle tarafların arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olduğu kanaatine varılmıştır. Yine tanık ... beyanında; "Muris ... benim komşum olması nedeniyle tanırım, ... amca babamla aynı zamanda yakın arkadaştı, ... amca babama inşaatının yapımın götürü usulde davalıya verdiğini babama ve bana söyledi, davalı da ... ile beraber inşaatın kabasını yapmaktaydılar, ben olayda ücretin tam olarak nasıl ödendiğini bilmiyorum ancak her zaman yapıldığı üzere bu tür inşaat yaptırılırken biz öncelikle biz biraz peşinat veririz kalanını da işin bitiminde öderiz, ancak davadaki tarafların ücret hususunda nasıl anlaştıklarını bilmiyorum, ben taraflar götürü usulüyle anlaşmışlar, biz de götürü usulde inşaat yaptırdık, örneğin işçi beton lazım der inşaatı yapan gider parasını öder betonu getirtirir ya da bunun gibi inşaat yapımında gerekli malzemeleri işçi söyler inşaatı yaptıran kişi de temin eder, bu inşaat benim iş yerimin tam karşısındaydı, işçiler inşaata başladılar ve düzenli olarak şantiyeye gelip inşaatın kaba kalıp işini yaptılar ama işçilerin arada 2-3 gün inşaata hiç gelmedikleri de olurdu, ... bize iş bitiminde parayı vereceğini söyledi, ben davalı ...'ı inşaatçı olması sebebiyle tanırım, ...'un birlikte çalıştığı ...'nün dava konusu inşaattan başka inşaatları da götürü usulde alıp yaptığını ben bizzat biliyorum, davalı da ... ile birlikte yapılan inşaatlarda çalışırdı, ancak ben ... ve ...'un kimin inşaatını şu anda hatırlamıyorum, ben kimden talimat aldığını duymadım ancak ustası ... olduğu için ondan talimat alıyordur diye tahmin ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, beyanından tarafların götürü ücret üzerinden anlaştıklarını yalnızca bu götürü ücretin yalnızca işçinin/ustanın emeğinin karşılığı bir ücret olduğu, inşaatın yapımı için gerekli tüm malzeme ve alet edevatın inşaatı yaptıran kuşu tarafından karşılandığını, olma davalının yalnızca emeği karşılığı bir ücret ödeneceği hususunda anlaşıldığı ve bu nedenle tarafların arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olduğu kanaatine varılmıştır. Yine tanık ...; "muris ... benim amcam olur, benim evime dava konusu inşaat karşılıklıdır, bu nedenle davalının, davacıların murisi ... ... inşaatında çalıştığını görüyordum, ...'in inşaatında inşaat ustası ... de çalıştı, seneler önce ...'ye babam da inşaat yaptırmıştı, ben ücret konusunda nasıl bir anlaşma yapıldığını bilmiyorum, ben tarafların pazarlık yaptığına bizzat şahit olmadım ancak davacı amcam ...'den duyduğum kadarıyla taraflar evin inşaatını m2'si belli olduğundan götürü usulde anlaşmışlar ... bana bu şekilde söyledi, işçiler benim gördüğüm kadarıyla inşaatı düzenli bir şekilde gelerek yaptılar ancak arada gelmedikleri oldu mu ben bunu bilmiyorum yani davalı her gün inşaata geldi mi bunu ben bilmiyorum, davalının ve diğer işçilerin düzenli bir çalışma saati, mesai saatleri var mıydı ben bilmiyorum zira ben sürekli evde bulunmadığım için onların her gün işe kaçta başlayıp kaçta bıraktıklarını takip edemem ancak davalı ve diğer işçiler yevmiyeli ya da aylık maaşlı olmadığı için işe başlama ve işi bırakma saatlerini kendileri ayarlıyorlardır diye tahmin ediyorum, ben ... ... işçilere inşaata gelme ve inşaattan ayrılma gibi bir saat belirlediğini hiç duymadım, ben davalının çalışırken kimden talimat aldığını bilmiyorum," şeklinde beyanda bulunmuş ancak tanığın beyanından herhangi bir kanaate varılamamıştır.

Neticeten; davaya konu inşaatın yapımında taraflar arasında götürü ücret üzerinden anlaşıldığı ifade edilmiş olsa da söz konusu götürü ücretin açıklattırılması ile yerel halk arasında yalnızca davalının emeğinin karşılığı ücretin toplu olarak ödenmesi manasına geldiği, inşaatın yapı için gerekli malzeme, alet ve edevatın iş sahibi tarafından temin edildiği, yine yapılan anlaşmada teslim edilecek inşaatın tam olarak özellikleriyle belirtilmediği yapılan çalışma ve gelinen aşamaya göre devam edilip edilmeyeceğinin taraflar arasında yeniden görüşüleceği anlaşıldığından davacıların murisi ile davalı arasında hizmet ilişkisi bulunduğu kanaatine varılmış ve davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunmadığını, olayın bir iş kazası olmadığını, davalı tarafın da bu durumun kabulünde bulunduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... somut olaya bakıldığında, olay ile zarar arasındaki uygun illiyet bağının tam olarak kurulduğu belirgin olup, alınan tanık beyanları, iş kazasına yönelik Kurum tahkikat dosyası içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu görülmüştür.

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, iş kazası olmadığının tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.