7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2012/4721 E. , 2013/6239 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, kararı davacılar temyiz etmişlerdir.
Davacılar dava dilekçesinde, davalı ile aralarında 24.02.2009 tarihli düzenlenen ortaklık sözleşmesi uyarınca kömür alt bayi olarak çalıştırılacak işyerinden dolayı kar ve zararın (%60)'ının davalıya, (%40)'ının davacı tarafa ait olacağının kararlaştırıldığı, işyeri davalı tarafından çalıştırılırken hesaplarda yapılan inceleme sonucunda 30.000 USD'lık açık meydana geldiğinin anlaşıldığı, davalıdan istendiği halde bu meblağın kendilerine ödenmediğini bildirerek söz konusu miktarın ödetilmesini istemiştir. Davalı cevabında, işyerine kar ve zarar ortağı olduğunu, ticari defterler getirtilerek inceleme yapılması gerektiğini ve şube hesaplarından parası ödenen araç nedeniyle kendisinin davacı taraftan alacağı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen dava dilekçesinde bildirilen soruşturma dosya numarasını bildirmediğinden ve mevcut delillerle davanın aydınlatılmasının mümkün olmadığı ispat külfetinin davacıya ait olup davacı tarafın yeterli bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına ve taraflarca da doğrulanan 24.02.2009 günlü ortaklık protokolü uyarınca davacılarla davalı arasında adi ortaklık şeklinde işletilecek ve fiilen davalının sorumluluğunda olacak irtibat bürosunun açılması kararlaştırılmış ve çalıştırılmaya başlanmıştır. Davacının iddiası söz konusu işyerinin hesaplarında 30.000 USD'lik bir açık olduğu ve bundan fiilen işleri yürüten davalının sorumluluğu olduğu noktasındadır.
Davacı tarafın bu talebi adi ortaklık kar payına ilişkin olup fesih ve tasfiyeyi de içerir.
Uyuşmazlığın çözümü için dava dilekçesinde bahsedilen davalı hakkındaki Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusuna dair dosya numarasının bildirilmemesi en önemli delil olmayıp ortaklık sözleşmesi ve anılan sözleşme çerçevesinde işletilen işyerine dair tüm ticari defter ve belgeler getirtilerek taraflardan konu ile ilgili tüm delilleri sorulup toplanacak deliller çerçevesinde fesih ve tasfiyeye karar verilmelidir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir. Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir. Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.