14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2017 yılından beri süre gelen ticari ilişki kapsamında toptan satış faturalarından kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe davalı borçlu tarafından vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalının dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı, ancak icra takibine yasal 7 günlük süresi içerisinde itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
BOZMA: Mahkememizden verilen 19.02.2020 tarih ve 2019/... Esas 2020/... sayılı kararı ... Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarih ve 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen 08.08.2024 tarihli raporda özetle; Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde tarafıma verilen görev ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme yüce mahkemeye ait olmak üzere; Somut olayda, Davacı ...’ın Davalı ...- ... Otel’e 2016 ve 2017 yıllarında muhtelif gıda ürünleri satışı ile alakalı olarak irsaliyeli faturalar düzenlediği, cari hesaba mahsuben nakit ödemeler yapıldığı, davacının defterlerinde davalının 8.500,13 TL borçlu bulunduğu, davalının bu ticari ilişkiyi kabul etmediği, ticari defterlerini daha önceki bilirkişi raporunda da ibraz etmemiş olduğu tespit edilmiştir. Sayın Mahkemenin verdiği yetki ve görev kapsamında Davacı ...’ın yasal ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup ibraz edilen 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, olduğu görülmüştür. Davalı ... talep edilmiş olan resmi defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. ...’e göre de “bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir. Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir. (BK.m3-5). Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003. Normal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti davalı borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir. Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir. Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. Huzurdaki davanın somut olayında,
Davacı tarafın defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, davalı/borçlu ticari ilişkiyi inkâr etmekte olsa da defter ve dayanak belgelerini ibraz etmekten kaçınmıştır. Davacının defter ve belgelerinde aralarında 2016, 2017 ve 2018 yıllarında devam etmiş olan bir ticari ilişkinin bulunduğu kanaaati oluşmakla birlikte, taraflar arasında ticari bir ilişkinin var olup olmadığının kararı Sayın Mahkemenin tasarrufundadır. Sayın Mahkenenin “cari hesaba dayanak yapılan ve takibe konu edilen irsaliyeli faturaların hangisi olduğuna ilişkin açıklama yapılarak davacı defter ve kayıtlarında ödenen bedellerin hangi faturaya ilişkin olduğuna dair açıklayıcı bir ek rapor alınmasına” denilerek tarafıma verdiği inceleme görevi kapsamında; Davacı defter kayıtlarına göre Davalının yapmış olduğu toplamda 9.750, 00 TL tutarındaki parça parça ödemeler en eski borçlardan sırası ile mahsup edildikten sonra 18.03.2017 tarihi öncesi bakiye borç kapandıktan sonra kalan tutar 677,30 TL olup, bu tutar da 18.08.2017 tarihli 727,64 TL tutarlı faturadan mahsup edildiğinde 18.03.2017 tutarlı faturadan kalan 50,34
TL ve 18.03.2017 den sonraki düzenlenmiş toplam tutarı 8.449,79TL olan faturalarla birlikte Davacının Davalıdan 8.500,13 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimi arz ederim. ... Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 2019/... Esas 2020/... Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde; ''Davacının bir diğer istinaf nedeni ise davalı lehine 7155 sayılı yasayla değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, yargılama giderlerinin ise davalı üzerinde bırakılması gerektiğine dairdir. Mahkeme tarafından bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın HMK ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince davalı yararına vekalet ücretine karar verilerek diğer yargılama giderleri davanın reddedilmesi nedeniyle davacı üzerinde bırakılmıştır. Söz konusu yasanın 18/A maddesinin 11. bendinde, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan tarafın son tutanakta belirtileceği bu tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda yukarıda yer verildiği üzere, arabuluculuk son tutanağında ifade edildiği gibi davalı ve vekiline toplantının bildirildiği, davalı ve vekilinin anlaşamayacaklarını beyan etmeleri üzerine anlaşmanın gerçekleşmediğine dair arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği göz önünde bulundurularak söz konusu maddenin değerlendirilmesi gerekir iken bu konuda herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiş olması da yerinde görülmemiştir.'' şeklinde karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememize açılan iş bu dava İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, varsa fatura konusu malların teslim edilip edilmediği, irsaliyeli faturalarda imzası geçen kişilerin davalı temsilcileri olup olmadığı konularında toplandığı anlaşıldı. Tarafların dayandığı vakaların ispatı için delil olarak ileri sürdükleri icra dosyasının, cari hesap ekstresi ile ticari defter ve belgelerinin vergi dairesi kayıtlarının dosyaya sunulduğu görüldü. Taraf defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak davacının davalı tarafta alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık nedeni ile mahkememizin 2019/... Esas 2020/... karar sayılı dosyası ile yargılama yapıldığı yapılan yargılama neticesinde" Takibe konu irsaliyeli faturaların teslim alan kısımlarında imza bulunuyorsa da isim- soyisim bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekili duruşmadaki beyanlarında imzaların kendilerine ait olmadığını belirterek irsaliyeli fatura içeriğini ve imzaları kabul etmemiştir. Bir kısım irsaliyeli faturalarda davalı kaşesi üzerine atılı imzalar bulunmakta ise de, söz konusu imzaların borca itiraz dilekçesi ekindeki ... tarafından verilen vekaletnamedeki imza ile çıplak gözle mukayese edilmesi neticesinde imzaların birbiriyle alakasız olduğu ve birbirini tutmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca ... nın yazı cevabı ekindeki 14/11/2007 tarihli imza beyannamelerindeki imzalar ile de uyumsuz olduğu çıplak gözle ve bariz bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu nedenle imza incelemesine de lüzum görülmemiştir. Dolayısıyla faturalardaki teslim alan imzasının davalı vekilince istikrarlı olarak inkar edilmesi de nazara alınarak davalı aleyhine sonuç doğuracağından söz edilemez. Kaldı ki, kaşe altına atılan imzalar haricinde sade imza atılan faturalarda herhangi bir isim soyisim de mevcut olmadığından SGK kayıtları ile mukayese etmek mümkün olmamıştır.
Sonuç olarak dava ispatlanamadığından davacı tarafa sunduğu delil listesi uyarınca yemin delili de hatırlatılmak suretiyle aşağıdaki şekilde davanın reddi gerekmiştir." gerekçesi ile ret kararı verildiği davanın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi neticesinde ... Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarih ve 2020/... Esas 2023/... Karar sayılı ilamıyla" Bilirkişi raporuna esas alınan ve dosyaya bir örneği ibraz edilen irsaliyeli faturalardan 10.06.2017 tarihli 907,49 TL bedelli faturanın altında davalı şahsa ait olduğu anlaşılan ... Otel ... kaşesi ve paraf, 09.05.2017 tarihli irsaliyeli fatura altında isim belirtilmemiş olmakla birlikte parafın yer aldığı, 25.04.2017 -14.04.2017 vb irsaliyeyi faturalarda da parafın yer aldığı, 12.07.2017 tarihli 12.08.2017 tarihli irsaliyeli faturalarda yine davalıya ait Otel kaşesi ve üzerinde parafın yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda davacıya ait defterlerin birbirine teyit ettiği, açılış kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı belirtilmiş olmasına rağmen cari hesaba dayanak yapılan ve takibe konu edilen irsaliyeli faturaların hangisi olduğuna ilişkin açıklamaya yer verilmemiştir.
Davacı tarafça davalı ile ticari ilişkide bulundukları davalının ödemelerini gerçekleştirmekte iken son dönemde gerçekleştirmemiş olduğu iddia edilmiştir. Dosyaya, davalı şahıs şirketine ait kaşe ve parafın da yer aldığı, bir kısım irsaliyeli faturalar ibraz edilmiştir. Bu delillere göre davacı defter ve kayıtlarında ödenen bedellerin hangi faturaya ilişkin olduğuna dair açıklayıcı bir ek rapor alınarak diğer delillerle birlikte değerlendirilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.
Davacının bir diğer istinaf nedeni ise davalı lehine 7155 sayılı yasayla değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, yargılama giderlerinin ise davalı üzerinde bırakılması gerektiğine dairdir. Mahkeme tarafından bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın HMK ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince davalı yararına vekalet ücretine karar verilerek diğer yargılama giderleri davanın reddedilmesi nedeniyle davacı üzerinde bırakılmıştır. Söz konusu yasanın 18/A maddesinin 11. bendinde, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan tarafın son tutanakta belirtileceği bu tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda yukarıda yer verildiği üzere, arabuluculuk son tutanağında ifade edildiği gibi davalı ve vekiline toplantının bildirildiği, davalı ve vekilinin anlaşamayacaklarını beyan etmeleri üzerine anlaşmanın gerçekleşmediğine dair arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği göz önünde bulundurularak söz konusu maddenin değerlendirilmesi gerekir iken bu konuda herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiş olması da yerinde görülmemiştir. "gerekçesi ile kaldırma kararı vermesi neticesinde dosyanın yeniden esasa kayıt yapılarak yapılan yargılama neticesinde; Bilindiği gibi tacirler yasanın ön gördüğü defter ve belgeleri tutmak zorunda olup hem TTK hem de HMK tacirler yönünden usulüne uygun tutulan ticari defterleri delil olarak kabul eden düzenlemelere yer vermiştir.
HMK 222/3 maddesi gereğince ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasını aramaktadır. Somut olay da davacının defterlerinin dosyaya sunduğu,usulüne uygun tutulduğu birbirlerini doğruladıkları, davalı tarafın cevap dilekçesinde davacı ile aralarında her hangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı savunması ile defter ve belgelerini ibraz etmediği davalının borcu sönümlendirdiğini ispata yarayan başkada delil de sunmadığı anlaşılmıştır. Davacının usulüne göre tuttuğu defter ve belgelerine göre davalı taraftan 8.500,13 -TL alacaklı olduğu, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçındığı bu hali ile yasal karine geriğince davacı defterlerine itibar edilmesi gerektiğinden davacının 8.500,13 -TL alacaklı olduğu görüldüğünden, takip öncesinde davalı tarafı temerrüte düşürmediğinden takip öncesinde faiz talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2023/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısman iptaline, takibin 8.500,13 -TL asıl alacak üzerinden davacının davalı tarafı takiple birlikte temerrüte düşürdüğü anlaşıldığından takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, alacak likit olduğundan inkar tazminatının kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın Kısmen KABUL ile; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 8.500,13 Asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine
2.Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan asıl alacak üzerinden hesaplanan 1.700,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Şartları oluşmadığından Kötüniyet Tazminat talebinin reddine
4.Karar ve ilam harcı 580,00-TL nin peşin alınan 110,09-TL den düşümü ile kalan 470,55-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5.Davacı tarafından yatırılan 154,49-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00.-TL'nin kabul edilen red olunan miktar oranlanarak hesap ve takdir olunan 1.230,90-TL'nin davalıdan, 89,10-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7.Davacı tarafından yapılan 4.344,75-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 4.051,50-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 8.500,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9.Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 615,27-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10.Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda parasal miktar itibariyle kesin karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2024 Katip ... Hakim ...
(e-imzalıdır)