3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizin 2024/70 esas sayılı dosyasında düzenlenen 17.12.2024 tarihli duruşmada alınan ara karar ile davalılar ... ve ... aleyhine açılan dava tefrik edilerek mahkememizin yukarıda yazılı 2024/791 esas sırasına kayıt edildi. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : "Müvekkil şirket görevlilerimizce yapılan incelemeler sonucu davalının kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirdiğinin tespiti üzerine hukuka ve kanun maddelerine uygun şekilde kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirilmiş ancak davalı tarafça süresi içerisinde faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibi davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine durdurulmuştur. Devamında borçlu taraf vefat etmiş tarafımızca da icra dairesinde yetki alınarak noterden veraset belgesi alınmıştır. Söz konusu veraset belgesini de dilekçemizin ekinde sunuyoruz. Müvekkil Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde, kaçak enerji kullanımından dolayı tanzim edilen itiraza konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ve bu tutanağa istinaden düzenlenen kaçak elektrik kullanım faturasında herhangi bir hesaplama hatası bulunmamaktadır. Nitekim davalı tarafından gerçekleştirilen kaçak elektrik kullanımına istinaden müvekkil şirket tarafından yapılan tahakkuklandırma aşağıda belirtilen mevzuat hükümleri doğrultusunda hesaplanmıştır. Herhangi bir hata mümkün değildir. Alanında uzman bilirkişilerce yapılacak denetlemeler neticesinde de davamızın haklılığı ortaya konulacaktır.
İşbu dosyaya ilişkin alacağımızı kanıtlar nitelikte olan aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğindeki kaçak elektrik kullanım tespit tutanaklarıyla birlikte kaçak elektrik kullanımını tespiti yapan zabıt mümzisi tanıklarımız da somut olayın ayınlatılması hususunda tanıklık yapabilecek olup mevzuubahis kaçak enerji kullanıldığı hususunda tarafımızca herhangi bir şüpheye yer bırakılmayacaktır. Kaçak tespiti için tespit anında mahalde fiili kullanıcının varlığı yeterlidir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m.42'de gösterilen haller içerisinde elektrik tüketimi yapan herkes, kaçak tespiti ve tahakkukunun muhatabı olabilecektir. Dava konusu kaçak elektrik kullanımının gerçekleştiği sırada yürürlükte bulunan 30 Mayıs 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren EPTHY'nın kaçak elektrik tüketim hallerini düzenleyen 42. maddesinde; İlgili mevzuat hükümleri uyarınca davalının kaçak elektrik kullandığı sabit olup kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkuku mevzuata uygundur. Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmamaktadır. Nitekim işbu hesaplamaların ...www. ... .gov.tr adresinde yapılabilecektir.
Dosya kapsamına davanın esası hakkında kaçak elektrik kullanımına dair açık deliller sunulmuş olup davanın esası yönünden haklılık tam olarak ispat edilmiştir. Dosya kapsamına kaçak elektrik tespit zaptı ve zabıttaki tespitleri somut olarak destekleyen tüketim endeksleri dosya kapsamında yer almaktadır. Kaçak elektrik tespit tutanakları Hukuk Genel Kurulunun ve müstakar Yargıtay içtihatları gereği aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olup; sunduğumuz delillerle haklılığımız ispat edilmiştir..."Talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
GEREKÇE
Dava kaçak elektrik borcu nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır . Davalı küçükler icra takibinde borçlu bulunan ...'ün çocukları olup sunulan veraset ilamına göre yasal mirasçılarıdır . 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun taraf ehliyetine ilişkin 50 vd. maddeleri çerçevesinde; medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan kimenin davada taraf ehliyetine de sahip olduğu, dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada yasal temsilcileri tarafından temsil edileceği amirdir.
Yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun velayete ilişkin 335. Vd maddlerine göre ise ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velayeti altında olacağı, yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamayacağı, evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullkacağı, velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olduğu, 342. maddesi gereğin ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisisi olduğu açıktır. TMK 337. Maddeye göre Anne ve baba evli değilse velayet anaya aittir. evlilik dışı doğan çocuğun velayeti anneye aittir. Tanıma işlemi yapılması veya babalık davası ile çocuğun babanın nüfusuna geçirilmesi velayetin annede olması durumunu değiştirmeyecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava şartlarını düzenleneyen 114 vd. maddleri ile tarafların dava ehliyetine sahip olmaları, dava koşulları arasında sayılmış, mahkemenin, dava koşullarının var olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava koşulu eksikliğini belirleyen mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, eksikliğin giderilmesi olanaklı ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içinde eksiklik giderilmemişse davayı usulden reddedeceği bildirilmiştir. Buna göre, kişinin kendisi tarafından veya yetkili kılacağı temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usûl işlemlerini yapabilme yeteneği olarak tanımlanan dava ehliyeti, medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şekil olup ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kural olarak dava ehliyetine sahip olmadıklarından davada yasal temsilcileri tarafından temsil edilmeleri gerekmektedir. Dava şartlarından olan dava ve taraf ehliyeti aynı zamanda kamu düzenine ilişkin niteliği gereğince mahkemece re’sen göz önünde tutulması gerekir. 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na 5/A maddesi eklenmiş ve anılan kanun hükmü ile 01/01/2019 tarihi itibari ile ticari davalarda "Arabuluculuk" dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiş olup, anılan hükme göre ticari davalardan; konusu paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Diğer yandan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesindeki "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir." hükmü gereğince arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Somut olayda dava akdi ilişkiden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22/3 maddesinde "...(3) Dava dilekçesi içeriğinden açıkça arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde derhal herhangi bir usuli işlem yapılmadan ve duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; takip tarihi itibariyle takipte borçlu olarak gösterilen ...'ün takibe süresi içerisinde itiraz etmiş olması nedeniyle ilamsız takibin durdurulduğu , miras bırakan baba ...'ün aşamada vefat ettiği , davacı vekilince alınan yetkiye istinaden mirasçılık belgesine göre davalıların geriye mirasçı olarak kaldıkları , dava şartı olan arabulucuk işlemleri için yaşı 18'den küçük olan velayeti annelerinde bulunan küçüklere karşı doğrudan arabuluculuk işlemlerininin yapıldığı ve tebligatın yaşı küçük çocuklara çıkartıldığı , arabuluculuk tarihi itibariyle davalıların henüz reşit olmaması nedeniyle fiil ehliyetine haiz olmamasına ve yasal temsilcisi olan annenin velayeti altında bulunmasına rağmen, davacı tarafından arabuluculuk talep dilekçesinde ve dava dilekçesinde taraf olarak gösterildiği gibi tebligatların bizzat davalılar adına çıkartıldığı, yasal temsilcilerine yer verilmediği ve onlar adına herhagi bir tebligat yapılmadığının anlaşılması karşısında; davacı tarafından davalılar adına yapılmış usulüne uygun arabuluculuktan söz edilemeyecektir. Böylece 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanununun 18/A maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60₺ maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Dair; tarafların yokluğunda miktar bakımından KESİN olmak üzere karar verildi.
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)