16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/156 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:21/04/2022
NUMARASI:2021/54 E. - 2022/59 K.
BİRLEŞEN İSTANBUL 2.FİKRİ ve SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 2020/101 E.- 2020/484 K.SAYILI DOSYASI
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türk Patent Marka Kurumu nezdinde 03/12/2012 tescil tarihli "...." hizmet markasının maliki bulunduğunu, markanın tescil tarihinden çok önce maruf ve meşhur hale getirilip "..." adı altında şehirlerarası otobüs işletmeciliğinde hizmet markası olarak kullanıldığını, taraflar arasında yapılan 28/08/2013 tarihli marka lisans sözleşmesinin 28/08/2016 tarihinde sona ermiş olmasına karşın, davalının bu markayı kullanmaya devam etmesi üzerine kendisine kullanıma son vermesi için ihtarname keşide edildiğini, tebliğ edildiğini, buna rağmen markayı otobüslerde kullanmaya devam ettiğini, ... adresinden alınan site görselini ekte sunduklarını belirterek, "..." markasının haksız ve kötü niyeti olarak kullanıldığının tespiti ile bu markanın davalının işlettiği seyahat firması amblemlerinden çıkartılmasına, her türlü kullanıma son verilmesi amacı ile haksız rekabetin önlenmesine, belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL tazminatın haksız tecavüzün başladığı tarihten itibaren işleyecek ticari(avans) faizi ile birlikte davalında tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "... ." ticari unvanı altında 2013 tarihinden bu yana karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığı ve bu konuda acentecilik işleri ile otobüs işletmeciliği yolcu komisyonculuğu yaptığını, en az 28 yıldan bu tarafa "...." hizmet markasını maruf ve meşhur hale getirenin müvekkilinin babası ... olduğunu, bu hususun ... Gazetesine tescil edilerek ilan edildiğini, "...ını maruf ve meşhur hale getirenin davacı yan değil müvekkilin babası olduğunu, bu ibareyi aralıksız kullanımlarının davacının "..." tescilinden çok daha önce olduğunu, davacı markasının imajından yararlanmanın söz konusu olmadığını, babasının vefatı akabinde henüz "... ." markasını kendi üzerine tescil ettirme sürecindeyken, Ulaştırma Bakanlığından yenisi istenen yetki belgesini çıkartabilmek için marka lisans sözleşmesine "... ..." olarak taraf olmak zorunda kaldığını, davacının bu unvanı kabul ederek sözleşmenin tarafı olduğunu, davacının bu sözleşmeyi ekonomik çıkar sağlamak maksadı ile kullandığını, müvekkilinin fazla ödemeler yapmak zorunda bırakıldığını, akabinde müvekkilinin lisans sözleşmesinde lisans alan olarak belirtilen ve davacı tarafça kabul edilen "... ..." işareti için Türk Patent Enstitüsü'ne marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu markanın 39. Sınıftaki emtia bakımından 28.05.2015 tarihinde tescil edildiğini, aynı marka kapsamında 35. sınıftaki emtia için 15.05.2015 tarihinde |tescil edildiğini, "...ıl boyunca kullanılarak ayırt edici nitelik kazandığını, davacının bu marka ile taşımacılık hizmetleri bakımından hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, tarafların ticari faaliyet alanları ile müşteri kitlesinin farklı olduğunu, davacının "..." ibaresi üzerinde tekel hakkı bulunmadığını, davacının dava açma süresi olan iki yıl içinde dava açmadığını, talep edilen tazminatın reddi gerektiğini belirterek, davanın reddi karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen İstanbul 2.FSHHM'nin 2020/101 E.sayılı Dosyasında
DAVA:Davacı vekilinin dava dilekçesinde; "..." hizmet markasının müvekkili şirket adına 03.12.2012 tarihinde tescil edildiğini, markanın müvekkili şirketin ortaklarının murisleri tarafından tescil tarihinden çok önceki tarihlerden beri maruf ve meşhur hale getirilip "..." adı altında şehirler arası otobüs işletmeciliğinde hizmet markası olarak kullanıldığını, taraflar arasında 28 Ağustos 2013 tarihinde Marka Lisans Sözleşmesi imzalandığını, 28.08.2016 tarihinde sözleşmenin sona erdiğini, ancak davalının tescilli markalarını kullanmaya devam etmesi üzerine noter aracılığı haksız kullanıma son vermeleri hususunda ihtarname tebliğ edildiğini, ancak tescilli markalarının şehir içi ve şehirlerarası yolcu naklinde (otobüslerde) kullanılmaya devam edildiğini, bu nedenle Mahkemenin 2018/57 Esas sayılı dosyası ile tescilli marka hakkında haksız el atmanın tespiti, önlenmesi ve tazminat davası açıldığını, davalının bu dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde "... .." markasını 39.emtia bakımından ... nezdinde 20.05.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil ettirdiğini, aynı marka kapsamında 35.emtianın 15.05.2015 tarihinden itibaren on yıl müddetle 22.04.2016 tarihinde tescil ettirdiğini bildirdiğini, müvekkilinin markadan haberdar olmadığı için itirazda bulunmadığını, davalının henüz lisans sözleşmesi devam ederken kötü niyetle "... ..." markasını tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, davalının "...." şeklindeki kullanımının haksız ve kötü niyetli bir kullanım olduğunu, davalının "... ..." markasından dava açıldıktan sonra haberdar oldukları için markanın hükümsüzlüğü ve bu marka nedeniyle önceki tarihli müvekkili şirket markası aleyhine yaratılan tecavüz ile haksız rekabet durumunun tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle iş bu davayı açtıklarını beyanla , öncelikli davalının müvekkili adına tescilli "..." markasını firma unvanı olarak, firma kayıt ve matbu belgelerde kullanmasının ve otobüslerde kullanmasının ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın Mahkemenin 2018/57 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davalı tarafından tescil edilen "... ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, bu marka nedeni ile önceki tarihli müvekkili şirket markası aleyhine yaratılan tecavüz ile haksız rekabet durumunun tespiti ile haksız tecavüzün önlenmesini, belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL tazminatın haksız tecavüzün başladığı tarihten itibaren işletilerek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "... ..." ticari unvanı altında 04.06.2013 tarihinden bu yana karayolu ile şehirler arası yolcu taşımacılığı ve bu konuda acentelik işleri ile otobüs işletmeciliği yolcu komisyonculuğu yaptığını, bu tarihten önce bu ticari faaliyet kapsamında 30 yıldan buyana "..." hizmet markasının babası ... tarafından maruf ve meşhur hale getirildiğini, "...." hizmet markasının davacının murisleri tarafından maruf ve meşhur hale getirilmediğini, ...'ın seyahat sektöründe "..." ibaresini aralıksız kullanımının, davacı tarafın "..." markasının tescilinden çok daha eski tarihlere dayandığını, keza "..." markasını kendi faaliyetleri ile tanıttığını, dolayısıyla müvekkilinin davacının markasının imajından yararlanma ihtimalinin olmadığını, babasının vefatı akabinde babasından kalan bu ticari faaliyeti sürdüren müvekkilinin, henüz "... ...." markasını kendi üzerine tescil ettirme sürecinde iken babasının vefatı nedeniyle Ulaştırma Bakanlığınca yenisi istenilen D1 ( Şehirler arası otobüs ile düzenli yolcu taşımacılığı) Yetki Belgesini çıkarttırabilmek için Marka Lisans Sözleşmesi'ne "... ...." olarak taraf olduğunu, davacının bu sözleşmede "... ..." unvanını taraf olarak kabul ettiğinden, kullanılmasını da kabul ettiğini, müvekkilinin "... ..." işareti için Türk Patent Enstitüsü'ne marka tescil başvurusunda bulunduğunu, "... ..." markasının 39. snıf emtia bakımından Türk Patent Enstitüsü tarafından 28.05.2015 tarihinde, 20.05.2014 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiğini, aynı marka kapsamında 35. sınıf emtia, 15.05.2015 tarihinden itibaren on yıl müddetle 22.04.2016 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili ile davacı yanın ticari faaliyet alanları ile müşteri kitlelerinin farklı olduğunu, müvekkilinin haksız yarar sağladığı iddialarının dayanıksız olduğunu, ayrıca "....." ibaresi üzerinde davacının "tekel" hakkının bulunmadığını, müvekkiline ait kullanım, tüketicilerce ilk bakışta fark edilmesi kolay, sıradan kullanıcılar bakımından görsel anlamda ayırt edicilik sağlayan "..." ve "..." ibarelerinin de kullanımı ile ayrıca "..." ibaresinin de aynı puntoda öne çıkarılmadan kullanılmasının davacının markasından yeterince uzaklaşmayı sağladığını, müvekkilinin kullanımının "..." ve "...." ayırt edici unsurları içinde barındırdığını, dolayısıyla davacı yanın markasıyla ilişki kurulması ihtimali dahil, karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, 28.05.2015 tescil tarihi dikkate alındığında davacının iş bu davayı kanunun belirttiği sürede açmadığını, süresinde açılmayan davanın reddinin gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21/04/2022 tarihli 2021/54E. - 2022/59K. sayılı kararıyla; "...Tüm bu açıklamalar muvacehesinde tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, hükme esas alınan denetime elverişli raporlar, ... ve Ticaret Sicil Kayıtları, Eyüp ..... Noterliği'nin 28/08/2013 Tarih, .... Yevmiye numaralı Marka Lisans Sözleşmesi bir arada değerlendirildiğinde, yukarıda açıklanan gerekçeler mucibince asıl dava yönünden davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, HMK m.26 uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın 20/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... ve ... numara ile tescilli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, tazminat ve tecavüz talepleri bakımından davanın HMK m.114/1-ı uyarınca usulden reddine dair;1-a) Asıl dava yönünden davanın KABULÜ İLE, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, b) HMK m.26 uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın 20/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-a)Birleşen dava yönünden davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalı adına .... nezdinde tescilli ... ve ... numara ile tescilli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, b)Tazminat ve tecavüz talepleri bakımından davanın HMK m.114/1-ı uyarınca usulden reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek, "..." hizmet markasının müvekkilinin babası ... tarafından 1958 yılından bu yana kara taşımacılığı ve otobüs işletmeciliğinde kullanılarak, maruf hale getirildiğini, Davacı ile müvekkilinin murislerinin dayı çocuğu olduğunu, markanın bir süre birlikte kullanıldığını, daha sonra taraflar arasında ihtilaflar çıktığını, şirket yetkilisi ...'ın markanın müvekkilinin babasına ait olduğunu bildiği halde 2011 yılında "..." markasının 39 ve 35. Sınıflarda davacı şirket adına tescil ettirildiğini, Müvekkilinin babasının marka kullanımına ilişkin ... Gazetesinin 25 Nisan 1990 tarihli, 2514 sayılı nüshasının dosyaya sunulduğunu,Babasının ölümünden sonra ticaretine devam eden müvekkilinin 12 Haziran 2013 tarihinde "... ..." olarak ticaret unvanını tescil ettirdiğini, bu konuda sundukları delillerin mahkemece incelenmediğini,Davacının yolcu taşımacılığı faaliyeti ile ilgisi bulunmadığını, yalnızca orman ürünleri ticareti yaptığını,Müvekkilinin Ulaştırma Bakanlığı'na sunması gereken belgeyi sunabilmek için zorunlu olarak lisans sözleşmesini imzaladığını, kötüniyetli olanın davacı taraf olduğunu,Marka kullanımına ilişkin bildirdikleri tanıkların Mahkemece dinlenmediğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini,Marka lisans sözleşmesinin "...-..." olarak imzalandığını, davalının 2013 yılından bu yana müvekkilinin markayı kullandığını bildiğini,"... ..." markası ile "...." markalarının benzer olmadıklarını,Müvekkilinin 39. Sınıfta markasını tescil ettirdiği mal ve hizmetlerde eski tarihlerden beri kullanımının olduğunu, davacının ise bu mal ve hizmetlerde hiçbir kullanımının bulunmadığını,Davacı şirket adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü için İstanbul 1. FSHHM'nin 2022/104 Esas sayılı davasının açıldığını, bu davanın sonucu beklenmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verdiği kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/54 Esas, 2022/59 Karar sayılı, 21.04.2022 tarihli kararı ile asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dosya arasında bulunan .... kayıtlarının incelenmesinde; davalıya ait 20/05/2014 başvuru, ... tescil tarihli, ... tescil numaralı "... ..." ibareli markanın 39. sınıfta "..." hizmet sınıfında tescilli olduğu ve halen marka korumasına sahip olduğu, yine davalıya ait 15/05/2015 başvuru, ... tescil tarihli, ... numara ile tescilli "......" ibareli markanın 35. sınıfta "motorlu kara taşıtları" emtia sınıfında tescilli olduğu ve halen marka korumasına sahip olduğu görülmüştür.Davacıya ait ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ise 01/07/2011 başvuru, ... tescil tarihli, 19, 39 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu ve halen marka korumasına sahip olduğu görülmüştür. Dosya arasında bulunan ve davacı tarafından dosyaya sunulan Eyüp ... Noterliği'nin 28/08/2013 Tarih, ... Yevmiye numaralı Marka Lisans Sözleşmesi'nin incelenmesinde; taraflar arasında 28/08/2013 tarihinde dava konusu, davacıya ait ... numara ile tescilli "..." markasının Türkiye'de kullanımı konusunda 3 yıl süre ile 1.000,00 TL lisans bedeli karşılığında, lisans alanının, lisans aldığı markanın kullanıldığı tüm emtia ve hizmetlerin kalitesini aynen koruması ve markayı aynen kullanması hükümlerini içerir anlaşma imzaladıkları görülmüştür.
İlk derece mahkemesince alınan 28/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafın markasını tescil ettirdiği "... ...." şeklinde değil, "... " şeklinde ve "...." ibaresini ön plana çıkarır şekilde kullanımının, taraflar arasındaki lisans sözleşmesi de nazara alındığında; haksız ve kötü niyetli bir kullanım olduğu, bu kullanımın davacı tarafın 03.12.2012 tarihli ve ... tescil numaralı "..." markasına tecavüz teşkil ettiği, ancak her iki tarafın da tescilli markalarını tescil ettirdikleri şekilde kullanmakta özgür olduğu, davacı taraf vekilinin, uğranılan zararın tespit edilmesi için 556 sayılı KHK'nun 66. maddesinde sayılan seçimlik haklarından (b) bendinde geçen "Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre" hesap yöntemi kullanılarak maddi zararının hesaplanmasını talep ettiği, ancak davalı tarafından ticari defter ve belgelerin incelenmek üzere dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın maddi tazminat talebi doğrultusunda hesaplama yapılamadığı, davacı tarafın, maddi tazminat talebi doğrultusunda inceleme yapılabilmesi için, taraflar arasında daha önce imzalanan ve 28.08.2016 tarihinde fesih edilen lisans sözleşmesinin bitiş tarihinden, dava tarihine kadar olan dönemi kapsayacak şekilde, davalı tarafın ticari defterleri (yevmiye,kebir,envanter), satış faturaları, satış raporları ve Gelir Vergisi beyanlarının incelenmek üzere Mahkemeye sunulması, ya da Mahkeme tarafından yerinde inceleme yetkisi verilerek, davalı tarafın ticari belgelerinin şirket merkezinde inceleme imkanı doğması halinde, ek rapor hazırlanabileceklerine dair tespit, görüş ve kanaat bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 08/11/2021 tarihli I.Ek raporda; davacı tarafın maddi tazminat talebi doğrultusunda, ticari defter ve kayıtları üzerinden hesaplama yapılamadığı, davalı tarafın yıllık gelir vergisi beyannamesinde, mali tablolarına göre zarar görünmesine rağmen, vergi ödemek için ihtiyaten beyan edilen tutarlar üzerinden hesaplama yapıldığında 28.08.2016 - 06.02.2018 tarihleri arasında, 25.452,05 TL kazanç beyan edilerek vergi ödemesi yapıldığı, beyan edilen kazanca, dava konusu markanın etkisinin % 20 civarında olduğu varsayılarak yapılan hesaba göre, davalı tarafın dava konusu markayı kullanması nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 5.090,41 TL olarak hesap edildiği, davacı tarafın maddi tazminat talebinin, Borçlar Kanununun 50. ve 51. maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu tespit, görüş ve kanaatleri bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 12/01/2022 tarihli II.Ek raporda; davacı markası ile davalı markalarındaki esas unsur"..." ibaresi olduğundan, markalar, sessel, görsel ve işitsel olarak bütün olarak değerlendirildiklerinde iltibasa neden olabilecek nitelikte olduğu, davalı markasında yer alan "... ve ..." ibarelerinin markalar için ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte olmadığı, iki marka karşısında kalan tüketicinin markaları karıştırabileceği ve/veya davalı markasını davacı markalarından biri sanabileceği ve/veya işletmeler arasında bir bağın olduğunu düşünülebileceği, tüketicinin aynı / benzer emtialar açısından aynı olduğu, davalının "..." ibaresi üzerinde eskiye dayalı üstün hakkı olduğunu ispat edemediği, davacı markasının 39. sınıfında yer alan emtialar ile davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı markasının 39. sınıftaki emtiaların aynı olduğu, yine davalının .. sayılı markasının 35. sınıfında yer alan "motorlu kara taşıtları", "...", "..." emtialarının davacının markasındaki 39. sınıfta yer alan emtialar ile benzer olduğu, ... sayılı markanın 39. sınıftaki emtialar ve ,,, sayılı markanın 35. sınıfında yer alan "motorlu kara taşıtları", "...", "...." emtialarının hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, davalının marka lisans anlaşmasından sonra marka tescili gerçekleştirmesi nedenleri ile marka tescillerinde iyi niyetli olmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince İnebolu Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla talimat ile alınan bilirkişi raporunda; davalının ticari defter ve kayıtlarına göre, 28.08.2016 - 06.02.2018 tarihleri arası dava konusu dönem içerisinde olmak üzere 28.08.2016 - 31.12.2016 arası dönem zararı 5.978,06 TL, 2017 yılı zararı 31.457,74 TL, yine davalının 2018 yılına ait dava konusu dönem içerisinde olan 1. dönem geçici vergisi beyannamesine göre 01.01.2018 - 06.02.2018 arası dönem zararı 13.386,16 TL olduğu, dolayısıyla davalının defter ve beyannamelerine göre 28.08.2016- 06.02.2018 tarihleri arası dava konusu dönemle ilgili olarak hiçbir dönemde ticari kazancı olmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/104 Esas sayılı davasıyla ilgili UYAP üzerinden yapılan incelemede; davacının ..., davalının ... Şirketi olduğu, marka hükümsüzlüğü davası açıldığı, 21/11/2023 tarihinde davanın reddine karar verildiği, halen istinaf aşamasında olduğu ve Dairemizin 2024/61 Esas sırasında kayıtlı olduğu tespit eidlmiştir.
G E R E K Ç E:Asıl dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat davası, birleşen dava ise marka hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat davasıdır.Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi,
HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; asıl ve birleşen davada davalı ... tarafından davacının asıl ve birleşen davada dayanak olarak gösterdiği ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü için işbu dava karara bağlanmadan önce İstanbul 1. FSHHM’nde 2022/104 Esas sayılı davayı açtığı, dava reddedilmişse de, kararın halen kesinleşmediği, istinaf aşamasında olduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafından marka üzerinde murisinin öncelik hakkı bulunduğu savunulduğundan ve bu iddiaya dayanarak davacının markasının hükümsüzlüğü için dava açtığı anlaşıldığından, hükümsüzlük davasının işbu davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olduğu, bu nedenle sonucunun beklenmesi gerektiği halde, ilk derece mahkemesince sözlü yargılama duruşmasında davalı vekilinin buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davalı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmeksizin, istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, mahkemece İstanbul 1. FSHHM’nin 2022/104 Esas sayılı davasının kararının kesinleşmesi beklenerek, buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 21/04/2022 tarihli, 2021/54 E. - 2022/59 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde asıl ve birleşen davada davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 125,50 TL (posta-teb-müz) masrafının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, b)Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.