7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2012/6785 E. , 2013/6088 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1.Araçta ele geçen kaçak eşyanın, aracın taşıma kapasitesine göre miktar ve hacim itibariyle aracın tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden, yetersiz bilirkişi beyanına dayalı olarak yazılı şekilde nakil aracının iadesine karar verilmesi,
2.5237 sayılı TCK.nun 53/1.maddesi uyarınca hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak belli hakları kullanmaktan yoksun bırakmaya karar verilirken, anılan yasa maddesinin 3.fıkrasının "Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz" amir hükmü dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, Yasaya aykırı, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2013 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI
Suriye sınırından kaçak sigara yükledikleri kamyonetle giden kimliği belirsiz 3 kişinin aracın güvenlik görevlilerince durdurulmak istendiği sırada aracı bırakıp kaçtıkları uzakta olmaları nedeniyle tanınmadıkları, araç bilgilerinden hareketle sahibi olan sanığa ulaşılarak hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Sanık hiçbir aşamada suçlamayı kabul etmemiş, aracın çalındığını savunmuştur.
Aracın çalındığı kabul edilmezse dahi suçta kullanılan aracın sahibi olması dışında mahkumiyeti için hiçbir delil yoktur. Bir an için aracın sanığın çok yakını olan kimseler (Babası, oğlu vs.) tarafından kullanılıyor olması halinde, sanıktan bu kişileri ihbar etmesi beklenemeyeceğine göre, sanığın kaçan üç kişiden biri olduğunu söylemek mümkün değildir. Sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususu bu haliyle şüpheli kalmaktadır. Şüpheden sanığın yararlanması ceza hukuku temel ilkelerinden olduğu gözetilerek, mahkeme kararının sanığın beraati yönünde farklı gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.