Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/1429
Karar No
K. 2024/1991
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1429

KARAR NO: 2024/1991

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/02/2021

NUMARASI: 2016/1211 Esas - 2021/119 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024

Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, vekil edenin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesnide meydana gelen 16/03/2012 günlü çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin ağır bir biçimde yaralanarak sakat kaldığını, kazanın oluşumunda sigortalı karşı araç sürücüsünün de kusuru bulunduğunu, anılan kaza nedeniyle davalı ... şirketine yapılan başvuru kapsamında hasar dosyası açılmış ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL daimi sakatlık tazminatının kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş, UYAP aracılığıyla gönderilen 22/01/2020 işlem tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminata ilişkin istek miktarını 10.975,43-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı ileri sürülen ... plaka sayılı araç vekil edeni sigorta şirketi nezdinde 13/10/2011 - 13/10/2012 tarihleri arasını kapsar biçimde ZMM sigortalı ise de, vekil edeninin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğunun usulüne uygun şekilde tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca motosiklet sürücüsü davacı kaza anında kask eldiven ve dizlik gibi koruyucu ekipmanları kullanmadığından müterafik kusurlu olduğunun da dikkat alınmasını, bundan ayrı oluştuğu ileri sürülen maluliyetin de ATK 3. İhtisas Dairesi'nce değerlendirilmesi ve SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödeme olup olmadığının da araştırılmasını istediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; talep konusu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsü ... ile motosiklet sürücüsü davacının eşit oranda kusurlu oldukları, davacının kaza neticesinde %2,1 oranında maluliyete uğradığı, iyileşme süresinin de 9 aya kadar uzayabileceğinin yargılama sırasında temin edilen bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, bu duruma göre tanzim edilen aktüer bilirkişi raporu uyarınca da davacının daimi iş göremezlik zararının 10.975,43-TL olduğunun anlaşıldığı, söz konusu raporların hükme esas alınmaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle; -Davanın KABULÜNE, -10.975,43 TL'nin 25/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; kusura ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin hatalı olduğu, kazaya karışan sigortalı araç sürücüsü ...'in tamirci olduğu dikkate alındığında vekil edeni sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilmeyeceğinin karar yerinde gözetilmediği, ayrıca ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden faiz işletilmesi ve faiz türünün de yasal faiz olarak belirlenmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasının da isabetsiz bulunduğu, tüm bunlardan ayrı teknik anlamda yetersiz bilirkişiler tarafından düzenlenen maluliyete ilişkin raporun da hükme esas alınamayacağı, kararın gerekçesiz bulunduğu ve davacının yaralanmalarının niteliği dikkate alındığında koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.

1.Haksız bir fiil sonucu zarar oluştuğu iddiasıyla bir talepte bulunulması halinde, kazanın oluşumunda taraf kusurlarının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, sorumluluk belirlenecek duruma göre tespit edilmelidir. Somut olayda; davacı taraf, talep konusu kazanın oluşumunda, sigortalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise kazanın oluşumundaki kusur durum ve oranlarının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Yargılama sırasında görüşüne başvurulan, Makine Yüksek Mühendisi ... tarafından yerinde yapılan keşif sonucu düzenlendiği anlaşılan 01/12/2017 günlü raporda; dosyadaki bilgi ve belgeler, olaydan sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmediği dikkate alınarak olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma sırasında alınan kazaya karışan araç sürücülerinin beyanları, kaza yerine ait uydu görüntüleri ile taraf iddiaları gözetilerek talep konusu kazanın meydana gelmesinde kazaya karışan araç sürücülerinin eşit oranda kusurlu oldukları sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu bu rapordaki kusura ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve her ne kadar davalı ... şirketi tarafından iş bu rapora karşı itiraz edilmiş ise de, bu itirazda kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin değerlendirmeye yönelik herhangi bir itiraz nedeni bildirilmediği, sadece sigortalı araç sürücüsünün tamirci olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinin bildirildiğinin anlaşılması karşısında; söz konusu bu raporla belirlenen kusur oranlarının davacı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşturacağı da belirgin olmakla, mahkemece bu raporun hükme esas alınması suretiyle karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davalı ... şirketi vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Bundan ayrı; haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Eldeki davada, kaza tarihi 16/03/2012 olup, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümleri esas alınması gerekirken "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre Marmara Üniversitesi İstanbul Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlendiği anlaşılan 23/01/2019 günlü raporun karara dayanak yapılması kural olarak doğru değil ise de her iki yönetmelikte kullanılan cetvellerin aynı olması karşısında ilk derece mahkemesince söz konusu Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından tarafından davacının trafik kazası sonucunda görmüş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi ve kişinin bizzat muayenesi neticesinde, davacıdaki yaralanmaların niteliği de gözetilerek Adli Tıp Uzmanı olan heyetçe düzenlenen 23/01/2019 günlü raporun hükme esas alınmasında somut olayın özelliklerine göre bir yanılgı olmamasına göre davalı vekilinin maluliyete ilişkin belirlemenin hatalı yapıldığına ilişkin istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.

3.Tüm bunlardan ayrı; görülmekte olan dava trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup, davacı tarafından eldeki dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun kuruma ulaşmasıyla hasar dosyası açıldığı ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Bu durumda davalı ... şirketi bakamından temerrüt hali en geç dava tarihinden oluşacağından fazlaya ilişkin haklar saklı tutulacağından ıslahla arttırılan talep dahil tüm talepler bakımından faiz başlangıcının dava tarihi olacağı konusundaki değerlendirmede istinaf edenin sıfatına göre herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Keza; her ne kadar davalı ... şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsü ...'in tamirci olduğu, bu nedenle de sigortalısının işleten sıfatı bulunmadığı, dolayısı ile müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, kazaya karışan ... aracın kazadan önce bakım ve onarımı için bir tamirhaneye bırakıldığı, kazanın da aracın tamirhaneye teslim edilmesinden sonra meydana geldiği ve araç sürücüsünün de tamirci olduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı (-istinaf aşaması dahil) dikkate alındığında mahkemece davalının bu yöndeki iddialarının üzerinde durulmaksızın karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilemediğinden davalı vekilinin açıklanan bu hususları amaçlayan istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

4.Davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf itirazlarına gelince; Görülmekte olan davanın konusunu oluşturan kaza nedeniyle düzenlenmiş bir kaza tespit tutanağı bulunmadığından, davacının kaza anında kask takıp takmadığı ve diğer koruyucu ekipmanları kullanıp kullanmadığı anlaşılamamaktadır. Eldeki davada davalı vekili kazazedenin ekipman kullanmadığını ileri sürmüş, davacı ise kask eldiven dizlik gibi ekipmanları taktığını bildirmiştir. Bu durumda davacının maluliyetine sebep yaralanmasının sağ femur şaft kırığı olduğu gözetildiğinde, kask takıp takmadığının bir önemi olmadığı gibi diğer koruyucu ekipmanları (-dizlik, eldiven vs) kullanmamış olsa dahi sonucu değiştirmeyeceği açık olmakla mahkemece belirlenen tazminat miktarında müterafik kusur indirimi cihetine gidilmeksizin karar verilmiş olmasında bir yanılgı tespit edilemediğinden davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir.

5.Davalı vekilinin faiz cinsine yönelik istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Görülmekte olan davada; davalı ... şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç ... Şirketi adına kayıtlı ise de iş bu araç kullanım amacı hususi olan otomobil olup, davacı da gerçek kişidir. Bu durumda uygulanması gereken faiz cinsinin yasal faiz olması gerekirken, avans faize hükmedilmiş olması isabetsiz olmuştur. Ancak, faiz cinsine ilişkin olarak davalı taraf aleyhine gerçekleştirilen hatalı uygulamanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı ... şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun bu sebebe münhasır kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ve yasa yoluna başvuran taraf aleyhine hüküm kurulamayacağına ilişkin kural gözetilerek, hükmün diğer bölümlerine dokunulmaksızın ( yazım hataları hariç) sadece faiz cinsine ilişkin hatanın düzeltilmesi suretiyle; yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2021 tarih ve 2016/1211 Esas - 2021/119 Karar sayılı kararına karşı davalı ... şirketi vekili tarafından yapılan istinaf itirazının yukarıda (5) sayılı bentte gösterilen nedenle KABULÜNE, davalı vekilinin öteki istinaf itirazlarının ise REDDİNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2021 tarih ve 2016/1211 Esas - 2021/119 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a-)Davanın KABULÜNE, b-)10.975,43 TL'nin 25/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, c-)Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 749,73-TL harcın, davacı tarafından yatırılan 29,20 TL peşin harç ve 10,00 TL ıslah harcı toplamı olan 39,20 TL'den mahsubu ile bakiye 710,53 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,ç-)Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL peşin harç, 29,20 TL başvuru harcı ve 10,00 TL ıslah harcı toplamı olan 68,40 TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,d-)Davacı tarafından tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 1.604,00 TL yargılma giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, e-)Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 3-)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının ilgisine idesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog