6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2009/10719 E. , 2010/10191 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Mahkemenin 07.03.2007 tarihli hükmü, Dairemizin 09.06.2008 gün ve 2007/14353 esas, 2008/13240 sayılı kararı ile “Sanığın 26.4.2004 tarihinde geceleyin büyükannesi olan yakınanı silahla ölümle tehdit ederek para istediği, kolluk görevlilerinin gelmesi üzerine eylemini tamamlayamadığı; 21.6.2004 günü gündüzleyin yemek yapması için konutuna çağırdığı yakınanı zorla bir odaya sokarak, tehdit edip para istediği, yakınanın parasının olmadığını söylemesi üzerine makası savurarak eylemini sürdürdüğü, kolluk görevlilerinin gelmesi üzerine bir traş bıçağını yakınanın boğazına dayayarak gitmelerini söylemesi ve zor kullanarak yakalanması şeklinde gerçekleşen eyleminin bütün halinde 765 sayılı TCK’nın 499/1. maddesinin 1. cümlesine ve 80. maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması ve sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 499/1-1.cümle, 80, 31, 33. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 149/1-a-d-h, 35, 53, 149/1-a-d, 35,53, 109/2, 109/3-a-e, 53. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, sanık yararına olan yasanın uygulama sırasında belirlenmesinde zorunluluk bulunması ve kazanılmış hakkın korunması” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, 13.11.2008 tarihli oturumda Dairemizin bozma kararına uyularak sürdürülen yargılama sonucunda, bozmaya uyulduğu halde, lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında, sanığın eylemlerinin 765 sayılı TCK'nın 497/2, 61, 80, 31, 33, 179/1-2-3, 180/1, 31, 33.maddelerine uyduğu, 5237 sayılı TCK'nın 149/1-a-d-h, 35/2, 53, 149/1-a-d, 35/2, 53, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son; 5237 sayılı TCK'nın 109/2, 109/3-a-e, 53.maddeleri gereğince her iki suçtan ayrı ayrı hesaplanan 10 yıl 6 ay ve 6 yıl hapis cezalarının değerlendirmeye esas alınarak karşılaştırmanın yapıldığı ve kazanılmış hak müessesesinin sonuç ceza süresi yönünden değil, sadece yağma suçlarından hükmedilen cezalar yönünden hükme esas alındığı anlaşılmıştır. 765 sayılı TCK'nın 499/1.maddesinde tanımlanan suçun yasal ögesi “yağma suçunun işlenmesi için yakınanın özgürlüğünün kısıtlaması” olup, bu maddenin uygulanması gereken bir olayda, ayrıca anılan Yasanın 179 ve 180. maddelerinde tanımlanan kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmak suçunun oluşmadığı gözetilmeden değerlendirme yapılması,
2.Bozma kararımızda belirtildiği gibi 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasalara göre gösterilen maddeler esas alınarak değerlendirme yapıldıktan sonra lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, yazılı biçimde karşılaştırma yapılarak hüküm kurulması;
3.Kazanılmış hak müessesesinin sadece yağma suçlarından hükmedilen cezalar için değil, hem yağma suçları hem de kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmak suçu için hükmedilecek olan toplam ceza süresi üzerinden hükme esas alınması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.