10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2024/7450 E. , 2024/9074 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen sigortalılık başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalı işveren adına kayıtlı ... sicil numarasıyla tescilli işyerinden verilen 01.10.1985 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesi dayanak alınmak suretiyle, 01.10.1985 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine ve tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili, işe giriş bildirgesinin sigortalı konumunda çalışmanın varlığını kabul için yeterli olmadığını; işyeri dönem bordrosunda ismi yer almayan davacının, bildirgede belirtilen tarihteki eylemli çalışmasının Yargıtay içtihatlarında öngörülen yönteme uygun biçimde araştırılıp kanıtlanması gerektiğini, davacının 01.10.1985 tarihindeki çalışmaları kabul edilse dahi, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi ve Ek Geçici 1 inci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince sigortalılık başlangıcının 18 yaşını doldurduğu 31.03.1990 tarihi olarak dikkate alınacağını ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereğince emeklilik şartlarını da 18 yaşını doldurduğu tarih olan 31.03.1990 tarihine göre belirleneceğini bu durumun Kurumca esas alınan 01.10.1987 tarihine göre daha geç emeklilik şartlarına haiz olmasına sebep olacağından davacının, işbu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili; davada zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının, müvekkilinin yanında çalışmadığını, işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının kesin olarak çalıştığının bir göstergesi olmadığını, davacının iddia ettiği tarihlerde 18 yaşından küçük olması nedeniyle açmış olduğu davanın yok hükmünde olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2019/44 Esas, 2021/71 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2021/1180 E., 2021/1052 K.
sayılı kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece, 20.01.2022 gün ve 2021/10160 esas 2022/787 Karar sayılı ilamı ile;" Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı ...’a ait ... isimli işyerinden düzenlenen 01.10.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin 31.10.1985'te Kurum kayıtlarına intikal ettiği, işyerinin 02.01.1985 ile 30.09.1985 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, dönem bordrosunda isimleri bulunan ... , ... ve ... adlı kişilerin tanık olarak dinlendikleri, ... ve ...’ın davalı işyerinde çalışmadıkları yönünde beyanda bulundukları ancak ... tarafından İzmir 2.İş Mahkemesinde aynı işyerine ilişkin sigortalılık başlangıç tespiti davası açıldığı kabul kararı verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği,aynı şekilde ... tarafından da İzmir 2.İş Mahkemesinde aynı işyerine ilişkin sigortalılık başlangıç tespiti davası açıldığı kabul kararı verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece tanıklar ... ve ...’ün kesinlemiş mahkeme kararları da eklenerek bu şahısların onlar mı oldukları irdelenip, davacı tarafından sunulan işyerinde çalışırken çekildiği belirtilen fotoğraftaki kişinin davacı olup olmadığı araştırılarak, 01.10.1985 tarihli işe giriş bildirgesi üzerinde bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılmak suretiyle aidiyeti saptanarak eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir." belirtilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, bordro tanıklarının beyanlarının özellikle bordro tanığı ...'ün "sadece vakti zamanında yaşım küçükken babam sigortalı görünmem için muhasebecimiz kanalı ile beni bu kişiye ait iş yerinde sigortalı olarak gösterdi" şeklindeki ifadesi dikkate alındığında kendisinin ve fiili olarak çalışması olmadığını beyan eden tarafsız bordro tanıklarının beyanına üstünlük tanınmasının gerektiği, tespit edilebilen bordro tanıklarının beyanları göz önünde bulundurulduğunda her ne kadar davacının davalı iş yeri tarafından 01.10.1985 tarihli işe girişi davalı Kuruma bildirilmiş ise de bordro tanığı ... ve ...'ün beyanları göz önünde bulundurulduğunda, davacının fiili olarak iş yerinde çalışmasının mevcut bulunmadığının kabulünün gerekeceği, aynı zamanda 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinde 2422 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde yapılan değişiklik ile "18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir" hükmünün getirilmiş olduğu, madde hükmünün 08.03.1981 tarih ve Resmi Gazete'nin 17273 sayısında yayımlanarak 01.04.1981 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği, bahse konu hükme göre 01.04.1981 tarihinden sonra sigortalı olan kişilerin sigortalılık başlangıcının sigortalının 18 yaşını doldurduğu tarih olarak esas alınmasının gerektiği, 31.03.1972 doğumlu olan davacının 01.10.1985 tarihinde henüz 18 yaşını doldurmamış olduğu, bu yönden de davacının 01.10.1985 tarihi itibari ile sigortalı olarak çalışma hayatına başladığının kabulünün mümkün olmadığı, zaten yukarıda da bahsi geçtiği üzere davacının fiili olarak o tarihte çalışmasını da ispatlayamadığı dikkate alınarak davanın reddine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece beyanları esas alınan ... ve ...'ün yargılama aşamasında davalı işveren adına kayıtlı işyerinde çalışmadıkları halde sigortalı bildirimlerinin olduğuna ilişkin beyanlarına rağmen anılan tanıkların, davalı işveren aleyhine açtıkları sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti ve hizmet tespiti davalarını kazandıklarını ve bu kararların kesinleştiğini, anılan tanıkların çalışmaları olmadığına ilişkin beyanlarının esas alınması halinde davacının, davalı işverenin işyerinde çalışıp çalışmadığını bilemeyeceklerini, bu tanıkların dava dosyalarının incelenmediğini, davalı tanığının beyanının gerçeğe aykırı olduğunu, bordro tanığı ...'ün yeniden beyanının alınması gerektiğini, davacı tanığının samimi beyanına itibar edilmesi gerektiğini, dosyaya ibraz edilen fotoğrafın dikkate alınmadığını, davanın kabulü gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tarihinin ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu madde ve ilgili hükümleri.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi