3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "... Şirketi/... Şirketi ile müvekkilimiz şirket arasında 2004 yılında 1 yıl süreli yetkili servis sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı ... A.Ş, diğer davalı ... A.Ş. ile yapmak istediği anlaşma için müvekkilimize yedek parça sevkiyatı yapmayarak ve Türkiye pazarından çekileceğini bildirerek sözleşmeyi ihlale ve sona erdirmeye yöneltmeye çalışmıştır.
Bu kapsamda ... A.Ş. müvekkilimizle sözleşmesi devam ederken müşterilerini yetkili servis hizmeti almaları için ... A.Ş. ‘ye yönlendirmiştir. Müvekkilimizin taraf olduğu sözleşme feshedilmeden, davalılar arasında yapılan gizli anlaşma haksız rekabete yol açarak dürüst ve bozulmamış rekabet ortamının oluşmasını engellemiştir. Söz konusu gizli anlaşma neticesinde müvekkilimiz ile davalı ... A.Ş. arasındaki yetkili servis sözleşmesi haksız olarak feshedilmiştir. ... şirketlerinin, ... ile müvekkilimiz arasındaki yetkili servis sözleşmesinin feshedilmesine zemin hazırlayan, haksız rekabet teşkil eden eylemleriyle sözleşmenin feshi sürecine doğrudan katılan bir aktördür.
Bu kapsamda ... A.Ş ve .. A.Ş., müvekkil şirketin zararına birlikte sebebiyet vermişlerdir ve TBK ve Rekabet Kanunu uyarınca tüm zararlardan müşterek ve müteselsilen sorumlulardır. Zira, dilekçe ekinde sunduğumuz ... A.Ş. ile ... A.Ş. işbirliğine ilişkin belgelerde yer alan tüm hususlar, müvekkil ile davalı ... A.Ş. arasındaki sözleşme henüz feshedilmemişken gerçekleşmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı şirketlerin haksız fesih ve haksız eylemleri nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı tüm zararların uzman bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını ve zararın davalı şirketlerden tazminini talep etme zorunluluğu doğmuştur.Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemeniz tarafından re’sen tespit edilecek nedenlerle, fazlaya ve sair konulara dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; davalıların ortak kusuruna dayanan haksız rekabet teşkil eden eylemleri sonucunda müvekkilimizin taraf olduğu sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle doğan şimdilik 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi zararın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan temerrüt faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu davalılardan tahsil edilerek müvekkilimize ödenmesine, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirket tarafından yapılmış/yapılacak tasfiye taleplerin reddi gerektiğinin, herhangi bir işlem yapılmışsa durdurulmasının zorunlu olduğunun bildirilmesine, davalı şirketin menkulleri, gayrimenkulleri, banka hesapları ve sair tüm alacakları üzerinde ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı, yetkili servis sözleşmesi’nin haksız olarak feshedildiği, sözleşmeye aykırı haksız eylemlerde, haksız rekabette bulunulduğu gibi bir kısım soyut ve haksız gerekçelerle şimdilik 10.000,00-TL maddi ve şimdilik 10.000,00-TL manevi zararın müvekkil Şirketlerden tahsili talebi ile huzurdaki işbu haksız, usul ve yasaya aykırı davayı ikame etmiştir. Davacı’nın dava dilekçesi usul ve yasaya aykırı olup davacı’nın haksız ve mesnetsiz beyan ve iddiaları kesinlikle kabul edilmemektedir. Davacı’nın iddialarını kesinlikle kabul etmemek kaydıyla belirtmek isteriz ki; Davacı dava dilekçesi içeriğinde doğduğunu iddia ettiği zararlarını açıkça belirtmiştir. Davacı’nın kendi beyanlarından dava değerinin belirlenebilir olduğu çok açıktır. Öncelikle sayın mahkemenizden talep sonucu belli olmayan davanın kısmi dava olarak mı yoksa belirsiz alacak davası olarak mı ikame edildiğinin sorulması talep edilmektedir.
Dava dilekçesi Hmk’nın 119. ve 194. maddelerine açıkça aykırıdır. Müvekkil şirket ... Şirketi ile davacı arasındaki sözleşmesel ilişkinin feshine yönelik açıklamalarımız: Davacı’nın sözleşmesi müvekkil şirket tarafından sözleşme’ye uygun surette feshedilmiştir.öncelikle belirtmek isteriz ki; fesih karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğuran tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir hak olması nedeni ile her ne gerekçe ile olursa olsun sözleşme’nin feshedildiğinin bildirilmesi üzerine sözleşme’nin feshedilemeyeceğini iddia etmek kabul edilemez. Hukuken yalnızca fesih iradesinin karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı ve feshin haklı ya da haksız olup olmadığı değerlendirilebilir. Bu nedenle, davacı’nın “feshin herhangi bir nedene dayanmaması, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde geçersiz olan 38. maddeye dayanılarak gönderilmiş olan fesih ihtarnamesinin“ geçersiz olduğunu iddia etmesi kesinlikle mümkün olmayıp tarafımızca bu beyanlar hukuken anlaşılamamaktadır. Davacı’nın dava dilekçesindeki iddiaları, zarar talepleri haksız ve kötü niyetli olup kabulü kesinlikle mümkün değildir. “Davaya konu yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar”ın tespiti yönünde olmalıdır. Müvekkil şirket’in ttk, rkhk ve ilgili sair mevzuat kapsamında haksız rekabet teşkil edebilecek hiçbir eylemi bulunmamaktadır.
Davacı’nın dava dilekçesinde yer alan tüm iddiaları salt kendi soyut beyan ve iddialarına dayanmaktadır. Davacı iddialarının hiçbirini ispatlayamamıştır ve huzurdaki davanın reddi gerekmektedir. Basit yargılamaya tabi olan huzurdaki davada davacı’nın ilave delil ve beyan sunmasına da kesinlikle muvafakatimiz bulunmamaktadır. Hmk’ya açıkça aykırı olan işbu davanın tüm fer’ileri ile birlikte öncelikle usulden reddine, 1. bentte yer alan talebimizin reddi halinde davacı’nın açıklamış olduğu 80.000,00-tl olan aksesuar bedeli ile 15.000,00-tl zarara uğranıldığı iddia edilen bedelin tahsili talebi ve 541.032,08-tl kazanç kaybı tahsilinin talebi olmak üzere toplam 636.032,08-tl üzerinden eksik yatırılmış harcın tamamlatılmasına ve bu hususta davacı’ya kesin süre verilmesine, tümü ile haksız ve hukuka aykırı davanın tüm fer’ileri ile birlikte esastan reddine, dava harç, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını..." savunmuştur.
Davacı vekili tarafından sunulan 27/02/2024 tarihli ıslah dilekçesinden özetle; "5.000,00-TL olan aksesuar ve yedek parça iadesi talebimizi 214.941,95- TL artırarak 219.941,95-TL olarak ıslah ettiğimizi beyan eder dava konusu tazminatların ve 10.000,00 TL manevi zararın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan temerrüt faiziyle birlikte davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen müvekkilimize ödenmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesini.." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle davacının taraf olduğu yetkili servis sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesinden kaynaklı maddi ve manevi zararların müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Bilirkişi heyetinden alınan 31/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Yukarıda ayrıntılarıyla arz ettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, davalılar arasında yapılan yetkili servis sözleşmesinin haksız rekabet teşkil etmediği, davacıya yapılan fesih bildiriminin sözleşme hükmüne dayandığı bu nedenle haksız fesihten söz edilemeyeceği, dolayısıyla davacının tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, davacının yedek parçaların iade alınmamasından kaynaklanan zarar iddiasının ispata muhtaç olduğu.." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 23/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; " Davalılar arasında yapılan yetkili servis sözleşmesinin haksız rekabet teşkil etmediği, davacıya yapılan fesih bildiriminin sözleşme hükmüne dayandığı bu nedenle haksız fesihten söz edilemeyeceği, dolayısıyla davacının kar kaybı ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, davacının yedek parçaların iade alınmamasından kaynaklanan zararının giderilmesi gerektiği, ürün bedeli dava tarihi itibari ile; Davacı nezdinde yerinde tespit ile fiilen yer alan ürünlerden faturalı ürünlerin KDV Hariç ve KDV Dahil bedelleri alttadır. (Davacı taraf davalı tarafa fatura kesmesi ve ürünleri fiilen iade etmesi şartı ile KDV Dahil bedelleri dikkate alınabilecektir.) Davalı tarafından davacı tarafa faturalı olarak teslim edilen ürünler altta olup, davacının elinde mevcut olup davalı taraftan faturalı teslim aldığı ürünlerin dava tarihi itibari KDV hariç tutarının 10.372,80 TL ve KDV dahil tutarın 12.239,90 TL olacağı tespit edilmiştir. ait faturası ibraz bari ile KDV hariç teknik bilirkişi tarafından yerinde il edilmeden davacı nezdinde yer alan değeri 39.047,87 TL olduğu tespit edilmiştir.
Güncel Değerler'de Hesaplama; Toplam sonuç değişmemekle birlikte faturalı / faturasız değerler değişeceğinden teknik bilirkişi tarafından tespit edilen faturalı: 88.512,56 TL'den faturasız olduğu mali incelemede tespit edilen 775,40 TL buzdolabı parçaları 3.502,36 TL çamaşır makinesi parçaları düşünce kalan toplam faturalı değerinin 84.234,80 TL olacağı, faturasız ürünlerin güncel değerinin de teknik incelemede belirlenen 131.429,39 TL üzerine 775,40 TL Buzdolabı parçaları 3.502,36 TL çamaşır makinesi parçaları ilave edilince toplam faturasız ürünlerin değerinin 135,707,15 TL olacağı.."rapor edilmiştir.
Davacı ile davalılardan ...A.Ş ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) arasında ... sayılı kanun ve ilgili diğer mevzuat kapsamında verilecek satış sonrası hizmetler ve diğer hizmetlerin tedarikine dair hak ve yükümlülüklerini belirleyen yetkili servis sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede yetkili servis olarak atayan firmanın ... A.Ş ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) olarak gösterildiği, sözleşmenin 1. Maddesinde; ... tarafından üretilen ve iç veya dış piyasadan satın alınarak pazarlanan tüm ürünlerin yetkili servis tarafından belirlenen servis yetki alanında garantili veya garantisiz satış sonrası servis hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili bakım ve onarımlarının sağlanmasından ibaret olduğu, 2. Maddesinde sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlüğe gireceği ve 1 yıl süre ile yürürlükte kalacağı sözleşme süresinin sona ermesinden 30 gün önce taraflardan birinin diğerine noterlik vasıtası ile fesih ihbarında bulunmaması halinde aksi ... tarafından diğer tarafa yazılı olarak bildirilmedikçe sözleşmenin aynı şartlar ile 1 yıl süre ile yenilenmiş olacağı, sözleşmenin 38. Maddesinde; ...' un iş bu sözleşmeyi her hangi bir neden gösterilmeksizin ve hiçbir şekilde tazminat ödemekle yükümlü olmaksızın 15 gün önceden yetkili servise yazılı ihbarda bulunarak her türlü hak ve alacakları saklı kalmak üzere istediği zaman sona erdirebileceği düzenleme konusu yapılmıştır.
Davalı ...A.Ş ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) sözleşmenin 38. Maddesine dayalı olarak hiçbir neden göstermeksizin 15 günlük ihbar önlemine uyarak sözleşmeyi fesih ettiğini ...
25.Noterliği aracılığıyla gönderdiği ... yevmiye numaralı ve ... tarihli ihtarnamesiyle davacıya ihtar etmiştir. Davalı ...A.Ş nin ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) sözleşmenin 38. Maddesine göre; hiçbir neden göstermeksizin tek taraflı olarak sözleşmeyi fesihinin haklı olup olmadığının öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenler, diledikleri konuda, diledikleri kişiler ile sözleşme yapabilirler. Bu olanak, Borçlar Kanunu'nda öngörülen sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir sonucudur ve Anayasa'nın 48. maddesi ile de teminat altına alınmıştır. Sözleşme özgürlüğü, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğünü de içerir. Var olan bir sözleşmeyi sona erdirmenin yollarından birisi de, sözleşmenin feshidir. Dolayısıyla sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin tek taraflı tasfiyesine yönelik olarak sona erdirilmesini amaçlayan fesih hakkını da içermektedir. Görüldüğü üzere, kural olarak kişinin sözleşmenin feshi yoluna gitme konusunda irade özerkliği sonucu takdir hakkı bulunmakla birlikte, feshin haksız olması halinde, karşı tarafın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı açıktır.
Sözleşmenin 38. Maddesinde; davalı ...'a ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) tanınan herhangi bir sebep bildirmeden fesih hakkının kullanıldığı, davalı ... tarafından davacıya gönderilen fesih ihbarnamesi ile taraflar arasında akdedilen yetkili servis sözleşmesinin feshedilmiş olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/10/2014 tarih, ... E- ... K. ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede böyle bir hüküm bulunması halinde dahi davalının sözleşmeyi feshetmesi için haklı bir sebebin bulunması gerekmekte olup, davalıya tek yanlı olarak böyle bir hak tanınamayacağından hiçbir haklı sebep gösterilmeksizin tek yanlı olarak sözleşmenin feshedilemeyeceği ve sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde kullanılması gerektiğinden, sözleşmenin 38. maddesine göre davalının fesih yetkisini kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve iyiniyet kurallarına göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Davalı ... A.Ş ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) ... tarihli ...yönetim kurulu kararı ile Türkiye Pazarından çıkarak operasyonlarını sonlandırma ve çalışanların iş akitlerini fesih etme kararı almış, 18.12.2018 tarihinde, 31.03.2019 tarihi itibariyle Türkiye pazarından çıkacağını ve fesih mektubunu davalı ile paylaşacağını bildirmiştir.
Davalı ... ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) tarafından davacı yetkili servise gönderilen yazışmaların içeriği değerlendirildiğinde; sözleşmenin devamı konusunda davacı yetkili serviste her hangi bir güven oluşturulmadığı, sözleşme fesih edilmeden önce davalı ...'un Türkiye pazarından çıkacağının operasyonlarının sona erdirileceğinin ve sözleşmenin fesih edileceğinin de davacı yetkili servise bildirildiği dikkate alındığında, davalı ...' un sözleşmenin 38. Maddesine dayalı fesih hakkını dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanmadığı, sözleşmeyi haksız suretle fesih etmediği, fesih hakkının geçerli olarak ... tarafından kullanıldığı, bu nedenle davacı tarafından ...'dan sözleşmenin fesihinden dolayı tazminat talep edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı, davalı ... ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) grubu ile ... grubunun anlaşma yaparak ... yetkili servislerini çalışamaz hale getirdiklerini, servis hizmetlerinin ... grubu tarafından yerine getirilmesi için anlaşma yapıldığını, haksız rekabet ortamı yaratılarak güven ve dürüstlük ilkesine aykırı sözleşmenin fesih edildiğini, oluşturulan haksız rekabet sonucunda sözleşmenin fesihinden dolayı ... ile birlikte ...'in de sorumlu olduğunu iddia etmiştir.
TTK nun 54/2 maddesine göre rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız rekabet oluşturacağı düzenleme konusu yapılmıştır.
Davalı ... grubu ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) ile ... grubunun yetkili servis sözleşmesinin feshinden önce gizli anlaşma yaptıkları yolundaki iddia; davacı tarafından ispat edilememiştir. ... grubunun Türkiye deki satış ve pazarlama faaliyetine son verdikten sonra satış sonrası servis hizmetlerini mevcut yetkili servisleri ile değil de ... grubu ile yürütmesinin haksız rekabet teşkil etmediği, dürüstlük kuralına aykırı olarak değerlendirilemeyeceği, ...' un Türkiye'den çekilme kararı aldıktan sonra 10 yıl sürmesi gereken satış sonrası hizmet yükümlülüğünün nasıl sürdüreceğini planlaması ve ... grubu ile iş birliği içine girmesinin anayasal sözleşme çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca davacının incelenen ticari defterinde son yıllarda yetkili servis hizmetlerindeki kârın azaldığının tespit edildiği, ...'un satışlarını durdurmasından sonra bu durumun daha da artacağı, bu koşullar altında yetkili servislerin bu hizmeti 10 yıl süre ile aksatmadan sürdürmesinin beklenilemeyeceği, ... grubu ile iş birliği yapılmasının rekabet hukukuna ve sözleşme hukukuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ... hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Subjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Dosyada davalıların davacının kişilik haklarına saldırı niteliğini taşıyabilecek bir davranışı bulunduğu ispat edilemediğinden, manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... ( ünvan değişikliği ile ... A.Ş halini almıştır) ile davacı şirket arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacının davalıdan aldığı malların bir kısmının satışının yapıldığı, bir kısmının ise stoklarında mevcut bulunduğu, davacının stoklarında bulunan aksesuar ve yedek parçaların sadece ... şirketine ait ürünler için kullanılabileceği, ... Türkiye den çekilme kararını duyurduğu, Ekim 2018 den sözleşmeyi fesih ettiği Mart 2019 tarihine kadar geçen 5 aylık süre de 2004 yılından beri devam eden sözleşme nedeniyle yedek parça ve aksesuar stokunu eritmek için yeterli süre olmadığı, üretici firmanın Türkiye'den çekilmesini davacının ön görmesinin de mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının stoklarında bulunan yedek parça ve aksesuarların (..., ... ve ...tarafından liste olarak tespiti yapılan yedek parçaların 22.10.2023 tarihli raporlarında listede belirlenen ) iadesi ile yedek parça ve aksesuar bedelinin davalı ... 'dan tahsili gerektiği, bilirkişilerce stokta kalan yedek parçaların bedelinin raporun 10. Sayfasındaki dava tarihindeki değerlerinin 64.310,52 TL olduğunun tespit edildiğini, davacının davasını açarken tazminat talebini TL cinsinden belirlediği, ıslah dilekçesinde; davacının rapor tarihindeki bedel üzerinden ıslahı gerçekleştirdiği, talebin dava tarihindeki bedel üzerinden yapılmasının gerektiği , ek raporun ayrıntılı olup hüküm vermeye elverişli denetime açık olduğu mahkememizce anlaşıldığından; Davanın kısmen kabulüne,... A.Ş ile ... Tic A.Ş'ye açılan davanın reddine, Kar mahrumiyeti talebinin reddine, davacı stoklarında bulunduğu bilirkişiler..., ... ve ... tarafından hazırlanan son bilirkişi raporunda (22.10.2023 tarihli) liste halinde tespit edilen yedek parça bedellerine yönelik faturalı 25.880,87 TL ile faturasız 38.429,65 TL olmak üzere toplam 64.310,52 TL'nin dava tarihinden önce davacı tarafından davalı usulüne uygun şekilde temerrüte düşürülmediğinden 5.000 TL'sine dava tarihinden, 59.310,52 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... A.Ş (... A.Ş ve ...Tic A.Ş'den) tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Manevi tazminat yönünden;
Manevi tazminat talebinin reddine,
Maddi tazminat yönünden;
1.Davalılar ... A.Ş.ile ... A.Ş.'ye açılan maddi tazminata yönelik davanın reddine,
2.Davalı ... A.Ş.'ye açılan kar mahrumiyetine ilişkin tazminatın reddine,
3.Yedek parçaların bedeline yönelik açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 64.310,52TL'nin 5.000,00TL'sine dava, 59.310,52TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... A.Ş.'den alınarak davacıya ödenmesine, 22/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun hükme eklenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.393,05TL karar harcından, 4.012,55TL peşin harç ve ıslah harcı toplamının mahsubu ile geriye kalan 380,50TL'nin davalı ...'ten alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından yatırılan 44,40TL başvuru harcı ile 4.012,55 TL peşin harç ve ıslah harcı toplamı olan 4.056,95TL'nin davalı ...'ten alınıp davacıya verilmesine,
4.1.320,00TL Arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre 361,32TL'sinin davalı ...'ten, geriye kalan 958,68TL'sinin ise davacıdan alınıp hazineye irat kaydına,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-₺ vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6.Davalı ... vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-₺ vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'e verilmesine, Reddedilen manevi tazminat davası yönünden;
7.683,10TL karar harcının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Reddedilen manevi tazminat davası yönünden;
8.Yürürlükte olan AAÜT 13/2.maddesi gereğince 10.000,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Reddedilen kar mahrumiyeti yönünden;
9.Yürürlükte olan AAÜT 13/2.maddesi gereğince 5.000,00TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, Kabul edilen kar mahrumiyeti yönünden;
10.Yürürlükte olan AAÜT 13/2.maddesi gereğince 5.000,00TL'nin (... dışındaki) davacılardan alınarak davacıya verilmesine, Reddedilen maddi tazminat davası yönünden
11.Davalılar .... A.Ş vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-₺ vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
12.Davacı tarafından yapılan 544,80TL tebligat, posta gideri ile 9.750,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.294,80TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 3.080,19TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
13.Davalı ... tarafından yapılan 70,00TL tebligat, posta masrafının kabul ve red durumuna göre 49,06TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
14.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi24/09/2024
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)