Esas No
E. 2022/2870
Karar No
K. 2022/2870
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2870 - 2024/2752

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACILAR : 1-

VEKİLLERİ: Av.
DAVALI: Türkiye Sigorta Anonim Şirketi -
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ: 21.11.2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 21.11.2024

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 13.01.2013 günü saat 10.50 sularında davacı müvekkillerin desteği müteveffa ...'ın yolcu konumunda olduğu dava dışı haksız fiil faili ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile karşı şeritten Bayburt istikametine seyretmekte olan ... idaresindeki ... plaka sayılı kömür yüklü yarı römorku çeken ... plaka sayılı çekici tırla çarpışması neticesinde davacı müvekkillerin desteği ...'ın öldüğünü, bu kazada aracın sürücüsü ...'in asli ve tam kusurlu olduğu, ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılardan Birsen'in 163.874,89 TL, Irmak'ın 36.811,10 TL, Deniz'in ise 49.314,01 TL zararı olduğunun hesaplandığını, söz konusu hesaplama, dava ıslah edildikten sonra Yargıtay'ın bozma kararı sonrası dosyanın yeniden görülmesi sırasında yapılmış olduğundan, maddi tazminat taleplerine ilişkin yargılama aşamasında usulen arttırma imkanı olmadığını, bu nedenle ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ıslah dilekçesi doğrultusunda davacıların zararının eksik bir şekilde hüküm altına alındığını, bu nedenle 02.08.2020 tarihli ek hesap bilirkişi raporunda belirtilen ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla bakiye zarar davacı Eş Birsen yönünden 25.688,89 TL, davacı çocuk Deniz yönünden 988,51 TL olmak üzere toplamda 26.677,40 TL destekten yoksun kalma şeklindeki maddi tazminatın ilk davanın açıldığı ve aynı zamanda davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımında uğradığını, aynı zamanda görev itirazında bulunduklarını, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, aynı kazaya ilişkin olarak daha önce başvuruda bulunulmuş olduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğu sonra erdiğinden taleplerin teminat dışı kaldığını, müvekkili şirketin sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olup ileri sürülen tazminat talebi bakımından her hangi bir sorumluluklarının da bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 25.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 07.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacılara verilmesine, (davacı Birsen için kendi adına asaleten, diğer davalı Deniz'e velayeten) fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasında müteveffanın kusursuz olup, kendisinin yolcu konumunda bulunduğu araca çarpan araç sürücüsünün ise tam ve asli kusurlu bulunmuş olduğunu, müteveffanın ölümünün ani ve feci şekilde gerçekleşmiş olması, eşi davacı ...'ın hayatının aktif ve pasif dönemlerinde eşinin desteğinden yoksun kalacağı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında alınan hesap raporu da göz önünde bulundurulduğunda müteveffanın eşi ... ve kızı ... için hükmedilen maddi tazminatın düşük olduğunu, davalının dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilmesi bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken hatalı olarak 07.04.2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olduğunu, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarında gereğinden düşük olması ile aynı şekilde lehlerine gereğinden düşük yargılama giderine hükmedilip, aleyhlerine ise gereğinden yüksek vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olup davanın usulden reddinin gerektiğini, huzurdaki davanın trafik kazasından kaynaklanan bir haksız fiil isnadından doğduğu için görevli mahkemenin asliye hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple öncelikle görev itirazında bulunduklarını, aynı kazaya ilişkin daha önce başvuruda bulunulmuş olup kesin hüküm nedeni ile başvurunun reddedilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin poliçe kapsamı ve limitiyle sınırlı olmak kaydı ile sigortalısının kusuru oranında gerçek zarardan sorumlu olduğunu, başvuru konusu kazaya ilişkin olarak muhtelif tarihlerde poliçe limitleri tükenecek şekilde toplamda 225.000,00 TL tazminat ödemesi yapılmış olmakla müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini ve taleplerinin teminat dışı kaldığından reddini talep ettiklerini, müterafik kusur değerlendirilmesi yapılması ile müterafik kusurun tespiti halinde tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanakta bazı unsurların göz ardı edildiğini ve bu nedenle kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, başvurunun eksik/geçersiz evraklar ile yapıldığını, usulüne uygun bir başvuru olmadığından işbu davanın usulden reddini talep ettiklerini, desteklik ilişkisinin ispat edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin gerçek zarardan sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, bu nedenle aktüer bilirkişi incelemesi yapılması ile müteveffanın gelirinin tespit edilmesi, aksi takdirde bilirkişi raporunun, asgari ücret üzerinden düzenlenmesi ile geride başka bir desteğin olup olmadığının tespit edilmesi ve destek paylarının belirlenerek buna göre tazminat hesabı yapılmasının gerektiğini, tazminatın belirlenmesinde tüm indirim kalemlerinin göze alınmasını talep ettiklerini, davacıların SGK’dan herhangi bir ödeme alıp almadığı / kendilerine maaş bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin alacağın zamanaşımına uğradığına istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde davacıların desteği vefat etmiş olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalara göre, kazanın 13.01.2013 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin 13.01.2028 tarihinde dolacağı, davanın ise 20.10.2020 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğundan zamanaşımı yönünden yapılan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin alacağın görevli mahkemeye ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Davanın görevli mahkeme olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığından, bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin, kesin hüküm bulunmamasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediğine, davalı ve davacılar vekilinin kusur oranına ve tazminat miktarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-i. fıkrası " Dava şartları şunlardır:.. Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması." hükmünü içermektedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 303. maddesinin 1. fıkrasında "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. " hükmünü içermektedir. Kesin hüküm adli gerçeği ifade eder. Kesin hükümle amaçlanan ise; aynı kişiler arasında, aynı dava konusu uyuşmazlık hakkında mahkemelerin sınırsız şekilde meşgul edilmesini engellemektir. Bu şekilde hem kişiler, hem de devlet için hukuki güvenlik sağlamaktır.

Somut olayda, trafik kazası nedeniyle ölümden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, dosya arasına bulunan ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyası incelendiğinde; dava konusunun, dava sebebinin ve davanın taraflarının iş bu dava ile aynı olduğu ve 09.04.2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda gerçekleşen trafik kazası nedeni ile kusur ve zarar miktarı yönünden adli gerçek olarak ortaya çıkarılmış ve ortaya çıkarılan adli gerçek talep ile bağlı kalınarak, talep ile bağlı kalınarak miktar yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmuş ve yine talep ile bağlı kalınarak davacıların fazlaya ilişkin saklı tutulduğu tespit edilmiştir.

Davacılar dava konusu yaptıkları konu ise, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı ilamın ile iş bu destekten yoksun kalınmasından kaynaklanan tazminatta hükmedilen miktardan fazla olan ve saklı tutulan kısmın yine bir mahkeme ilamı ile hükme bağlanılmasından ibarettir. Bu durumda ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı hükmedilen miktardan fazla olan ve saklı tutulan kısma ilişkin icra edilebilir kesin bir mahkeme ilamı mevcut değildir. Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Keza yukarıda açıklandığı üzere, gerçekleşen trafik kazası nedeni ile kusur ve zarar miktarı yönünden adli gerçek olarak ortaya çıkarılmış ve ortaya çıkarılan adli gerçek talep ile bağlı kalınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.

Davacılar tarafından söz konusu olaya ilişkin olarak; ...

1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... esas sayılı dosyasında, davacılar adına aynı olayla ilgili olarak destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açılmış ve davada 28.11.2014 tarihinde ... karar numarasıyla verilen karar ile davacıların maddi tazminat taleplerinin bir kısmının; davacı ... yönünden 125.630,84 TL, davacı ... yönünden 27.332,71 TL ve dava dışı ... yönünden 34.870,07 TL olmak üzere hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. Akabinde söz konusu karar taraflarca temyiz edilmiş olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce onanmıştır. Fakat sonrasında davacılar taarfından karar düzeltme yoluna gidilmiş ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2019 Tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile kazanç unsuru yönünden eksik hesaplama yapıldığından yerel mahkeme kararının davacılar lehine bozulmasına karar verilmiştir.

İş bu sefer Yargıtay'ın bozma kararından sonra dosya, kendisine gönderilen ... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... Esas sayılı dosyasıyla yeniden görülmüş, Yargıtay'ca gösterilen eksiklikler tamamlanmış ve bozma ilamında belirtilen kazanç miktarı üzerinden ve 2020 yılı güncel verilerine göre hesap bilirkişi raporu alınmıştır. Söz konusu raporda davacılardan Birsen'in 163.874,89 TL, Irmak'ın 36.811,10 TL, Deniz'in ise 49.314,01 TL zararı olduğu hesaplanmıştır. Söz konusu hesaplama, davacılar yönünden dava ıslah edildikten sonra Yargıtay'ın bozma kararı sonrası dosyanın yeniden görülmesi sırasında yapılmış olduğundan, maddi tazminat taleplerimize ilişkin dava miktarını yargılama aşamasında usulen arttırma imkanı bulunmadığından, ıslah edilemeyen kısım yönünden ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 22.09.2020 tarihinde ...

K. Numarasıyla davacıların zararı eksik bir şekilde hüküm altına alınmıştır.

İş bu nedenle; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce ... esas sayılı dosyasındaki 02.08.2020 tarihli ek hesap bilirkişi raporunda belirtilen ve fazlaya ilişkin tüm hakların saklı kalmak kaydıyla bakiye zarar; davacı Eş Birsen yönünden 25.688,89 TL, davacı çocuk Deniz yönünden 988,51 TL olmak üzere toplamda 26.677,40 TL destekten yoksun kalma şeklindeki maddi tazminatın ilk davanın açıldığı görülmüştür. Bu yönüyle, taraflar arasında iş bu dava da dava konusu yapılmış tazminat alacağı yönünden kesinleşmiş bir mahkeme ilamın bulunduğundan bahsedilemeyecektir. ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı dosyasında Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere desteğin 1.800,00 TL gelirinin olduğunun kabulü ile tazminat hesabı yönünden bilirkişiden rapor alınmıştır. Hesap bilirkişişi 02/08/2020 tarihli raporunda; 2020 yılı güncel verileri ile yapılan hesaplama ve davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitleri dahilinde garamaten paylaştırılması sonucu sorumlu olduğu miktarların; davacı ... için 163.874,89 TL, Davacı ... için 36.811,10 TL, Davacı ... için 49.314,01,50 TL olmak üzere toplamda 250.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı alabileceğini fakat davacı talebinin; ... için 138.186,00 TL, Davacı ... için 38.488,50 TL, Davacı ... için 48.325,50 TL olmak üzere toplamda 225.000,00 TL olduğu belirtilmiştir.

Kazaya karışan davalı sigortalı araca ilişkin ZMMS poliçe bilgilerinin incelenmesinde; ... plaka sayılı araca ilişkin ... Sigorta A.Ş nezdinde ... poliçe numarası ile sigortalı ve başlangıç tarihinin 18/04/2012, bitiş tarihinin 18/04/2013 olduğu kişi başına teminat limitinin 250.000,00 TL olduğu, poliçenin kaza tarihini kapsadığı ve geçerli olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalının halen, davacıların tazminat talepleri için 25.000,00 TL teminat ile sınırlı olmak üzere sorumluluğu devam etmektedir.

İş bu davada, davacı Birsen'in 25.688,89 TL davacı Deniz'in ise 988,51 TL olmak üzere toplamda 26.677,40 TL talebinin bulunduğu, bu durumda davalının sorumlu olduğu 25.000,00 TL teminat miktarı üzerinden gareme hesabı yapılarak, her bir davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu gareme hesabına göre davacı Deniz'in talep edebileceği tazminat miktarının 926,98 TL, davacı Birsen'nin talep edebileceği tazminat miktarının ise 24.073,02 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı görülmüştür. Bu yönüyle davacılar vekilinin istinaf başvurusu haksız, davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.

Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ve temerrütte düşülmediğine, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; 2918 Sayılı yasanın 97 maddesi (Değişik madde: 26/04/2016-6704 S.K.

5.Mad.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." şeklindedir. 2918 Sayılı yasanın 97 maddesi (Değişik madde: 26/04/2016-6704 S.K.

5.Mad.) yürürlüğe girmeden evvel, ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı ilamına konu dava 15.04.2013 tarihinde açılmış olup, iş bu davanın dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı yazılı şekilde ve gerekli evraklarla kendine başvurulan rizikodan haberdar olup, artık bu dava konusu yönünden davalı temerrüte düşmüştür. Bu nedenle yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı görülmekle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile,

HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kısmen KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;

2.Davacıların davasının kısmen KABULU ile; -Davacı ... yönünden 926,98 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak bu davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

-Davacı ... yönünden 24.073,02 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak bu davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

Harç yönünden:

3.a-)Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 1.707,79 TL karar harcından, peşin yatırılan 87,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.620,00‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 28.04.2022 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise ilk derece mahkemesince tahsil edilen harç ile dairemizce tahsiline karar verilen harç miktarının aynı olması nedeniyle yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına,

4.Başvuru tarihi itibariyle Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranına göre 1.274,32 TL'sinin davalıdan, 85,68 TL'sinin davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, Yargılama giderleri yönünden:

5.Davacılar tarafından yapılan toplamda 147,05‬ TL harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

6.Davacıların gider avansından sarf edilen tebligat ve müzekkere gönderim ücretleri toplamı 63,00 TL yargılama giderinin davanın kabul - red oranına göre hesaplanan 59,03 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmının davacıların üzerinde bırakılmasına,

7.Davalı tarafın yatırdığı avans sarf edilmemiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

8.HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, Vekalet ücreti yönünden:

9.Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 926,98 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

10.Davacı Birsen ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 24.073,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

11.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 61,53 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalıya verilmesine,

12.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 1.615,87 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf giderleri açısından;

13.Davacılar ve davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

14.İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

15.Davacıların avansından sarf edilen 93,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

16.Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,

17.Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 21.11.2024

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog