44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1072 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 20/04/2021
NUMARASI: 2018/581 E. - 2021/189 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye’de de markalarının tescilli olduğunu ve logoları için de ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı markaların sahibi olduğunu, davalı ...’e ait ve 30. sınıfta tescilli ... numaralı markanın öğrenilmesini takiben müvekkili şirkete ait ... markaları ile iltibas yaratacağından bahisle Beşiktaş ... Noterliği aracılığı ile 31 Mart 2016 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamenin karşı tarafa gönderildiğini ancak işbu ihtara karşı cevap verilmediğini, ...’in faaliyetlerini ortağı olduğu diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. aracılığıyla gerçekleştirdiğini bu ilişkinin Antalya Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarından da teyit edilebileceğini, davalılar tarafından www...com.tr/tr/...adresinde davacı şirket ile iltibas yaratan ... markasının kullanımlarının gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, davalının ... numaralı marka başvurusuna itiraz edildiğini, itirazın Türk Patent Markalar Dairesi tarafından kabul edilmesine karşın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine karar verilmesi üzerine karara karşı hali hazırda derdest olan Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 2018/308 E. sayılı davanın açıldığını, ayrıca ...’e ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğü için de Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2018/1033 E. ile dava ikame edilmiş olduğunu, davalı tarafından davacı şirkete ait ... markalarının tanınmış ve dahi Türkiye’de kullanılan markalar olmasının yanı sıra kendisine yöneltilen hukuki süreçler vasıtası ile de haberdar olmasına rağmen haksız rekabet ve marka tecavüzü eylemlerine devam ettiklerini, davalının hiçbir teknik gereklilik bulunmamasına karşın müvekkiline ait logoyu, ... işletmelerinin hususiyet taşıyan dış görünümünü ve iç dekorasyonunu, ürünlerin ambalajlarını ve tüketicilere sunum tarzını, çalışanların giydiği kıyafetleri, baskın renk kombinasyonunu ve hatta ışıklandırma tarzını sistematik olarak teker teker kopyaladığını, bu durumun dava dilekçesinde sunulan uzman görüşünde de açıkça tespit altına alınmış olduğunu, SMK m.29 uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın markayı M.7’de belirtilen şekillerde kullanmanın marka hakkına tecavüz sayıldığını, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun benzer uyuşmazlıklarda ... markalarının tanınmışlığını kabul ettiğini ve şekil unsurlarıyla da özdeşleşmiş olan markaların yaygın bilinirliklerinin markaların ilişkilendirilmesi ihtimalini güçlendirdiği yönünde karar vermiş olduğunu, müvekkilinin, davalının, ... no.lu 30 ve 43. sınıfları kapsayan marka başvurusuna karşı da hukuki aksiyon almış olduğunu ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kararının iptaline yönelik işbu uyuşmazlığın hali hazırda Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi nezdinde 2018/308 E. ile devam etmekte olduğunu, mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacı ile müvekkiline ait tescilli ..., ... ibareli markaları ile iltibas teşkil eden , marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratan ... ve ... işaretlerini taşıyan dış giydirme, tabela, afiş ve yapıştırmaların iç mekan giydirme ve kullanımların, menü, bardak, fincan, tabak, şeker, Amerikan servisi, kağıt, peçete, peçetelik vb. Servis arazlarının ürünlerin, servis çalışanlarının forma ve önlüklerinin ve dahi her türlü tanıtım materyali ile ticari sunumların, merkez, şubeler ve franchise alan işyerlerindeki kullanımlarının tedbiren durdurulmasına ve önlenmesine ve bahsi geçen eşyalara el koyulmasına, içeriği müvekkiline ait tescilli markalar ile iltibas ve müvekkiline ait kullanımlarla haksız rekabet teşkil eden ve davalılardan ... adına tescil edilmiş www...com.tr adresli alan adlarının kullanımının durdurulmasına, bu alan adlarına Türkiye'den erişimin engellenmesine, alan adlarının 3.kişilere olası devrinin ve devrin sicile kaydının hüküm kesinleşinceye dek önlenmesine, ... ve ... işaretlerinin www...com.tr web sitesi içeriğinde kullanımının engellenmesine ilişkin 3102 Sayılı TTK'nın 61, 6769 Sayılı SMK'nın 159 ile 6100 Sayılı HMK'nın 389 vd. Maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, davalının ... ve ... markaları ve bu markaların www...com.tr alan adındaki web içeriğinde, ürün, katalog, tanıtım malzemesi, servis malzemesi gibi iş evrak ve materyallerinde ve dahi işyeri, şube ve franchise noktalarında müvekkilinin tescilli ... ibare ve ..., ... markaları , bu markalar altında sunulan ürün ve hizmetler, ticari form ve ticari sunumların kopyalanarak kullanılması neticesinde haksız rekabet yaratan kullanımlarının 6769 Sayılı sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan marka hakkına tecavüz ve 6102 SAyılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine ve marka tecavüzünden ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; “...” ibaresinin 31.05.2013 tarihinde ... başvuru sayısıyla kelime markası olarak tescil edildiğini, ardından uyuşmazlık konusu ... başvuru sayılı markanın 10.03.2016 tarihinde 30. sınıfta ve ... sayılı marka başvurusunun ise 30. ve 43. Sınıflarda tescil edildiğini. Müvekkili ... adına ayrıca ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının da tescilli olduğunu, müvekkiline ait “...” ibaresini içerir markaların ilk tescil başvuru tarihinden itibaren kullanıldığı ve 2015 yılından itibaren yapılan franchise sözleşmeleri ile Türkiye’nin pek çok ilinde ve Almanya, İran, Avusturya ve Kıbrıs’ta açılmış olan işletmeleri bünyesinde bilfiil kullanıldığını, böylelikle belirli bir düzeyde tanınırlık ve bilinirliğe ulaştığını, davacının iddia ettiği şekli ile tescilli marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için SMK m.7’de sayılan üç olasılıktan en az birinin varlığının, bu kapsamda da markalar arasında ayniyet veya benzerlik şartının gerçekleşmiş olmasının gerektiğini, ayrıca marka hakkına tecavüz taleplerinin dürüstlük kuralı çerçevesinde ileri sürülmesinin hukukun genel ilkesi olduğunu, somut olayda müvekkiline ait markaların ilk kez 2013 yılında kullanılmasına ilişkin kullanımlara karşı ilk kez 31 Mart 2016 tarihinde ihtarname gönderilmiş olduğunu, davacının faaliyet yürüttüğü alanlarda kullanımların gerçekleştirilmiş olduğu da nazara alındığında davacının bunlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, buna karaşın davacının önceleri sessiz kalarak müvekkilinin yurt dışında şubeler açmaya başlaması ile harekete geçtiğini ve sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının kabulünün gerektiğini, davacı “...” ibareli yeşil beyaz renk kombinasyonlu markasında sözcük unsurunun yanı sıra yeşil beyaz renklerdeki iki kuyruklu deniz kızı görselinin de yer almakta olduğunu, tek başına şekilden ibaret olan markanın ise herhangi bir sözcük içermediği ve yalnızca yuvarlak yeşil zeminin içinde beyaz renkte iki kuyruklu deniz kızı görselinden oluştuğunu, bu marka açısından markanın ayırt edici, tek ve esaslı unsurunun, davacı markalarıyla özdeşleşmiş olan deniz kızı görseli olduğunu, davacının yaygın olarak kullandığı “...” ibareli yeşil beyaz renk kombinasyonlu markada da yuvarlak yeşil zemin üzerinde beyaz renk kullanıldığını, ancak bu markada da dış yuvarlığın içinde bir halka daha yer aldığını ve farklı büyüklükteki iki halkanın arasına yukarı kısmına “...” aşağısına da “...” ibaresinin yazılmış olduğunu, sözcük unsurlarının yer aldığı halkaların ortasında da deniz kızı görselinin bulunduğunu, bu görseller dikkate alındığında “...” ibaresini içeren markalarda bu sözcük unsurunun geri planda, tali unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait markalardaki görsellerin ise çimen yeşili olarak davacı markalarından farklı bir tonda ve yuvarlak zemin üzerinde halkalar olmaksızın beyaz harflerle “...” ve “...” ibarelerinin üst ve alt kısımlarda çember içine yerleştirildiğini orta kısmında ise davacı markalarındaki deniz kızı görselinde ayrılarak dallarında kahve çekirdekleri olan ağaç görseline yer verildiğini ve onun altında da “...” ibaresinin bulunduğunu, ağaç görselinin iki yanında davacı markasının aksine yıldız görselinin yer almadığı ve noktalar olduğunu, markalar arasındaki tek ortak noktanın markayı oluşturan unsurların yuvarlak bir zemin üzerine oturtulması olduğunu, logo tasarımında yaygın olarak temel geometrik bir form olan yuvarlak şeklin kullanılmasının ise doğal olduğunu dolayısıyla markalar arasında görsel benzerlikten bahsedilmesinin mümkün olmadığını, markalar arasında işitsel veya anlamsal bir benzerlikten de söz edilemeyeceğini, müvekkili tarafından davacıdan farklı bir konseptte yiyecek içecek hizmeti sunulduğunu, SMK M.7/2 (c) bendinin uygulanma şartlarının oluşmadığını, davacının haksız rekabete ilişkin talepleri açısından da uzun süre sessiz kaldığını ve bu nedenle haksız rekabete ilişkin taleplerini de ileri sürmesinin mümkün Olmadığını, çalışan kıyafetlerinin de davacıya özgü olmayıp ortak bir kullanım şekli olduğunu, ayrıca davacı çalışanlarının kıyafetleri ile müvekkili markalarının kullanıldığı işletmelerdeki kıyafetlerin farklı olduğunu, yine sunum tekniklerine ilişkin kullanımların da davacı tekelinde olmayıp piyasada pek çok işletme tarafından yaygın olarak kullanılmakta olduğunu, tarafların tamamen farklı bir konsepte sahip olduklarını, davacının self servis şeklinde ve plastik ya da karton bardakta içecek sunduğunu talep halinde ancak porselen bardak verildiğini herhangi bir ürünün ikram olarak sunulmadığını, ... kart uygulamasının bulunduğunu, müvekkili işletmelerde ise masaya servis sisteminin ve zengin bir yiyecek menüsünün bulunduğunu ve bazı ürünlerin ikram edildiği daha geleneksel bir bakış açısıyla şekillendirilmiş bir konseptin uygulandığını, taraflar arasındaki farklılıklar nedeniyle zaten sistematik bir taklitten söz edilemeyeceğini, bu nedenle haksız rekabet iddiasının reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davanın kısmen kabulü ile, davalıların davacıya ait marka ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının TTK'nın 55/1-a-4 mad. Uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 2-Davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine, 3-Hüküm özetinin ilanına ilişkin talebin reddine, " karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dosya kapsamında bilirkişiler Mimar Sinan Güzel San. Üni. Öğr. Gör. Fikri ve Sınai Haklar Uzmanı ..., Marka Vekili ... ve Gıda Sektör Bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 29.10.2020 tarihli raporda TTK 55/1-a-4 bendi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu ancak markasal benzerliğin bulunmaması sebebiyle marka hakkına tecavüz şartları oluşmamış tespitinin yapıldığını, taraflarınca dosyaya sunulan Marmara Üniversitesi Güzel San. Fak. End. Ürünleri Tas. Böl. Öğr. Üyesi Prof. Dr. ... ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Öğretim Üyesi Sayın ... tarafından hazırlanmış uzman görüşü ile taban tabana zıt görüşler içerdiğini, çelişki içermesi nedeniyle yeni bir heyetten rapor alınmasının talep edildiğini ancak yeni bir rapor alınmadığını, uzman görüşünde, Prof. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından hazırlanan dosyada mübrez uzman görüşü ... ürün ve işletmelerinde kullanılan ticari form ve markasının ...’ın ticari form ve markası ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu, tüketici nezdinde zihinsel bağlantı kurulmasına yol açtığı, bu eylemin TTK m. 55/1-a(4) bağlamında haksız rekabet teşkil ettiği ve karşı tarafın tescil ettirdiği marka ve markasını kullandığı emtia ve mağaza konsepti ile ... markasının tanınmışlığından/ününden haksız olarak yararlanmak ve imaj transferi amacıyla kötü niyetli olarak tescil edildiği, karşı taraf markasının ... markasının toplumdaki ayırt ediciliğini zayıflattığı, karşı taraf eyleminin SMK m. 29’un yollamasıyla, 7/1,c gereğince sulandırma yoluyla markaya tecavüz oluşturduğu, karşı tarafın SMK m. 155 gereğince tescilli hak savunmasından yararlanmasının mümkün olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığını, ancak Mahkemece yapılan değerlendirmenin gerekçesiz olduğunu, hem uzman görüşü hem de bilirkişi raporu davalı tarafından kullanılan renk unsurunun yanı sıra, mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konsepti ile davacı markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak davalı mağazalarında kullanması hususlarını haksız rekabet olarak tespit etmişken, ilk derece mahkemesinin, kararını yalnızca yeşil renk unsurunun kullanımına indirgemiş olup, bu kararının gerekçesini ise, yani hem mütalaadan hem de dosyada mübrez bilirkişi raporundan neden farklı bir yaklaşım benimsendiğine ilişkin hiçbir gerekçe sunmadığını, temel haklardan olan adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da düşünüldüğünde dosyadaki uzman mütalaasının bilirkişiler tarafından detaylı incelenmemiş olması, mütalaa ile rapor arasında ve ayrıca bu iki rapor ile gerekçeli karar arasında açık çelişkiler bulunması ve bu çelişkilerin adil yargılanma hakkı kapsamında yeterince gerekçelendirilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkı zarar görmekte olduğunu, -İlk Derece Mahkemesi kararı haksız rekabeti isabetli olarak tespit etmiş olmakla beraber, haksız rekabetin unsurlarına ilişkin gerekçeli kararın açık, çelişkisiz ve anlaşılır olmadığını, haksız rekabet yarattığına ilişkin tespit son derece yerinde olmakla birlikte kararda haksız rekabetin “davacıya ait marka ile özdeşleşmiş yeşil renk formatının bütünsel olarak davalıya ait mağazalarda kullanılması” ile sınırlandırıldığının görüldüğünü, ilk derece mahkemesinin, hükmün açıklandığı paragrafın hemen üstünde, davalının yalnızca yeşil renge ilişkin kullanımlarını değil, ayrıca “mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konsepti” bakımından doğduğunu belirttiğini ancak hüküm kurulurken yeşil renk formatına indirgendiğini, kararın icra edilebilirliği anlamında tereddüt yaratmaması gereken gerekçeli kararda yeşil renk formatı ile kastedilen hususun açıkça belirtilmesi gerektiğini, -Davalılara ait kullanımların, müvekkili tarafından uzun yıllara dayanan kullanım, tanıtım ve yatırımlar ile oluşturulmuş kurumsal kimliği bakımından haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, markalarının tanınmış olduğunu, kurumsal kimlik ve ticari takdim şeklinin kendini pek çok unsur aracılığıyla gösterebildiğini, işletme yeri, bu yerde bulunan dekorlar, tabelasındaki hususiyet, personelinin giyiniş tarzı, seçilmiş renkleri taşıyan remizleri, faturaları, iş kağıtlarının özel bir başlık taşıması, kataloglarının şeklinin buna örnek olduğunu, ...’ın kurumsal kimliğinin ise ... markalarını görmeseniz bile ...’ta olduğunuz fikrini verecek güçte olduğunu, ...’ın kurumsal kimliği, kültürü ve ticari takdim şekli o derece başarılı ve güçlü olduğunu, kitap ve makalelere konu olduğunu, bu unsurlar, sayesinde, ... işletmesi de tüketici algısında sadece ve yalnızca kahve satan bir marka olarak değil, kurum “ruhunu” taşıyan “kimlik” olarak yer aldığını, ... satış mekanlarının kendine özgü konsepti, oturmuş bir stili, görsel yapısı, renk ve renk kombinasyonları, mağaza tasarımı-dekorasyon özelliği, malzemesi, ürünlerini sunuş biçimi, ışıklandırması, teşhir ve tanzimi, ürün paketleri, ambalaj özellikleri veya ürünlerin yerleştirilme özelliği, pazarlama, tanıtım aktiviteleri, ürünlerinin satış teknikleri bulunduğunu, ayırtedici olduğunu, ...’ın 50 yılı aşkındır sürdürdüğü, yüksek emek, zaman ve para yatırımı yaptığı bu kurumsal kimliğin unsurlarının kopyalanması ve tüketicilerin hareketlerinde değişiklik yaratılması haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini,-Davalılara ait kullanımların bir bütün olarak müvekkilinin ticari takdim şekline, emek ve dürüstlük ilkesine aykırı olup marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, haklı şöhrete ortak olma ve benzerlikten yararlanma halleri aynı zamanda tanınmış markanın sulandırılması anlamına gelmekte ve SMK m. 7/I-c kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturmakta olduğunu, sulandırma ihtimalinin varlığı için ise markalar arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali aranmadığını, önemli olan tüketicilerin her iki marka arasında bağlantı kurabilmesi, davalının tanınmış markalarından haksız fayda sağlama veya önceki markanın ayırt ediciliğine zarar verme ihtimali doğması olduğunu, davalının marka ve ticari form kullanımları örneklerinden de görüleceği üzere, davalının müvekkili markalarının ve kurumsal kimliğinin tekliğine zarar verdiği gibi kaynak gösterme fonksiyonu itibariyle tüketiciyi yanıltarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı yanın, müvekkiline ait logoyu, ... işletmelerinin hususiyet taşıyan dış görünümünü, iç dekorasyonunu, ürünlerinin ambalajları ile tüketiciye sunum tarzını, çalışanların giydiği kıyafetleri, baskın renk kombinasyonunu ve dahi ışıklandırma tarzını yani ...’ın tanınmış kurumsal kimliği ile markalarını sistematik olarak teker teker ve bir bütün olarak kopyaladığını, dosyaya sunulan uzman görüşünde de “Sonuç olarak; ...’nin, ... ürün ve işletmelerinin kurumsal kimliğini vurgulayan tüm görsel ögelerini (“konsepti”, “teması”, “ana fikri”, felsefesi”), konsept kapsamındaki tasarım bütünlüğünde tüketici algısında yer edinmiş tanınmışlığını ve deneyimlendirilmiş ön bilgisini (geçmiş deneyimler, mekan algısı, satış stratejisi ve sunum tekniklerini) kullanarak aynı pazarda tüketicide hazır kodlanmış bilgi üzerine yer edinmeye çalıştığı, ... işletmesinin tüketiciye çağrıştırdığı duygu ve düşünceleri, olumlu yargıyı kullanma amacında olduğu, kısaca ... ürün ve işletmelerinde kullanılan ticari formun karıştırılmaya yol açacak derecede benzerini ve hatta yer yer aynısını kullandığı kanaatine varılmıştır… …işletmeleri tarafından kullanılan ticari form, ... ürün ve işletmelerine özgü olarak geliştirilen ve uzun zamandan beri ... tarafından haklı olarak kullanılan ticari formun “karıştırılmaya yol açacak şekilde” benzetilmesinden ibarettir. Bir ürün veya işletmeye özgü olarak geliştirilen ticari formun bir başkası tarafından kullanılması durumunda, o ticari form nezdinde alıcılarda önceden oluşmuş olumlu izlenimlerden yararlanarak kendi malının veya hizmetinin satışını sağlamak arzusu da yer almakta olup bunu dürüstlük kuralı ve ayrıca emek ilkesi ile izah etmeye olanak da yoktur… Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ve Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatları karşısında, ... ürün ve işletmelerine ait ticari formu ... işletmelerinde karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılmasının, TTK m. 55/1-a(4) uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmak gerekmektedir.” ;
Bilirkişi raporunda da“…Davalının oldukça geniş seçenek özgürlüğü varken renk unsuru, mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konsepti ile davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1- a-4 bendinin ihlali sayılabileceği kanaati hasıl olmuştur.” görüşlerine yer verildiğini, Tüketicilere ...’taymış hissini vermek adına yaratıldığı izahtan vareste olan davalı şirketin kullanımlarının tümünün bir bütün olarak haksız rekabet yarattığını, -bu derece tanınmış bir ticari işletme kimliği ve markalar söz konusuyken, davalının marka kullanımlarının da marka tecavüzü yarattığını, bilirkişi raporunun, marka hakkına tecavüz incelemesini oldukça sığ bir biçimde yaptığını, karıştırılma ihtimali, bu kapsamda müvekkili markalarının tanınmışlığı, hedef tüketici kitlesinin dikkati düzeyi, sulandırma, ayırt edici karaktere zarar verme, haksız fayda sağlama gibi SMK kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturan durumların varlığı dahi incelenmediğini, uzman görüşü incelendiğinde, marka hakkına tecavüze yönelik olarak “Yukarıda yapılan teknik değerlendirme göstermektedir ki, her ne kadar markaların üzerinde yer alan kelime unsurları farklı olsa da markalarda yer alan ve baskın durumda olan genel görünüm, renk ve şekil unsurları nedeniyle her iki marka halk nezdinde benzerlik taşımaktadır. Ayrıca markanın kullanıldığı mağaza konseptleri de taraf markaları arasındaki ilişkilendirmeyi kuvvetlendirmektedir… Markaların hedef kitleleri, hedef kitlenin söz konusu hizmeti almada harcayacakları süre, hizmetin amacı dikkate alındığında "..." markasının toplumda sahip olduğu itibar ve tanınmışlığın etkisi ile markaların ilişkilendirileceği ve itibarın haksız olarak ... markasına intikal edeceği kanaati oluşmaktadır… Ayrıca şunu da önemle belirtelim ki, inceleme yapılırken karşı taraf ... markasında kullanılan renk ve kombinasyonun haklı bir gerekçesinin olup olmadığı da incelenmelidir. Mübrez belgeler göstermektedir ki karşı tarafca tercih edilen renk, kombinasyon ve mağaza konsepti bir arada planlı olarak tüketici nezdinde ... markasının algısından yararlanılması amacıyla planlı ve kötü niyetli olarak seçilmiştir… Sulandırma hallerinden bir diğeri, doktrinde ‘bulandırarak sulandırma’ olarak ifade edilen, ayırt edici bir markanın birbirleriyle yarışmayan ürünlere ilişkin olarak, markanın eşsizlik ve orijinini belirleme özelliklerinin zarar görecek biçimde kullanılmasıdır…Bu kapsamda markanın ayırt ediciliği, tüketici zihninde kademeli olarak azaltılmaktadır.
Bu kapsamda markanın ticari çekiciliğinin, reklam gücünün korunması amaçlanmaktadır… Tanınmış marka niteliğindeki ... markasından izin alınmaksızın, ... kullanılması halk nezdinde düşünsel bağlantı kurulmasına yol açmaktadır. Zira tüketici, ikinci marka ile karşılaştığında bilinçli veya bilinçsiz olarak ... tanınmış markasını hatırlamakta, malların birbirinden ayrılması için marka yanında başka ayırt edici niteliklere dikkat etmeye veya işletmelerin birbirleri ile muhtemel bağlantıları hakkında düşünmeye zorlanmaktadır. Kahve emtiasını talep eden tüketici nezdinde böylece tanınmış marka, toplumda derhal belirli bir işletme veya mal ile bağlantı kurma özelliğini yitirmekte ve markanın pazarlama etkisi azalmaktadır…Dolayısıyla kanaatimiz karşı taraf ... markasının, ... markasının tanınmışlığından/ününden haksız olarak yararlanmak ve imaj transferi amacıyla kötü niyetli olarak tescil edildiği, karşı taraf markasının ... markasının toplumdaki ayırt ediciliğini zayıflattığı, karşı taraf eyleminin SMK m. 29’un yollamasıyla, 7/1,c gereğince sulandırma yoluyla markaya tecavüz oluşturduğu, karşı tarafın SMK m. 155 gereğince tescilli hak savunmasından yararlanmasının mümkün olmadığı, karşı taraf marka tescilinin kötü niyet taşıdığı şeklindedir.” yönünde görüş bildirildiğini, markalar arası karıştırılma ihtimali incelemesinin bu bakımdan bütün çevresel faktörler ele alınarak yapılması gerektiğini, bilirkişi raporu yetersiz olup, uzman görüşüne yönelik gerekçe oluşturulmadığını, Markaların benzerliği ve karşı tarafın niyeti kapsamında da davalı taraf ve hatta bilirkişi raporunun, birçok geometrik şekil varken neden iç içe geçmiş yuvarlak şekli kullanıldığı, yüzlerce renk varken neden yeşil rengi baskın renk olarak kullanıldığı, yüzlerce renk kombinasyonu yaratılabilecekken neden yeşil; beyaz ve siyah kullanıldığı, milyonlarca şekil varken neden müvekkilinin markasında yer alan şekil ile karıştırılması müsait bir ağaç grafiği seçildiğinin açıklanamadığını, Marka hakkına tecavüz iddiaları bakımından SMK m. 155 kapsamında, davalılara ait markaların tescil durumu huzurdaki marka hakkına tecavüz davası bakımından herhangi bir etkiye sahip olmadığını, Davalıların istinaf taleplerinin tümden reddine, Katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulüne kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dürüstlük kuralına aykırı davranışlarını örnekleyen TTK m. 55/1-a (4) hükmüne göre “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet hallerinden biri olup özel olarak fikri mülkiyet hakları kapsamında örn. patent ya da tasarım korumasına konu olmayan, piyasada yaygın olarak kullanılan teknik çözümler, harcıalem nitelikteki ürünlerin veya sunum teknikleri vb. uygulamaların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunmasının mümkün olmadığını, zira bu tür ürün ve uygulamaların herhangi bir işletmeye atfedilmesinin, onunla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, -Mahkeme kararında "renk unsuru" "mağaza konsepti" "ürün yerleştirme formu" "çalışan giysi tarzı" "tabela konumlandırma konsepti" "davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı" unsurları bakımından vekil eden tarafından kullanımların haksız rekabet teşkil edebileceği hususunda kanaat getirmiş ise de anılan unsurların doğrudan ... markasına özgülenmesinin kabul edilemeyeceğini, tüm bu unsurlar piyasada farklı işletmelerce yaygın olarak kullanılan özellikler olup, her işletme kendi kullanımını gerçekleştirirken bunlarda belli farklılıklar yaptığını, vekil eden tarafından da bu unsurların diğer işletmeler gibi belirli farklılıklar yapılarak kullanıldığını, -Renk unsurunun davacıya özgülenemeyeceği hususu bir kenara, bahsi geçen diğer unsurlar arasında benzerlik bulunduğu hususunun yanılgılı bir değerlendirme olduğunu, Yargıtayın bir çok kararında rengin herhangi bir işletmeye özgülenemeyeceğinin açıkça ifade edildiğini, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/04/2021 tarihli ve 2018/581 E. - 2021/189 K. Sayılı kararında haksız rekabet olarak kabul edilen unsurlar piyasada pek çok işletme tarafından kullanılan ortak unsurlar olup piyasada çok sayıda işletme tarafından kullanılan bu uygulamaların davacı markasına özgülenmesi mümkün olmayıp, değişen trende bağlı olarak davacı markasının işletmelerinde de farklı yapılanmalar görüldüğünü, çalışanların kıyafetleri açısından da her iki taraf markalarının kullanıldığı işletmelerde piyasada kafe işletmeciliği sektöründe yaygın olarak kullanılan siyah/beyaz tişört veya önlükler kullanıldığını, dolayısıyla bu uygulama da davacıya özgü olmayıp, ortak bir kullanım şekli olduğunu, davacı çalışanlarının kıyafetleri ile müvekkil markalarının kullanıldığı işletmelerin çalışan kıyafetlerinin farklı olduğunu, müvekkili markasının kullanıldığı işletme çalışanları, siyah beyaz tişört/gömlek üzerine uzun yeşil önlük takan ... çalışanlarından farklı olarak siyah tişört üzerine siyah kısa bel önlüğü taktığını, kullanılan tişört tasarımlarının da birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkili markalarıyla davacı markalarından yeterli düzeyde farklılık sağlanmış olduğunu, ilgili ortalama tüketicinin bu sektördeki çok sayıda işletmenin varlığından ve hizmet sunma yöntemlerinden haberdar olduğu dikkate alındığında, davacı ve davalı kullanımları arasında karıştırılma ihtimaline neden olması mümkün olmadığını, ... markasının tipik özelliklerinden biri hızlı hizmeti esas alan self servis sistemiyle çalışması, satın alınan bütün ürünlerin parasının kasada ödenmesi ve parası ödenmemiş herhangi bir ürünün “ikram” olarak sunulmaması, ... işletmelerinde genel uygulama, plastik ya da karton bardakta içecek sunumu olmakta, porselen bardakta içecek ise talep edilmesi halinde verilmekte olduğunu, bunun yanı sıra, ... işletmelerinde yiyecek olarak oldukça sınırlı sayıda ürün yer almakta, masaya servis olmadığından menü uygulaması da bulunmadığını, “...” kart uygulaması olduğunu, “...” dendiğinde ilk akla gelen bu özelliklerin hiçbirisinin müvekkili markalarının kullanıldığı işletmelerde bulunmadığını, Müvekkil markalarının kullanıldığı işletmeler, masaya servis sisteminde çalışan, sadece kahve ve içecek değil, zengin bir yiyecek menüsünün de bulunduğu, bir takım ürünlerin müşterilere ikram edildiği, daha geleneksel bir bakış açısıyla şekillendirilmiş konsepte sahip olduğunu, müvekkilinin başkalarının markalarına ve/veya ticari uygulamalarına dayanarak “parazit” şekilde rekabet etmediğinin, aksine kendi çabasıyla çalıştığı sektörde varolmaya çalıştığının açık göstergesi olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/04/2021 tarihli ve 2018/581 E. - 2021/189 K. Sayılı kararında haksız rekabetin kabulüne karar verilmesinin gerekçesi olarak belirtilen unsurların üzerinde hiç kimsenin tekelci bir hakkının bulunmadığını, bu unsurların kullanımının haksız rekabet oluşturmadığını, haksız rekabet yönünden hukuka ve hakkaniyete aykırı İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/04/2021 tarihli ve 2018/581 E. - 2021/189 K. Sayılı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve haksız rekabetin tespiti, haksız rekabet yaratan kullanımların engellenmesi taleplerine ilişkin davadır. Dosyaya sunulan 29.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"... Davacı markaları ile davalı markası arasında mal ve hizmet sınıfları yönünden benzerlik olsa bile markasal açıdan benzerlik olmadığından Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde markaya tecavüz durumunun söz konusu olmayacağı, Davalının oldukça geniş seçenek özgürlüğü varken renk unsuru, mağaza konspti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konspeti ile davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a-4 bendinin ihlali sayılabileceği.. " sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.Dosyaya davacı tarafça sunulan uzman bilirkişi raporunda ; "...’nin, ... ürün ve işletmelerinin kurumsal kimliğini vurgulayan tüm görsel ögelerini (“konsepti”, “teması”, “ana fikri”, felsefesi”), konsept kapsamındaki tasarım bütünlüğünde tüketici algısında yer edinmiş tanınmışlığını ve deneyimlendirilmiş ön bilgisini (geçmiş deneyimler, mekan algısı, satış stratejisi ve sunum tekniklerini) kullanarak aynı pazarda tüketicide hazır kodlanmış bilgi üzerine yer edinmeye çalıştığı, ... işletmesinin tüketiciye çağrıştırdığı duygu ve düşünceleri, olumlu yargıyı kullanma amacında olduğu, kısaca ... ürün ve işletmelerinde kullanılan ticari formun karıştırılmaya yol açacak derecede benzerini ve hatta yer yer aynısını kullandığı kanaatine varılmıştır… … işletmeleri tarafından kullanılan ticari form, ... ürün ve işletmelerine özgü olarak geliştirilen ve uzun zamandan beri ... tarafından haklı olarak kullanılan ticari formun “karıştırılmaya yol açacak şekilde” benzetilmesinden ibarettir. Bir ürün veya işletmeye özgü olarak geliştirilen ticari formun bir başkası tarafından kullanılması durumunda, o ticari form nezdinde alıcılarda önceden oluşmuş olumlu izlenimlerden yararlanarak kendi malının veya hizmetinin satışını sağlamak arzusu da yer almakta olup bunu dürüstlük kuralı ve ayrıca emek ilkesi ile izah etmeye olanak da yoktur… Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ve Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatları karşısında, ... ürün ve işletmelerine ait ticari formu ... işletmelerinde karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılmasının, TTK m. 55/1-a(4) uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmak gerekmektedir.” Davacının ... markasının bir çok ülkede tescilli ve tanınmış bir marka olduğu ve davacının TPMK nezdinde tescilli markalarının mal ve hizmet sınıfları ile davalı markasının tescilli olduğu 30 uncu sınıf açısından benzer mal ve hizmet sınıfının söz konusu olduğu konusunda hukuki uyuşmazlık bulunmadığı,
Davacı vekili tarafından uzman bilirkişi raporuna gerekçeli kararda yer verilmediği ve değerlendirilmediği öne sürülmüş olup, bu konuda Mahkemece herhangi bir gerekçe oluşturulmadığı, davacının sulandırma yoluyla tecavüzün değerlendirilmesi talebinin bulunduğu ve uzman bilirkişi raporundaki sulandırma yoluyla tecavüze ilişkin değerlendirmenin, dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile tartışılmadığı, bu konuda yeni bir heyetten rapor alınarak değerlendirme yapılarak, uzman bilirkişi ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi gerektiği, renk unsuru ve şekil unsuruna ilişkin değerlendirmenin de dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda yeterince tartışılmadığı, haksız rekabete ilişkin gerekçe ili hüküm arasında çelişki bulunduğu, çelişkinin de giderilmesi gerektiği, "renk unsuru" "mağaza konsepti" "ürün yerleştirme formu" "çalışan giysi tarzı" "tabela konumlandırma konsepti" "davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı" unsurlar bakımından sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hususlarında, raporlar arasındaki çelişki, hüküm ve gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilerek yeniden yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğinden, davacının ve davalının sair istinaf sebepleri değerlendirilmeksizin , istinaf istemlerinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.