5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı müvekkil firma, davalı firmadan; dava dışı yurtdışı menşeli ..... LIMITED firmasından ...... nolu konşimento ile gelen ve davalı ..... Yapı İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ithal edilmiş olan ..... işaret ve numaralı konteynerdeki ürün için müvekkil şirket tarafından .... LIMITED firmasına ödenmiş olan ürün peşinat bedelinin, davalı tarafından ithalattan önce sözlü beyan edilmiş olmasına rağmen müvekkili firmaya ödenmemesi nedeniyle alacaklı durumda olduğunu, davacı müvekkil firma alacağının tahsili amacıyla, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü’nün ...... E. sayılı dosyası tahtında tarafımızca icra takibi başlatıldığını, takibe konu asıl alacak tutarı 8.985,15 USD olup, takip tarihi olan 07/04/2022 tarihindeki takip tutarı ise -takip sonrası faiz, icra vekalet ücreti ve sair masraflar hariç olmak üzere 9.031,68 USD olduğunu, başlatılan icra takibine ilişkin düzenlenen ödeme emri davalı borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, ancak davalı şirket vekili tarafından, icra takibine konu borcun tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiği; bunun üzerine, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü tarafından icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyasından yapılan takibe, borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı firmanın ticari ilişkisi beyan ettiği üzere ...... Limited Şirketiyle mal alımına ilişkin sözleşmenin tarafı, iddia ettiği zarara sebebiyet veren ....... Limited şirketi olduğunu, sözleşmeye istinaden ödeme yaptığı kişi ..... Ltd Şti olup dolayısı ile husumet yöneltilmesi gereken kişi ..... Limited ve ..... Pte Ltd. Şirketi olduğunu, davacının gümrük işlemleri esnasında alıcının isminin sehven yanlış yazıldığını iddia ettiği ..... Limited Şirketi olduğunu, iddia olunduğu gibi gümrük işlemleri gerçekleştirildiği esnada bir hata söz konusu ise bunu hataya kusuruyla sebebiyet veren ..... Limited Şirketi olduğu gümrük işlemlerini gerçekleştiren, ticari faaliyeti sebebiyle sözleşme akdeden, fatura kesen, bu fatura karşılığı ödeme alan kişiler olduğunu, dolayısı ile yine zararı tazminle yükümlü olan firma ..... Limited Şirketi, ..... Ltd şirketi ve varsa gümrük işlemlerini gerçekleştiren firma olduğunu, davacının TBK 77 gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanması mümkün olmadığını, zira müvekkili davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ürünleri ..... Lımıted şirketinden satın aldığını, fatura ve gümrük evraklarından anlaşılacağı üzere müvekkilinin davacı yahut davacıya fatura kesen ..... ile yahut davacının ödeme yaptığı ..... Ltd isimli firma ile bir ticari faaliyeti söz konusu olmadığını, davacı ..... Geri Dönüşüm, müvekkilinin iç piyasadan tanıdığı bir firma olduğunu, iddia ettiği zarardan ötürü müvekkili firma ile iletişimi geçmiş ve durumu bildirdiğini, müvekkili davacıya cevaben '' bahsettiği konudan haberdar olmadığını, ..... Limited Şirketi ve ..... Pte Ltd ile o tarihlerde herhangi bir ticareti olmadığını dolayısı ile kendisine herhangi bir ödeme yapmayacağını, ..... firmasının iç piyasada bu şekilde başkaca Türk şirketlerini de dolandırdığı duyumunu aldığını beyan ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi naif karakterinden ötürü davacının ''bize bu konuda yardımcı olun, dolandırıldım, mağdur edildim'' demesinden sonra yardımcı olmak istemiş ve meselenin müvekkili şirket ile alakasının olmadığını belirtmek maksadı ile müvekkili ile nakliye firması arasında geçen maillerde davacı çalışanı cc'ye eklendiğini, davacının bundan da tatmin olmaması ve yardım talep etmesi üzerine meselenin ne olduğunu öğrenmek için ...... Limited Şirketi yetkilisinin numarasını istediğini, izah olunan sebeplerle öğrenme tarihinin 30.12.2022 olarak tespiti ve cevap dilekçesinin yasal süresi içerisinde olduğunun kabulü ile; davanın husumet yokluğundan usulden reddine, haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü’nün .....
E. Sayılı dosyada talep edilen alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine, yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, yurtdışından davacı tarafından ithal edilmek üzere peşinatı yurt dışı firmaya ödenen emtianın taşıma evraklarında davalının adı yazılı olması nedeniyle, davalı tarafından ithal edilmek zorunda kalınan emtia nedeniyle, satıcıya ödenen peşinatın davalı tarafından davacıya ödeneceğinin taahhüt edildiği, ancak ödenmediğinden ithalatı yapılıp elde edilen emtia için ödenen peşinat bedelinin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Davacı tarafından sunulan bir adet proforma faturadan anlaşıldığı üzere 49 ton pet flakes ürünün 610 USD birim fiyatla davacı adına 3 Ağustos 2021 tarihinde ..... firması tarafından tanzim edildiği,proforma faturada satıcının hesap numarası (ödeme için) ..... Pte Ltd. Firması gösterildiği anlaşılmaktadır.
Deniz taşımacısı ..... tarafından düzenlenen ..... de alıcı Kaptan Geri dönüşüm iken ..... Bildirimde alıcının davacı göründüğü, durumun pek çok kez davanın tarafları arasında davadan evvel görüşüldüğü ve sorunun çözümü için çareler arandığı anlaşılmaktadır. Sonuçta; davacı tarafından peşinatı ödenen ancak ithalatı davalı tarafından yapılan, davalı uhdesine geçtiği iddia olunan emtia nedeniyle davacının ödediği peşinat bedelini davalının ödemesi gerektiği ileri sürülmüş olup uyuşmazlığın bu noktada başladığı anlaşılmaktadır. Emtianın yurtdışından deniz yolu ile gelmesi, davanın tarafları arasında deniz ticaretine ilişkin TTK 5. Kitapda düzenlenen deniz ticareti sözleşmesi bulunduğu sonucuna götürmemektedir. Bu sebeple verilen görevsizlik kararı İBAM ..... HD ..... Esas ve ........ Karar sayılı ilamıyla kaldırılmıştır.
Uyuşmazlık konusu; emtianın yurtdışı firmaya ödenen peşinat bedelinden davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında olup, gümrük evrakları da getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Alınan bilirkişi raporuyla; davacının davaya konu ettiği ön ödemeyi; aşağıdaki ..... firması tarafından, davacı adına düzenlenen aşağıdaki 03.08.2021 tarihli, ..... sayılı 49.050 Kg 29.950,50 USD tutarlı proforma fatura bağlamında peşinen 8.985,15 USD tutar olduğu; davalının ithale konu ettiği eşyanın; mal faturası incelendiğinde, ..... firması tarafından, davalı ..... YAPI adına düzenlenmiş aşağıdaki 22.10.2021 tarihli, ..... sayılı 28,18 Ton 650 birim fiyat ile 18.317,00 USD tutarlı olduğu, fatura konusu eşyanın ithal edildiği gümrük beyannamesi incelendiğinde; Ambarlı Gümrük Müdürlüğünden ...... YAPI adına tescilli 03.11.2021 tarihli .... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi olduğu, mal bedelinin 18.317,00 USD, eşyanın brüt 29340 net 28180 Kg olarak beyan edildiği, beyannamenin ..... nolu hanesi incelendiğinde ...... sayılı faturanın beyan edildiği, ve eşyaların mal mukabili (vadeli ithalat)bedel gönderilmeksizin vadeli olarak ithal edildiği, sonuç olarak; davacının proforma faturaya bağlı ön ödeme olan 8.985,15 USD tutarı, ..... firması tarafından düzenlenen fatura kapsamında yapılan ödeme olduğu, ithal edilen eşyaların göndericisi ise beyannameden de görüleceği üzere ..... firmasına ait olduğu, bu durumda; evraklarda görünen kayıtlar bakımından, davacı muhatabının, davalı olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Rapora karşı itirazlar kapsamında alınan ek raporda ise; mali açıdan kök rapordaki sonuç ve kanaatin değişmediği, yükün teslim edildiği kişi bakımından teslimin taşıma belgeleri uyarınca doğru kişiye teslim edildiği neticesine ulaşıldığı, bu değerlendirmenin taşıma hukuku esaslarına göre yapıldığı, taraflar arasındaki temel sorunun davacının yükün bedelini ödemesine rağmen, yükü teslim alamaması, buna karşılık davalının yükü teslim alması neticesinde, davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği olduğu, kök raporda, yükün satışına ilişkin farklı firmaların fatura keşide ettiğine işaret edildiği, sebepsiz zenginleşmenin koşulların uzmanlık alanlarının olmadığı belirtilmiştir.
Yükün dava dışı taşıyan ...... tarafından satıcının temsilcisi olduğu anlaşılan yükletenden teslim aldığı, denizde yük taşıma senedi (sea waybill) düzenlediği, bu senette davacının alıcı- gönderilen olarak yer aldığı, davalının unvanının bu belgede bulunmadığı, ancak daha sonra varış ihbarnamesinde bu kez davalının gönderilen – alıcı olarak unvanının yazıldığı, davalının yükü teslim aldığı neticesine ulaşılmaktadır. Sea waybillin düzenlenmesinden sonra, varış ihbarnamesinde hangi sebeple değişiklik yapıldığı ve bunun hangi hukuki sebebe dayandığı anlaşılamamaktadır. Ancak dosyaya sunulu yazışmalardan dava dışı taşıyan ...... ’un çalışanı tarafından gönderilen elektronik postadan anlaşıldığına göre, alıcının değiştirilmesi taşıyandan istenmiş ancak, daha sonra, yükün özelliği gereği devir yapılamayacağı gerekçesiyle bu değişiklik yapılmamıştır. Bu yazışmalara göre, ilk olarak düzenlenen konişmentoda davalının isminin yer aldığı, sonra değişiklik yapılmasının istendiği ancak mevzuatın yükün niteliği gereği devire izin vermemesi sebebiyle konişmentonun düzeltilmesi halinde dahi yükün teslim alınamayacağının taşıyana bildirildiği görülmektedir. Tüm bu olgulardan yola çıkıldığında, yükün ilk alıcının davalı olarak belirlendiği, bu doğrultuda konişmento düzenlendiği, daha sonra – dosyadan işlerin daha sonra hangi sebeple farklılaştığı anlaşılmamakla birlikte- aynı yükün davacı tarafından dava dışı satıcıdan alındığı- mali incelemede de belirtildiği gibi satıcıya ödeme yaptığı-, sea waybill düzenlendiği - ancak yükün niteliği gereği alıcı değişikliği halinde yükün ithalinin Türk mevzuatına göre mümkün olmaması sebebiyle düzeltilmiş deniz taşıma senedine göre değil, davalının unvanının yer aldığı ilk konşimentoya göre işlemin yapıldığı, yukarıda örneği gösterildiği üzere varış ihbarnamesinin de davalıya gönderildiği, davalının yükü teslim almak için işlemleri gerçekleştirdiği ve yükün davalı tarafından teslim alındığı anlaşılmaktadır. Bu halde, davacının davalıdan talepte bulunabilmesinin mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. İlk olarak işaret edilmelidir ki, yükün teslimi düzenlenen ilk konşimentoya göre gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla dava dışı taşıyan bakımından yükün yanlış kişiye teslim edilmesi olgusundan söz etmek mümkün gözükmemektedir. ..... firması tarafından, davacı adına düzenlenen 03.08.2021 tarihli, 0005 sayılı 49.050 Kg 610 birim fiyat ile 29.950,50 USD tutarlı PROFORMA fatura bağlamında peşinen 8.985,15 USD tutarın ödenmiş olduğu; davalının ithal ettiği mallar ise ..... firması tarafından, düzenlenmiş 22.10.2021 tarihli, ..... sayılı 28,18 Ton 650 birim fiyat ile 18.317,00 USD tutarlı fatura konusu eşyalar olduğu, fatura konusu eşyanın ithal edildiği gümrük beyannamesi incelendiğinde; Ambarlı Gümrük Müdürlüğünden ..... YAPI adına tescilli 03.11.2021 tarihli ..... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi olduğu, mal bedelinin 18.317,00 USD, eşyanın brüt 29340 net 28180 Kg olarak beyan edildiği, beyannamenin 44 nolu hanesi incelendiğinde ...... sayılı faturanın beyan edildiği ve eşyaların mal mukabili (vadeli ithalat)bedel gönderilmeksizin vadeli olarak ithal edildiği tespit edilmiştir.
TBK'nun 77 maddesine göre; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veye gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur."
TBK'nun 78. Maddesine göre; "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kensisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımna uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı halde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır."
TBK'nun 78. Maddesinde sözü edilen hata (kendisini borçlu sanmak), edanın hukuksal saikine yönelik bir hatadır ve saike dair bir hata olması nedeniyle esaslı bir hata olarak kabul edilemez. Hata, yani edada bulunan kimsenin gerçekte mevcut olmayan bir olayı mevcut zannetmesinden veya borcun ödendiğini bilmemesinden ibaret olabilir. Hata hukuksal bir kuralın bilinmesinden veya yanlış yorumlanmasından da meydana gelebilir. Kanun geri alma hakkını, hataen mazur görülebilir olması şartına tabi tutmamaktadır. Fakat edada bulunan kimseye hiçbir kusur yüklenememelidir.
Kanuna göre hata, geri alma hakkının şartlarından biri olduğu için, borcun varlığı üzerinde duraksama yeterli değildir. Bu duraksamaya rağmen borcunu yerine getiren kimse, borcunun mevcut olmadığının meydana çıkması halinde borcun nedensiz olduğuna dayanarak ödemesini geri isteyemez. Borcunun mevcut olup olmadığı konusunda duraksamaya düşen borçlu ihtirazi kayıtta bulunur ve alacaklı bu ödemeyi bu kayıtla kabul ederse hüküm başkadır. (Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Yavuz,2013, 611-612)
Somut olayda davacı peşinatı ödemişse de davalının ithalattan önce sözlü taahhüt etmesine rağmen davacıya ödemenin iade edilmemesi üzerine sebepsiz zenginleşme iddia etse de sözlü taahhüt hususunun ispatlanamadığı gibi bu hususu davalı kabul etmemiştir. Ayrıca davacı bu hususu bilerek ödeme yapmıştır. Buna göre sebepsiz zenginleşme şartları oluşmamıştır. Kaldı ki taşıma hukuku açısından da alınan bilirkişi raporundaki açıklamalar kapsamında davacı muhatabının davalı olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 2.197,61TL harcın toplamı olan 2.197,61TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.770,01TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 26.827,55TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
7.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2024 Katip .....
(e-imzalıdır)
Hakim .....
(e-imzalıdır)