5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin salon sporları yapmak isteyen kişilere uzun yıllardır hizmet sağlayan sektörde yenilikçi ve öncü konumda olan bir şirket olduğunu, müvekkil şirketinin yetkilisi ve ortağı ... olduğunu, aylık ve yıllık üyelik şeklinde müşterilerine hizmet vermekte olduğunu, Davalı yan ise hizmet süresi boyunca müvekkil şirkete ait spor tesisinde "satış danışmanı" olarak görev yaptığını, davalının müvekkil şirketteki görevi yeni müşterilere spor salonu üyeliği satmak olduğundan davalı yan müşteriler ile doğrudan iletişim kurmakta ve birebir temasa girdiğini, görevi sırasında müvekkil şirketin üyelere verdiği hizmet karşılığında alması gereken paraları (üyelik ücretlerini) kendi hesabına alarak haksız kazanç elde ettiğini, Davalı yan .... isimli müşteriden elden para almış, müşteri davalıdan makbuz talep ettiğinde davalı ofis katında bulunan para makbuzu ve şirket kaşesini alıp (bu yönde bir yetkisi olmamasına rağmen) kendi imzasıyla para makbuzu düzenlediğini, davalı yanın başka zamanlarda da müşterilerin şirket hesabına ödemesi gereken üyelik ve mağazada satılan ürünler ile alakalı bedelleri kendi şahsi hesabına göndertmek suretiyle üyelik kaydı yaptığı, ürün sağladığı tespit edildiğini, davalı bu yöndeki işlemleri zaman zaman müşterilere çok yüklü miktarda indirim olduğunu, kendisinin zaten parayı hesabından çekerek şirket kasasına koyacağını söyleyerek müşterilerin iradesini sakatlayarak gerçekleştirdiğini, bu işlemleri tespit eden müvekkil haklı alacağının tahsili maksadıyla Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı yan tarafınca işbu dosyadaki ödeme emrine tamamen haksız ve hukuka aykırı matbu gerekçelerle itiraz edildiğini, davalının bu hareketleri aynı zamanda suç teşkil ettiğinden taraflarınca Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyası ile davalı yandan şikayetçi olunduğunu, müvekkil şirket, 3. kişilerin mağdur olmaması ve müşteri memnuniyetini düşürmemek adına üyeliği bu şekilde yapılan 3. kişilere hizmet vermeye devam ettiğini, müvekkil bundan dolayı ciddi bir maddi zarar yaşamakta olduğunu, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılmış haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli borca itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalı kötü niyeti sabit olduğundan, borçlunun takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama harç, giderleri ile dava ve arabulucu vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği tüm olaylar gerçek dışı olduğunu, Hiç bir hukuki dayanağı bulunmadığını, Davacı Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından başlattığı takipte, haksız kazanç adına 140.398TL ve müspet zarar sebebi ile 80.000TL asıl alacak kalemi belirttiğini, davacının müvekkilinden böyle bir alacağı bulunmadığını, davacı tüm bu kalem alacaklarını ispatla yükümlü olduğunu, Müvekkilinin iş yerinden cebir ve tehdit ile iradesi sakatlanmak suretiyle işten çıkarıldığını, İşten çıkışı hırsızlık yapıldığı iddia ve baskısı ile yapıldığını, davalının bu davranışı bir uygulama haline getirdiği ispat edileceğini, Müvekkilin işten çıkış kodunu 03 istifa olarak gösterdiklerini, İş veren olarak hırsızlık yaptığı tespit edilen bir işçinin çıkışının 46 kodu ile yapılması gerektiğini, Ayrıca davanın konusu ticari bir işe ilişkin olmadığını, Müvekkilinin davacının bahsettiği olayda işveren nezdinde SGK'lı çalışan olduğunu, dolayısı ile ticaret mahkemelerinin görev alanına girmeyen bir uyuşmazlık söz konusu olduğunu, Müşterilerden abonelik ücretini kendi hesaplarına almaları, hatta yapabilirlerse elden ödeme almaları işverenin kendi talimatı olduğunu, buna ilişkin mesaj kayıtlarını sunduklarını, Ayrıca tanık delili ile de bu durum ispat edileceğini, bu aşamadan sonra işçilik alacaklarına ulaşamama kaygısı içinde olan müvekkili zorunlu arabuluculuk yoluna başvurduğunu, İşçi - işveren uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuk süreci anlaşamama olarak sona erdikten sonra davacı şirket müvekkili savcılığa şikayet ettiğini, Müvekkilinin de davacı şirketi savcılığa şikayet ettiğini, Soruşturmalar iki yönlü ilerlemekte olduğunu, Taraflarınca yapılan şikayet Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı .... Soruşturma numarası ile ilerlediğini, Davacının açmış olduğu dava hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi kötü niyetli olduğunu, davacının icra takip dosyasında hiç bir dayanak belge sunmadan icra takibi başlatıldığını, Müvekkilinin davacıya karşı borçlu olmadığı sabit olduğunu, Davanın reddine karar verilmesini, İcra takibinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı takip dosyası incelenmiş, incelenmesinde alacaklısının ... Spor Ve Turizm Hizmetleri Limited Şirketi borçlusunun ... olduğu, 220.398,00TL üzerinden icra dairesinde ilamsız icra takibi açıldığı, davacının davasını açmasında hukuki yararının olduğu, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlunun süresinde itiraz etmesi sonucu takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık hak düşürücü sürede açtığı anlaşılmıştır. Dava İİK 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali talebine yöneliktir. Esenyurt Vergi Dairesi'nin cevabi yazısına göre; davalı ...'ın işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiştir.
Davalıya ait beyannameler incelendiğinde esnaf sınırını aşmadığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1.Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir.
Mevcut olayımızda; Vergi Dairesi yanıtına göre davalının işletme hesabına göre defter tuttuğunun belirtildiği, davalının vergi beyannamelerine göre tacir vasfında olmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2.Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,
HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3.Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4.Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.