3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın görevli ve yetkili mahkemede açıldığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde bahsedildiği üzere dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirketin Avusturya'da faaliyet gösteren ve kaldırım taşlarını müşteriyle buluşturan, müşterilerinin istek ve arzularına göre bunların dış ve iç cephede kullanan bir firma olduğunu, yine işbu taşları müşteriyle buluşturmak adına davalı ...'ün sahibi olduğu ... firmasıyla ticari bir anlaşma akdedildiğini, bu ticari anlaşma neticesinde davalı tarafın müvekkiline birtakım ürünlerin belirlenen şekilde teslimini sağlayacağını taahhüt ettiğini, bu taahhüt üzerine de taraflar arasında anlaşma akdedildiğini, anlaşmaya binaen davalı tarafından 01/12/2022 tarihli fatura düzenlendiğini, ürün ve hizmetlerin bedelinin faturada da görüleceği üzere 38.014,40 Euro olduğunu, bahsi geçen ödemenin tamamının müvekkili şirket tarafından davalıya yapıldığını, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde davalı tarafından taşların 2023 yılının Ocak ve/veya Şubat aylarında kapıda teslim şeklinde teslim edileceği taahhüdü verildiğini, bu taşların ancak 18/07/2023 tarihinde teslim edildiğini, karşı tarafın öncelikle bu şekilde teslim hususunda temerrüde düştüğünü, aynı zamanda belirlenen ürünlerde ayıp bulunduğu gibi eksik ifa da gerçekleştirildiğini, müvekkilinin aynı gün içerisinde malların ayıplı ve eksik olarak tarafına teslim edildiğini bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, akabinde davalı tarafa ... aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin malların ayıplarına eksikliklerinin tespiti açısından Avusturya da malları bağımsız bir bilirkişi marifetiyle durum tespiti yaptığını, müvekkili tarafından 11.01.2024 tarihinde ... isimli yol yapımı, patika yapımı ve asfaltma işlemi uzmanı tarafından uzman tespit raporu alındığını, plakaların tüm teslimat boyunca yanlış kesildiği, teslimatın tamamında kumlanmış bir yüzey tespit edildiği gibi raporun 11. Sayfasında levhaların hem genişlik hem uzunluk olarak hemde kalınlık olarak yanlışlıklara sahip olduğu ve çok kusurlu olmaları sebebiyle elden çıkarılmaları gerektiği tespitinde bulunulduğunu, bütün bu kusurların giderilmesi açısından hesaplanan maliyet toplamının 23.000,00 Euro olduğunu belirterek, her türlü dava ve şikayet hakkı saklı kalmak kaydıyla; haklı davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 31.729,40 Euro (02.02.2024 tarihinde merkez bankası 1 EUR: 32,72TL olmak üzere 1.038.185,00 TL) zararın temerrüd tarihi olan 02.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle beraber davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin satım konusu ürünleri... teslim şekliyle tesliminden sonra, ürünlerin taşıma esnasında hasar görmesi veya zayi olmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığını, iddia edilen tazmin taleplerinin muhatabının taşıyıcı lojistik firması olduğunu, ... tipi teslim yapıldığını, gümrük beyannameleri, dolaşım belgeleri ve e-faturalar üzerinde çok net olarak görüleceğini, keza davalı müvekkilinin ücretini almadığı teslim şeklini yani DDP kapı teslimini, yerine getirmek gibi bir zorunluluğu bulunmadığını, bu sebeple, davanın pasif husumet eksikliği nedeniyle usulden reddini talep ettiklerini, açık ayıp olan kırık ve kumlamasız ürünler için Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre 2 gün içerisinde bildirim yapılması gerektiğini, bu bildirimin yapılmadığını, fiili teslim tarihinin üzerinden yaklaşık 3 ay geçtikten sonra yani 02/10/2023 tarihinde oldukça yüklü bir tazmin talebinde bulunarak ihtarname çekildiğini, gözden geçirme ve bildirme külfetinin zamanında yerine getirilmediğini, davacı tarafın 11/01/2024 tarihli sözde uzman mütalaasına dayanan raporundan da bunun kolaylıkla anlaşıldığını, davacı tarafın iddia ettiği üzere kırık ve kumlamasız granit ürünlerde oldukça kolay anlaşılabilecek ve gözle görülebilecek basitlikte bir açık ayıp mevcut iken neden yaklaşık 6 ay sonra rapor alındığı açıklanması gerektiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve davacı taraf ile anlaşıldığı üzere... teslim şekli ile ürünleri İzmir Aliağa Limanından taşıyıcı lojistik firmasına teslim ettiğini, bu ürünlerin teslim anındaki fotoğraflarını sunduklarını, benzer doğal taş ürünlerinin gönderildiği mutat şekilde paketlendiğini ve koruma bantları çekildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi dikey şekilde granit paketlemesinin mümkün ve olağan olmadığını, müvekkilinin banka hesabına bu satım için ödenen bedellerin 21/12/2022 tarihinde 17.911,50 Euro, 20/01/2023 tarihinde 18.909 Euro olup toplam 36,820,50 Euro olduğunu, davacının 3 kalem ürün için ödemesi gereken bedelden dahi ( 37.114,40 EURO ) eksik ödeme yaptığını, ne kapı teslim (DDP) masrafları ne 900 Euro'luk ürün için ödeme ne de ekstra paketleme ve kasalama bedeli olan 3000 Euro'nun ödenmediğini belirterek, davanın söz konusu davanın zamanaşımı yönünden reddine, olmadığı taktirde, pasif husumet eksikliğinden usulden reddine, olmadığı taktirde, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, tüm yargılama gider ve masraflarının davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında bulunan satım akdine dayalı eksik ve ayıplı ifa nedeniyle oluşan zararların tazmini talebine ilişkin alacak davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; davanın satım akdine dayalı eksik ve ayıplı ifa nedeniyle oluşan zararların tazmini talebine ilişkin alacak davası olduğu, davanın mutlak ticari dava olmadığı, davalı hakkında tacir araştırması yapıldığı, davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarına göre uyuşmazlık dönemlerine ilişkin bilanço esasına göre defter tutmadığı, işletme defteri tuttuğu, bu dönemlere ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesine göre yıllık alım satım ve gayri safi gelir durumuna göre ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca esnaf sınırını aşmadığı, bu nedenle davalının tacir olmadığı ve davanın nispi ticari dava da olmadığı, bu nedenlerle davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2.Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3.Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4.6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5.Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/09/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)