Esas No
E. 2024/6213
Karar No
K. 2024/8660
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/6213 E.  ,  2024/8660 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/169 E., 2024/312 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 45. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/156 E., 2023/59 K.

Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kurumda ... bağ numarası ile işlem gördüğünü, 19.09.1996 -23.05.2002 tarihleri arasında Esenler Vergi Dairesinde mükellefiyet kaydı bulunduğunu, müvekkilinin Bağ-Kur tescilinin 24.05.2002 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin Bağ-Kur sigortalısı sayılması için Esenler Sosyal Güvenlik Merkezine müracaat ettiğini, ancak cevap verilmediğini, 1479 sayılı Kanun ve 619 sayılı KHK doğrultusunda Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği tespiti yönünde dava açma zorunluluğu doğduğunu belirterek ... bağ numarası ile işlem görmekte olan müvekkilinin vergi kaydı esas alınarak 19.09.1996-23.05.2002 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davada Kurum kayıtlarının incelenmesine devam edildiğini, hal böyleyken davacının Kuruma yönelttiği talebin usul ve yasaya uygun olarak reddedildiğini, 1479 sayılı Kanun ve yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun'a eklenen maddelerde ve 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesindeki değişiklikler ve 4956 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde düzenlenen geçici 18 inci maddeye göre Bağ-Kur sigortalısı olma hükümlerinin tanzim edildiğini, yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde davacının sigortalılığının başlamasına yasal imkan bulunmadığını, Bağ-Kur sigortalılığının hangi koşullarda kazanılıp kaybedileceğinin Kanunda açıkça belirtildiğini beyanla, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanılan delillere, davacının Bağ-Kur dosya belgelerine, vergi kaydına ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının 19.09.1996-12.06.1998 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinafında özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına ve Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin kararlarında da belirtildiği üzere ve yine celbedilen vergi kaydına göre müvekkilinin 19.09.1996 tarihli vergiye kayıtlı olan süreçte ... ve ... Esnaf Odası ile Esnaf Sanatkarlar sicilinde halen de kayıtlı bulunduğunun müzekkerelerle sabit olduğunu, emsal kararlarda gösterildiği üzere otomobil, ... ve kamyonet sahibi olanlar gelir vergisinden muaf olup götürü usulde vergiye tabi olduklarından dolayı oda kaydı ve esnaf sanatkarlar sicilinin halen devam etmiş olması karşısında müvekkilinin zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 03.10.2000 tarihine kadar sürdüğünün bu kayıtlarla sabit olduğunu, davacının, bu kayıtlar doğrultusunda 13.06.1996 ile 03.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması gerektiğinden, kararın kaldırılarak, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı SGK vekili istinafında özetle; öncelikle, davacının talep ettiği döneme ilişkin zamanaşımı itirazında bulunmuş olmakla, zamanaşımı yönünden incelenmeksizin karar verildiğini, Yargıtay 21. HD.nin E: 2002/1076, K: 2002/3171, sayılı kararında da belirtildiği üzere 1479 sayılı Kanun'da 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesine koşut geçmiş Bağ-Kur hizmeti tespitine ilişkin düzenleme mevcut olmadığını, sigortalı olarak kayıt ve tescilli bulunmak kaydı ile vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılar belgeledikleri süreyi bu Kanunlarda öngörülen sürelerde borçlanabildiklerini, süresinde borçlanılmayan veya borçlanılıp ödenmeyen sürelerin tekrar borçlanılması veya dava yolu ile tespitinin mümkün olmadığını, bu yasaların 1479 sayılı Kanuna, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile eklenen ve "Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler" başlığını taşıyan Ek geçici 13 üncü madde, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına karşın, 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü Anayasa Mahkemesi kararı ile tüm hükümleri iptal edilen 619 sayılı KHK'nın geçici 1 inci maddesi ve son olarak 1479 sayılı Kanuna, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile eklenen geçici 18 inci maddesi olduğunu, son yasal düzenleme 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 1479 sayılı Kanun'a ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 8 inci maddesi olduğunu, somut olayda; davacının süresinde sigortalılığını tescil ettirmediğini ve borçlanma talebinde bulunmadığını, dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığından Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti talebinde bulunması mümkün bulunmadığını, davacının bu tarihlerden sonra süresinde borçlanma müracaatı bulunmadığı için davasının esastan da reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 45. İş Mahkemesinin 17.03.2023 tarihli, 2022/156 Esas- 2023/59 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı Kurum vekilin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü, 25 inci ve geçici 18 inci maddeleri

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve vergi kaydı, Kuruma intikal eden Bağ-Kur giriş bildirgesi ile Bağ-Kur tesciline göre dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog