11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2023/6964 E. , 2024/10560 K.
"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İNCELEME KONUSU
itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2022 tarihli ve 2022/8316 Soruşturma, 2022/7346 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Çorlu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/2413 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 08.09.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/19134 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116699 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116699 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin, dilekçesi ile kullanmakta olduğu 0537 244 8970 numaralı hatta bir yasal bahis sitesinden mesaj geldiğini, mesajda 400,00 Türk lirası tutarında kupon için para yatırdığı takdirde oynanacak kupon karşılığında 75.200 Türk lirası paranın hesabına yatırılacağının söylendiğini, kendisinin de whatsapp üzerinden yazışmaya devam ettiğini, karşı tarafın istediği 400,00 Türk lirası parayı adına kayıtlı TR72 0006 2001 6430 ..... IBAN numaralı hesabından şüphelinin bildirmiş olduğu Batuhan Aydın adına kayıtlı TR74 0001 SOG1 5800 7315 5164 80 IBAN numaralı hesaba 25/06/2022 tarihinde gönderdiğini, aynı gün tekrar 400,00 Türk lirası daha aynı hesaba yatırdığını, sonrasında şüphelinin kendisinden farklı sebeplerle birçok kez para istediğini, kendisinin de toplamda yaklaşık 25.000 Türk lirası civarında parayı 25/06/2022 tarihinde şüphelinin bildirmiş olduğu TR74 0001 5001 5800 7315 5164 80 IBAN numaralı hesaba gönderdiğini, sonrasında şüphelinin paranın yurt dışı transferi ile geleceğini ve TC kimlik numarası ve kart şifresi ile işlem yapabileceğini söylemesi üzerine kimlik numarası ve kart şifresini verdiğini, sonrasında banka hesaplarına giremediğini, hesabından ayrıca 6.200 Türk lirası çekildiğini ve adına 30.000 TL kredi çekildiğini öğrendiğini beyan ile şikayetçi olduğu olayda, müştekinin 400,00 Türk lirası karşılığında 72.000,00 Türk lirası kazanacağına dair vaadin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşabilmesi için, nitelikli yalan boyutunda hile ve desise ile müştekinin iradesinin sakatlanarak haksız menfaat temin edilmesi gerektiği, somut olayda şüphelinin eylemelerinin mağdurun inceleme olanağını kaldıracak nitelikte hile boyutunda olmayıp, basit yalan düzeyinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Müştekinin banka hesabından ayrıca 6.200,00 Türk lirası ile 30.000,00 Türk lirası kredi çekildiğini de iddia etmesi karşısında, banka kayıtlarının dosya arasına alınarak para transferlerine ilişkin tüm hesap hareketleri de incelenmek suretiyle müşteki tarafından gönderilen paraların kimin hesabına gönderildiğinin incelenmesi neticesinde tespit edilecek şüpheli ya da şüphelilerin ifadeleri alınıp, dosya arasında yer alan, müşteki hesabına 75.200,00 Türk lirası gönderildiğine ilişkin mesaj görüntüsü ile tüm mesaj kayıtları değerlendirildikten sonra toplanacak delillerin sonucuna göre şüpheli ya da şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...“ şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin kullandığı GSM hattına gelen yasal yollardan bahis oynayarak kazanç sağlayabileceği vaadine yönelik mesaj üzerine şüpheli/şüpheliler ile iletişime geçtiğinin, farklı zamanlarda kendisine bildirilen banka hesap numarasına yaklaşık 25.000,00 TL para yatırdığının ve yine aynı kişiler tarafından adına kredi başvurusunda bulunulduğunun, hesabından para çekildiğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; olayla ilgili şikâyetçinin ayrıntılı olarak yeniden beyanının alınması, paranın yatırıldığı banka hesap sahibi ile şikâyetçinin iletişim kurduğu telefon numarasının hat sahibinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, şikâyetçinin banka hesap hareketleri, kredi başvurusuna yönelik bilgi ve belgeler temin edilerek, şikâyetçinin hesabında bulunan paranın ne suretle çekildiği de belirlendikten sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken; "...müştekinin 400,00 TL karşılığında 72.000,00 TL kazanacağına dair vaadin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle belirtilen anlamada bir herhangi bir hile ve desisenin bulunmadığı, gerçekleştirilen hilenin objektif olarak kişileri aldatma niteliğine sahip olmadığı, somut olaydaki şüphelinin eylemelerinin basit yalan kapsamında kaldığı, şüphelinin mezkur eylemerinin sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler ile gerçekleşmediği ve müştekiyi kandıracak mahiyette olmadığı, müştekinin iddiaları doğrultusunda gerçekleştiği düşünülen eylemin bu haliyle basit yalan vasfında olup, dolandırıcılık suçu kandırma ve hile unsurları açısından oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Çorlu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/2413 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.09.2024 tarihinde karar verildi.