11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/4713 E. , 2024/6519 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 2000/10838, 126813, 144025 sayılı ve "pearl", "kütahya porselen inci", "inci" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil" unsurlu ibareyi marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/108474 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 21 inci sınıftaki bir kısım emtianın çıkarıldığını, kalan mallar yönünden ise itirazlarının reddedildiğini, oysa müvekkilinin "İNCİ/PEARL" ibareli ilk marka başvurusunun 1991 yılında yapıldığını, bu tarihten itibaren anılan markanın etkin şekilde kullanıldığını, davalının bu marka dışında aynı unsurlu birçok marka başvurularının olduğunu, dilekçelerde yer verilen davalının marka başvurularının dahi kötü niyetinin ispatı niteliğinde bulunduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında mevcut davalar sürmekte iken, davalı firmanın işbu dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirmesinin de davalının kötü niyetini gösterdiğini, davalı şirket aleyhine ikame edilen Bakırköy ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/371 E. sayılı dosyasında mahkemece bilirkişi raporu alındığını ve raporda hükümsüzlüğü talep edilen davalı şirket markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu yönünde kanaat bildirildiğini, tescil müracaatına konu edilen markanın 29 seneyi aşkın süredir tescilli markası olduğunu, markalar arasında iltibas doğacağını, müvekkilinin “inci” ibaresini porselen yemek takımlarında ve “pearl” ibareli markasını da çatal-bıçak takımları üzerinde senelerdir kullandığını, hem müvekkiline ait mağazalarda hem de davalıya ait mağazalarda aynı/benzer ürünlerin satıldığını, aynı tüketici kesimlerine hitap edildiğini ileri sürerek YİDK'in 2020-M-2587 sayılı kararın reddedilen kısım yönünden iptaline, dava konusu 2018/108474 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru kapsamında kalan mallar ile davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığını, itiraza gerekçe olarak gösterilen 2000/10838 sayılı marka yönünden başvuru sahibi tarafından 21 inci sınıfta yer alan mallar için kullanım ispatı talep edildiğini, davacının sunduğu delillerinin ise ilgili markanın işbu başvuru tarihinden önceki dönemde 21 inci sınıftaki mallar yönünden kullanımını ispatlayacak nitelikte olmadığını, başvuru ile 2000/10838 sayılı marka arasındaki karıştırılma ihtimalinin bu marka kapsamında bulunan ve kullanım ispatı talep edilmeyen 11 ve 19 uncu sınıflardaki mallar yönünden değerlendirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; YİDK tarafından verilen çelişkili karardan görüleceği üzere aslında davacı şirketin markalarının, müvekkili şirketin işbu dava konusu markasının başvuru tarihinden önceki dönemde 21 inci sınıftaki mallar yönünden kullanıldığının ispat edilemediğini, buna rağmen 11 ve 19 uncu sınıftaki mallarla ilişkilendirilecek türde benzer mallardan olduğu ve bu mallar yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kararda kabul edildiğini, asıl kötü niyetli olan tarafın bizzat davacı olduğunu, davacı tarafından redde mesnet olarak gösterilen markalar ile müvekkili başvurusunun birbirlerinden tamamen farklı bulunduğunu, inci istiridye şeklinin herkesçe bilinen bir deniz ürünü olduğu göz önüne alındığında bu şeklin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince itiraza aşamasında davaya konu 2018/108474 sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin 2000/10838 sayılı markası arasında 21 inci sınıfta yer alan "Ev hayvanları için kafesler, akvaryumlar, vivaryumlar, terraryumlar. Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar." malları açısından da iltibas ihtimalinin bulunduğunun değerlendirilmesi gerektiği, davaya konu marka tescil edilmiş olmakla, hükümsüzlük talebi açısından davacı şirketin 2000/10838 sayılı markası açısından kullanımının ispat edilemediği, 126813 ve 144025 sayılı markalar da benzer görülmediği için davaya konu başvuru ile davacı markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış marka olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2020-M-2587 sayılı kararının 21 inci sınıftaki "Ev hayvanları için kafesler, akvaryumlar, vivaryumlar, terraryumlar. Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar." emtiası ile sınırlı olarak kısmen iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2018/108474 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın davalı şirketin başvurusuna konu şekil ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış marka vasfını taşıyıp taşımadıkları ile başvurunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, davacının itirazına mesnet markalarında kelime unsurları bulunurken başvuru konusu markanın sadece şekilden ibaret olduğu, taraf markalarında bulunan şekil unsurlarının ise birbirinden çok farklı bulunduğu, bu şekillerin konumlandırmalarının ve tertip tarzlarının aynı olmadığı, her iki şeklin farklı renkleri içerdiği, tarafların markalarında bulunan şekillerin çizim şekillerinin birbirinden tamamen farklı bulunduğu, içinde inci bulunan istiridye şeklinin ayırt ediciliği zayıf olduğu gibi davacının tekeline de verilemeyeceği, bu itibarla da markalar arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözetilerek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davalı Şirketin başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varıldığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı kabul edildiğinden davalı şirketin kullanmama definin incelenmesine de gerek görülmediği, dosya kapsamındaki delillere göre davacı markalarının tanınmış oldukları ispat edilemediği gibi esasen taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında da bir tescil engelinin bulunmadığı, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının da ispat edilemediği, zira marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı, taraflar arasında devam eden davaların bulunmasının da tek başına kötü niyetin varlığının kabulü için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken aksi kanaat ile hüküm kurulması doğru bulunmayarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3.Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava konusu çekişmeli başvuru “şekil" unsurundan oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "pearl", "kütahya porselen inci", "inci" ibarelerinden oluştuğu görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince taraf markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılarak 6769 sayılı Kanun' un 6 ncı maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmayarak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. İşaretlerin benzerliği incelenirken de özellikle redde mesnet markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve ayırt edici unsurların dikkate alınması ve bu baskın unsurların ayırt edicilik seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır. Tescil kapsamında mal ve hizmetleri tür, çeşit, nitelik, karakteristik özellik gibi tanımlayıcı sözcükler asıl unsur olarak dikkate alınamayacağı gibi ima yoluyla bu özellikleri belirten unsurların da ayırt ediciliğinin zayıf olacağı unutulmamalıdır. Ayrıca bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.
Tüm bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, tüketici nezdinde markalar arasında somut bir karıştırılma halinin meydana gelmesinin şart olmadığı, taraf markalarının aynı asli ve baskın unsuru içerdiği, buna bağlı olarak görsel, fonetik ve kavramsal açıdan yüksek benzerlik taşıdığı bir halde, benzer emtia gruplarında her iki marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin ilk anda markalar arasında bu bağlamda bir ilişki kurmasının karıştırılma ihtimalini doğurabileceği, dava konusu başvuru ile davacı markalarını gören ve işiten tüketicinin sonraki markayı davacı yanın tescilli markalarının yeni bir serisi olarak algılayabileceği, bu durumun ise aralarında iktisadi bir bağ olduğu yanılgısını doğurabileceği ve imaj transferine yol açabileceği, o halde davalının "şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait markaların benzer görüldükleri emtialarda iltibasa neden olabilecek düzeyde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bir benzerliğin bulunduğu, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği ihtimali gözetilip bir değerlendirme yapılarak, benzer mallar ve hizmetler yönünden davanın kabulüne, diğerleri yönünden ise reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, kararın davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,18.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.