Esas No
E. 2022/2067
Karar No
K. 2022/2067
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2067 - 2024/1272

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/05/2022

NUMARASI : 2020/246 Esas 2022/373 Karar

DAVACILAR

KARAR TARİHİ: 24/10/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 08/11/2024

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 14.07.2017 tarihinde, davacı ... yönetimindeki, diğer davacıların yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca, davalı ... Sigorta AŞ'ya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı, dava dışı ... idaresindeki aracın çarpması sonucu davacıların yaralandığını, malul kaldıklarını belirterek davacı ... için öncelikle bakıcı tutulması acil ve ivedi olduğundan 50.000,00 TL geçici ödeme yapılmasını, belirsiz alacak davası olarak davacı ... için 100,00 TL kalıcı beden ve çalışma gücü kaybı tazminatının, hastanede taburcu edildiği tarihten başlamak üzere 100,00 TL bakıcı giderinin, davacı ... için 100,00 TL geçici iş gücü tazminatının, 100,00 TL kalıcı beden ve çalışma gücü tazminatının, davacı ... için 100,00 TL geçici iş gücü tazminatının, 100,00 TL kalıcı beden ve çalışma gücü tazminatının temerrüt tarihi olan 16.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında talep artırım dilekçesi ile davacı ... için sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminatı 318.354,86 TL , bakıcı gideri talebini 330.000,00 TL, davacı ... için geçici iş gücü kaybı tazminatı talebini 3,812,28TL, davacı ... için sürekli iş gücü kaybı tazminatı talebini 150.318,91TL olarak artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın, davalı şirket nezdinde 13.01.2017 tanzim ve 13.01.2017-2018 vade tarihli 311000040309868 poliçe numaralı zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını, davalı şirkete usulüne uygun başvuru olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ceza mahkemesi nezdinde alınan 11.07.2019 tarihli kusur raporuna göre ihtimalli kusur değerlendirmesinin yapıldığını, davalı şirkete sigortalı aracın sürücüsü ...'nin tali kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmenin mevcut olduğunu, bu sebeple davacı tarafın asli kusur iddiasının kabul edilemez olduğunu, kabul manasında olmamak üzere tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılmasının gerektiğini, davacıların kazaya karışan araçta yolcu konumunda olması nedeniyle hesaplanacak tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca resen tespiti halinde müterafik kusur nedeniyle de indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve kusur yönünden alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün arkadan çarpma nedeniyle tam kusurlu olduğu, davacıların maluliyet oranlarının ve geçici işgöremezlik süresi ile bakıcı ihtiyacı sürelerinin belirlenmesi için Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden rapor alındığı, davacı ...'in 22.10.2020 tarihli maluliyet raporunda özürlülük ölçütü hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre sürekli özür oranının %5 olduğu, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olduğu, davacı ...'in 23.10.2020 tarihli maluliyet raporunda özürlülük ölçütü hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre sürekli özür oranının %5 olduğu, bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğu, davacı ...'in 02.11.2020 tarihli maluliyet raporunda özürlülük ölçütü hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre sürekli özür oranının % 87 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 ay olduğu, sürekli bakıma muhtaç olduğunun belirlendiği, davacıların zararlarının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı ...'in olay tarihinde kamu görevlisi olması nedeniyle geçici iş göremezlik süresince maaşının almaya devam ettiğinden geçici iş göremezlik zararı oluşmayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 318.354,86 TL sürekli iş kaybı tazminatı ile 330.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının dava tarihi olan 18.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak kısıtlı davacı ...'in vesayet hesabına yatırılmasına; davacı ... için 3.812,28 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 18.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; davacı ... için, 150.318,91 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 18.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine, geçici iş göremezlik yönündeki tazminat talebinin reddine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ceza mahkemesi dosyasında alınan kusur raporunda davalının tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, adli tıp kurumundan kusur yönünden rapor alınması gerektiğini, davacı ... yönünden bakıcı ihtiyacı bulunmadığını, bu yönde davalı şirket tarafından alınmış mütalaa raporu olduğunu, bakıcı gideri yönünden ayrı bir teminat limiti bulunmadığını, hesaplamada ZMSS Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, %1.8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.

Davacı vekili, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin tazmini istemine ilişkindir.

1.Davacı ...’in maluliyet oranı yönünden hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünün 05.11.2020 tarihli raporunda, davacının kaza sonrası tedavi evraklarının ve raporlarının incelendiği ve sonuç olarak; Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, kas iskelet sistemi başlığı altında, ayakta durabilme, yürüme ve hareket bozuklukları nedeniyle alt eksremiyete bağlı özürlülük oranının %60, sağ üst ekstremite özürlülüğü %7, epilepsi yönünden %5, zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozukluk yönünden %40, demans yönünden %25, üriner sistem/mesane bozukluğu yönünden %10, davacının kaza tarihinde 65 yaşın üzerinde olması nedeniyle yönetmeliğin 10/4 maddesi gereğince %10 maluliyetinin bulunduğu, Balthazard formülüne göre kombine edildiğinde daimi maluliyet oranının %87 olduğunun, sürekli bakıma muhtaç olduğunu ve tıbbi iyileşme sürenin 12 ay olduğunun mütalaa edildiği belirtilmiş ise de tanzim edilen raporun kazaya bağlı maluliyete ilişkin olması, genel vücut özürüne yönelik olmamasına rağmen, davacının yaşı gözetilerek belirlenen %10 özür oranının, tazminat belirlenmesi açısından nazara alınıp alınmayacağı, alınacak ise gerekçesinin raporda açıklanmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda mahkemece, davacının tüm daimi maluliyet oranına ilave edilen yaştan kaynaklanan %10 engelin, kazaya bağlı yaralanması ile oluşan engeline ilave edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi, davacının demans ve epilepsi yönünden belirlenen rahatsızlıkları ve zihinsel ruhsal davranış bozuklukları nedeniyle belirlenen arazların kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavi ile iyileşip iyileşemeceği ve kalıcı olup olmadığının tespit edilmesi, varılacak sonuca göre, davacının bakıcı ihtiyacı olup olmadığının ve varsa süresinin de yeniden değerlendirilmesi için, içerisinde nöroloji ve beyin cerrahının da bulunduğu Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2.Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.

Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.

Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y.

2015.S.

582.Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.

Davalı vekili, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup davacılar ... ve ...’in araçta yolcu olarak bulundukları, bu durumda, davacıların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığı, takılı değil ise, kazanın oluş şeklide değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının davacıların zararını artırıp artırmadığı incelenip araştırılarak müterafik kusur indirimi yapılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve sonucuna karar verilmesi gerekirken bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış olması da doğru değildir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2.Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

3.Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,

4.Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,

5.Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog