7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2013/22383 E. , 2013/20836 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün BOZULMASINA ve davacılar ...ve ...'in temyiz istemlerinin süre yönünden REDDİNE ilişkin olarak daireden verilen 04.06.2013 gün ve 2012/7766,2013/10442 E.K. sayılı ilamın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacılar Hazine,...ve ... tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Davacı Hazine'nin karar düzeltme isteminin incelenmesinde ; Davacı Hazine tarafından karar düzeltme nedeni olarak ileri sürülen yönler daire kararında gerekçesi gösterilmek suretiyle karşılanmıştır. Düzeltilmesi istenilen 1097 ve 1128 parsel sayılı taşınmazlara yönelik karar, dosya içeriğine, usul ve kanuna uygundur. Bu nedenlerle, yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesi gereğince REDDİNE, aynı kanunun 442.maddesi hükmünce 219,00 TL para cezasının karar düzeltme isteğinde bulunan Hazine'den alınmasına, Hazine harçtan muaf olduğundan ret harcı alınmasına yer olmadığına,
2.Davacılar ...ve ...'in karar düzeltme istemlerinin incelenmesine gelince; Dairemizce düzeltilmesi istenilen karar ile adı geçen davacıların temyiz istemlerinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.Ancak adı geçen davacılara davalı ... mirasçılarının temyiz dilekçesi 07.09.2012 gününde tebliğ edilmiş,davacılar Ganime ve Hamdiye ise hükmü 10.09.2012 gününde harcını yatırarak temyiz etmişlerdir.Böylesi bir durumda davacılar ...ve ...'in temyizinin davalı ... mirasçılarının temyiz dilekçesi üzerine katılma yoluyla temyiz istemi olarak kabul edilmesi zorunlu iken Dairemizce sehven davacılar ...ve ...'in temyiz itirazlarının süre yönünden reddine karar verilmesi isabetsiz olup bu kezde anılan davacıların davacı Hazine'nin karar düzeltme dilekçesi üzerine katılma yoluyla karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 04.06.2013 gün ve 2012/7766,2013/10442 E.K. sayılı TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE DAİR ilamının 1 nolu bendinin ORTADAN KALDIRILMASI ile yapılan temyiz incelemesinde ;
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 1083,1097,1128,1135,1141 ve 1145 parsel sayılı sırasıyla 3000,00 m2, 12125,00 m2, 10900,00 m2, 5650,00 m2, 25200,00 m2, 26250,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydına satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. itirazları komisyonca reddedilen davacılar ......,... ve ... taşınmazların murisleri adına vergide kayıtlı olduğunu, davalının taşınmazlarda hakkı bulunmadığını, taşınmazların zilyetliklerinde olduğunu öne sürerek dava ve temyize konu taşınmazların tümüne yönelik olarak, davacı Hazine ise taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, davalı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava ve temyize konu 1141 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacılar ... ..., ... ve ... ile davacı Hazine'nin davalarının kısmen kabulüne,dava konusu 1083 parsel sayılı taşınmazın davalı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline,dava konusu 1097 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 21.05.2012 tarihli rapor ve haritada (J) harfi ile gösterilen 5000,06 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacılar ...... mirasçıları,... ve ... ile davalı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, (K) harfi ile gösterilen 6367,48 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına,dava konusu 1128 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 1291 parsel sayılı taşınmazın (G) harfi ile gösterilen 3985,60 m2 yüölçümündeki bölümünün davacılar ...... mirasçıları ... ve ... ile davalı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline,(I) harfi ile gösterilen 6352,65 m2 yüzölçümündeki bölümünün mera niteliği ile özel siciline yazılmasına,1128 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 1292 parsel sayılı taşınmazın (H) ve (İ) harfleri ile gösterilen 556,89 m2 yüzölçümündeki bölümünün su kanalı niteliği ile ... adına tapuya tesciline, 28 sayılı vergi kayıt maliklerinin bilirkişi raporunda (H) harfi ile gösterilen 514,56 m2 yüzölçümündeki bölümü yönünden ...'nden kamulaştırma bedeli talebinde bulunmakta muhtariyetlerine dava konusu 1135 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 1305 parsel sayılı taşınmazın 3492,71 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı ... mirasçıları adına payları oranında,aynı taşınmazdan ifrazen oluşan 1306 parsel sayılı taşınmazın 2536,01 m2 yüzölçümündeki bölümünün su kanalı niteliği ile ... adına tapuya tesciline,31 sayılı vergi kayıt maliklerinin bilirkişi raporunda gösterilen 2536,01 m2 yüzölçümündeki 1306 parsel sayılı taşınmaz yönünden ...'nden kamulaştırma bedeli talebinde bulunmakta muhtariyetlerine, dava konusu 1141 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 1352 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 2873,86 m2 yüzölçümündeki bölümü ile 1350 parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen 1518,57 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin davacılar ...... mirasçıları, ... ve ... ile davalı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, uzman bilirkişilerin aynı tarihli rapor ve haritasında (B) harfi ile gösterilen 16898,26 m2 yüzölçümündeki bölümü ile (F) harfi ile gösterilen 2839,48 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin çayır niteliği ile mera özel siciline yazılmasına, aynı taşınmazdan ifrazen oluşan 1314 parsel sayılı taşınmazın 3604,20 m2 yüzölçümündeki bölümü ile ifrazen oluşan 1351 parsel sayılı taşınmazın 2660,14 m2 yüzölçümündeki bölümünün su kanalı niteliği ile ... adına tapuya tesciline, 38 sayılı vergi kayıt maliklerinin bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 607,72 m2 yüzölçümündeki bölüm yönünden ...'nden kamulaştırma bedeli talebinde bulunmakta muhtariyetlerine, dava konusu 1145 parsel sayılı taşınmazın 25641,85 m2 yüzölçümü ile davacılar ... ... mirasçıları,... ve ... ile davalı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında gösterilen vergi kayıt maliklerinden bir kısmının davalı ...'ye satışına dair olgunun ispat edilemediği, bu nedenle harici satışın gerçekleşmediğinin kabul edilerek taşınmazların tespitlerine esas alınan vergi kayıtları gözetilerek hüküm oluşturulması gerektiği, ayrıca bazı taşınmazlar için vergi kayıtlarının ... mirasçıları adına değil ... mirasçıları adına oluşturulduğu bir kısım temyize konu taşınmazların komşu eylemli meradan açıldığı,ayrıca bir kısım taşınmazlar yönünden ise kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava ve temyize konu taşınmazların tespitlerine sayısı tutanaklarında yazılı olan vergi kayıtları esas alınmıştır. Bilindiği üzere vergi kayıtları birer mülkiyet belgesi değil aksine zilyetlik belgesi niteliğinde olup fiili zilyetlik ile birleşmedikçe hukuken değer taşımaz.
Bu açıklamadan sonra somut olaya bakılırsa; dosya içeriğine göre dinlenilen yerel bilirkişi sözleri soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi taşınmazın evveliyatına dair bilgi vermekten uzaktır. Ayrıca dava ve temyize konu 1141 parsel sayılı taşınmazın sınırında eylemli durumda çayır niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılan taşınmaz bulunmasına rağmen somut olayda usulüne uygun şekilde mera (çayır ) araştırması yapılmamış, İl Özel İdaresi'nden taşınmazın bulunduğu bölgede 4753/5618 sayılı Yasalar gereği mera tahsisi yapılıp yapılmadığı araştırılmamış, 18.06.1999 tarihli keşifte dinlenilen ve beyanları dava ve temyize konu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalan komşu köy yerel bilirkişisi haricinde başkaca komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişilerle usulüne uygun kadim mera araştırması dahi yapılmamıştır. Öte yandan taşınmazların, evveliyatında tarafların ortak miras bırakanı ...'ya ait olup olmadığı,tarafların mirasbırakanları arasında harici satış olup olmadığı yönünde yapılan araştırma yetersiz olduğu gibi mahkemece tespite aykırı sonuca varılmasına rağmen tutanak bilirkişileri dinlenilmemiş,varsa nedenleri gerekçeli kararda açıklanmamıştır. Ayrıca davacıların vergi kayıtlarında isimleri geçen kendi miras bırakanları anne-babalarından gelen hakka dayanmaları halinde davacıların taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı ,zilyetlikleri bulunmuyor ise az yukarıda açıklanan hukuki olguda gözetilerek sırf vergi kayıtlarının davacılar yararına hak bahşedip etmeyeceği hususu dahi hüküm yerinde ayrıntılı olarak değerlendirilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz .
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera(orta malı niteliğinde çayır) olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacılardan davada dayandıkları vergi kayıtlarında malik olarak gözüken kendi miras bırakanlarından mı yoksa üst miras bırakan olan ...'dan gelen miras hakkına mı dayandıkları,başka bir deyişle miras yoluyla gelen hakka mı yoksa vergi kayıtları nedeni ile doğduğunu iddia ettikleri hakları dolayısıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine mi dayandıkları hususu açıklattırılmalı, dava ve temyize konu taşınmazların tespitlerine esas vergi kayıtlarının okunaklı ve maliklerini tam olarak gösterir onaylı örnekleri İl Özel İdare Müdürlüğü'nden getirtilmeli, sonrasında dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava ve temyize konu 1141 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,öncelikle dava ve temyize konu 1141 parsel sayılı taşınmaz yönünden bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu 1141 parsel sayılı taşınmazın mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu 1141 parsel sayılı taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı,davacı gerçek kişilerin iddiaları yönünden ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava ve temyize konu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu,tarafların kök miras bırakanı ...'ya ait olup olmadığı,kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı,yapılan araştırma sonrasında dava ve temyize konu 1141 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı gibi taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde gerek davacı Hazine'nin dava yönelttiği 1141 parsel sayılı taşınmaz gerekse davacı gerçek kişilerin dava açtığı 1083,1097,1128,1135 ve 1145 parsel sayılı taşınmazlar yönünden somut olayın özelliğine göre davacı gerçek kişilerin davasının taşınmazların tespitlerine esas alınan vergi kayıt malikleri ve bu maliklerin zilyetliği dolayısıyla doğduğunu iddia ettikleri hakka dayandırdıkları belirlendiği takdirde dayanak vergi kayıtlarının birer zilyetlik belgesi niteliğinde olduğu, hukuken değer taşıması için zilyetlikle birleşmesi gerektiği,davacı gerçek kişilerin davasını ortak miras bırakandan gelen miras yoluyla doğan hakka dayandırdıklarının tespiti halinde ise taşınmazların ortak miras bırakandan gelip gelmediği,ortak muristen gelmesi halinde dahi örneği dosya içine alınan Diyarbakır 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/436-507 E-K.sayılı veraset ilamında yer alan " muris ...'nun tanıkların anlatımına göre Medeni Kanunun kabulünden önce " öldüğü şeklindeki belirtimde nazara alınarak Türk Medeni Kanunun kabulünden önce Arazi Kanununa göre mirasçılar arasında dahi paylı mülkiyet kurallarının geçerli olduğu,bu halde mirasçılar arasında olsa bile kazandrıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının değerlendirilmesi gerektiği hususu gözönüne alınmalı,bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm oluşturulmalıdır .
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davacı Hazine'nin dava ve temyize konu 1141 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 1077 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dava açtığı,dava ve temyize konu diğer taşınmazlar yönünden ise dava açmadığı gibi açılmış bir davaya da usulüne uygun olarak katılmadığı,ayrıca davacı gerçek kişilerinde bu yönde bir iddiaları bulunmadığı gözetilmeksizin 1097 ve 1128 parsesayılı taşınmazların belli bölümlerinin mera-çayır niteliği ile özel siciline kaydına karar verilerek taleple bağlılık kuralının aşılması, yine mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmüne rağmen davacı Hazine lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmolunması hususları dahi isabetsiz, davacılar ...ve ...’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...ve ...’e iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi .