4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2023/12853 E. , 2024/5089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında ölüm sebebiyle açılan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 02.10.2011 tarihinde, sürücü ...yönetimindeki aracın karşıya geçmek isteyen ...'e çarpması sonucu vefat ettiği, kazaya neden olan ...........,plakalı aracın davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile sigortalı bulunduğunu, olayla ilgili Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/3343 soruşturma, 2011/1734 Karar sayılı ilamı ile takipsizlik kararı verildiğini, davacıların murisine bir kusur verilse dahi, verilecek maddi tazminattan, kusur indirimi yapılmaması gerektiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla destekten yoksun kalma zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik anne ... için 1.000,00 TL ve baba ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 02.10.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle taleplerini davacı ... için 1.717,85 TL, davacı ... için 38.485,27 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından trafik sigorta poliçesi ile sigortalanan araç için dava konusu olayda atfı kabil kusur bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde tek ve tam kusurlu olanın davacıların murisinin olduğunu, davacıların murisinin yolu kontrol etmeden karşıya geçmeye çalıştığını, bu nedenle müvekkil şirket bakımından davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ile üçüncü kişilere karşı işletenin kusuru ile sorumlu olduğu zararlarla sınırlı olduğunu, huzurdaki dava açılmadan müvekkil şirkete başvuru gerçekleştirilmediğini, temerrüt süresinin, kaza tarihinden itibaren değil, delillerin tamamlanmış olması halinde tümünün müvekkil şirkete tebliği tarihinden itibaren 8. iş günü geçmesi ile başladığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2015 tarih 2014/274-2015/92 Esas ve Karar sayılı kararı ile toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu ile davalının %100 kusuruna göre, davanın kabulü ile, davacıların murisi ...'ın ölümü nedeniyle davacı ... için 1.717,85 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için 38.485,27 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 40.203,12 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/5655 -2017/4233 sayılı ilamı ile "1- Davacı ... hakkındaki kararın davalı bakımından kesin nitelikte olduğu, 2-...Davaya konu trafik kazası yaya muris ile davalıya zorunlu trafik sigortalı araç arasında meydana gelmiş, davalı tarafça sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu savunulmuştur. Davaya konu kaza tespit tutanağında yaya murisin asli yaya kusurlarından yol içinde koşma, yürüme, oynama, oturma kuralını ihlal ettiği belirtilmiş, soruşturma dosyasında aldırılan trafik bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsü kusursuz, yaya muris asli kusurlu bulunmuş, davalıya sigortalı araç sürücüsü hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece tarafların kusuru hususunda hiçbir inceleme yapılmamış, bilirkişi raporu aldırılmamış, bilirkişi raporunda hesaplanan tazminatın tamamına hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK 266 ncı ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, davacıların yaya murisi ile davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın dava dışı sürücüsünün kusurunun tespiti için alanında uzman bir bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor aldırılarak, sonucuna göre davalı sigorta şirketinin sigortalı aracın kusuru nispetinde sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan mahkemece verilen 01.06.2021 tarih ve 2020/42 Esas ve 2021/125 sayılı kararıyla; bozma ilamına uyularak, Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan 25.07.2018 tarihli raporda sürücünün %25 oranında, maktülün %75 oranında kusurlu oldukları bildirildiği, ardından itiraz üzerine trafik fen heyeti görevlisi bilirkişilerden aldırılan 25.11.2019 tarihli raporda sürücünün %25 oranda, maktülün %75 oranda kusurlu oldukları bildirildiği belirlenerek kusura ilişkin rapor ve kusur raporu doğrultusunda hesap bilirkişiden alınan rapora göre 64.936,29 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacı vekilinin bu miktar üzerinden davasını ıslah ettiği ancak mahkemece verilen ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi sebebiyle davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla davacı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davacıların murisi ...'ın ölümü nedeniyle davacı ... için 38.485,27 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine verilmesine, davacı ... yönünden talebin kesinleşmiş olması sebebiyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Hüküm davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.09.2022 tarih ve 2021/21153 ve Esas 2022/11100 karar sayılı kararı ile "1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Mahkemece verilen ilk hüküm davalı tarafça temyiz edilmiş, yapılan temyiz incelemesinde salt kusura ilişkin inceleme yapılması için ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada alınan yeni kusur raporu ile davacı tarafça ilk hükmün temyiz edilmemiş olduğu gözetilmek suretiyle, ilk hükme esas alınan aktüerya raporundaki verilere göre tazminat hesabının yapılması için, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davalı sigorta şirketi lehine usuli kazanılmış hak oluşturan yönlerin göz önünde bulundurulmasıyla) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, hesap bilirkişiden alınan 15.09.2023 tarihli ek raporda davacı anne ...'in 9.621,32 TL, davacı baba ...'in 429,46 TL destek tazminatı alacaklarının bulunduğunun bildirildiği, davacı ... yönünden önceden tesis edilen kararın kesinleşmiş olması nedeniyle, bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacıların murisi ...'in ölümü nedeniyle davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı yönünden yapılan yargılaması neticesinde ise; dosya kapsamında bulunan kusura ilişkin rapor ve kusur raporu doğrultusunda hesap bilirkişiden alınan 15.09.2023 tarihli ek rapora göre tespit edilen 9.621,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, tazminatın dava tarihi olan 25.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dosyada hükme esas alınan hesap raporu 02.10.2014 tarihli olup bu tarihten sonra asgari ücrette ciddi bir artış olduğunu, okul okuyan ve illerde üniversite mezunu olacak olan müvekkillerin çocuğunun bakiye tüm ömründe anne ve babasına yapacağı destek tazminatının hesaplanmasında sürekli olarak sadece asgari ücretin dikkate alındığını, murise %75 oranında kusur verilmesinin kabul edilemez olduğunu, kusuru var olduğu kabul edilse dahi davacılar destekten yoksun kalma tazminatı yönünden 3. kişi durumunda olduklarından tüm zararlarının bir kusursuz sorumluluk ve tehlike sorumluluğu olan ZMSS kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkillerinin zararının hükmedilen miktardan çok daha fazla olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 05.12.2014 tarihli bedel artırım dilekçesi doğrultusunda karar verildiğine göre davanın ıslahı mümkün olup bu hususun davalıya usuli kazanılmış hak vermeyeceğini, dava tam kabul olmasına rağmen hükmün 5 nolu bendinde yapılan yargılama giderleri olan 2.835,40 TL'nin tamamının davalı üzerinde bırakılması gerekirken kabul/talep oranına göre 1.154,97 TL'nin müvekkiller üzerinde bırakılması yönünde kurulan hükmünde hukuka aykırı olduğunu, müvekkilleri lehine hükmedilen vekalet ücretinin de eksik olup lehlerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, hükmün 8 nolu bendi ile davalı lehine 9.621,32 TL vekalet ücretine hüküm edilmesinin de hukuka aykırı olup davalı lehine hiç vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) uygulanmasına devam olunan geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3.Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1068 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamında bozma ilamı doğrultusunda ilk raporun hazırlandığı tarih olan 02.10.2014 tarihindeki veriler ve yeni kusur oranları dikkate alınarak düzenlenen 15.09.2023 tarihli ek raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu anlaşıldığından, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.