20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/04/2022
NUMARASI : 2021/23 E. - 2022/141 K.
DAVACI-KARŞI
VEKİLİ
DAVALI-KARŞI
DAVACI
DAVANIN KONUSU : Endüstriyel Tasarım Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/04/2022 tarih ve 2021/23 E. - 2022/141 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı-karşı davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı/karşı davalı vekili, müvekkili firmanın 2012 02707 sayı ile tescilli çoklu tasarımların sahibi olduğunu, davalılardan "... Otomasyon ve Bil Tek Elek. Mak. Tar.San ve Tic .Ltd.Şti" nin "..." ibareli tahin ve helva emtiası üzerinde tasarım tecavüzüne konu ürünleri satışa sunduğunu, tecavüze konu ürünlerin Ankara'da satışa sunulması nedeniyle Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde delil tespiti talebinde bulunulduğunu, 2012 02707/1,2,3 sayılı tasarımlara ilişkin olarak alınan teknik raporda; "Davalı Şirket'e ait ürünlerde kullanılan ambalaj desen tasarımlarının müvekkiline ait 2012 02707/1, 2, 3 sayılı desen tasarımlarının tescilinden doğan haklarına tecavüz ettiğinin, desenlerin davacıya ait tasarımlardan yola çıkılarak meydana getirildiğinin, desen tasarımlarında var olan sınırsız seçenek özgürlüğünün kullanılmayarak davacı adına tescilli olan ve aktif olarak kullanılan tasarımların davalı Şirket ürünlerinde kullanılmasının davacının tüketici belleğindeki kaliteli, olumlu imajından faydalanma arzusunu gösterdiğinin" mütalaa edildiğini, ürünler üzerinde yer alan markaların ... adına tescilli olması ve satışının diğer şirket tarafından gerçekleştirilmesinin açıkça bu eylemlerin bilinçli gerçekleştirildiğini gösterdiğini, aleyhine delil tespiti talep edilen firmanın satışa sunduğu ürünlerin ambalajını dahi aynı firmaya yaptırdığını ve müvekkili firmanın eskiden beri kullandığı telefon numarasını bu ürün ambalajları üzerinde kullandığını, taraf tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktıkları genel izleniminin aynı olduğunu, müvekkilinin eski ortağı ...'ın yapılan hisse devri sonrasında aynı emtia grubunda müvekkiline ait tasarımları taklit yoluyla satışa çıkarmasının tesadüf olmayacağını, müvekkilinin ambalaj tasarımının itibarından haksız yarar sağlamaya çalışıldığını, eylemin haksız rekabet oluşturduğunu, karşı davanın kötü niyetle açıldığını, davalının da benzer tasarımlar için tescil başvurusunda bulunduğunu, sunulan delillerin gerçekliğinin anlaşılamadığını ileri sürerek, müvekkiline ait tasarımlara karşı gerçekleştirilen tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, haksız tecavüzlerin önlenmesine ve kaldırılmasına, tescilli tasarımlarının her türlü basılı evrak broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile diğer ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmuyor ise imha edilmesine, tecavüz eylemlerinden doğan zararlarının tazmini için davalıdan 200.000,00 TL manevi tazminat ile dava aşamasında oluşan maddi değerin hesaplanması halinde ortaya çıkacak zarar miktarı üzerinde davacının tazminat hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi tazminata, www...com.tr isimli alan adı içerisinde yer alan ve izinsiz kullanılan tasarımların varlığı nedeniyle bu adrese erişimin engellenmesine, davalılar aleyhine verilecek kararın Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek 2 ayrı gazetede 15'er gün ara ile 2'şer defa ilan yolu ile kamuya duyurulmasına karar verilmesini, karşı davanın reddini talep ve dava etmiştir.
Davalılar/karşı davacı vekili, müvekkillerinden ...' ın, ... Gıda'nın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü ve yaklaşık 8 ay önce şirketteki hisselerini mevcut ortaklara devrederek ortaklık yapısından ayrıldığını, yapılan hisse devir sözleşmesine göre müvekkilinin ve ailesinin aynı sektörde her türlü imalat, ticaret ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmasında iyi niyet kuralları gereğince açıkça rıza ve onay verildiğini, davalı ...'ın "... 1948" ibareli markayı oluşturduğunu ve diğer müvekkili ... OTOMASYON'a lisans yoluyla kullandırdığını, davacının delil olarak sunduğu ürünlerin hiçbirinin ...'a ait bir Şirket tarafından üretilmediğini pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili ... Otomasyon'un henüz Ankarada toptancısı veya satış ağının bulunmadığını, ambalaj desenlerinin bulunduğu silindirik metal ve /veya kare/ dikdörtgen plastik kutu tasarımları bakımından davacının herhangi bir hak sahipliğinin bulunmadığını, bu ambalajların, ambalaj üreticisi firmanın kendi ürünü olup isteyen her gıda üreticisinin bu ambalajları alıp ürünlerini içine koyabildiğini, ambalaj desenleri bakımından ise, tasarım dilinin oldukça basit ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, Ankara 5.FSHHM'nin 2020/57 D. İş sayılı kararı akabinde yeni tahin ambalajı ile ürünlerin piyasaya sunulduğunu, karşı dava yönünden ise davacı-karşı davalıya ait 2012/02707-1, 2,3,4,5,6,9 ve 10 no.lu tasarımların başvuru tarihi 17.04.2012 olduğuna göre geriye dönük 12 aylık süre hesaplandığında 17.04.2011 tarihinden önce sergileme, satış gibi yöntemlerle kamuya sunulduğu için yenilik kriterini haiz olmadığını ileri sürerek asıl davanın reddi ile karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, hükümsüzlüğe mesnet gösterilen belgelerde yer alan ürün görselleri ile davalıya ait tescilli tasarım görsellerinin yenilik ve ayırt edici nitelikleri babında kıyaslanmaları neticesinde tasarımların ilk bakıştaki intibalarının aynı olduğu, tescilli tasarımların mesnet belgelerdeki tasarımlarla aynı çizgide ve genel görünümde oldukları, bilgilenmiş kullanıcı gözünde genel izlenimlerinin aynı olduğu, 2012 02707/1, 2, 3, 4, 5, 6, 9 ve 10 sayı ile tescilli tasarımların sunulan belgeler karşısında yeni ancak ayırt edici nitelikte olmadığı, bu sebeple tescilli tasarım olarak korumadan yararlanamayacağı ve 2012 02707/1, 2, 3, 4, 5, 6, 9 ve 10 sayılı tasarımların hükümsüzlük şartlarının somut olayda gerçekleştiği, 2020/57 D.İş dosyasında yer alan desen tasarımlarının davacı/karşı davalı adına 2012 02707/1, 2 ve 3 sıra numarası ile tescilli desen tasarımı ile genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer tasarımlar olduğu, 2012 02707/1, 2, 3, 4, 5, 6, 9 ve 10 nolu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği, buna göre, davalı/karşı davacının fiillerinin tasarım hakkına tecavüz olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 2012/02707-1,2,3,4,5,6,9 ve 10. nolu tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı ve karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesinde tasarım hakkına tevavüz iddiası dışında TTK hükümleri kapsamında haksız rekabet iddisında da bulunduklarını, ancak mahkemece bu iddia üzerinde durulmadığını, dosyaya sunulan teknik uzman raporunda "davalının ürünlerindeki ambalaj deseninin davacının 2012/02707-1,2,3 sayılı tasarımlarının tescilinden doğan haklarına tecavüz ettiğinin, desenlerin davacının tasarımlarından yola çıkılarak meydana getirildiğinin, bunun davacının tüketici belleğindeki olumlu imajından faydalanma arzusunu gösterdiğinin" belirtildiğini, davalı tarafın ambalajı kendileri ile aynı firmaya yaptırdığını, davacının eskiden beri kullandığı telefon numarasını ambalaj üzerinde kullandığını, ...'ın davacı ortaklığından ayrılışına ilişkin hisse devri ve rekabet yasağı sözleşmesinde "..." ibaresinin kullanım hakkının davacıya bırakıldığını, buna karşın "..." isimli bir mağazada davalı ürünlerinin "... ..." etiketiyle satıldığını, tasarım hükümsüzlüğü davası yönünden karşı tarafça sunulan e-mail yazışmalarının sonradan yaratılmış olma ihtimalleri bulunduğundan delil olarak dayanılamayacağını, diğer delillerin de davacının reklam çalışmaları ve gazete haberlerine ilişkin olduğunu, görsellerin de net incelenemediğini, bu şartlar altında karşı davanın ispat edilemediğini, kaldı ki tasarım hükümsüzlüğüne karar verilse dahi mahkemece TTK hükümleri karsamındaki iddialarının incelenmesinin gerektiğini, davalının müvekkilinin ürünlerini bilinçli şekilde taklit ettiğinin ve iltibas tehlikesinin ortada olduğunu, hükümsüzlük davasında davalı karşı davacı şahsın davacı ortağı olduğu döneme ait kullanımları yenilik kırıcı belge olarak sunmasının kötüniyetini gösterdiğini, sadece davacı tasarımlarının TÜRKPATENT görselleri üzerinden inceleme yapılmasının haksız rekabet hükümleri ile bağdaşmadığını, davalı tarafın davacının tasarımları ile aynı boyut, şekil ve renkteki tasarımlarının haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiğini, davacıya ait tasarımın kullanılacağı alan/yöneldiği tüketici kitlesi ile davalının markalı ürünlerinin kullanıldığı alan/yöneldiği tüketici kitlesinin aynı olduğunu, davalı ürünlerinin davacı tasarımları ile iltibas yaratacak düzeyde genel izlenim itibariyle benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1.Dava, endüstriyel tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi-manevi tazminat ve hükmün ilanı, karşı dava endüstriyel tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 297/2.maddesinde, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmü düzenlenmiş olup buna göre, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında hüküm kurulması zorunludur. Ne var ki somut olayda mahkemece uyuşmazlığın özetle, "asıl dava bakımından davalı kullanımlarının davacının tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, karşı dava bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı" hususlarına ilişkin olduğu belirlendiği halde, davacının asıl davadaki "davalı firmanın satışa sunduğu ürünlerin ambalajlarının üzerinde davacı firmanın eskiden beri var olan telefon numarasını kullandığı, ambalajları aynı firmaya yaptırdığı, davalının ürünlerinin "... ..." adıyla satıldığı, davacının eski ortağı davalı ...'ın yapılan hisse devri sonrasında aynı emtia grubunda davacıya ait ürün ambalajını taklit ederek davacının faaliyeti ve iş mahsulleriyle iltibas yaratmaya çalıştığı" yönündeki haksız rekabet iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmaması ve bu konuda olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarında da haksız rekabet iddiası hakkında herhangi bir tespit ve değerlendirme bulunmamaktadır.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda davacı tarafın yukarıda belirtilen talepleri yönünden olumlu ve olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak yeni bir karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2.İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı-karşı davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir
1.Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 21/04/2022 gün ve 2021/23 E. - 2022/141 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3.Davacı-karşı davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4.Davacı-karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu, 100,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacı-karşı davalıya iadesine,
5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 01/11/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/11/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...