Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/442
Karar No
K. 2024/1047
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/442
KARAR NO: 2024/1047
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 26/05/2023
KARAR TARİHİ: 12/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili Mahkememize verdiği 26/05/2023 tarihli dava dilekçesinde; davalı ... Gıda San. İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş.'de sermaye artışının sağlanması amacıyla, 24.03.2023 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapıldığını, davalı ... Gıda San. İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş.nin, bu sermaye arttırımı öncesinde davacının şirketteki hisse oranının % 4,591 olduğunu, davalı şirketin diğer hissedarları... (%46,081),... (%10,109), ... (%7,581), ... (%7,581),... (%0,307) ve ... Bitkisel Yağ Konservecilik Üretim Gıda Sanayi İç ve Dış Tic. A.Ş. (%23,750)nin şirketin %95,409 oranında hissesini ellerinde bulundurduklarını, bu hissedarların hepsinin birbiri ile akrabalık bağı içerisinde olup, birlikte hareket eden kimseler olduğunu, hissedarlardan ... ...Konservecilik Üretim Gıda Sanayi İç ve Dış Tic. A.Ş.'nin (sonradan ünvan değişikliği ile ... ... Enerji Yatırım San. Tic. A.Ş.) hissedarları...,..., ... olduğunu, ... ... Enerji Yatırım San.

Tic. A.Ş.nin, davalı şirkete ortak olarak 01.12.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ile yapılan sermaye artışından sonra dahil edildiğini, bu tarihe kadar ortak olmayan şirketin, bu tarihten sonra ortak haline geldiğini, bu durumun genel kurul sonrası alınan 23.12.2021 tarihli yönetim kurulu kararında açıkça görüldüğünü, davacının her ne kadar hissedar olarak görünse de, bu davaya konu olan son sermaye arttırımı öncesindeki hisse oranı itibariyle dahi şirketin işleyişine, alınan kararlara, yapılacak yatırımlara herhangi bir etkide bulunabilmesinin mümkün olmadığı ve her şartta da aksi irade ile engellendiğini, davalı şirketin yönetiminin diğer hissedarların tekeli ile sağlanmakta olup, kararların da yine kendi içlerinde alınmakta olduğundan, davacının uzun yıllardır şirkette söz hakkı sahibi olamadığının aşikar olduğunu, tam olarak tespit edilemeyen, 01.12.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ile 24.03.2023 tarihli 2023 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı arasındaki bir tarihte, davacı dışında tüm hissedarların hisselerini ... ... Enerji Yatırım San. Tic. A.Ş.'ye devrettiğini, şu an için toplam sermayesi 80.000.000 TL olan ... ... Enerji Yatırım San.

Tic. A.Ş.'nin toplam sermayesi 130.000.000 TL olan davalı şirkette nasıl %97'den fazla bir paya sahip olduğunun da ayrı bir soru işareti yarattığını, bu iptal davasına konu etmiş oldukları 24.03.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, davacı vekilinin açık muhalefetine rağmen, davalı şirketin hakim hissedarı olan ... ... Enerji Yatırım San.

Tic. A.Ş. nin TTK'da öngörülen çoğunluğu sağladığı ve sermayenin nakden taahhüt edilmesi ve ödenmesiyle artış kararı alındığını, bu kapsamda 80.000.000 TL olan şirket sermayesinin 130.000.000 TL'ye çıkartıldığını, davalı şirketin sermaye artışının gerekçesinin ise; ekonomik durum, emtia fiyatlarındaki artışlar, BDDK tarafından uygulanan sıkı para politikaları ve bankaların kredileri belli şartlara bağlaması gibi zorluklardan dolayı işletme sermayesini karşılamak olarak gösterdiğini, yapılan sermaye arttırımı sonrasında; davacının şirketteki toplam hisse oranının %2,82528'e düştüğünü, şirketin hakim hissedarı olan ... Enerji Yatırım San.

Tic. A.Ş.'nin toplam hissesinin ise %97,17471 olduğunu, davacının söz konusu toplantıya vekaletle katılımının sağlamış olup, sermayenin 50.000.000 TL arttılarak 130.000.000 TL'ye çıkarılmasına ve şirket esas sözleşmesinin tadil edilmesine ilişkin 2. maddeye itirazlarını açıkça sunduğu ve TTK'ya uygun olarak muhalefet şerhini işlediğini, pek tabi anonim şirketin yatırımlarını arttırabilmek ve iş hacmini genişletebilmek amacıyla sermaye artışına gitmesinin mümkün olduğunu ancak bu sermaye artışının, kötüniyetli olarak, mali durumu iyi olmayan davacının pay almasını engellemek, hissesini düşürmek ve hisse satışını engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini, bu hususun davacı adına vekili tarafından toplantıda vurgulandığını, "gündemin sermaye arttırımına ilişkinmaddesine itiraz ediyorum. Hissemiz oranında sermaye arttırımına iştirak etmiyorum. Çünkü şirket iyi yönetilmediğinden arttırılacak sermaye amaca hizmet etmeyecektir. Ayrıca arttırılan sermaye miktarının gerçek bir sermaye arttırımı olmadığı ve tamamen ...'ya ait hisse oranının düşürülmesi amacıyla yapıldığı kanaatindeyim. Arttırılan sermayenin nasıl yapıldığı, gerçek bir sermaye arttırımı olup olmadığı hususlarında tespite yönelik her türlü yasal haklarımı kullanacağım." şeklindeki beyanların toplantı tutanağına geçirtildiğini, gerçekten de sermaye artışı kararının, kötüniyetli olarak ve mali durumu iyi olmayan davacıyı hak kaybına uğratmak, şirketteki varlığını daha da küçültmek amacı ile alındığını, uzun yıllardır tamamen kötüniyet ile yapılan sermaye artışları neticesinde davacının hissesinin düşürüldüğünü, bu noktada taraflar arasındaki ilişkinin kısa bir özetini yapmanın faydalı olacağı kanaatinde olunduğunu, davacının, çok uzun yıllar, o tarihlerde... San. Tic. A.Ş. unvanı ile faaliyet gösteren davalı şirkette çalıştığı, fabrika müdürlüğü yaptığı, şirketin hissedarı haline geldiği ve hatta yönetimde aktif rol aldığını, yönetim kurulu başkan yardımcılığı dahi yaptığı ancak bu dönemlerde hissesi %15 civarlarında olan davacının, 2005 yılından itibaren şirketten uzaklaşmaya zorlandığını, bu tarihten sonra da yapılan kötüniyetli sermaye artışları ile hissesi ve şirketteki varlığının sürekli olarak azaltıldığını, bu durumun ticaret sicil kayıtları celp edildiğinde açıkça görüleceğini, 19.05.2005 tarihli sermaye artışı sonrası davacının hisse oranı %12,9919, 17.01.2006 tarihli sermaye artışı sonrası %12,7289, 07.11.2006 tarihli sermaye artışı sonrasında %5.4379, 27.12.2021 tarihli sermaye artışı sonrası %4,591 olduğu, gelinen son aşamada iptal davasına konu edilen olağanüstü genel kurul ile davacının hissesinin %2,82528'e düşürüldüğünü, her ne kadar geçmiş yıllarda yapılan sermaye artışları bu davanın konusu değilse de; sürekli olarak yapılan bedelli sermaye artışları ile davacının hissesinin düşürüldüğü ve hatta deyim yerindeyse yok edildiğinin görülmesi ve davalı şirketin kötüniyetini ortaya koyması açısından önem taşıdığı kanaatinde olunduğunu, davacının, şirket ortağı olması ve şirkette bulunan hissesine istinaden, (şirketin mali ve hukuki durumu hakkında hiçbir bilgisinin olmaması sebebiyle) davalı şirkete Manisa... Noterliği'nin 29.06.2018 tarihli,... yevmiye sayılı ihtarnamesini göndererek; şirketin geçici bilançosunda gözüken "diğer alacaklar" hakkında bilgi alma ve inceleme hakkını kullandığını, bu alacakların ne olduğunun kendisine bildirilmesi, ayrıntılı dökümlerini ve mahiyetlerini talep ettiğini ancak davalı şirketin, cevabi ihtarnamesi ile davacının TTK kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkını adeta yok saydığı, davacının bu hakkını kullanmasını samimi bulmadığı ve davacının davalı şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini ileri sürerek engellediği yine davacının, davalı şirkete Manisa ...Noterliği'nin 25.11.2021 tarihli... yevmiye sayılı ihtarnamesini göndererek; mali tablolarda endişe verici bir kısım veriler yer aldığı, geçmiş yıllarda yüksek stok miktarına yer verildiği ancak bu stok miktarının şirketin fiziki depolama kapasitesi nazara alındığında şüphe uyandırdığını, stok miktarı kabul edilse dahi yüksek borç yükü altında olan şirketin bu düzeyde stok tutmasının rasyonel bir davranış olmayacağını, uzun yıllardan beri şirket aktifinde yüksek seviyede ve süreklilik arz eden seviyelerde seyreden borç yükünün devam ettiğini, stokların gerçekleri yansıtmaması durumunda şirketin borca batık hale düşebileceği ve bu durumun bildirilmemesinin şirket yönetimini sorumlu kılacağını, gelir tablosunda geçmiş yıllar zararının sabit kıymetler yeniden değerleme değer artış fonu ile kapatılmaya çalışıldığını, şirkete nakit girişi sağlamayan durumun endişe verici sonuçlara neden olabileceğini belirttiği ve bu kapsamda davalı şirketten bilgi ve açıklama talep ettiğini, davacının bu bilgi alma talebinin, davalı şirket tarafından keşide edilen cevabi ihtarname ile yine yok sayıldığı adeta yüzeysel ve soyut açıklamalar ile geçiştirildiği ve bunun sistematik bir şekilde özellikle yapıldığını, davacının, hissedarı olduğu davalı şirketten aslında uzun yıllardır bilgi alamadığını, yönetimi denetleyemediğini, şirketin gerçek durumundan dahi haberdar olamadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında davalı şirkete 22.05.2023 tarihinde Karşıyaka...Noterliği'nin... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiği ve talep ettikleri bilgi ve belgelerin ihtarın tebliğinden itibaren 5 iş günü içerisinde verilmesinin talep edildiğini, bu ihtara davalı şirket tarafından henüz cevap verilmediğini ancak davalı şirketin geçmiş yıllarda bilgi alma ve inceleme hakkını kullanan davacıya karşı tutumu düşünüldüğünde; talep etmiş oldukları bilgi ve belgelerin verilmeyeceğini, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının yok sayılacağı kanaatinde olduklarını, ilerleyen süreçte, süresi içerisinde cevap verilmediği takdirde bu hakları bakımından yasal yollara başvurulacağı ve Mahkemeye de bilahare bildirileceğini, davalı şirketin bu tutumu değerlendirildiğinde; davacının, şirketin hukuki ve mali durumundan haberdar olmasını istemediğinin açıkça ortaya çıkacağını, bu durumun ise sermaye artışlarını daha da şüpheli kıldığı ve bu artışların gerçek sermaye artışları olmadığı, kötüniyetli bir şekilde yapılan ve davacının ciddi hak kayıplarına uğramasına sebebiyet veren sermaye artışları olduğunu kanıtladığını, davalı şirkette yıllardır kar payı dağıtılmamış olup, davacının, anonim şirket ortağı olduğu halde, uzun yıllardan beri kar payı alamadığını, bilindiği üzere, anonim şirketlerin kuruluş amacı, kâr elde etmek ve dağıtmak olduğu, pay sahiplerinin esas gayesi de elde edilen kârdan en yüksek oranda faydalandıkları, davalı şirkette kar elde edildiği halde, yıllardır kar dağıtımı yapılmadığını, hissedar olan davacının en temel hakkı kısıtlandığını, yıllardır dağıtılmayan kar payı dahi mevcutken, buna ilave olarak sermayeye eklenebilecek fonlar varken, taşınır ve taşınmaz yeniden değerleme ve bilanço konsolidasyon yolları gerçekleştirilebilecekken, taahhüt ve nakden ödemeyle artış kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu, davalı şirket yönetiminin basiretli bir şekilde yürütülmediği, hukuksuz işlemler yapıldığını, bu durumun aslında sermaye artışının gerçeği yansıtmadığına dair en büyük göstergelerden, kanıtlardan biri de davalı ile davacı arasında çeşitli davalar olduğunu, davalı şirketin, son sermaye arttırımı ile hakim ortağı konumuna gelen ... Enerji Yatırım San. Tic. A.Ş., son sermaye arttırımı kararından hemen sonra 09.05.2023 tarihinde azınlık pay sahibi olan davacıya karşı paylarının piyasa değerinden alınması ve davacının ortaklıktan çıkarılması için dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, bu kapsamda 22.05.2023 tarihinde ilk arabuluculuk oturumu yapıldığını, önce davacının hissesini yarı yarıya düşürecek şekilde sermaye arttırımı yoluna giden davalı şirketin, hemen akabinde ise davacının adeta yok ettiği hisselerini satın almak ve şirketteki varlığını yok etmek için hukuki süreci başlattığını, aslında bu durumun sermaye arttırımının,davacının şirketteki varlığını, haklarını, payını azaltmak gayesi güden davalı şirketin plan ve projesi dahilinde yapıldığını, gerçek bir sermaye arttırımı olmaktan çok uzak olduğunu gösterdiğini, dosya kapsamında sermaye arttırımı kararının yürütülmesinin tedbiren geri bırakılmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, aksi durumda, davacının ciddi bir hak kaybı ile karşı karşıya kalacağınının yadsınamaz bir gerçeği olduğunu, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğinin başlı başına ispatı niteliğinde olduğu ancak yine de davalının sermaye artış kararını mevzuat hükümleri ve Yargıtay içtihatları ile de değerlendirmek kötüniyeti bir kez daha ortaya çıkaracağını,

TTK 421/1 uyarınca; “Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır.” görüleceği üzere; kanun, esas sözleşme değişikliğinde genel kurulda bulunanların oy çokluğunu aramakta, bu yasal düzenleme karşısında davacı gibi azınlık pay sahipleri yönetimde etkin rol oynayamadığını, bu hususun davalı şirkete istediği gibi hareket edebilme, kafasına göre sermaye arttırabilme, esas sözleşmede değişiklikler yapabilme yetkisi vermediği, sermaye arttırımlarının dürüstlük kuralına aykırı şekilde yapılmasına hukuk düzeni cevaz vermediğini, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olması halinde iptal edilebilirlik yaptırımına tabi olmasının TTK’nın 445. Maddesinde belirtildiğini, "446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." genel bir kıstas olarak sermaye artırımları, şirketin amaç ve gereksinimlerine uygun olmayıp; çoğunluk pay sahiplerine yarar sağlarken münferit ve azınlık pay sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet veriyorsa dürüstlük kuralına aykırı kabul edildiğini, bu durum, Yargıtay kararlarında, sermaye artırımının şirketin amaç ve gereksinimleriyle paralelliği, çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımına gitmelerindeki amacın salt kişisel yarar sağlamak olup olmadığını, azınlık pay sahiplerinin sermaye artırımı sebebiyle zararının bulunup bulunmadığını, zarara uğramaları kaçınılmazsa da en az zarar verecek yolun seçilip seçilmediği gibi kıstaslarla değerlendirildiğini, Yargıtay'ın, ortaklığın mali durumu gerektirmediği halde veya gerektiğinden fazla artırım yapılarak azınlık pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesini amaçlayan sermaye artırımı kararları ile artırımda vergisiz olarak kullanılabilecek iç kaynaklar varken, bedelli yeni pay alma haklarını kullanamayacakları bilinen azınlık pay sahiplerinin ödemesiz pay alma oranlarını düşürmek amacıyla sırf dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasına ilişkin genel kurul kararı çoğunluk pay sahiplerinin sermaye artırımı haklarını kötüye kullandıkları haller olarak kabul ettiğini, davalı şirketin, her ne kadar sermaye arttırımının gerekçesini ekonomik durum, emtia fiyatlarındaki artışlar, BDDK tarafından uygulanan sıkı para politikaları ve bankaların kredileri belli şartlara bağlaması gibi zorluklardan dolayı işletme sermayesini karşılamak olarak göstermişse de; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bilhassa arttırım kararından hemen sonra davacının paylarını satın alma girişiminde bulunulduğu düşünüldüğünde bu gerekçenin gerçeği yansıtmadığının alenen ortada olduğunu, ...2 Rapor sayılı ve 23.03.2023 tarihli Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Raporu incelendiği takdirde; 31.12.2022 tarihli bilançoya göre şirketin aktifler toplamının 1.583.485.088,58 TL olduğunu, borçların ise 1.231.839.985,66 TL olduğunu, bu doğrultuda şirketin özvarlığının 351.645.102,92 TL olduğunun görüldüğünü, aktifler toplamının ne de borçlar toplamının içeriklerini bilemediklerini, buna karşın, davalı şirketinin, milyonları aşan aktifleri olduğu aşikarken neden sermaye arttırımında iç kaynakları tercih etmediğinin de belli olmadığını, davacının, sınırlı bilgi ve belge erişimine rağmen, davalı şirketin stok miktarının gerçeği yansıtmadığını seneler evvel tespit ettiğini, bu hususta kendisine ihtar dahi çektiğini, dolayısı ile davalı şirketin gerçek stok miktarının tespiti dahi sermaye artışının kötüniyetini ortaya çıkartabileceğini, davacının tespitlerine göre stok miktarları, fiziksel kapasiteyi bile fersah fersah aşacak şekilde şişirildiğini, davalı şirketin yapmış olduğu sermaye artışlarının kaynağının bu şişirilmiş stoklar olup olmadığı, sermaye artışlarının finasmanının bu şişirilmiş stoklar araştırıması gereken bir diğer nokta olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde yapmış oldukları inceleme ile, davalı şirketin hakim hissedarı haline gelmiş olan ... Enerji Yatırım San.

Tic. A.Ş.'nin, şirketin unvanını "... Yatırım Holding A.Ş." olarak değiştirmek için karar aldığı ve ticaret sicile bildirdiği tespit edildiği , keza, alınan karar ile, şirketin Holding'e dönüşmesi için Ticaret Bakanlığı'na izin başvurusu da yapılacağı belirtildiğini, davalı şirketin hakim ortağının, bu holdingleşme girişiminin de dava nezdinde önem arz ettiği kanaatinde olduklarını, belki de davalı şirketin, bu girişimi ile halka arz yoluna gitmeyi planladığı ve tam da bu nedenle bu halka arzdan evvel davacının şirketteki hissesini iyice yok etmeye çalıştığını, 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 3 no' lu kararın ve bu karar doğrultusunda şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinde yapılan değişikliğin İPTALİ için mahkemeye başvurma zorunluluğu doğduğunu, TTK madde 449 kapsamında yürütmenin geri bırakılması gerektiğini, TTK m.449; "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." düzenlemesinin yer aldığını, davalı şirketin, TTK madde 208'i dayanak göstererek davacının hisselerini satın almak için hukuki girişimlere başladığını, arabuluculuğa başvurduğunu, hal böyle iken; bu iptal davasına konu etmiş oldukları 24.03.2023 tarihli sermaye artışı kararının derhal uygulanmasının davacının hisse oranlarını değiştireceği ve hatta yarı yarıya düşüreceği, bu durumun davacının ciddi derecede mağduriyetine sebebiyet vereceğinun aşikar olduğunu, iptalini talep edilen 24.03.2023 tarihli Genel Kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiş , davanın kabulüne, davalı ... Gıda San. İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş.'nin 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 2 no'lu kararının ve bu bağlamda şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinde yapılan değişikliğin TTK m.449 kapsamında yürütülmesinin geri bırakılmasına, davalı ... Gıda San. İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş.'nin 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 2 no'lu kararın ve bu bağlamda şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinde yapılan değişikliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili Mahkememize verdiği 19/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde; davanın sermaye artırımıyla ilgili genel kurul kararının iptali davası olduğu ancak dava dilekçesinde bu davayla herhangi bir ilgisi ve bağlantısı olmayan çok sayıda soyut, gerçeklikle bağı olmayan iddialara yer verildiğini, örneğin bilgi alma haklarının kullandırılmadığından söz edildiği ancak bir anonim ortaklık pay sahibinin bilgi alma ve inceleme haklarını ancak kanunda öngörülen şekilde genel kurul toplantısından önce kullanabileceğini, dahası davacı pay sahibine bu hakları kullanması için imkân da tanındığını, özel denetçi talebinin ise mutlaka genel kurulda ileri sürülmesi gerektiğini, söz konusu hakları kullanmayan davacının davada bu iddialara yer vermesinin herhangi bir dayanağı ve hukukî yararı olmadığını, aynı durumun kârın dağıtılması meselesi için de geçerli olduğunu, bu hususun ancak ayrı bir dava konusu olabileceği ve sermaye artırımının iptali davasını ilgilendirmeyeceğini, son olarak, davacı pay sahibinin her genel kurul tutanağına şerh ettirmekten kaçınmadığını, “şirket iyi yönetilmiyor” iddiasının ise, bir kez daha dava dilekçesinde yer aldığının görüldüğünü, şüphesiz davacının böyle bir iddiası var ise, TTK’nın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla ilgili hükümlerine dayanarak dava açabileceğini, davacı ...’nın davalı Şirket’in iyi yönetilmediği hususunda bir değerlendirmede bulunabilme basiretine ve yeterliliğine sahip olmadığının da belirtilmesi gerektiğini, davacı ...’nın davalı Şirket’te bulunan pay miktarının oldukça düşük olduğunu, davacının söz konusu payları şirketteki müdür sıfatına binaen elde ettiği için kendisinin yüzde onluk azınlık pay sınırını hiçbir zaman elde edemediği ve herhangi bir dönemde yönetim üzerinde hak sahibi olamadığını, hâlihazırda ...’nın söz konusu paylar üzerinde mali ve ekonomik bir beklentisinin de kalmadığını, davacının, kurucusu ve yöneticisi olduğu ve iflas eden şirketler için verdiği şahsi teminatlar sebebiyle tüm aile fertleri ile birlikte tüm malvarlığı da çok büyük miktarlar üzerinden borca batık olduğu hakkında onlarca icra takibi ve bununla bağlantılı davalar bulunduğunu, gelinen son aşamada, davacıya ait paylar üzerine yüz milyonu aşan kayıtlı hacizler yer aldığını, en son...Bankası Türk A.Ş. tarafından 7/6/2023 tarihinde takip çıkışı hariç olmak üzere 28.338.024-TL’lik haciz konulduğunu, söz konusu hacizden önce de,... Bankası A.Ş. başta olmak üzere diğer bankaların hacizlerinin pay defterine kayıtlı bulunduğunu, bu itibarla, söz konusu paylar haciz sahibi alacaklıların satışı talebi üzerine cebri icra yoluyla satılacağını, davacı ...’nın söz konusu borçları ödeme gücü bulunmadığını, dış kaynaklardan sermaye artırımında davacının pay oranı nispetinde artırıma katılmadığı için bir miktar azalsa da, şirketin malvarlığına para enjeksiyonu sebebiyle aynı oranda her bir payın değerinin de arttığını, dolayısıyla bir cebri satış durumunda paylara biçilecek değerde bir değişiklik olmayacağını, davacının bu duruma rağmen sermaye artırımının kendisine zarar vermek amacıyla yapıldığını iddia etmesinin herhangi bir finansal ve hukukî dayanağı olmadığını, hacizli payların değerinin şirkete 50.000.000-TL’lik nakdi sermaye artışı ile sağlanan para girişinin finansal tabloda davacının zarar gördüğünü iddia etmesinin mümkün olmadığını, dava konusu olağanüstü genel kurul kararının alındığı tarihin 24/03/2023 olduğunu ayrıca söz konusu genel kurulun toplanmasına da yönetim kurulunun 07/03/2023’te karar verdiğini, sermaye artırımı kararının, 2023 Türkiye Genel Seçimleri’nin arifesinde krediye ulaşım imkânlarının daralma yönündeki finansal işaretler üzerine alındığını, söz konusu kararın alındığı tarihte kredi maliyetlerinin artmaya başlaması ve krediye ulaşımın zorlaşması önemli bir risk iken, bugün itibariyle söz konusu riskin her alanda gerçekleştiği ve kredi maliyetlerinin çok büyük oranda artığını ayrıca gelecek aylardaki faiz artırımlarının da, krediler konusunda bir daralmaya çok daha fazla gidilmesine sebep olacağı işte finansal açıdan krediye ulaşımın daralması riskine karşı davalı şirketin işlem hacminin ve yönettiği cironun büyüklüğünü dikkate alarak 50.000.000-TL’lik nakdi sermaye artışı yoluna gittiğini, sermaye artırımı kararının alındığı 07/03/2023 tarihli yönetim kurulu kararında, şirketin nakdi sermaye artışına dair ihtiyacının da “Yönetim Kurulumuz Genel ekonomik durum nedeni ile emtia fiyatlarındaki sık ve ani artışlar, BDDK’a tarafından uygulanan sıkı para politikası ve buna bağlı olarak Bankaların da aynı paralelde hareket ederek kredilerin belirli şartlara bağlaması gibi zorluklar sebebi ile doğan işletme sermayesi ihtiyacını karşılamak amacıyla şirketimizin 80.000.000,00 TL den ibaret tamamı ödenmiş sermayesinin, ana sözleşmenin 6. maddesi tadil edilerek, 50.000.000,00 TL bedelli sermaye artışı yapılmak suretiyle 130.000.000,00 TL olmasına […] karar verildi”. şeklinde açıklandığını, pay sahiplerinin şirketteki pay oranlarının sermaye artırımı sonucunda korunması hususunda bir müktesep hak olmadığını, her pay sahibinin nakdi sermaye artırımına katılıp katılmamakta serbest olduğunu, kaldı ki, somut olayda da, davacı pay sahibine rüçhan hakkının tam olarak tanındığını, herhangi bir sınırlama öngörülmediğini, dış kaynaklardan sermaye artışının dürüstlük kuralına aykırı olabilmesi için salt belirli bir pay sahibi aleyhine, sadece ona zarar vermek amacıyla bu kararın alınması gerektiğini ancak şirketin dış kaynaklardan işletme sermayesine ihtiyaç duyduğu durumlarda, sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddia edilemeyeceğini, bu husustaki finansal ihtiyaç belirli bir pay sahibinin zararına hareket etmek iddiasını ortadan kaldırdığını zira şirketin ihtiyaç duyduğu nakdi işletme sermayesini elde etmesi, pay sahiplerinin şirketteki pay oranlarının korunmasından önce geldiğini, sermaye artırımına katılmayan pay sahibinin bu husustaki iradesini milyarlarca liralık bütçeye sahip bir şirkete dayatmasının düşünülemeyeceğini, şirketin nakdi ihtiyacının, somut bir parasal kaynağın dışarıdan şirket hesaplarına enjekte edilmesi yoluyla giderilebileceğini, dolayısıyla nakdi sermaye artırımının iç kaynaklardan yapılacak sermaye artırımlarından bu hususta ayrıldığını, nakdi sermaye artırımı yoluyla ihtiyaç duyulan işletme sermayesi yaratıldığını, iç kaynaklardan yapılacak sermaye artırımlarında ise, şirketin mali durumuna olumlu bir katkı yapılmadığını, başka bir ifadeyle şirkete sıcak para sokulmuş olmadığını, 11. Hukuk Dairesi’de emsal olayları konu alan kararlarda istikrarlı olarak dış kaynaklardan/nakdi sermaye ihtiyacı bulunup bulunmadığı olgusunun araştırılmasını istediği zira, bu yönde bir ihtiyacın olduğu hâllerde sermaye artışı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğundan söz edilemeyeceğini, somut olaydaki uyuşmazlığın dış kaynaklardan bir işletme sermayesine şirketin finansal açıdan ihtiyaç duyup duymadığı noktasında toplandığını, sermaye artırımı kararının alındığı ortamdaki finansal risklerin, özellikle krediye ulaşım imkanlarının daralması, kredi maliyetlerinin artması ve müstakbel faiz artışlarının dikkate alınarak, şirketin mali büyüklüğü de göz önünde tutulduğunda 50.000.000-TL’lik nakdi sermaye artışının mali bir ihtiyaç olduğu ortaya çıktığını, bu ihtiyacın varlığının mali bilirkişi incelemesi vasıtasıyla kolaylıkla tespit edebileceğini, davacı ... ' nın, sermaye artırımına dair genel kurul kararının tedbiren yürütmesinin durdurulmasını TTK m. 449 uyarınca talep ettiğini, ne var ki, somut olayda sermaye artırımı kararı alındıktan sonra usulüne uygun olarak ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini, sermaye artırımı kararının yürütmesinin durdurulmasından bir fayda amaçlanıyor ise, söz konusu tedbir için ticaret siciline tescil ve ilan yapılmadan önce mahkemeye başvurulması gerektiğini, sermaye artırımı kararı tescil ve ilan edilerek şirketin esas sözleşmesinin yeni haline kavuştuğunu, dolayısıyla somut olaydaki tedbiren yürütmenin durdurulması yönündeki talepte hukukî yarar olmadığını, bir genel kurul kararının yürütmesinin durdurulabilmesi için o kararın kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olunduğunun “yaklaşık” olarak ispat edilmesi gerektiğini, bu hususta yalın ve soyut iddialarda bulunulmasının yeterli olmadığını, somut olayda ise, davacının sermaye artırımı kararının kendisine zarar verilmek için kötüniyetli olarak alındığı iddiasının herhangi bir delil ile desteklenmediği, sadece soyut iddia düzeyinde kaldığını, bilakis, mevcut ekonomik durum ve özellikle maruf ve meşhur bir vakıa niteliğinde olan krediye ulaşım imkanlarının daralması dikkate alındığında şirketin dış kaynaklardan sermaye girişine ihtiyaç duyduğu karine olarak kabul edileceğini, hâl böyle olunca ispat ölçüsü açısından tedbir talebinin reddi gerektiğini, TTK m. 448 uyarınca, bu yöndeki açık talep dikkate alınarak, tedbir talebinin ancak teminat karşılığında ileri sürülmesi ve teminatın şirketin muhtemel zararlarına uygun olarak gösterilmesi gerektiğini ayrıca bu hususta davacının paylarının hacizli olduğu ve bu payların teminat aracı olamayacağını, bir an için tedbir talebinin kabul edilmesinin, davacının nakit veya teminat mektubu olarak en az sermaye artışı miktarı olan 50.000.000-TL’nin yüzde onunu karşılayacak bir teminat göstermesine bağlı olduğunu, söz konusu teminat alınmadan verilecek bir yürütmenin durdurulması kararının şirketin malvarlığı haklarını açık bir şekilde ihlâl edeceğini, dosyada TTK md. 449 kapsamında ...,..., ..., ..., ..., ... isimli kişilere tebligat çıkartıldığını, söz konusu kişilerin, davalı şirket yönetim kurulu üyeliği bulunmadığını, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin ... ve... olduğu ve TTK MD. 449 kapsamında davalı şirket yönetim kurulu başkanı... ' in duruşmada beyanda bulunacağını belirtilerek, haksız hukukî dayanaktan yoksun ve hukukî yararı bulunmayan davanın reddine, sermaye artırımı kararının yürütmesinin durdurulması talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirketin sicil dosyası ile dava konusu edilen genel kurul toplantı tutanağı ve ekleri celb edilmiş, sicil dosyasının incelemesinde; davalı şirketin ortaklarının ... Enerji Yatırım San. Tic. A.Ş.ve ... olduğu, davalı şirketin 2023 yılına ilişkin genel kurul toplantısının 24/03/2023 tarihinde yapıldığı, toplantıya davacı ... ' ya vekaleten... ' in katıldığı, toplantı sonucunda genel kurul toplantı tutanağında belirtildiği üzere davacı vekilinin alınan 2 nolu karara muhalefet şerhi koyarak olumsuz oy verdiği belirlenmiştir.

Davalı ... Gıda San. İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş.'nin 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 2 no'lu kararın ve bu bağlamda şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinde yapılan değişikliğin iptaline karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine yönelik olarak dosya ve davalı şirket kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 09/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda;

24/03/2023 tarihli olağanüstü genel kurul tüm aşamaları ile incelendiği, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri yürürlükteki yönetmelik ve sirkülerler, yine bu Bilirkişi Raporunun IV.G bölümünde yazılan ve raporumuza ekler bölümünde (Toplam 21 adet) evrak ve belgeler incelendiği, Genel Kurulu Toplantısının şekil yönünden usulune göre yapıldığı kanaati oluştuğu, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Rapora itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor istenilmiş , alınan 10/01/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; 09/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda öngörüldüğü şekil yönünde usule uygun değerlendirmesinin hala geçerli olduğu, bu konuda bir itiraz olmadığı, itiraz olan konuların; "Sayın Mahkemenizin 21/09/2023 tarihli 1.celsesinin Gereği Düşünüldü bölümünde tarafımdan istenilen; G.D 4- Diğer hususların daha sonra düşünülmesine," denilerek verilen görevin sadece genel kurul iptali için geldiği düşünülerek dosya içinde dava dilekçesinde öne sürülen rakamların genel kurulun iptali için gerekçeli olamıyacağı düşünülüp sadece şekil yönünden genel kurul kararı incelendiği, başka bir mahkemenin dosyasının eki olan öz kaynak defter değeri hesaplaması bölümünde davalı şirketin bilançosunda orada görülen sermaye yedekleri ve fonlar TTK.

462.M (1-2-3 fıkralarında ) anlattığı gibi öncelikle sermayeye ilave edilebilecek değerler olduğu, kısaca bu sermaye artırımını bedelsiz sermaye artırımı adı verildiği, dosyada TTK.462. M. (2) fıkrasında işaret buyurduğu Yönetim Kurulundan onaylı bilanço üzerinden sermaye artırımı yapılabilineceği, tabi ki bilançoda ki görülen sermaye yedekleri YMM onaylıdır ve fonların YMM ile tespit edilip rapora dönüşmesi, aynı zaman da İç Kaynakların Sermaye'ye ilavesi için iç kaynakların varlığı tespit raporunun YMM/SMMM tarafından yazılması gerektiği, şayet şirketin bütçelenmiş bir yatırımı var ise ve bunun finansmanında kullanılacak bir nakit sermaye artırımı gerekli ise o zaman aynı sermaye artırımında hem bedelsiz hemde bedelli artırımı yapılabilineceği (TTK. 462 M. 3 fıkrası), bir yatırım planı var ise bedelsiz sermaye artırımı bu yatırımın finasmanın da kullanamayacağı için mutlaka bedelli sermaye artırımı yapılması gerektiği , ama öncelikle iç kaynakların sermayeye ilavesi ile birlikte nakti sermayenin artırımı yoluna gidileceği, gerekçesinin de; "Bedelli bedelsiz sermaye artırımı hisseyi nasıl etkiler? Bedelsiz sermaye artırımı işleminde şirketin varlıklarında bir değişiklik olmaz. Geçmiş yıl kârları veya sermaye yedekleri ödenmiş sermayeye aktarılır ve bu nedenle şirketin hisse sayısı artar. Şirketin varlıklarında bir değişiklik olmadığı için de şirketin hisse fiyatı düşecektir." olduğu, davacı tarafın itirazlarını yukarıda belirttiği ön şartlar ile kısmen kabul kısmen şartlı kabulünün tarafından teyit edildiği, tüm dosya içinde geçen kanun, yönetmelik ve yorumlarımın takdiri ve sermaye artırımın iptalinin mahkemeye ait olduğu, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Alınan rapor ve ek rapor karar vermeye yeterli olmadığından davalı ... Gıda San İşletmeleri İç ve Dış Tic. AŞ. nin 24/03/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu kararın ve bu bağlamda şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinde yapılan değişikliğin iptaline karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine yönelik olarak dosya ve davalı şirket kayıt ve belgeleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış , alınan 14/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; mali müşavir açısından; yukarıdaki bilgiler 24/03/2023 tarihli olaganüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu kararın ve bu bağlamda şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde yapılan değisikliğin iptaline karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı açısından değerlendirildiğinde;

1.Davalı şirketin dava konusu edilen 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararından önceki kayıtlı sermayesinin 80.000.000,00 TL olduğu,

2.Söz konusu sermayenin arttırım yapılmadan önceki halinin 61.000.000,00 TL olduğu ve muvazaadan ari olarak tamamen ve nakden ödendiği, bu defa arttırılan 19.000.000,00 TL’nin

17.03.2022 tarihi itibariyle tamamının ödendiği,

3.Davalı şirketin 31.12.2022 tarihindeki Sermaye ve Ödenmiş Sermaye Tutarının

80.000.000,00 TL olduğu,

4.Nakit Sermaye Artırımı kararı alınan 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantı tarihinde de söz konusu tutarların aynı olduğu,

5.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 456. maddesinde belirtildiği üzere “İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez.” Hükmü ile ilgili olarak;

6.Davalı şirketin 24.03.2023 tarihi itibariyle Sermaye tutarının 80.000.000,00 TL olduğu ve ödenmemiş sermaye tutarının bulunmadığı,

7.Yapılan 50.000.000,00 TL Nakit Sermaye Artışı kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 456. maddesinde uygun olduğu ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı, NİTELİKLİ HESAPLAMA UZMANI AÇISINDAN; davaya konu edilen sermaye artırımı kararının 24.03.2023 tarihinde alınmış olması nedeni ile bu tarihe en yakın kesin verileri içeren 31.12.2022 tarihli Bilanço ve Gelir tablosu ile 2022 yılı Kurumlar vergisi beyannamesi ile ekleri incelemeye esas alındığı, Şirket’in sermaye artırımının gerekli olup olmadığı hususunda fikir edinebilmek için Oran Analizlerinden faydalanıldığı, likidite oranlarının, işletmelerin kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğini ölçmek ve işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını değerlendirmek için yol gösterici olduğu , işletmelerin karşılaştığı finansal sorunların çoğunluğunun, likidite sıkıntısından kaynaklandığı, bir işletmenin likidite durumunun değerlendirilmesi, o işletmenin finansal koşullarının belirlenmesinde temel oluşturduğu, davalı Şirket yönünden; Cari oran= Dönen varlıklar / Kısa vadeli yabancı kaynaklar = 998.953.661 / 1.174.013.639 = 0,85 Cari oran, dönen varlıkların (brüt işletme sermayesinin) yeterliliğini ve borç ödeyebilme kapasitesini gösterdiği, buna rağmen “net işletme sermayesi” değişimi ile birlikte değerlendirilmesi daha doğru olacağı, şirketlerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için gerekli olan brüt işletme sermayesinin, kısa vadeli borçlarını asan kısmına net işletme sermayesi dendiği, net işletme sermayesi tutarının büyüklüğü, şirketlerin faaliyetleri süresince tam kapasitede karlı ve verimli şekilde çalışabilmesi, üretimini devam ettirebilmesi, iş hacmini artırabilmesi, yükümlülüklerini karşılayamama riskinin azalması açısından önem taşıyacağı , cari oranın 2 olması genel kabul gördüğü halde, yüksek enflasyonlu ve kıt fon kaynaklarına sahip ülkelerde endüstri ve sektörlerin değişik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda cari oranın 1.5 olmasının genellikle yeterli olarak kabul edildiği, cari oranın 1’den küçük olmasının anlamı, Şirket’in net çalışma sermayesinin yetersizliğini ifade ettiği, davalı şirket yönünden, sermaye artırımı kararı alınmasından önceki dönem verileri dikkate alınarak hesaplanan cari oranı 0,85 olarak hesaplandığı, Likidite (Asit-test) oranı: Likidite oranı (asit-test oranı), cari oranın geliştirilmiş ve daha anlamlı hale getirilmiş hali olarak düşünülebilineceği, likidite oranında, dönen varlıklar içinde görülen fakat paraya kolayca çevrilemeyen stoklar kalemi çıkarılarak “likit aktifler” bulunduğu, Likit aktifler= Dönen varlıklar – Stoklar = 998.953.661 – 813.170.520 = 185.783.141 şirketlerin ihtiyaç anında en hızlı ve kolay yoldan ve fazla değer kaybına uğramadan nakde dönüştürebilecekleri aktiflerine “likit (hızlı) aktifler” dendiği, Likit aktifler tutarının büyüklüğü, şirketlerin faaliyet süresi içinde borçlarını ve ihtiyaçlarını kolay karşılayabilmesi açısından önem taşıdığı ayrıca şirketlerin olağandışı durumlarla karşılaştığında gösterecekleri tepkinin derecesini gösterdiği, Likidite (Asit-test) oranı= Likit aktifler / Kısa vadeli yabancı kaynaklar =185.783.141 / 1.174.013.639 = 0,16 Likidite oranı, piyasalarda doğabilecek bir krizde şirketlerin satışlarında olabilecek bir sıkıntı durumunda stoklar gibi kolayca paraya çevrilemeyecek kalemler göz önüne alınarak, dönen varlıkların geri kalan likit değerleriyle borç ödeyebilme kapasitesini ölçtüğü, Likidite oranı, olası bir kriz esnasında cari orana göre daha iyi bir gösterge olarak kabul edildiği, cari oran gibi net işletme sermayesindeki değişikliklerle birlikte değerlendirilmesi, oranın daha doğru yorumlanmasını sağlayacağı, bu oranın 1 olması genel kabul gördüğü, davalı şirket yönünden likidite oranı 0,16 görüleceği üzere 1’in çok altında hesaplandığı, nakit oranı= (Kasa + Bankalar + Nakde eşdeğer varlıklar) / Kısa vadeli yabancı kaynaklar = 60.706.294 / 1.174.013.639 = 0,05 nakit oranı, piyasalarda veya ekonomik koşullarda herhangi bir zorluk olması sırasında şirketlerin en likit varlıkları ile kısa vadeli borçlarının ilk etapta ne kadarlık kısmını geri ödeyebileceğini gösterdiği, bu oranda likidite oranından farklı olarak, paya stoklar, akreditifler, satıcılara verilen avanslar, diğer dönen varlıklar ve en önemlisi alacaklar kalemi eklenmediği, bu nedenle nakit oranı daha net bir gösterge olarak kabul gördüğü, alacaklar tahsil edilemediği ve satışların azaldığı zor durumlarda bile firmanın borç ödeme kapasitesini açığa çıkardığı, bu oranın 0.2 olması yeterli görüldüğü, ülkemizde işletmeler kısa vadeli kaynaklarla finansman bulmak zorunda kaldıklarından, özellikle üretim tesislerinde bu oran 0.2’nin altında kalabildiği, net çalışma sermayesi= Dönen varlıklar – Kısa vadeli borçlar = 998.953.661 - 1.174.013.639 = (-) 175.059.978 net çalışma sermayesinin negatif değerli hesaplanması, işletmenin kısa vadeli borçlarını ödemek için, yeterli nakit akısına sahip olmadığını ifade ettiği, başka bir deyişle, davalı şirket’in net çalışma sermayesi yeterli düzeyde olmadığı, davalı Şirket özkaynaklarının değerlendirilmesi:

31.12.2022 tarihli bilançoda Özkaynaklar 341.058.248,74.-TL olarak okunduğu, özkaynak kalemleri içerisinde yer alan sermaye yedekleri, maddi duran varlık yeniden değerleme artışları 369.524.144,52.-TL olduğu , mükelleflere, 01.01.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, VUK geçici 32.md. Hükümlerini dikkate almak ve %2 vergi ödemek suretiyle, yeniden değerleme imkânı getirildiği , yeniden değerleme öncesi net bilanço aktif değerleri ile yeniden değerleme sonrası net bilanço aktif değerleri arasındaki fark, değer artış fonunu oluşturduğu, başka bir deyişle, fiktif bir rakam olduğu ,Şirket açısından, net çalışma sermayesine kaynak sağlanmış olmayacağı, 24/03/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 2. madde ile alınmış olan şirketin 80.000.000.-TL’den ibaret tamamı ödenmiş sermayesinin, 50.000.000.-TL bedelli (nakit) olarak arttırılmak suretiyle 130.000.000.-TL’ ye çıkartılması kararı, Şirket’in devamlılığı açısından yerinde görüldüğü, ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.

Davalı şirketin 19/04/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanak ve eklerinin incelemesinde; 2 nolu genel kurul kararı ile "Ana sözleşmenin, Şirketin Sermayesi başlıklı 6. Maddesinin tadil edilmesi ile ilgili olarak Yönetim Kurulunca hazırlanan tadil metni okundu. Sermayenin TTK 462/3. Maddesindeki hüküm doğrultusunda, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların sermayeye dönüştürülmesi yolu ile sermayenin artırılacağı hakkında genel kurula bilgi verildi. Önceki sermayenin ödendiği Yeminli Mali Müşavir ...'ın hazırladığı 17.04.2024 tarih ve... Versiyon sayılı raporu ile tespit edildiğinden Şirketin mevcut 130.000.000,00 TL den ibaret tamamı ödenmiş sermayesinin, yine Yeminli Mali Müşavir ...'ın hazırladığı 17.04.2024 tarih ve... sayılı raporu ile tespit edilen ... Hesapta bulunan sermaye düzeltmesi olumlu farklarından karşılanacak 370.000.000,00 TL.nin sermayeye eklenerek arttırılmak suretiyle 500.000.000,00 TL'ye çıkartılması ile 6. Maddenin tadil tasarısında ve aşağıda bulunan yeni şeklinin kabulü, ortak ... vekili...'in 3.672.870 payın ret oyuna karşılık 126.327.130 kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildi. Tadil metni aşağıdaki şekli ile tutanağa ek yapıldı." şeklinde karar alındığı, toplantı tutanağının giriş bölümünde ... Gıda Sanayi İşletmeleri İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin 2024 yılına ait Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının 19/04/2024 tarihinde saat:15.30'da şirket merkezi olan ... Mahallesi... Sokak No:...Konak/İzmir adresinde İzmir İl Ticaret Sicil Müdürü'nün 15/04/2024 tarih... sayılı yazılarıyla görevlendirilen Bakanlık Temsilcisi Halil Bacaksız yönetiminde yapıldığının belirtildiği belirlenmiştir.

Dosyaya celp edilen davalı şirketin 19/04/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve ekleri de değerlendirilerek itirazlar doğrultusunda bilirkişi heyetinden yeniden ek rapor istenilmiş, alınan 23/10/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda; dosya içeriği ve ekleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, aşağıdaki hususların tespit edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanları yönünden: heyetçe hazırlanan kök raporda, itirazların her biri için alt başlık oluşturarak cevap verilmemiş ise de; tüm incelemeleri, görevlendirme kapsamında, davalı Şirket ticari defter ve bağlı kayıtları titizlikle incelenmek ve irdelenmek sureti ile hazırlandığı, davalı Şirket’in, 24.03.2023 tarihinde 80.000.000,00 TL olan şirket esas sermayesinin

50.000.000,00 TL sermaye taahhüdü yolu ile 130.000.000,00 TL çıkarılması hususu, kök raporda hem 24/03/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 no.lu kararın ve bu bağlamda Şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde yapılan değişikliğin iptaline karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı açısından değerlendirilerek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 456. maddesinde uygun olduğu ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı ve hem de sermaye artırımının fiilen gerekli olup olmadığı hususu irdelenerek, nakdi sermaye artışının Şirket’in devamlılığı için yerinde görüldüğünün belirtildiği, gayrimenkullerin nakde çevrilmesi hususunda ise yasa ile konulmuş bir kural mevcut olmadığı; daha anlaşılır şekli ile ifade etmek gerekir ise; şirketin elinde atıl gayrimenkul var iken nakdi sermaye artışına gidilemeyeceği hususunda bir düzenleme mevcut olmadığı, bununla birlikte, gayrimenkullerin büyüklüğü, değeri ve satılarak paraya çevrilebilme hızı, uzmanlık alanları dışında olması nedeni ile bu hususta görüş bildirelerinin olası olmadığı ancak gayrimenkullerin satışı, nakit girişi sağlayacağı gibi, eş değer büyüklükte varlık eksilişine de neden olacağı, heyetçe hazırlanmış olan kök raporda tespit edilen, maddi duran varlık yeniden değerleme artışları hesap kalemine ilişkin olarak yapmış oldukları açıklamanın; "Özkaynak kalemleri içerisinde yer alan sermaye yedekleri, maddi duran varlık yeniden değerleme artışları 369.524.144,52.-TL olduğu , mükelleflere,01.01.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, VUK geçici 32.md. hükümlerini dikkate almak ve %2 vergi ödemek suretiyle, yeniden değerleme imkânı Getirildiği , yeniden değerleme öncesi net bilanço aktif değerleri ile yeniden değerleme sonrası net bilanço aktif değerleri arasındaki fark, değer artış fonunu oluşturacağı , başka bir deyişle, fiktif bir rakam olduğu , Şirket açısından, net çalışma sermayesine kaynak sağlanmış Olmayacağı , şirket sermayesine ilave edilebilecek fonlar arasında, Maddi Duran Varlıklar Yeniden Değerleme Artışları yer almadığı , dolayısıyla, Kanun ile sermayeye eklenmesine izin verilmemiş olan fonların sermayeye dönüştürülmesi söz konusu olamayacağından, yeniden değerleme fonlarının sermayeye ilavesi söz konusu olmadığı, davalı şirketin 19/04/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve eklerine ilişkin tespitler yönünden:

19.04.2024 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında, Şirket’in 130.000.000,00.-TL olan sermayesinin, 370.000.000,00.-TL daha artırılmasına ve bu artışın, 502.hesapta yer alan Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farklarından yapılmasına karar verilmiş olup; bu tutarın Şirket bünyesinde mevcut olduğu hususu, YMM ... tarafından hazırlanmış olan

17.04.2024 tarihli rapor ile tespit edildiği, davacı ... vekilince, ‘’ daha önceki hukuka aykırı sermaye artırımı düzeltilmeden yeni bir iç sermaye artırımına muvafakatımız yoktur’’ şerhi konulduğu, alınmış olan sermaye artırımı kararının, T.C. İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce, TTK’na uygun olarak 24.04.2024 tarihinde tescil edildiği, 11068 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 193.sayfasında ilan olunduğu, sermaye artırımı sonrası pay dağılımının;

24/03/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 no.lu kararın ve bu bağlamda Şirket esas sözleşmesinin 6. maddesinde yapılan değişikliğin iptaline karar verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı açısından yapılan değerlendirmede, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 456. maddesine uygun olduğu ve nakdi sermaye artırımının fiilen gerekli olup olmadığı açısından yapılan değerlendirmede, nakdi sermaye artışının şirket’in devamlılığı için yerinde görüldüğü hususlarındaki tespitlerini ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ; davacı tarafça davalı ... Gıda San. İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş.'nin 24.03.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 2 no'lu kararın ve bu bağlamda şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinde yapılan değişikliğin iptaline yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açıldığı ,

Davacı ... ' nin dava konusu edilen genel kurul tarihi itibariyle 3.672.870 hisse adedi ile davalı ... Gıda Sanayi İşletmeleri İç Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi 'nin ortağı olduğu , davalı şirketin 24.03.2023 tarihinde yapılan 2023 yılı Olağanüstü Genel Kurul toplantısına katıldığı , davacı tarafça iptali talep edilen 2 nolu karara karşı red oyu kullanıldığı, söz konusu karara karşı muhalefet şerhinin toplantı tutanağına geçirildiği ve TTK' nın 446/1-a maddesi gereğince davacının genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma ile ilgili şekil şartını yerine getirdiği , davanın 26/05/2023 tarihinde açıldığı ve TTK' nın 445. maddesi gereğince davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu,

Davalı şirketin 24.03.2023 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısının numaralı gündem maddesinde alınan kararın " Ana sözleşmenin şirketin sermayesi başlıklı 6.maddesinin tadil edilmesi ile ilgili olarak yönetim kurulunca hazırlanan tadil metni okundu. Bakanlık temsilcisi tarafından (TTK 462/3.maddede bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması halinde bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye arttırılmaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye arttırılabilir... ) belirtilen hususlar hakkında genel kurula bilgi verildi. Önceki sermayenin ödendiği Serbest Muhasebeci Mali Müşavir...'in hazırladığı 23/03/2023 tarih ve ... versiyon sayılı raporu ile tespit edildiğinden şirketin 80.000.000 TL den ibaret tamamı ödenmiş sermayesinin 50.000.000 TL bedelli (nakit) olarak arttırılmak suretiyle 130.000.000 TL ye çıkartılması ile 6.maddenin tadil tasarısında ve aşağıda bulunan yeni şeklinin kabulü ortak ... vekili...'in 3.672.870 payın red oyuna karşılık 76.327.130 kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildi. Tadil metni tutanağa ek yapıldı. Ortak ... vekili Sayın... alarak gündemin sermaye arttırımına ilişkin maddesine itiraz ediyorum. Hissemiz oranında sermaye arttırımına iştirak etmiyorum. Çünkü şirket iyi yönetilmediğinden arttırılacak sermaye amaca hizmet etmeyecektir. Ayrıca arttırılan sermaye miktarının gerçek bir sermaye arttırımı olmadığı ve tamamen ...'ya ait hisse oranının düşürülmesi amacıyla yapıldığı kanaatindeyim. Arttırılan sermayenin nasıl yapıldığı, gerçek bir sermaye arttırımı olup olmadığı hususlarında tespite yönelik her türlü yasal haklarımı kullanacağım dedi. Olumsuz oy kullandığım karar ortaklık haklarını bertaraf eder mahiyette iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan nitelik taşıdığı için bu kararın iptali amacıyla dava açacağım." şeklinde olduğu,

Dosyamızdaki yargılamanın devamı esnasında davalı şirketin 2024 yılı Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 19/04/2024 tarihinde yapıldığı ve toplantının 2 no lu gündem maddesinde "Ana sözleşmenin, Şirketin Sermayesi başlıklı 6. Maddesinin tadil edilmesi ile ilgili olarak Yönetim Kurulunca hazırlanan tadil metni okundu. Sermayenin TTK 462/3. Maddesindeki hüküm doğrultusunda, bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların sermayeye dönüştürülmesi yolu ile sermayenin artırılacağı hakkında genel kurula bilgi verildi. Önceki sermayenin ödendiği Yeminli Mali Müşavir ...'ın hazırladığı 17.04.2024 tarih ve... Versiyon sayılı raporu ile tespit edildiğinden Şirketin mevcut 130.000.000,00 TL den ibaret tamamı ödenmiş sermayesinin, yine Yeminli Mali Müşavir ...'ın hazırladığı 17.04.2024 tarih ve ... sayılı raporu ile tespit edilen 502 Hesapta bulunan sermaye düzeltmesi olumlu farklarından karşılanacak 370.000.000,00 TL.nin sermayeye eklenerek arttırılmak suretiyle 500.000.000,00 TL'ye çıkartılması ile 6. Maddenin tadil tasarısında ve aşağıda bulunan yeni şeklinin kabulü, ortak ... vekili...'in 3.672.870 payın ret oyuna karşılık 126.327.130 kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildi. Tadil metni aşağıdaki şekli ile tutanağa ek yapıldı." şeklinde karar alındığı, 6102 sayılı TTK ' nun 462. Maddesinde " (1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir. (2) Sermayenin artırılan kısmını, iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde gerçekten varolduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun vereceği açık ve yazılı bir beyanla doğrulanır. Bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu tarafından onaylanmış olması şarttır. (3) Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir. Artırım genel kurul veya yönetim kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşir. Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz; bu haktan vazgeçilemez. " düzenlemesinin bulunduğu ,

Dava konusu edilen genel kurulda alınan sermaye artırımı kararının şekli olarak geçerli ve uygun nisap ile alındığı ancak alınan sermaye artırımı kararında TTK nun 462/3 maddesindeki " Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden ... " hususunun tartışılmadığı gibi sermaye artırımına neden gerek görüldüğü ile ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmadığı , davalı şirketin 19/04/2024 tarihinde yapılan 2024 yılı Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesinde aldığı... Hesapta bulunan sermaye düzeltmesi olumlu farklarından karşılanacak 370.000.000,00 TL.nin sermayeye eklenerek arttırılmak suretiyle şirketin sermayesinin 500.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin karar göz önüne alındığında dava konusu edilen genel kurul toplantısında da söz konusu artırımın kullanılabileceği en azından söz konusu bu hususun genel kurul toplantısında gerekçeleri ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği ,19/04/2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında artırıma esas miktarın bir önceki genel kurulda kullanılmış olması halinde davacının hissesinin % 4.591 olacağı ancak davacının dava konusu edilen genel kurul kararı sonrası hissesinin ise % 28528 oranında kaldığı , dava konusu edilen genel kurul kararının TTK 462/3 maddesine aykırı olduğu gibi davacının hissesinin oransal olarak azalmasına sebeb olduğundan iyi niyet esaslarına da aykırı olduğu tüm bu hususlar göz önüne alındığında yasaya ve dürüstlük kuralına aykırı olarak alınan kararın TTK 445. Maddesi hükmü doğrultusunda iptaline karar verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğu incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın KABULÜ İLE davalı şirketin 24/03/2023 tarihli 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artışına ilişki

2.Eksik kalan 247,70-TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına,

3.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan maktu 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

4.Davacı tarafından yapılan 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 866,50 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 7.866,50 TL yargılama gideri ile davacı tarafça yatırılan 385,40-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekilleri Av. ... ve Av. ...'ın yüzüne karşı, davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/12/2024 Başkan...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog