8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/6702 E. , 2024/6218 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi, ... Beldesinde 3402 sayılı Kanun uyarınca kadastro çalışmaları yapıldığını, 117 ada 45 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, kadastro çalışmalarının 28.04.2004 tarihinde ilan edildiğini, dava konusu taşınmazın daha önce orman tahdidinin aplikasyonu ve 2/B uygulamalarına tabi tutulduğunu, ancak memleket haritasında yeşil olarak görülen ormanlık alana isabet ettiğini, fiilen de orman örtüsü ile kaplı bulunduğunu, 6831 sayılı Kanun'un değişik 1 inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunu, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edildiğini, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılması gerektiğini belirterek, taşınmazın davalılar adına olan tespitinin iptali ile ormanlık alana isabet eden bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi, Orman Yüksek Mühendisi bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1951 yılında yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve haritaların uygulanmadığı, Hazinenin taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açtığı halde, çekişmeli parselin tespitine esas alınan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren cins ve miktar değişikliklerini gösterir tedavülleri, varsa ifraz krokilerinin getirtilerek uygulanmadığı, çekişmeli taşınmazın bu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kayıt fazlası ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince araştırılmadığı ve taşınmazın eylemli durumunun saptanmadığı, bu nedenlerle ilgili kayıtların getirtilerek mahallinde yeniden keşif yapılması, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığının belirlenmesi halinde davanın kabulü ile taşınmazın orman olarak tesciline karar verilmesi, taşınmazın dayanak tapu kaydı kapsamı dışında ve kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında olduğunun belirlenmesi halinde ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiği gerekçeleriyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, 05.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit haritasında orman sayılmayan sarı renkte boyalı kültür (tarım) alanında kaldığı, 1955 tarihli hava fotoğrafında çekişmeli parselin güney doğu kısmında koyu renkli kısmın zeminde de fiili orman olduğu, 1972 tarihli hava fotoğrafında güney batı kısmında görünen ağaçların zeminde de fiili orman olduğu, geri kalan kısmının ise kapama fındık bahçesi olduğu, 2012 ve 2021 tarihli ortofotolardaki zeminin 1972 tarihli hava fotoğrafı ile aynı olduğu, parselin kuzeyindeki fiili orman ile kalan kısımdaki kapama fındık bahçesinin muhafaza edildiği, 20 yıllık aralıksız, çekişmesiz malik sıfatıyla zilyetlik şartlarının 1972-2003 yılları arasında oluştuğu, fiili orman olan kısmın (A) harfi ile, fındık bahçesi olan kısmın ise (B) harfi ile gösterildiğinin belirtildiği, çekişmeli parselin (A) harfi ile gösterilip yeşil renkte taranan 583,47 m²'lik kısmının fiili orman olduğu yönündeki bilirkişi mütalaası esas alınarak 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun değerlendirildiği, tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağının sabit olduğu, çekişmeli parselin (B) harfi ile gösterilen 18748,06 m²'lik kısmının ise bilirkişi raporunda orman sayılmayan arazilerden olduğunun bildirildiği, mahalli bilirkişi ve tanıkların birbiri ile uyumlu müşterek beyanlarında asli malik sıfatıyla kullanımın 60 yılı aşkın süredir olduğu, dayanak tapu kaydının uyduğu, zeminde mevcut fiili ormanın sınırlarının 1955 yılından beri değişmediği, 1975 tarihli hava fotoğrafında dava konusu parselin (B) harfi ile gösterilen bölümünün kapama findık bahçesi olarak kullanıldığı, 2012 ve 2021 tarihli ortofotolardan da kullanımın devam ettiği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile tespitin iptaline, çekişmeli taşınmazın 05.04.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 583,47 m²'lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 18748,06 m²'lik kısmının tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili, denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, taşınmazın tamamının orman ve orman içi açıklık tanımına uyduğu halde davanın kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, fındıkların yaşı ve en eski tarihli hava fotoğrafları dikkate alındığında taşınmazın tamamının orman olarak Hazine adına tescilinin gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.