Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/7510
Karar No
K. 2024/951
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/7510 E.  ,  2024/951 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/7510
Karar No: 2024/951
DAVACI: … Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR: 1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …

2.… Genel Müdürlüğü

VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri …

Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU:

1.03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği'nin 18. maddesi ile,

2.Bu maddeye dayanılarak tesis edilen Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 4 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 121. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (l) bentleri uyarınca taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin DSİ’nin temel görevlerinden olduğu, bu işlerin yapılmasına lüzumlu taşınmazların kanunlara göre geçici olarak işgal edilmesi veya istimlak edilmesi veya satın alınması yetkisini de haiz oldukları, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’un 24. maddesine göre kanal ve servis yollarının inşa, bakım-onarım ve sair masraflarının bu tesislerden istifade edebilecekler tarafından ödenmesi gerektiği, maddede geçen 3996 sayılı Kanunda bu işlerin yapımı için Yap-İşlet-Devret modelinin öngörüldüğü,6200 sayılı Kanun'un 25. maddesinde belirtilen tesislerin inşası, akarsuların ıslahı ve güvenlik tedbirlerinin alınmasının ücret alınmadan yapılması gereken ve DSİ’nin asli görevlerinden olan işlerden olduğu, Kanunla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle açıkça DSİ’ye verilen görev ve yetkilerin yönetmelikle başka kamu kurum ve kuruluşlarına yüklenemeyeceği ve devredilemeyeceği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : … Bakanlığı'nın Savunması: 6200 sayılı Kanunda taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin DSİ Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında olduğunun belirtildiği aynı yetkilerin 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de yer aldığı, 5216 sayılı Kanun ve 2560 sayılı Kanunda da büyükşehir belediyeleri ile su ve kanalizasyon idarelerinin görev ve yetkilerinin sayıldığı, dava konusu yönetmeliğin usulüne uygun olarak çıkartıldığı savunulmaktadır. … Genel Müdürlüğü'nün Savunması: Mahalle muhtarının istemi doğrultusunda mahallinde tetkik yapılarak taşkına sebep olan derenin yatağının bulunmadığının, mahalle içinde kanal güzergahının açılmasının zorunlu olduğunun tespit edildiği, idarelerinin dere ıslahı yapma görevi bulunmakta ise de, aynı görevin 5216, 5393 ve 2560 sayılı Kanunlar ile belediye ve su ve kanalizasyon idarelerine de verildiği, dere yataklarına inşaat ruhsatının belediyelerce verilmesi, buradaki ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların belediyelerce denetlenmesi ve imara aykırı yapıların belediyelerce kaldırılması gerekliliği dikkate alındığında belediye sınırları içinde yer alan derelerin ıslahının belediyelerin görevleri arasında olması gerektiği, bu nedenle kamulaştırmanın da belediyelerce yapılması gerekeceği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava; … Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, DSİ Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile dayanağı 03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı R.G.'de yayımlanan Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği'nin 18. Maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; Eskişehir İli, İnönü İlçesi, … Mahallesi içerisinden geçen "Körkuyu" Deresi'nin taşkınlarının kontrol altına alınması amacıyla planlanan raporun hazırlanması için, önerilen güzergahın Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliğinin 18. maddesi uyarınca, davacı İdare tarafından kamulaştırılması yapılarak ihtilafsız olarak davalı Genel Müdürlüğe teslim edilmesi gerektiğine ilişkin işlemin tesisi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği'nin "Akarsu Yataklarında Islah Öncesi Yer Teslimi" başlıklı 18. Maddesinde, "DSİ tarafından yapılacak akarsu ıslahlarının projesine göre yapılabilmesi için; bu alanlardan belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunanlar, ilgili belediyelerce DSİ’ye ihtilafsız olarak teslim edilir. Bu alanların dışında kalan yerlerin ise DSİ’ye tesliminin sağlanması hususunda gerekli çalışmalar valilik koordinasyonunda yürütülür." hükmü getirilmiş olup; öncelikle, belediyelerin statüsünün, vesayet yetkisinin kapsamının ve davalı idarenin görev ve yetkilerinin belirlenmesi gerekmektedir.

Anayasanın 123, 126, 127. maddelerindeki merkezi ve yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeler bakıldığında; yerinden yönetim ilkesinin oldukça önemli, yasa koyucuyu da bağlayan bir ilke haline getirildiği; bu ilkenin uygulanışı olan yerel yönetimlerin, kendi kendilerini örgütlendirme yetkileri bulunmadığı, özerk bir kural koyma yetkisine de sahip olmadıkları ancak; yerel yönetimlerin icrai kararlarını onama, geri çevirme ve kimi ayrık durumlarda da değiştirerek onama yetkisi olarak tezahür eden vesayet yetkisinin de merkezi yönetim tarafından, yerel yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıracak, yönetim şekline müdahale edecek biçimde kullanılamayacağı anlaşılmakta olup; bu bağlamda, vesayet makamının yerel yönetimlere "emir ve talimat verme" yetkisinin olmadığı açıktır.

İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetiminde dikkate alınacak ögelerin başında olan "yetki"; idari işlemi yapan idari makamın o işlemi yapmaya ehil olup olmadığına veya o işlemi yapmaya hukuken görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkindir. Bir idari işlemin yetki yönünden hukuka uygun olabilmesi için öncelikle idarenin böyle bir işlem yapma konusunda hukuksal bir dayanağının olması gerekmektedir. Anayasa'nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri öngörülmüştür. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendinde, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları...; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır..." kuralına yer verilmiş;

15.maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek", (e) bendinde, "Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek." ve (h) bendinde, "Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.", belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne gelince; ülkemizdeki bütün su kaynaklarının planlanması, yönetimi, geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumlu, Merkezi Yönetim Bütçesine tabii özel bütçeli yatırımcı bir kuruluştur. DSİ Genel Müdürlüğü 6200 sayılı Kanun'la 18 Aralık 1953 tarihinde kurulmuş ve 1954 yılında teşkilatlanmış bir hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşu niteliğindedir. 15 Temmuz 2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname Numarası:4)" ile Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, merkezi Ankara'da bulunan özel bütçeli Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur."

Bir kamu kuruluşu olarak kendine verilen; taşkın koruma, sulu ziraati yaygınlaştırma, hidroelektrik enerji üretme ve büyük şehirlere içme suyu temini yanı sıra belediye teşkilatı olan yerleşim yerlerine de içmesuyu temini gayelerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi bakımından, söz konusu dört maksadın ortak noktası olan baraj çalışmaları konusunda öncelikli faaliyetlerini sürdürmektedir.

Nitekim, 4 sayılı "Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi"nin 121. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek.", (f) bendinde, "Akar sularda ıslahat yapmak ve icap edenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek." ve (l) bendinde, "Genel Müdürlüğün vazifesi içinde bulunan işlerin yapılmasına lüzumlu gayrimenkulleri kanunlarına göre geçici olarak işgal etmek veya istimlak etmek veya satın almak.", Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri olarak belirlenmiştir.

Bahse konu, Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği ise, taşkın ve rüsubat kontrolü maksadıyla tasarlanan mühendislik yapıları ile akarsular üzerindeki köprü ve menfez gibi sanat yapılarının temel hidrolik tasarım kriterlerinin, akarsu yatakları ve mücavirlerinde yapılacak düzenlemeler ile diğer çalışmalar için gerekli izin ve onay işlemlerinin, akarsu yataklarına ve taşkın kontrol tesislerine yapılan müdahaleler ve alınacak önlemler ile ıslah öncesi yer teslimi konularının belirlenmesi amacıyla 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55. maddesine ve 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı R.G.’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, taşkın sularla mücadele ve akarsuların ıslahı konusunda DSİ'nin görev ve yetkilerinin bulunduğu, bu kapsamda dava konusu Yönetmelikte de taşkın ve rüsubat kontrolüne dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemelere yer verildiği; öte yandan, belediyeler ile büyükşehir belediyelerine de 5393 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun ile su ve kanalizasyon hizmetleriyle birlikte derelerin ıslahı konusunda görev ve yetkiler verildiği, bu görev ve yetkilerin 2560 sayılı Kanun uyarınca tek elden yürütülmesinin öngörüldüğü ve bunların yerine getirilmesinde kamulaştırma yetkisine de sahip olunduğu görülmektedir.

Bu bağlamda; DSİ ile belediyelerin ve büyükşehir belediyelerinin kendilerine mevzuatla verilen ayrı görev ve yetkilerinin bulunduğu, her birinin kendi görev alanına ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü kılındıkları ve aynı konularda düzenleyici işlem tesis etme yetkisine sahip oldukları anlaşılmakta olup; davalı Genel Müdürlüğün sadece kendi yetki ve görev alanına ilişkin konularda düzenleme yapma yetkisinin bulunduğu; zira, belediyelerin ve büyükşehir belediyelerinin bu konudaki görev ve yetkilerine dair düzenlemelere 5216, 5393 ve 2560 sayılı kanunlarda ayrıca düzenlenmiş olduğu açıktır.

Olayda; taşkın konusunda gerekli iş ve işlemleri yapmakla münhasıran yetkili kılınan DSİ'nin söz konusu yükümlülükleri yerine getirmekle görevli olduğu; DSİ'ye tanınan yetkinin bu konuda diğer idareleri ve dava konusu olay özelinde belediyeleri yükümlü kılacak düzenlemeler yapmayı ve işlem tesis etmeyi kapsamadığı açıktır. Bu halde; dava konusu Yönetmelik maddesinin ve buna dayanılarak tesis edilen işlemin davalı idareye tanınan yetkinin kapsamını aşacak şekilde kurallar öngörmesi nedeniyle yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, belediyeye kamulaştırma görevi verilmesine dair işlem ile dayanağı yönetmelik hükmünün iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince duruşma için taraflara önceden bildirilen 28/02/2024 tarihinde, davacı vekili Av. …'ın ve davalı Tarım ve Orman Bakanlığı vekili Av. … ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili Hukuk Müşaviri …'nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY :

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 18/12/1953 tarih ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanunun 55 inci maddesi ile 15/07/2018 tarih ve 4 numaralı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121 inci maddesine dayanılarak hazırlanan "Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği " 03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü Havza Yönetimi, İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı Etüd-Uygulama konulu yazısıyla, Eskişehir İli, İnönü İlçesi, …mahallesi muhtarının talebi üzerine … mahallesi içerisinden geçen Körkuyu deresinin taşkınlarının kontrol altına alınması için taşkın koruma ve rüsubat raporu hazırlanmasının planlandığı; hazırlanacak proje kapsamında mahalle içinde kanal güzergahının açılmasının zaruri olduğu ancak açılacak güzergah bulunmadığından, söz konusu iş kapsamında dere yatağı güzergahının Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliğinin 18. maddesi uyarınca kamulaştırılması yapılıp Genel Müdürlüğe teslim edilirse kanalın bu kısmının da taşkın kontrol projesi kapsamına alınacağı belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen kanal güzergahı için gerekli kamulaştırmanın yapılması için, anılan işlemin tebliğ edildiği Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT:

Anayasanın 127. maddesinde, mahalli idarelerin il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişilikleri olduğu, mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği;

124.maddesinde de, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendinde, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak ve (f) bendinde kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanma hakları tesis etmek İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış; Ek madde 5 ise, bu Kanunun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanacağı düzenlemesine yer vermiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları...; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır..." kuralına yer verilmiş;

15.maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Kanunların belediyeye verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak, belediye yasakları koymak ve uygulamak, kanunlarda belirtilen cezaları vermek", (e) bendinde, "Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek." ve (h) bendinde, "Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek." belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır. 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek.", (f) bendinde, "Akar sularda ıslahat yapmak ve icap edenleri seyrüsefere elverişli hale getirmek." ve (l) bendinde, "Genel Müdürlüğün vazifesi içinde bulunan işlerin yapılmasına lüzumlu gayrimenkulleri kanunlarına göre geçici olarak işgal etmek veya istimlak etmek veya satın almak." Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında yer almaktadır. Aynı Kararnamenin "Ortak Hükümler" bölümünde yer alan " Koordinasyon ve İşbirliği" başlıklı 795. maddesine göre, bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşların, hizmet alanına giren konulara ilişkin faaliyetlerinde, ilgili kurumlara danışmak ve gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan sorumlu olduğu; "Düzenleme Yetkisi" başlıklı 796. maddesinde de, bağlı, ilgili, ilişkili ve diğer kurum ve kuruluşların, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabileceği düzenlenmiştir. 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 55 inci maddesinde, bu kanunun gerekli görülen hükümlerinin uygulama şekillerinin yönetmelikle tesbit olunacağı düzenlenmiştir. 03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği'nin "Akarsu Yataklarında Islah Öncesi Yer Teslimi" başlıklı 18. maddesinde, DSİ tarafından yapılacak akarsu ıslahlarının projesine göre yapılabilmesi için; bu alanlardan belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunanların, ilgili belediyelerce DSİ’ye ihtilafsız olarak teslim edileceği; bu alanların dışında kalan yerlerin ise DSİ’ye tesliminin sağlanması hususunda gerekli çalışmaların valilik koordinasyonunda yürütüleceği düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesi uyarınca, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, akar sularda ıslahat yapmak Genel Müdürlüğün görevleri arasında sayılmış olup, bu işlerin yapılması için gerekli olan taşınmazların kamulaştırılması hususunda da Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün yetkisi olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendine göre, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve derelerin ıslahını yapmanın büyükşehir belediyesinin görev ve sorumluluğunda olduğu; 2560 sayılı Kanunun Ek madde 5 'de ise, büyükşehir belediyelerine ilgili kanunlarıyla su ve kanalizasyon hizmetleriyle birlikte derelerin ıslahı konusunda verilen görevlerinin, büyükşehir belediyesi sorumluluk alanı içerisindeki yerlerde tek elden yürütülmesinin öngörüldüğü ve bunların yerine getirilmesinde kamulaştırma yetkisine de sahip olunduğu görülmektedir.

DSİ Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerinin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile büyükşehir belediyesine dair mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; dere ıslahının yapılması ve bu suretle taşkınla mücadele etme konusunda DSİ Genel Müdürlüğünün ülke genelinde, genel görevli olduğu anlaşılmakta ise de; büyükşehir belediyelerinin de kendi sorumluluk sınırları içerisinde dere ıslahı ve yağmur sularının uzaklaştırılması suretiyle taşkın oluşumunu engelleme görevinin ve sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu doğrultuda hazırlanan uyuşmazlık konusu Yönetmeliğin 18. maddesi de, taşkınla mücadele kapsamında yapılacak olan dere ıslahının DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak olması durumunda; bu idare tarafından teknik çalışmalar sonucu hazırlanan projenin bütünlüğünün belediye sınırları içerisinde de korunarak proje inşasının tamamlanabilmesi için, büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan alanların DSİ Genel Müdürlüğüne ihtilafsız olarak teslimini öngörmektedir.

Olayda, dere ıslahı ve bu suretle taşkınların önlenmesi konusunda genel yetkinin DSİ Genel Müdürlüğünde olduğu ve bu hizmetin dava konusu Yönetmelik kapsamında ayrıntıları düzenlenen çeşitli projelerle bütüncül olarak yürütülmesi gerektiğinden, ıslah projelerinin belirli kesitlerinin, büyükşehir belediyesinin yetkili ve görevli olduğu mücavir alan sınırları içerisinde kaldığı durumlarda, dere ıslahı çalışmalarının projesine uygun olarak tamamlanabilmesi için idarelerinin koordinasyonlu bir şekilde çalışması gerekeceği; bu sebeple de, DSİ Genel Müdürlüğünün bu hususlara yönelik düzenleme yapabileceği sonucuna varılmıştır. Aksi düşünülmesi durumunda, taşkınla mücadele için aynı derenin ıslahı amacıyla, belediye mücavir alanı sınırları içerisinde Belediye, mücavir alan sınırları dışında ise DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ayrı projeler yapılarak hizmetin sunumunda aksama ve gecikmelerin yaşanması gündeme gelebilecektir.

Öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 795. maddesi uyarınca, DSİ Genel Müdürlüğünün hizmet alanına giren konulara ilişkin faaliyetlerinde, ilgili idarelerle gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan sorumlu olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu düzenlemenin büyükşehir belediyesine yükümlülük yüklediği anlamına da gelmeyeceği değerlendirilmiştir.

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak ıslaha ilişkin düzenlemeler içeren ve belediyelerin de yapması gereken yükümlülüklere destek mahiyetinde olan dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemi yönüyle ise; büyükşehir belediyesinden, dava konusu Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliğinin 18. maddesine uyarınca proje alanının tesliminin yapılmasının istenilmesinde kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.03/05/2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği'nin 18. maddesi yönünden DAVANIN REDDİNE,

2.Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi yönünden DAVANIN REDDİNE,

3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

5.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğu karar verildi. KARŞI OY : (X)- Anayasanın amir hükmüne göre, kamu idareleri, görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahiptir.

Kanunlar nitelikleri itibarıyla soyut hukuk normlarıdır. Yönetmelikler ise amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmamak üzere, kanunların somut olaylara uygulanmasını sağlamak üzere hazırlanarak yürürlüğe konulan düzenleyici işlemlerdir. Başka bir deyişle, Yönetmelikler hukuk kuralları sıralamasında, Anayasa, kanun ve kararnamelerden sonra dördüncü sırada yer almaktadır ve dolayısıyla daha somut ve ayrıntılı hükümleri içerirler. Yönetmeliklerin hukuk alanında en geniş uygulama alanına sahip düzenleyici işlem olduğu da kabul edilen bir husustur.

Düzenleyici işlemlerin daha üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmaması gerekir. Bu bağlamda yönetmeliklerin Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması gerekmektedir.

Taşkın ve Rüsubat Kontrolü Yönetmeliği, taşkın ve rüsubat kontrolü maksadıyla tasarlanan mühendislik yapıları ile akarsular üzerindeki köprü ve menfez gibi sanat yapılarının temel hidrolik tasarım kriterlerinin, akarsu yatakları ve mücavirlerinde yapılacak düzenlemeler ile diğer çalışmalar için gerekli izin ve onay işlemlerinin, akarsu yataklarına ve taşkın kontrol tesislerine yapılan müdahaleler ve alınacak önlemler ile ıslah öncesi yer teslimi konularının belirlenmesi amacıyla 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun'un 55. maddesine ve 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Yönetmeliğin dayanağı olan bu maddelere bakıldığında, 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesinde DSİ'nin görev ve yetkileri sayılmış, Yönetmeliğin diğer dayanak maddesinde de DSİ'nin görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenleme yapma yetkisinin olduğu belirtilmiştir. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca, taşkın sularla mücadele ve akarsuların ıslahı konusunda DSİ'nin görev ve yetkilerinin bulunduğu, bu kapsamda dava konusu Yönetmelikte de taşkın ve rüsubat kontrolüne dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin düzenlemelere yer verildiği; öte yandan, belediyeler ile büyükşehir belediyelerine de 5393 sayılı Kanun ve 5216 sayılı Kanun ile su ve kanalizasyon hizmetleriyle birlikte derelerin ıslahı konusunda görev ve yetkiler verildiği, bu görev ve yetkilerin 2560 sayılı Kanun uyarınca tek elden yürütülmesinin öngörüldüğü ve bunların yerine getirilmesinde kamulaştırma yetkisine de sahip olunduğu görülmektedir.

Sonuç olarak, DSİ ile belediyelerin ve büyükşehir belediyelerinin kendilerine mevzuatla verilen ayrı görev ve yetkilerinin bulunduğu, her birinin kendi görev alanına ilişkin iş ve işlemleri yerine getirmekle yükümlü kılındıkları ve aynı konularda düzenleyici işlem tesis etme yetkisini haiz oldukları anlaşılmaktadır.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün genel düzenleme yetkisi kapsamında yaptığı dava konusu düzenleme ve yukarıda bahsedilen mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün sadece kendi yetki ve görev alanına ilişkin konularda düzenleme yapma yetkisi bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Zira, belediyelerin ve büyükşehir belediyelerinin bu konudaki görev ve yetkilerine dair düzenlemelere 5216, 5393 ve 2560 sayılı Kanunlarda yer verilmiştir.

Diğer taraftan, dava konusu bireysel işlemde bahsedildiği şekliyle, söz konusu alanda yaşanan taşkınların kontrol altına alınması amacıyla taşkın ve rüsubat projesinin hazırlanarak uygulamaya koyulacağı belirtilmiştir. Mevzuata göre taşkınların kontrolünün DSİ'nin görev ve yetki alanında bulunduğu açık şekilde ifade edilmiştir. Bu konuda belediyelerin ve büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkili olduğu konusunda bir düzenlemenin bulunmadığı, mevzuatta belediyelerin ıslaha ilişkin görevlerine yer verildiği anlaşılmıştır.

Başka bir ifadeyle, bireysel işlem ve dava konusu Yönetmelik birlikte dikkate alındığında taşkın konusunda gerekli iş ve işlemleri yapmakla münhasıran yetkili kılınan DSİ'nin söz konusu yükümlülükleri yerine getirmekle görevli olduğu; DSİ'ye tanınan yetkinin bu konuda diğer idareleri ve dava konusu olay özelinde belediyeleri yükümlü kılacak düzenlemeler yapmayı ve işlem tesis etmeyi kapsamadığı değerlendirilmiştir.

Bu itibarla, dava konusu edilen Yönetmelik maddesinin ve buna dayanılarak tesis edilen işlemin davalı idareye tanınan yetkinin kapsamını aşacak şekilde kurallar öngörmesi nedeniyle yetki yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.