11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2011/12709 E. , 2012/7813 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yoklukta verilen kararın sanığa tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, kararın kesinleştirilip infaza verildiği ve 21.09.2008 tarihinde infaza başlandığı, sanığın 26.09.2008 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebiyle birlikte yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerektiği, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olarak verilen 05.11.2008 ve 06.01.2009 gün ve 2007/568 Esas, 2008/338 Karar sayılı “eski hale getirme istemlerinin reddine” dair kararlar ile itiraz mercii olan Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2009 gün, 2009/2 sayılı müteferrik kararı kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü; Hırsızlık suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak mahkemesince her zaman karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
Katılan ile aynı okulda çalışan sanığın, banka tarafından gönderilen ve okul müdürü tarafından teslim alındıktan sonra katılana iletilmek üzere öğretmenler odasına gönderilen kredi kartını ele geçirip, birden fazla işyerinden alışveriş yapmak suretiyle kullanarak haksız yarar sağladığı iddiasından ibaret olayın, suç ve iddianame tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3, 80. maddelerindeki bankanın maddi varlığı olan kredi kartının kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı esas alınarak yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 12.11.2003 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık ile müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 07.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.