Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/1361
Karar No
K. 2024/2004
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2021/1361

KARAR NO: 2024/2004

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/06/2020

NUMARASI:2018/1099 Esas - 2020/331 Karar

DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait olan ve vekil edeni sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı kamyonun 10/03/2017 tarihinde kasası açık bir şekilde gişelere giriş yapması neticesinde HGS ekipmanlarına zarar verdiğini, kazanın sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın tam kusuru ile meydana gelmesi nedeniyle ZMM Sigorta Poliçesi kapsamında zarar görene yapılan 11.614,00-TL'lik ödemeyi sigortalısından rücu hakkı bulunan müvekkilinin, yaptığı ödemenin rücuen tahsili amacıyla, ... sayılı dosyasıyla davalı sigortalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu takibin davalının itirazı üzerine durdurulduğunu ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile birlikte takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava dilekçesinde ayrıca davalının alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde özetle; zararın giderilmesinden davacı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, somut olayda rücu şartlarının gerçekleşmediğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4/a bendinde sorumluluğu doğuran olayın sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmesi sigortacının sigortalısına rücuan başvurabileceği haller arasında sayılmıştır. Böylelikle meydana gelen kazada davalıya ait olup ZMMS poliçesi davacı tarafından yapılan aracın yukarıda belirtilen şekilde yaptığı kazanın, poliçe genel şartları kapsamında rücuyu gerektirir "kasdî bir hareket veya ağır kusur" sayılıp sayılmayacağının tartışılması gerekmektedir.Kaza anında davalıya ait aracı kullanan sürücünün kasten hareket etiği yönünde bir iddia ortaya atılmamıştır. Bu nedenle kusurlu hareketin "ağır kusur" sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi gerekecektir. Alınan bilirkişi ek raporunda bilirkişilerce davalıya ait aracı kullanan sürcünün kaza anında %100 kusurlu bulunduğu ancak ağır kusurlu olmadığı belirtilmiştir. Poliçe genel şartlarında geçen "ağır kusur" ifadesinde kast edilen sadece yüksek oranda veya % 100 kusur olmayıp, kasta yakın derecede kusurlu harekettir. Ağır kusurlu harekete çok yüksek oranda alkolün etkisinde iken araç kullanmak veya trafiğin yoğun olduğu yerde hız yarışı yapmak ya da makas atmak vs. gösterilebilir.

Bu kapsamda davalıya ait aracın sürücünün kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olmadığı kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, ayrıca kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediği, kocaman ve okunaklı şekilde dikkat çekilen yükseklik uyarılarını dikkate almadığı dikkate alındığında, kazanın oluşumunda ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken, hatalı görüş bildiren bilirkişi raporlarına itibar edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir. Dava; ZMM Sigorta Poliçesi kapsamında sigortacı tarafından üçüncü kişi hak sahibine yapılan ödemenin "ağır kusur" nedenine dayanılarak rücuen tahsili amacıyla sigortalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortalarında, sigortacının rücu hakkı 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında düzenlenmiş olup; Genel Şartların B.4.a maddesinde; tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise; sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır.Genel Şartların B.4.a maddesinde sözü edilen "ağır kusur" kavramı Yargıtay 4. ve 17. Hukuk Daireleri ile Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre "tam kusur" olmayıp, kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; talep konusu kazanın, davacı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı olan ve davalıya ait bulunan ... plaka sayılı araç sürücüsünün 10/03/2017 tarihinde ".... A.Ş'nin" işleteni olduğu ...'nden giriş yaptığı esnada araçtaki yükün yüksekliğinden dolayı HGS aparatına çarparak zarara uğramasına sebebiyet verdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Dosya kapsamında görüşlerine başvurulan bilirkişiler tarafından düzenlenen 16/05/2019 kök ve sigorta şirketinin itirazı üzerine temin edilen 18/02/2020 günlü ek bilirkişi raporunda; dosyadaki konuya ilişkin tüm belgeler incelenmek suretiyle, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü tam kusurlu ise de kazanın bagaj kapağının açılması neticesinde meydana gelmediği, zira kazaya karışan kamyonun bagaj kapağının arkadan aşağıya doğru açıldığı ve kazanın aracın üst kısmının HGS okuma aparatına çarpmasıyla meydana geldiği dikkate alındığında, araç sürücüsünün ağır kusurlu olduğu sonucuna varılamayacağı, bu nedenle de sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunmadığı şeklinde değerlendirme yapıldığı ve mahkemece de söz konusu bu raporlardaki değerlendirmelerin benimsendiği görülmüştür.Hal böyle olunca, dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayanağını oluşturan deliller ve usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle sigortalı araç sürücüsünün aracın yüksekliği nedeniyle geçiş sırasında HGS cihazına çarpması neticesinde gerçekleşen fiilinin, Dairemizin de katıldığı Yargıtay Özel Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre kasta yaklaşan ağır kusur olarak değerlendirilemeyecek olmasına (Bkz.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/550 Esas - 2020/5029 Karar ve 2014/23815 Esas - 2017/4755 Karar sayılı içtihatları) ve kazanın kamyonun bagaj kapağının açılması neticesinde meydana geldiği yönündeki iddianın da davacı sigorta şirketi tarafından somut bir şekilde kanıtlanamamış bulunmasına göre; ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılan kararda, istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre herhangi bir yanılgı tespit edilemediğinden, davacı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 59,30-TL harcın düşümü ile bakiye 368,30-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.05/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog