Esas No
E. 2023/1434
Karar No
K. 2023/1434
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1434 - 2024/1964

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 30.05.2023

NUMARASI : 2022/296 Esas - 2023/323 Karar

İSTİNAF YOLUNA

BAŞVURAN DAVACI : ...

VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 1 -...
DAVALI: 2 -...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 3 -ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ
VEKİLLERİ: Av. ...

Av. ...

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
BAŞVURU TARİHİ: 12.07.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 25.09.2023
KARAR TARİHİ: 21.11.2024
YAZIM TARİHİ: 21.11.2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Plakalı aracın ruhsat sahibi olduğunu, davacıya ait bu aracın ...'nın sevk ve idaresindeyken 01.11.2021 tarihinde Serdivan-Arifiye istikametinden D-100 Sakarya istikametine katıldığı esnada itirazına konu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, aynı istikamette seyreden davalı ...'a ait, sürücüsü diğer davalı ... olan ... Plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı yan römorkun taşıdığı yükün köprüye çarpması sonucunda araçların taşıdığı yüklerin devrildiğini, davacıya ait aracın sağ üst ve ön kısımlarına düştüğünü ve davacının aracında ciddi hasarların meydana gelmesine sebep olduğunu, davacıya ait aracın şuan çalışamaz halde olduğunun, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde; aracın pert olup olmadığının, olmamışsa araçta meydana gelen maddi hasarın ne olduğunun belirlenebileceğinin, araçta meydana gelen maddi hasarla birlikte; davacının aracının araç kiralama sözleşmesi kapsamında sürücü ...'ya kiralandığını, kira sözleşmesini sunduklarını, kira sözleşmesi kapsamında kaza tarihinden itibaren davacının ticari kazanç kaybının hesaplanmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak koşuluyla; maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağının iptalini, ... Plakalı araç sürücüsü ...'nın kazaya ilişkin kusursuzluğunun tespitini, davacıya ait araçta yapılacak inceleme neticesinde araç pert olmuşsa mahkemece tespit tarihi itibariyle geçerli 500,00 TL güncel araç değerinin, aracın tamiri mümkünse oluşan 250,00 TL maddi zararın ve araçta meydana gelen 250,00 TL güncel değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsilini, kaza tarihinden beri kullanılmayan araç için 500,00 TL davacının ticari kazanç kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu talebin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkânının bulunmadığını, davacı tarafça onarım gerçekleştirilmiş olup, talep edilecek tutarın ekspertiz raporu ile netleştirilmiş olduğunu, bu durumda davacı tarafın yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre belirsiz alacak davası açmasına imkân olmadığından davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise, belirsiz alacak davasının kısmi alacak davası olarak kabul edilmesini, Sigorta şirketine başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise, davacının aracının daha önce kazaya karışıp karışmadığının tramer kayıtları celp edilerek tespitini, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, davacının değer kaybı tazminatı talebine yönelik bilirkişi raporu alınmasına ve yapılacak hesaplamanın Yürürlükte bulunan ve Resmi Gazete'de Yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar Eki uyarınca yapılmasını, Araç mahrumiyet bedeli poliçe teminatı kapsamında olmadığından söz konusu talebin reddine karar verilmesini, davalı şirketin temerrüde düşmediğinden haksız olarak talep edilen faiz talebinin reddini, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. yönünden davanın Feragat Nedeniyle Reddine, Diğer davalılar ... ve ... yönünden Davanın Kısmen Kabulü İle, 87.000,00-TL pert total bedeli, 7.844,73-TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 94.844,73-TL'nin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, anılan bedele kaza tarihi olan 01.11.2021 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu aracın güncel değeri 220.000,00 TL olarak hesaplandığını ancak ilk derece mahkemesi hükümde 210.000,00 TL'yi esas aldığını, davacının ticari kazanç kaybına ilişkin hüküm kurulurken hatalı alternatif esas alındığını, davaya konu araç davacı tarafından kiralama şirketlerine kiraya verildiğini, bu kapsamda dosyaya son kira sözleşmesi sunulduğunu, benzer şekilde araç sözleşme sonrasında da benzer hatta daha yüksek fiyatlara kiralanmaya devam edeceğini, aracın pert olması sebebiyle davacının işbu kira gelirinden mahrum kaldığını ve ticari kazanç kaybının ortaya çıktığını, her ne kadar sigorta şirketiyle yapılan anlaşma karşılığı ücretle yeni bir araç alınamamış ve zarar giderilememişse de fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tutarak; 01.11.2021 - 23.11.2022 tarihleri arasında 1 yıl 22 gün kazançtan mahrum kalma süresi kapsamında 12 aylık x 3.500,00 TL + 22 gün x 116,67 TL = 44.566,74 TL ticari kazanç kaybı olduğunun dosyada ispatlandığını, davacının kazada pert olan bir aracın yerine yeni bir araç koyabilmesi için zararını tazmin etmesi gerektiğini, aksi durumda kazalı aracın yerine konmuş bir aracın varlığından söz edilemeyeceğini, davacının ticari kazanç kaybının tazminat ödemesi yapılana kadar devam edeceğini, bu kapsamda ilk derece mahkemesi kararının hükme esas aldığı alternatifin hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemece, tespit edilen tutardan düşülen KDV'ye itiraz ettiklerini, davalı ... adına hükmedilen vekalet ücreti ile lehlerine hükmedilen yargılama giderinin de hatalı olarak belirlendiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı olarak araç bedeli ve araç yoksunluğu nedeniyle maddi tazminat istemlerine ilişkindir.

Somut olayda, 01.11.2021 tarihinde, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olan, davalı ...’ın maliki olduğu, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve ... plakalı yarı römork ile davacının maliki olduğu, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların karışmış olduğu maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının aracında ağır onarım gerektirecek oranda hasar meydana geldiği, eldeki davada aracın onarımının mümkün olması halinde değer kaybı pert olarak kabul edilmesi halinde ise araç bedeli ve araç yoksunluğu nedeniyle uğranılan kazanç kaybına dayalı olarak işleten, sürücü ve sigortacıya karşı maddi tazminat talebi yöneltilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Bu nedenle aracın eski hale getirilmesi için yapılacak olan onarım giderleri ile aracın ekonomik olarak değerinin azalmasından kaynaklı zarardan, zarar veren sorumlu tutulmaktadır. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Davacının araç mahrumiyeti ya da araç kiralama bedelinden zarar verenlerin sorumlu tutulabilmesi için aracın onarımı ekonomik ise onarım süresince, aracın onarımı ekonomik değil ise davacının aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir araç satın alması için geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararı belirlenmesi gerekir.

Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir (Yargıtay 17. HD 2016/2072 E - 2018/11712 K sayılı ilam). Aracın perte ayrıldığının kabulü halinde de yeni bir araç alıncaya kadar geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararının belirlenmesi gerekecektir.(Yargıtay 17. HD 2014/13531 E-2016/11340 K sayılı ilam). Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyeti bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için ikame araç bedelinin hesaplanması yönünden bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, araç mahrumiyetine ilişkin belge sunulamaması halinde, B.K.’nun 42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak mahkemece tayin ve takdir edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. HD 2012/6990 Esas, 2012/13761 Karar sayılı ilamı)

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; Mahkemesince, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu eylemi ile kural ihlali yaptığı kaza sonrasında davacı aracında meydana gelen maddi hasarın aracın serbest piyasa rayicininin %55 oranında olduğu ve bu nedenle aracın tamiratının ekonomik kabul edilemeyeceği değerlendirilerek; sovtaj bedeli ve davalı sigorta şirketi tarafından dava devam ederken ödenen miktar düşüldükten sonra bakiye kısım üzerinden araç bedelinden kaynaklı olarak davalıların sorumluluğunun benimsenmesinde, bir usulsüzlük bulunmamasına göre; davacı vekilinin anılan yönlere değinen tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Yanı sıra, eldeki davada, aracın tamirde kaldığı makul süre nazara alınarak araç mahrumiyeti bedelinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı tarafından sunulan araç uzun dönem araç kiralama sözleşmesinde, davacının kiralayan olarak yer aldığı da nazara alınarak mahkemesince makine bilirkişisi raporunda aracın amortisman ve diğer giderleri ile birlikte KDV unsurunun da değerlendirilmesi gerekirken bunun yapılmamış olduğu ancak mahkemesince yerinde bir şekilde bu hususun re'sen değerlendirildiği, Davacının araç kiralama işi yaptığı iddia olunduğuna ve incelenen sözleşmeye göre de belirlenen aylık kiralama bedelinin KDV hariç yazılmadığının anlaşılmasına göre de anılan kira bedeli üzerinden KDV ödediği, Mahkemesince bu kapsamda; KDV oranları, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler içinse %18 olarak uygulandığı, araç kiralama hizmetlerinin, 2007/13033 sayılı BKK’ya ekli (I) ve (II) sayılı listelerde yer almadığı, söz konusu hizmetlere (%18) KDV hesaplanması gerektiği değerlendirilerek, bu oranın zorunlu gider kabul edilerek; hesaplanan toplam bedelden düşülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; davacı tarafın bu kapsamdaki istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, her ne kadar, davacı vekilince davalı sigorta şirketi tarafından dava içerisinde ödenen 43.000,00 TL yönünden mahkemesince yargılama gideri ve vekalet ücretinde hata edildiği ileri sürülmekte ise de, davacı vekilince sunulan 29.11.2022 tarihli feragat dilekçesi ile 24.03.2023 tarihli talep artırım dilekçesinin incelenmesinde; bu kısım yönünden sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme nedeniyle davadan feragat edildiği anlaşılmakta ise de kalan bakiye tutara sigorta şirketi tarafından yapılan bu ödeme de dahil edilmek suretiyle diğer davalılar olan işleten ve sürücüden 140.000,00 TL tazminat talep etmiş olduklarının anlaşılmasına göre mahkemesince bu miktar üzerinden kabul red oranına göre yargılama gideri ve vekalet ücretine karar vermesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, H.M.K'nun 353/1-b-1 maddesi gereği davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2023 tarih ve 2022/296 Esas, 2023/323 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,

4.Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21.11.2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

*Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog