Esas No
E. 2024/3435
Karar No
K. 2024/8896
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2024/3435 E.  ,  2024/8896 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2021/549 E., 2022/79 K.
SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet hükümlerinin onaylanmasına

Yargıtay 11 Ceza Dairesinin, 16.01.2024 tarihli ve 2022/5127 Esas, 2024/457 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2024 tarihli ve KD 11-2022/35756 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

Sanık hakkında kurulan hükümde, "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.06.2022 tarih , 2019/13-219 Esas ve 2022/400 Karar sayılı ilamı" dikkate alınarak daha önceden temyiz incelemesinden geçerek bozma ilamı sonrası verilen hükümlerde olduğu gibi yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlarının da dosyanın daha önce Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle yine temyiz yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle, yargılamanın yenilenmesi ile kurulan hükmün Yargıtay 11.Ceza Dairesi tarafından incelenmesi gerektiği talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 02.06.2022 tarihli 2019/13-219 Esas, 2022/400 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, evvelinde Yargıtay incelemesinden geçmekle kesinleşmiş hükümler yönünden yargılamanın yenilenmesi sonrasında temyiz talebini inceleyecek merciin Yargıtay olduğu kabul edilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR

1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,

2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğiYargıtay 11 Ceza Dairesinin, 16.01.2024 tarihli ve 2022/5127 Esas, 2024/457 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemesi'ne İade kararının KALDIRILMASINA,

3.Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile yeniden yapılan duruşma sonucunda, yargılanmanın yenilenmesini gerektirir bir neden bulunmadığının, dava dosyası kapsamına uygun ve gerekçeleri denetime imkân verecek şekilde tutanaklara yansıtılarak mahkemece kabul ve takdir kılınan önceki hükmün onaylanmasına dair kararda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, İstanbul Anadolu 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2022 tarihli 2021/549 Esas, 2022/79 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Yargıtay üyeleri ... ve ...'nın usul yönünden hükmün istinaf kanun yoluna tabii olduğuna yönelik karşı oyları ve oy çokluğuyla hükmün esası yönünden ise oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2024 tarihinde karar verildi. Karşı Görüş: ( 11 CD-24/3435 Es.)

Sanık hakkında yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yoluyla önceki mahkumiyet hükmün onaylanmasına ilişkin İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının temyizi üzerine Dairemizin 25.04.2022 tarih ve 2022/2213E.-2022/7164 K. sayılı kararı ile incelemeye konu hükmün 20.07.2016 tarihinden sonra yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine kurulan yeni hüküm olması nedeniyle istinaf kanun yoluna tabi hükümlerden olduğundan ve istinaf talebinin merciince yapılması gerektiğinden dosyanın incelenmesizin mahalline iadesine ilişkin karara,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının incelemeye konu hükmün, karar tarihine bakılmaksızın asıl hükmün Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle temyiz kanun yoluna tabi bulunduğuna ilişkin itirazı üzerine Dairemizin itirazın kabulü ile İstanbul Anadolu 6. Ağır ceza mahkemesinin 11.02.2022 tarih ve 2021/549E. 2022/79K. sayılı önceki mahkumiyet hükmünün onaylanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;

Evvel emirde hükümlerin kanun yolu incelemesine ilişkin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 nci maddesinin birinci fıkrası "Bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar ceza Muhakemeleri Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326 ncı maddeleri uygulanır.( EK cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez" şeklindeki amir hüküm kanaatimce Dairemizce itirazın kabulü ile ihlal edilmiştir. Çünkü aşağıda açıklanacağı üzere yargılamanın yenilenmesi eski yargılamanın bir parçası olmayıp eski yargılamadan bağımsız ve oncan ayrı olağan üstü kanun yolu muhakemesidir. İncelemeye konu hükmün kurulduğu tarih itibarıyla bölge adliye mahkemeleri göreve başlamıştır ve yargılamanın yenilenmesi kanun yoluyla kurulan hüküm daha önce Yargıtay denetiminden geçmemiştir. Bu halde kanun yolu olarak evvel emirde istinaf kanun yolu sürecinden sonra ancak temyizi söz konusu olabilecektir. Dairemizin itirazın kabulüne ilişkin kararında Yargıtay incelemesinden geçmekle kesinleşmiş hükümler yönünden yargılamanın yenilenmesi sonrasında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine tabi olduğu yönündeki kabulü kanaatimce 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır.

Hemen ifade etmek gerekir ki olağan kanun yoluyla kurulan hüküm Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Zaten madde metninden de doğrudan temyiz kanun yoluna tabi olacak hükümleri "kesinleşinceye kadar" ibaresi ile sınırlandırdığı anlaşılmaktadır. Gerek dayanak yapılan Ceza Genel Kurulu kararı gerekse Dairemizin anılan itirazın kabulüne ilişkin kararlarında bu durum meskut geçilmiştir.

Yeniden yargılama olağanüstü kanun yolu ile kurulan yeni hükümler önceki hüküm kesinleştiği için ondan bağımsız ve ayrı niteliği keza hüküm tarihi itibarıyla kanun yolu yönünden istisnai nitelikte olan 1412 sayılı CMUKnin 305 ila 326 maddelerine tabi olmayacak ve öncelikle istinaf kanun yolu incelemesinden geçtikten sonra temyizi mümkün bulunabilecektir. Burada istisnanın erişim hakkına yönelik sınırlayıcı nitelikte genişletilmesi söz konusudur ki hukukun genel ilkelerine göre bu hallerde istisnalar genişletilemez. Bu yönü itibarıyla da karara katılmak mümkün değildir.

Öte yandan yeniden yargılama olağanüstü kanun yolu sadece kanunda tahdidi olarak sayılan yeniden yargılama nedenlerinden birine yada bir kaçına dayansa bile sadece bu nedenlere ilişkin bir yargılama değil yargılamanın bir bütün halinde yeniden yapılması esasına dayanmaktadır. Nitekim doktirinde "Muhakemenin yenilenmesi kararı verilince muhakeme yenilenecektir. Mahkeme bu safhada yenileme sebepleri ile bağlı değildir. Eski karar henüz kalkmamışsa da eski kararın kalkıp kalkmamasına karar vermek için yeni bir muhakeme yapılmasına gerek olduğundan ilk defa muhakeme yapılıyormuş gibi hareket edilecektir." (Ceza Muhakemesi Dalı Olarak Ceza Muhakemesi hukuku prof Dr.

N. Kunter 7.

Bası sayfa 891) bu şekilde ifade edildiği gibi Yargıtayın dep davası gibi kamuoyuna yansımış bir çok kararında da bu husus vurgulanmıştır.

Kural olarak temyiz kanun yolu hükmün hukuki yanının denetlenmesine ilişkin olup maddi inceleme ancak hükmün maddi yönünün temyizen incelenmesi hükmün akla, mantığa , hukukun genel ilkelerine ve hayatın olağan akışına aykırı kabule yer verilmesi halleri ile sınırlıdır. Yargılamanın yenilenmesi sonucu kurulan hüküm maddi vakıayı da kapsayacak şekilde tüm yargılamanın yenilenmesini ihtiva ettiğinden hükmün maddi yönünün incelenmesi yönünden erişim hakkının sınırlanması sonucunu doğuracaktır.

Yine CMK nin 317 maddesi birinci fıkrası" kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler yargılamanın yenilenmesinde de uygulanır" şeklindeki düzenlemede herhangi bir tahdit ve sınırlamaya yer verilmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan CMK nin 23 ncü maddesinin üçüncü fıkrası " yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz " hükmü getirilerek yargılamanın yenilenmesinin bir bütün halinde önceki yargılamadan bağımsız ve başka hakimler tarafından hüküm kurulması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu hususunda kanun yolu değerlendirmesinde dolaylı olarak gözetilmesi gerekmektedir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yazısında " kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı" ilke olarak ifade edilmek suretiyle kesinleşen ilk hükmün Yargıtay incelemesinden geçtiği bu hükmün etkisini sürdürmeye devam edeceği gibi bir ifade itiraza dayanak yapılmış ise de, bu gerekçe bizatihi CMK nın yukarıda açıklanan 23/3 ve 317/1 maddelerinin amacı ile çelişmektedir. Kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı ancak kesinleşen ve olağan üstü kanun yoluna gidilmeyen yada gidilip bu incelemelerden geçen hükümler yönünden söz konusu olabilir. Bu ilke yeniden yargılama kanun yolunda dayanak teşkil edemez. Hukuki terimlerin kendi müesseseleri içerisinde doğru ve yerinde kullanılması gereklidir. Kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı mutlak nitelikte değerlendirilmesi halinde kesinleşen hükümler yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı veya yargılanmanın yenilenmesi gibi olağanüstü kanun yolu müesseselerine yer verilmesi gereksizdir. Bahsi geçen olağanüstü kanun yolları kesin hükümler yönünden herhangi bir kuşku ve hukuka aykırılık iddiasının ciddi olarak yeniden ele alınması amacına matuf düzenlemelerdir. Yeniden yargılamada kesin hükmün otoritesinin sarsılmazlığı ilkesi değil ancak, olağan yargılamada ceza hukukunun genel kuralı olan " şüpheden sanık yararlanır" kuralının aksine " yeniden yargılamada şüpheden kesin hüküm yararlanır" ilkesi geçerlidir. Nitekim CMK 321 maddesinin birinci fıkrasında bu ilke "yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derece doğrulanmaz veya 311 nci maddenin birinci fıkrasının a ve b bentleri ile 314üncü maddesinin birinci fıkrasının a bendinde yazılı hallerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiç bir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir" şeklinde Ceza muhakemesi kanununa derc edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle yeniden yargılama sonucu kurulan hükmün önceki hükümden bağımsız ve yeni hüküm niteliğinde olması hükmün bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlamasından sonra kurulması ve daha önce Yargıtay denetiminden geçmediği gözetilerek kurulan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu temyizen incelenmesinin bu aşamada mümkün bulunmadığı nazara alındığında itirazın reddi yerine kabulü ile hükmün onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır. ... Yargıtay Üyesi K A R Ş I O Y Sayın ...’ın karşı oyunda serdettiği görüşlere aynen iştirak ediyorum. İlaveten; uyuşmazlığın özünün Yargıtay denetiminden geçen kararlarda yargılamanın yenilenmesine hüküm verilmesi halinde yeni hükmün istinaf mı yoksa temyiz yasa yoluna mı tabi olduğu hususundan ibarettir.

Mukayeseli hukuk yönünden yargılamanın yenilenmesi müessesinin yasalarda yer alış şekli ve içeriği irdelendiğinde; başvuru nedenleri, başvurunun kabul edilebilirliği gibi hususların hemen hemen benzer olduğu görülmektedir. Önceden yüksek mahkeme denetiminden geçmiş olsa dahi istinaf mahkemelerinin bulunduğu ülkelerde istinaf yasa yolunun benimsendiği ve yargılamanın yenilenmesi sonucu verilen kararlar yeni bir hüküm olduğu kabul edildiği görülmektedir. Filhakika ülkemizde hukuk davalarında da yargılamanın yenilenmesi ceza yargılamasına benzerdir ve önceden Yargıtay denetiminden geçmiş olsa dahi yargılamanın yenilenmesi sonucu verilen kararlar açısından Yargıtay Hukuk Dairelerince ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca istikrarlı bir şekilde öncelikle istinaf yasa yolundan geçmesi öngörülmüştür.

Yargılamanın yenilenmesi müessesi aynı olup, yasalardaki düzenlemelerinde benzer olmasına ve mukayeseli hukuk açısından tereddütsüz bir uygulama benimsenmesine karşın, eskilerin tabiriyle üslubu müzeyyenle ceza yargılaması açısından ülkemizde yasa yolu farklılaştırılmıştır. Yargılamanın yenilenmesi üzerine eski hükmün bırakalım otoritesinden, eski hükümden bahsetmek de mümkün değildir. Eski hüküm olağanüstü yasa yoluyla değişmiş ve yasanın tahdidi olarak saydığı sebeplerle yeniden hüküm kurulmuştur.

Yargılamanın yenilenmesi sonucu kurulan hüküm yeni bir hükümdür. Yeni bir hüküm de istinaf yasa yoluna tabidir. Bu nedenlerle de sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.