5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, otel işletmekte olduğunu, uzun yıllardır davalı şirketten otelde kullanılmak üzere ürünler (şampuan, terlik vs) satın almakta olduğunu, 19.987 adet, sünger tabanlı, tek renk, önü kapalı, kaymaz, sağsız solsuz terlik siparişi verildiğini, terlikler koli içinde, 14.888 adet 11.8.2022 tarihinde ve 5.099 adet 7.7.2022 tarihinde olacak şekilde müvekkile teslim edildiğini, terliklerin bedeline ilişkin olarak 112.616,31 TL bedelli ve 11.8.2022 tarihli, 38.570,03 TL bedelli ve 7.7.2022 tarihli iki adet fatura tanzim edildiğini, fatura bedelleri, 21.1.2022-7.10.2022 tarihleri arasında, taksitler halinde davalı tarafa ödendiğini, bu durumun banka kayıtları ile sabit olduğunu, pandemi sebebiyle oteller kapandığı için alınan terliklerin kullanılmadığını, kolilerin de açılmadığını, bu olağanüstü hal sebebiyle terlikler kullanılamadığını, oteller yeniden açıldıktan sonra, koliler açıldığında terliklerin tamamına yakınının sarı renkte olduğu görüldüğünü, müvekkil şirket, terlikleri her zamanki deposunda muhafaza ettiğini, depo, kuru ve korunaklı olduğunu, saklama koşulları sebebiyle zarar görmesi mümkün olmadığını, kaldı ki sararmaların bölgesel olmadığını, şayet saklama koşullarından ileri gelen bir sararma olsa, dalgalı bir renk değişimi olması gerektiğini, oysa ki terliklerin tüm yüzeyi, homojen bir şekilde sarı renkte olduğunu, teslim edilen terlikten sadece 318 tanesi hasarsız ve beyaz renkte olduğunu, müvekkil şirket yetkilileri, terliklerdeki bu hataları görünce davalı şirket yetkilileri ile derhal irtibata geçtiğini, durumu bildirdiğini, ancak davalı şirket, maldaki ayıbı ve müvekkil şirketin değişim talebini kabul etmediğini, bunun üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 151.186,34 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirket, ülkemizin otel terlikleri üretimi konusunda en büyük kapasiteye sahip ilk 3 firmasından biri olduğunu, davacı otele 10 yıldan beri terlik sattığını, bu süreçte herhangi bir problem olmadığını, en son davacı otele 2022 yılı içinde temmuz ayında 5099 adet, ağustos ayında 14.888 adet otel terliğinin sorunsuz bir şekilde teslim edildiğini, keza söz konusu teslimatlardan sonra terliklerin ayıplı olduğuna ilişkin davacı otel işletmesi tarafından TTK mad. 23/c uyarınca müvekkil şirkete ulaşmış bir ayıp ihbarı da olmadığı, dava konusu terlikler ayıplı olsa idi temmuz ayı teslimatından sonra aynı terliklerden ağustos ayında ikinci teslimat yapılmayacağı veya davacı otelce terlik ücretleri ödenmeyeceği, ancak terliklerin iki farklı ayda teslim edilmiş, ücretleri de taksitler halinde ödenmiş ve davacı otel tarafından da bu süreçte müvekkile ulaşmış herhangi bir şikayet olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde, iddia edilen ayıbın ne zaman mevcut olduğuna ilişkin yeterli açıklık olmadığı, bu nedenle ikili bir ihtimalle değerlendirme yapmak gerekeceği, davacı taraf yalnızca 318 tane terliğin hasarsız olduğunu iddia ettiğini, ancak söz konusu iddiasını destekler nitelikte bir delil sunmadığı, hasarı tespit eden bir rapor vs. sunmadığı, delil tespiti de yaptırmadığı, bu nedenle davacı tarafça yapılmış dayanaktan yoksun hasar tespitini de kabul etmemekte davaya konu terlikler ambalajlı şekilde davacı işletmeye teslim edildiği, ambalajı açılmış terlikler nerede hangi koşullarda muhafaza ediliyor davacı tarafın buna ilişkin de bir açıklama yapmadığı, şubat ayında yapılmış ihtarın üzerinden yaklaşık 3 ay geçtiği, bu süre zarfında ambalajı açılmış terliklerde meydana gelen ve gelebilecek hasara da dikkat çekmek gereceği, bu nedenle huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiği,
TTK'nun 23.maddesi uyarınca davacı tarafın 8 günlük yasal muayene ve ihbar yükümlülüğü çerçevesinde davalı satıcıya süresinde başvurması gerektiği ancak davacının 7 ay sonra Beyoğlu ....Noterliği'nden 01.02.2023 tarihli .... yevmiye no'lu ihtarname gönderdiği ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı sabit olduğundan dolayı davacı tarafın ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamayacağı Yargıtay kararlarında benimsenmiş olup, davacının tüm iddiaları yerinde olmamakla hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, ayıp nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde davalı tarafın davacıya otelde kullanılmak üzere satılan terliklerin ayıplı olup olmadığı, davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, varsa alacak miktarı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce tanıklar dinlenilmiş, taraf defterleri ve belgeleri üzerinde ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Alınan bilirkişi raporunda; tarafların aralarındaki ticari ilişkiye ait 2022 ve 2023 yılları defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve ticari ilişkiden doğan bir bakiye borç-alacak olmadığı, taraflar arasında 07.07.2022 ve 11.08.2022 tarihlerinde ... kodu ile 19.987 adet baskısız terlik alışverişi yapıldığı, davaya konu terlik cinsi eşyaların .... renkli tek kullanımlık, .... poşetler içinde .... marka ibareli toplam 11.649 çiftten ibaret, 150/200 adetlik koliler içinde .... poşetler içinde muhafaza edildiği, eşyaların saya kumaş yapısının lamine tekniği uygulanmış iç kısmı tela, orta sünger, üst kısmı dokusuz yüzey olduğu, davaya konu eşyaların tamamı üzerinde inceleme yapıldığı; saklama/depolama koşullarının saklamaya elverişli olduğu, incelenen otel terliği cinsi eşyalar üzerinde sünger malzeme yapısında sararmalar meydana geldiği, sararmanın eşyanın kumaş üretiminde kullanılan sünger malzeme yapısından ve/veya uygulanan laminasyon tekniğinden kaynaklandığı, taraflar arasında mal/hizmet alım sözleşmesi, mal alımına ilişkin teknik şartname ve/veya satın alıma konu şahit numune vb… mevcut değil ise de eşyalarda meydana gelen sararmanın tüketici/kullanıcı nezdinde sağlık açısından değerlendirileceği, sararmanın kullanıma engel teşkil ettiği, bu bakımdan eşyaların hali hazır durumları itibarıyla kullanıma elverişli olmadığı, eşyalardan beklenilen faydanın sağlanamadığı, davaya konu eşyaların ayıplı olarak değerlendirildiği, ayıbın gizli ayıp olduğu, eşyaların fatura değerinin 88.115,75 TL (%8 KDV dahil) olduğu tespit edilmiştir.
Ayıp, aynı cins ve kategoriye giren eşyaya nispetle satılan maldaki değer ve elverişliliği kaldıran veya azaltan noksanlıktır (TBK.m.219). TTK.m.23/c hükmünde ticari satışta maldaki ayıpla ilgili ayıbı ihbar süresi düzenlenmiştir. Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise (aşikar ayıp), alıcı 2 gün içinde ayıbı satıcıya bildirmelidir. Maldaki ayıp açıkça belli değilse (açık ayıp), alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelemeli veya incelettirmeli ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu sürede satıcıya bildirmelidir. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK m. 223’e göre, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde (gizli ayıp), bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Maddede belirtilen “hemen” ifadesi dürüstlük kuralı ve halin icapları göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır. Herhalde ayıp ortaya çıkınca fazla vakit geçirmeden ihbar yapılmalıdır. Ayıp ihbarının ayıba karşı sorumluluktan doğan dava için öngörülmüş olan zamanaşımı süresi geçmeden önce yapılmış olması gerekir. TBK m. 231’e göre, “Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Somut olayda; dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı itibariyle ayıbın gizli ayıp olması da göz önüne alındığında ayıp ihbarının süresinde olduğu değerlendirilmiştir.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; ayıp iddiasının davacı tarafça ispatlandığı, alınan bilirkişi raporunun da hükme ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmakla davanın kısman kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜ ile; 88.115,75TL'nin temerrüt tarihi olan 15/02/2023 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 6.019,18TL ilam harcından peşin alınan 259,04TL harcın mahsubu ile bakiye 5.760,14TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3.Davacı tarafından sarf edilen 179,90TL başvuru harcı, 259,04TL peşin harç olmak üzere toplam 438,94TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 932,52TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 667,47TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6.Davacı tarafından sarf edilen 8.000,00TL bilirkişi ücreti, 388,00TL posta masrafı, 1.912,35TL keşif harcı olmak üzere toplam 10.300,35TL den kabul red oranına göre hesaplanan 6.003,34TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
8.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
9.HMK’nın 333. maddesi gereği hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)