Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/633
Karar No
K. 2024/548
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/633
KARAR NO: 2024/548
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/02/2023
KARAR TARİHİ: 26/09/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firmanın müvekkilden mal satın aldığını, müvekkilinin malların karşılığı olarak davalı/borçlu firmaya icra dosyasında bulunan ve başkaca e-faturaları da keşide etttiğini, tarafların ticari defterlerine elektronik olarak işlendiğini, faturalar ve içerdiği malların ise imzalı irsaliyeler ile davalıya teslim edildiğini, davalı tarafın malları teslim aldığını, fatura bedel ve içeriklerine süresi içinde itiraz etmediğini, karşılığında kısmi ödemeler yapıp bakiye alacağı ödemediğni, davalıyla yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığından --- İcra Müdürlüğü ----. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin telafisi mümkün olamayacak mağduriyet yaşamaması için davalının kaydi haciz koyulabilecek mal varlıkları için tarafımıza ihtiyati haciz yetkisi verilmesini talep ettiklerini, sayın mahkeme tarafından kabul görmemesi durumunda sayın mahkemeden ölçülü bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek davalı-borçlunun haksız, dayanaksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Müvekkilnin davanın açıldığı tarihte "-----" adresinde mukim olduğunu, yetki yönünden müvekkilinin dava tarihindeki adresi nazara alınacağından Sayın Mahkemenin görülmekte olan davada yetkisinin bulunmadığını yetkili ----- Mahkemeleri'ne gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin davacı tarafın eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim ettiği ürünlere ilişkin fatura bedellerini eksiksiz olarak ödediğinden müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi bir borcunun bulunmadığını, davacının müvekkilinin faaliyeti kapsamında kebap, lahmacun gibi ürünlerin harçlarını üreterek donuk olarak teslim ettiğini, ancak davaya konu faturalara ilişkin harçların tarafların mutabık kaldığı ürün reçetesine (tarif içeriğine) uygun olmadığı ve bir kısmının bozuk olduğunu hatta bir kısım harcın içinden plastik parçlar çıktığını, müvekkilinin bu ayıplardan ne yazık ki söz konusu faturalar düzenlendikten sonra haberdar olduğunu, müvekkilinin davacıdan gelen donuk harçları bayilerine doğrudan ürünlerde kullanılması ve satışa sunulması için gönderdiğini, ürünlerin kullanımı ve satışa sunulmasının bayiler tarafından yapıldığından müvekkilinin ürün içeriklerini kontrol edemediğini, ürünler donuk olduğundan ilgili ürünlerin ayıplı olup olmadığının ancak kullanılmak üzere çözdürüldükten sonra anlaşıldığını, ürünlerin kullanımının da faturaların müvekkiline tanziminden sonra gerçekleştiğini, davaya konu ürünlerin bayilere iletildikten bir süre sonra bayilerimizden müvekkiline harçların içinde maydanoz sapları, lastik parçaların bulunduğu, etlerin sinirlerinden ayrılmadan çekildiği ve et oranlarının düşük olduğu gibi şikayetler geldiğini, şikayetlerin bayilerden gelen fotoğraflar ile de sabit olduğunu, davacı şirket ile şifahen görüşmeler sağlandığını müvellilinin merkezinde ve üretim tesislerinde toplantılar ve incelemeler yapıldığını davacının ayıplı ürünleri kabul ederek bahse konu fatura bedellerini talep etmediğini, bundan böyle ürünlerde bu tür ayıp olmayacağını garanti ederek taraflar arasındaki ticari ilişkisinin devam etmesini istediklerini belirttiğni, bayilerden iade edilen veya henüz bayilere gönderilmeyen donuk ürünlerin davacı şirkete iadesi ve iade fatura kesilmesi hususu davacı ile münazara edilirken davacının davaya dayanak icra takibini başlattığını, davacının ayıplı ürünleri sebebiyle bayiler ve müşteriler nezdinde müvekkilinin itibar kaybına uğradığını, ürünlerin kullanamamasından dolayı satış ve ciro kaybı da yaşadığını, davacı tarafından talep edilen alacağın likit ve muayyen bir alacak olmadığını, davacının huzurdaki davayı kısmi açarak asıl alacak ve faiz yönünden açıklama yapmaması alacağın likit olmadığının kabulünü gerektirdiğini belirterek icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

RAPOR:Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davalı ---- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.8S ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ---incelenen kayıtlarına göre, davacı ---- 19.09.2022 tarihinden itibaren ve 10.10.2022 takip tarihinde de davalı ---- açık hesap ilişkisinden kaynaklı 284.772,16 TL alacaklı olduğu, söz konusu bu tutarın takip ve dava konusu edildiği; Davalı ---- incelenen kayıtlarına göre, davalı ---- 19.09.2022 tarihinden itibaren ve 10.10.2022 takip tarihinde de davacı ----- açık hesap ilişkisinden kaynaklı 295.772,16 TL borçlu olduğu; Davacının açık hesap ilişkisine konu ettiği e-faturaları davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik oramda usulune uygun tebliğ ettiği, davalı şirketin söz konusu faturaları ticari defterlerine işlediği, 8 günlük yasal süresi içerisinde iade faturası düzenlemediği, faturaların BS-BA formlarına konu edildiği; Tarafların incelenen defter ve kayıtlarındaki 11.000,- TL farkın aşağıdaki işlemlerden kaynaklandığı; Davacı kayıtlarında 2021 yılından devreden bakiyenin Fark:1.000,-TL, Davacı kayıtlarında mevcut ancak davalı kayıtlarında yeralmayan, Toplam 10.000,00 TL " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:

Dava, genel haciz yoluyla faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.

Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.

TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Taraf şirketlerin bilirkişi marifetiyle incelenen kayıtlar neticesinde oluşturulan 02/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "5. Davacının açık hesap ilişkisine konu ettiği e-faturaları davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik oramda usulune uygun tebliğ ettiği, davalı şirketin söz konusu faturaları ticari defterlerine işlediği, 8 günlük yasal süresi içerisinde iade faturası düzenlemediği, faturaların BS-BA formlarına konu edildiği " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür.Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ---. İcra Müdürlüğünün ------ icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, mali müşavir bilirkişiler eliyle taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarından dava ve takibe konu faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, taraf firmalara ait BA ve BS formlarının örtüştüğü farklılık olmadığı, davacının açık hesap ilişkisine konu ettiği faturalara davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olduğunun vicdani kanaatine ulaşılmış olup hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak davanın asıl alacak bedeli olan 284.772,16 TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.Her ne kadar davalı vekilinin cevap dilekçesi ekindeki ----- yazışmaları ve tanık deliline dayanmış olması hususu nazara alınarak ilk celsede 2 hafta süre tanınarak, ikinci celsede 2 hafta kesin süre tanınarak tanık listesi ve "davacı yana" (ayıba ilişkin) gönderilen ---- yazışmaları, mail, ihtarname vb yazılı belgelerin sunulması amacıyla iki defa süre tanınmasına rağmen mahkememizce istenilen bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığı, bu haliyle tanık dinletmekten ve ayıba ilişkin delil toplamaktan vazgeçilmesine ilişkin ara karar kurulduğu, bu noktada bilirkişi raporuna karşı hukuki değerlendirmelere yönelik itirazların öne sürüldüğü aynı sebeple rapora karşı itirazlar reddedilerek hüküm kurma yoluna gidilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,-----. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay --- Hukuk Dairesi’nin ----. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının davasının KABULÜNE; davalı tarafından --- İcra Dairesinin ----- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA,

2.Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen 284.772,16 TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,

3.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 19.452,78 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 3.439,34 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 16.013,44‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4.Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 44.715,82 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 3.439,34 TL peşin harç toplamı 3.619,24‬ TL ile 4.760,00 TL ( Bilirkişi Ücreti, Kep Reddiyatı, Posta Masrafı, Elektronik Posta Masrafı) olmak üzere toplam 8.379,24‬ TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

7.Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

8.Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK.

333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog