11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2012/2723 E. , 2012/13764 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
I) Hükümlü müdafiinin "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece duruşma açılarak önceki hükmolunan ceza ile uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçeleri gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümlünün mağdur ...'a yönelik eylemi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmünde, 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, diğer mağdurlar ... ..., ... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümlerinde ise 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ''ağır hapis'' cezalarının ''hapis'' cezasına dönüştürülmesi ve kesinleşmiş önceki hükümlerin aynen infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı ise de; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 5-a bendinden 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkranın diğer bentlerinde yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle, 1, 2 ve 4. fıkralarının "a" bentlerindeki "5237 sayılı Yasa'nın hükümlü aleyhine olduğundan sahtecilik suçu yönünden uygulanmasına yer olmadığına" ibarelerinin çıkartılarak yerlerine ''mahkememizin 03.10.2001 tarih ve 1998/256 Esas, 2001/426 Karar sayılı kesinleşmiş hükmünde yer alan ağır hapis ibarelerinin 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca hapse çevrilmesi suretiyle aynen infazına'' cümlesi yazılarak sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) Hükümlü müdafiinin mağdur ...'a yönelik "dolandırıcılık" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri uyarınca mahkemece duruşma açılarak önceki hükmolunan ceza ile uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçeleri gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III) Mağdurlar ... ..., ..., ... ve ...'a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan uyarlama kararına yönelik hükümlü müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Kesinleşen hükümlerde, hükümlünün sabit kabul edilen eylemleri, sahte olarak düzenlediği çekleri kullanarak mağdurları aldatıp onların zararına kendisinin yararına haksız menfaat sağlamaktan ibarettir. Mahkemece kesinleşen hükümde bu eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK.nun 503/1, 522 ve 523. maddeleri uyarınca uygulama yapılmıştır. Oysa Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 173/228 sayılı kararı ve Dairemizin benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı gibi bankanın maddi varlıklarından olan çek kullanmak suretiyle işlenilen dolandırıcılık eylemleri “bankanın araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturmaktadır. 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe olan yasa, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün ve 114-161 sayılı kararında açıklandığı üzere lehe yasa uygulamasında, önceki kesinleşen hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya sonradan yürürlüğe giren Yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuçlar karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğuracaktır. Bu açıklamalar ışığında lehe yasanın somut olaya uygun bulunan 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f, 168/2 , 62 ve 53. maddeleri uygulanarak sonucuna göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK'nun uygulanma yeri bulunmayan 157/1. maddesi ile karşılaştırma yapılması,
Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, 11.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.