20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2022
NUMARASI : 2021/333 E. - 2022/123 K.
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/04/2022 tarih ve 2021/333 E. - 2022/123 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2012/98352, 2012/98462, 2012/98356, 2012/98471, 2012/85118, 2012/98413, 2012/98452, 2012/98911, 2012/98797, 2012/98441, 2012/98463, 2012/98881, 2012/98445, 2012/98443, 2012/98348, 2012/98761, 2012/98439, 2013/57872, 2012/98893, 2012/98910, 2012/98372, 2012/98827, 2012/94248, 2014/72453 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/44234 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın kısmen reddi ile 9. ve 35. Sınıflarda yer alan mal ve hizmetler bakımından reddedildiğini, davalının bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından kabul edilerek başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, oysa müvekkili şirketin yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu tüketiciler nezdinde müvekkili ile özdeşleşmesi sağlanan markalar arasında “...” kök ibareli markaların yer aldığını, dava konusu “... ...” ibareli markanın kök unsurunun da “...” ibaresi olduğunu, markadaki “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, aksine “...” ibaresine güçlü vurgu yaptığını, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı/benzer türdeki mallar için başvuru konusu edilmesi sebebiyle müvekkili markalarının serisi olarak algılanabileceğini, davalı şirketin müvekkili şirketin seri markalarının tanınmışlığından ve ticari itibarından yararlanmaya çalıştığını ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-6301 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/44232 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı şirketin yayıma itirazının 2012/98352 sayılı marka ile bir kısım mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ve iltibas ihtimalinin oluşacağı gerekçesiyle kabul edildiğini, diğer gerekçeler yönünden reddedildiğini, davacı karara karşı YİDK nezdinde herhangi bir itiraz ileri sürmediğinden 2012/98352 sayılı marka dışında ileri sürülen markaların SMK m. 6/1 kapsamında değerlendirmeye alınamayacağını, “...” ibaresinin günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime ve ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğunu, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir ibare olmadığını, ibarenin ticari ve günlük hayatta yaygın kullanımı, anlamı ve tasviri niteliği de dikkate alındığında özellikle tescil kapsamında yer alan hizmetlerde ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, dava konusu markada vurgunun davacı markalarının aksine “...” ibaresine yapıldığını, bu haliyle dava konusu markanın davacı markaları karşısında yeterli ayırt ediciliği kazandığını ve davacı markalarından uzaklaştığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin bankalar ve alternatif ödeme kanalları için finans teknolojileri sağlayan bir şirket olduğunu, davacının davaya dayanak olarak ileri sürdüğü ve seri marka olduğunu iddia ettiği ibarelerin davacı adına tescilli olmadığını, dolayısıyla bu ibarelerin marka mahiyeti bulunmadığını, davanın hukuki dayanağı bulunmadığını, markalar davacı adına tescil edilmediğinden seri markanın varlığından ve koruyuculuğundan söz edilemeyeceğini, “...” ibaresinin herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığından seri markanın esaslı unsurunu teşkil etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili markasındaki “...” ibaresinin taraf markalarındaki ortak unsur olan “...” ibaresine göre daha yüksek bir ayırt ediciliğe sahip bulunduğunu, taraf işaretlerinin benzerliğinden söz edilemeyeceğini, şekil açısından markalar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, “...” kelimesinin Türkçede sıfat olarak kullanıldığını ve ayırt edici bir niteliği bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının kapsamlarının belirlenen sınıflarda benzer olduğu, başvuru standart karekterle yazılmış “... ...” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak ve dava dilekçesinde bahsi geçen markaların standart karekterle yazılı "..." ibarelerinden oluştuğu, “...” ibaresinin, Türk Dil Kurumu nezdinde “Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı”, “...” ibaresi ise “Küçük sermaye ve zanaat sahibi, artizan.” olarak tanımlandığı, bu kelimelerin aynı satırda ve aynı boyutta yazıldığı, kelimelerden birinin ön plana çıkarılmadığı, “...” kelimesinin bir sıfat olup, önüne getirildiği kelimeyi nitelendirdiği, YİDK karar iptali davası bakımından, davacının gerekçe markasının “... ...” markası olduğu, YİDK karar iptali davası bakımından, bu iki markanın kararlaştırılacağı, davacıya ait markanın esas ve tek unsurunun “... ...” ibaresi olduğu, hükümsüzlük davası bakımından davacının gerekçe olarak gösterdiği markaların ortak özelliğinin “...” kelimesini içermesi olduğu, taraf markalarında yer alan gerek “...” ibaresi, gerekse markalar kapsamında yer alan diğer kelime unsurları, genel olarak ayırt ediciliği bulunmayan, tüketici nezdinde marka algısı yaratmayan, herkesin sıklıkla kullandığı ibareler olduğu, bu husus, dava konusu markada yer alan “...” kelimesi için geçerli olduğu gibi, davacının markalarında yer alan “..., şifre, reklam, tarım, yardım, vodem, cüzdan, fikir, kitap, limit, hasat, destek, ailem, avantaj, dünya, cep merkezi, tv” gibi ifadeler için de geçerli olduğu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, anlamı ve bir sıfat olması nedeniyle, herhangi bir mal ve hizmet ayrımı yapılmaksızın, ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel olarak benzerlik bulunmadığı, bu nedenle somut olayda SMK m. 6/1’de sayılan “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlanamadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markasının esas unsurunun ... ibaresi olup, tüketiciler tarafından davalı markasının, müvekkiline ait yeni bir marka, önceki seri markalarının devamı ve yeni bir versiyonu olarak algılanacağını, bilirkişi raporunun, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığı şeklindeki kanaati hatalı olup, hüküm kurmaya dayanak teşkil edemeyeceğini, "..." ibaresi tescil ettirilmek istenen tüm sınıflarda tanımlayıcı ve ön ibarenin satış yapılması anlamına geldiğini, markada “...” ibaresinin markaya tek tek veya ayrı olarak ayırt edicilik katmadığını, aksine “...” kelimesine güçlü vurgu yaptığını ve itiraz edilen markanın asli ve baskın unsurunun “...” kelimesi olduğunu, ortalama tüketicilerin iki markanın kökenini ayırt edemeyeceğini, markalar arasında idari bağlantı ihtimali olduğunu düşüneceğini, müvekkilinin markalarının bilinirliğinden faydalanarak haksız kazanç sağlanmasının söz konusu olacağını, seri markalar marka korumasından yararlanırken tanınmış markalara benzer bir korumadan yararlanılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarının kapsamlarının belirlenen sınıflarda benzer bulunduğu, YİDK karar iptali davası bakımından, davacının mesnet markasının “... ...” markası olduğu, hükümsüzlük davası bakımından davacının mesnet olarak gösterdiği markaların ortak özelliğinin de “...” kelimesini içermesi olduğu, taraf markalarında yer alan “...” ibaresi ile markalar kapsamında yer alan diğer kelime unsurlarının, genel olarak ayırt ediciliği bulunmayan, tüketici nezdinde marka algısı yaratmayan, herkesin sıklıkla kullandığı ibareler olduğu, taraf markalarında ortak olarak bulunan “...” ibaresinin, ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğu, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel olarak benzerlik olmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan şartların bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...