11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2024/4233 E. , 2024/10407 K.
"İçtihat Metni"T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; sanık ... müdafinin kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra sanığın 06.03.2024 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşıldığından bu sanık hakkındaki hükmün incelenemeyeceği anlaşılmıştır.
2.Diğer hükümler yönündenise; yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ... ile ... hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.11.2023 tarihli kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1. Maddesi delaleti ile aynı kanunun 158/1-L-son ve 3. fıkrası, 62/1, 52/2-4 ve 53. maddesi uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis ve 125.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına (ayrıca sanık ... hakkında TCK'nın 58. maddesinin tatbikine) karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin, 15.02.2024 tarihli ve 2024/415 Esas, 2024/299 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine kararları verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; duruşma ve tahliye talepli olarak, kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanık ... müdafiilerinin temyiz isteği; suçun sübut bulmadığına; yardım eden sıfatı ile sorumlu tutulması gerektiğinden fazla ceza verilmiş olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE
A. Sanık ...
Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık müdafiinin, kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra sanığın 06.03.2024 tarihli dilekçe ile temyiz isteğinden feragat ettiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmıştır.
B. Sanıklar ...
ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
1.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden;5271 sayılı CMK'nin 288. maddesindeki ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294. maddesindeki ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun’un 301. maddesindeki ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklindeki düzenlemeler gözetilerek, Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.03.2019 tarihli, 2018/13-387 Esas ve 2019/246 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sanık müdafiinin "kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğuna" dair vermiş olduğu dilekçesinde temyiz nedeni olduğu kabul edildiğinden, temyiz sebebi gösterilmediğinden bahisle vaki temyiz isteminin reddi gerektiği yönündeki Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.07.2020 tarihli ve 2019/1-52 Esas , 2020/359 Karar,; 12.03.2020 tarihli ve 2018/1-337 Esas, 2020/176 Karar; 23.10.2018 tarihli ve 2017/1-842 Esas, 2018/457 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere; temyiz kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan "feragat" ya da "vazgeçme" vb. içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılmasının gerekeceği, iradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan "istek" de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesinin yapılamayacağı, bu itibarla somut olayda sanık ... müdafiinin temyiz isteminde bulunduktan sonra “Dosyada verilen cezamın onanmasını talep ediyorum.” şeklindeki dilekçesi ile asıl iradesinin temyizden vazgeçmek değil de açık ceza infaz kurumuna geçiş yapmak, daha fazla kapalı ceza infaz kurumunda kalmamak için dosyanın bir an önce sonuçlanmasına/öncelikle incelenmesine yönelik olduğu, dilekçesinde temyizden vazgeçtiğine dair açık bir ibare yazmadığı gibi müdafiinin de bu yönde bir talebinin olmadığı anlaşılmakla, esasın incelenmesine karar verilmiştir.
3.5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerektiği halde; somut olayda, hapis cezasının teşdiden belirlendiği, elde edilen haksız menfaat tutarına göre zararın 19.000 Amerikan Doları olduğu, suç tarihi olan 06.03.2023 tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kurunun bir Amerikan Doları için 18.9141 TL olarak belirlendiği, toplam zarar miktarının (19.000 USD x 18.9141 TL =) 359.367,9 TL olduğu, suçtan elde edilen menfaatin iki katı göz önüne alındığında gün adli para cezası miktarının alt sınırın "35.936 gün" olarak belirlenmesi yerine alt sınırın da altında kalacak şekilde "5.000 gün" olarak belirlenerek eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
4.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
IV. KARAR
A. Sanık ...
Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) açıklanan nedenle, sanık müdafiinin, kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra sanığın 06.03.2024 tarihli dilekçesi ile temyiz isteğinden feragat ettiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266/1. Maddesi gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanıklar ...
ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.09.2024 tarihinde karar verildi.