10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2019/9216 E. , 2024/21745 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile;
A. Sanık ...'in;
uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
B. Sanık ...'in;
uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ...
müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Suçun sübutuna ve vasfına,
2.Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3.Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,
4.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
B. Sanık ...
vasisi ile sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Suçun sübutuna,
2.Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3.Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine,
4.Sanığın cezalandırılabilmesi için iletişim tespit çözüm tutanaklarının tek başına yeterli olmadığına,
5.Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,
6.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. GEREKÇE
A. Sanık ...
hakkında kurulan hüküm yönünden;
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın, 08.05.2013 tarihinde ticari maksatla Diyarbakır'dan temin ettiği esrarı, Kağızman'da bulunan ve kendisine yine ticari maksatla esrar alması için para gönderen sanık ...'e şehirlerarası otobüsle getirirken yol uygulamasında yakalandığı, olaydan önce açık kimlik bilgileri ve haklarında iletişimin tespiti kararları bulunan sanıkların yapılan dinlemelerinde suça konu esrarın temin edilmesi ile ne zaman ve ne şekilde nakledeceklerinin kollukça öğrenildiği, bu suretle suça ilişkin yeterli bilgiye ve suç şüphesine ulaşıldığı, bu aşamadan sonra sanığın üzerinde ve eşyalarında arama yapılabilmesi için Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya adli arama kararının gerektiği, olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre önleme arama kararına dayalı olarak sanığın üzerinde ve eşyalarında yapılan aramada suça konu esrarın ele geçirildiğinin belirtildiği olayda;
Uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinden önce sanıkla ilgili olarak suç şüphesinin ve emarelerinin ortaya çıktığı, bu durumda görevlilerce, 5271 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (e) bendi, 161 inci maddesi ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun Ek 6 ncı maddesi uyarınca derhal Cumhuriyet savcısına olayın haber verilip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı ve 119 uncu maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın üstünde ve eşyalarında arama yapılması gerektiğinin anlaşılması karşısında, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan aramanın açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı, öncelikle kollukça yapılan aramaya ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı, 117 nci ve 119 uncu maddelerine uygun şekilde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunup bulunmadığının araştırılarak, varsa dosya içerisine konulması, adli arama kararı ya da adli arama emri bulunmaması halinde yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup, Anayasanın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırılık oluşturduğundan hükme esas alınamayacağı hususları da dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüştür.
B. Sanık ...
hakkında kurulan hüküm yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, 02.05.2013 tarihli eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
02.05.2013 tarihli eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği sabit ise de; gerekçenin (A) numaralı bendinde açıklandığı üzere, 08.05.2013 tarihli olayda, yapılan aramaya ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı, 117 nci ve 119 uncu maddelerine uygun şekilde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunup bulunmadığının araştırılarak, varsa dosya içerisine konulması, adli arama kararı ya da adli arama emri bulunmaması halinde yapılan arama ve bunun sonucu elde edilen deliller hukuka aykırı olup, Anayasanın 38 inci maddesinin altıncı fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırılık oluşturduğundan hükme esas alınamayacağı hususları da dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
A. Sanık ...
hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
B. Sanık ...
hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafii ile sanık vasisinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2024 tarihinde karar verildi.