Esas No
E. 2023/455
Karar No
K. 2024/11110
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı

6. Ceza Dairesi         2023/455 E.  ,  2024/11110 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2021/1416 E., 2022/2305 K.
SUÇLAR: Nitelikli Yağma, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, istinaf

başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma

I- Sanıklar Hakkında Şantaj Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Yapılan İncelemesinde;

Sanıklar hakkında, Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/99 Esas, 2021/41 Karar sayılı kararı ile şantaj suçu için öngörülen cezanın türü ve miktarı dikkate alınarak sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca verilen beraat kararının istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

II- Sanıklar Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Yapılan İncelemesinde;

Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01.06.2020 tarihli ve 2020/48 nolu iddianamede her ne kadar sanıklar hakkında uygulanması istenen sevk maddeleri 109/1, 109/3-b şeklinde gösterilmiş ise de iddianame anlatımına göre sanıklara yüklenen kişi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin 109/2, 109/3- a, b maddelerine tekabül ettiği tespit edilerek tebliğnamede yer alan red düşüncesine iştirak edilmemiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekili sanıklar hakkında kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, anılan temyiz dilekçesindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Yasa'nın 302/1. maddesi uyarınca, katılan vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile Tebliğname'ye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

III- Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlerin İncelemesine Gelince; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekili temyiz dilekçesinde özetle sanıkların üst hadden cezalandırılmaları gerektiğini ileri sürmüş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; şikâyetçinin yaralandığına dair rapor bulunmadığını, yüklü miktarda para çekildiğine dair iddianın gerçek dışı olduğunu, sanığın suç işleme kastının bulunmadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını, 39 uncu maddenin uygulanması gerektiğini, alt hadden uzaklaşılarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; banka kayıtları ile şikâyetçinin beyanlarının çürütüldüğünü, şikayetçinin olaydan çok sonra şikâyetçi olduğunu, delil bulunmadığını belirtmiş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; delil bulunmadığını, şikâyetçinin gerçek dışı beyanlarına itibar edilerek sanığa ceza verildiğini, yaralanmaya dair rapor bulunmadığını, sanık hakkında 150/2. maddenin uygulanması gerektiğini, beraat kararı verilmesi ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş, anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabul de usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir. Hâkim indirim oranını aynı sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.

Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların katılanı darp etmek suretiyle 150,00 TL parasını aldıkları dava konusu olayda, suç tarihi olan 20.01.2017 itibarıyla paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında yağma suçundan hüküm kurulması sırasında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak ayrı ayrı BOZULMASINA,, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Sinop Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine,

23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.