17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından .../1 poliçe numaralı, 30/01/2015 başlangıç, 30/01/2016 bitiş tarihli ... Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ve sigortalı davalı ... San. A.Ş.'ye ait ...adresinde mevcut taşınmazda 16.03.2015 tarihinde binanın ortak gider tesisatının tıkanması sonucu meydana gelen hasar nedeni ile sigortalıya 5.024-TL ödeme yapıldığını, hasarın meydana geldiği adreste sigorta eksperi tarafından inceleme yapılarak ekspertiz raporuna dayanılarak sigortalı taşınmaz sahibi olan davalı ... San. A.Ş.'ye ait taşınmazda hasıl olan zararın karşılanması bakımından 23.06.2016 tarihinde sigortalıya 2.000-TL aynı tarihte onarımı gerçekleştiren dava dışı ... firmasına 3.024-TL ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından düzenlenen 24.06.2016 tarihli rücu bildirimi ile davalıya hasar ve hasar ödemesi ile ilgili bilgi verildiğini ve ödemenin yapılmasının talep edildiğini ve 30.06.2016 tarihinde bildirim yazısının davalıya tebliğ olduğunu, ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafın yönetim planından kaynaklanan ortak alanların bakım ve işletim sorumluluğu nedeni ile kusurlu olarak sebebiyet verdiği hasar sebebi ile müvekkili şirketin sigortalısına ve onarım hizmeti veren firmaya yapılan toplam 5.024-TL'nin ödeme tarihi olan 23.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, vekalet ve dava masraflarının davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkili ...'nin yönetimini üstlendiği ... adresinde yer alan taşınmazda binanın ortak gider tesisatının tıkanması sonucu geri tepen pis suların verdiği hasar nedeniyle sigortalısına yaptığı ödemeyi rücuen müvekkilinden talep etmiş ise de müvekkilinin sorumlusu olduğu ...'nde davacının iddia ettiğinin aksine No:4/4 bodrum kat numaralı bir daire yer almadığını, bu nedenle olayın olduğu iddia edilen adresin hatalı olduğunu, açılan işbu davada ikinci davalı olarak gösterilen ... ve Kat Maliklerini Temsilen Yönetim Kurulu Başkanı ...'in müvekkili ...'nde hiçbir zaman yönetim kurulu başkanı olarak görev yapmamış olduğunu, kısa bir dönem site müdürü olarak çalıştığını, bundan dolayı davalı ... için husumet itirazında bulunduklarını, ortada müvekkili site yöneticiliğine yüklenebilecek gerçek bir hasarın da mevcut olmadığını, dava açma süresi geçtikten sonra işbu davanın açılmış olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, davacı sigortacının müvekkili Site Yöneticiliğine rücu hakkı için gerekli olan şartların hiçbirinin yaşanan olayda mevcut olmadığını, dolayısıyla davacı tarafın ödedikleri tazminatın müvekkilinden tahsilini talep etme haklarının olmadığını, davanın usulden ve esastan reddine, tüm yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... Sayılı 20/03/2017 tarihli ilamı ile; ''Somut olayda; Davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununun 1301. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, haksız fiil sorumlularından rücuan tahsiline ilişkin olduğuna göre, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.'' gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, mahkememize gelen dosyanın esas defterimizin ... Esas sıra numarasına kaydı yapıldı görülmüştür.
Mahkememizin 16/10/2019 tarih ve ... ilamı ile; ''Davanın kabulüne, 5.024TL’nin ödeme tarihi olan 23/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Yönetimi ve ... kat maliklerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, ... Yönetimi ve kat maliklerini temsilen yönetim kurulu başkanı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine,'' karar verildiği görülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/456 esas ve 2024/863 karar numaralı ilamı ile; '' Toplu yapı yönetimine geçilmediğinin tespiti halinde uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekecek olup buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca belirlenecektir. 634 sayılı Kanunun 66, 67 ve 68 inci maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde birden fazla parsel üzerine kurulu sitelerde toplu yapı kapsamında değerlendirme yapmak için toplu yapı yönetim planı haricinde tapu ve vaziyet planında ortak alan bağlantısının sağlanmasının gerekeceği açıktır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/14900 Esas 2023/7772 Karar sayılı ilamı). Öte yandan toplu yapı yönetimine geçilmiş olsa da olmasa da söz konusu uyuşmazlık bakımından Asliye Ticaret Mahkemeleri herhalükarda görevli değildir. Zira davacının sigortalısı tacir olsa da davalılar tacir olmadığı gibi ortada ticari bir işin de bulunmadığı, ayrıca TTK'da düzenlenen hususlardan kaynaklanan bir davanın da söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. O halde görev hususunda araştırma ve inceleme yapılmadan Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.''gerekçesi ile mahkememizin Mahkememizin 16/10/2019 tarih ve ... ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava; sigorta poliçesi nedeniyle yapılan ödemenin rücuan tahsili istemidir. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
Sigorta rücu davalarının 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanması nedeniyle aynı yasanın 4. maddesi gereğince bu tür davalarda görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu düşünülebilir ise de, davanın TTK'nun 1472. maddesi hükmünden kaynaklanmış olması ile halefiyet ilkesi dikkate alındığında, davanın sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre değerlendirilmesi gerektiği gerek doktrinde gerekse de uygulamada çekişmesiz şekilde kabul edilmektedir. Halefiyet ile açılan davanın sigorta şirketinin hukuken yerine geçtiği dava dışı sigortalı tarafından sorumlulara karşı hangi mahkemeye dava açması gerekiyorsa o mahkemeye dava açması ve mahkemenin görevinin zarar sorumlusu ile dava dışı sigortalı arasındaki hukuki ilişkiye göre belirlenmesi gerekir. Buna göre sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişki ticari dava niteliğinde ise bu tür davada Ticaret Mahkemesi görevli olacaktır. Aksi halde ise yani esas uyuşmazlık ticari nitelikte değilse böyle bir davada Ticaret Mahkemesi görevli olmayacaktır.
Davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan .... AŞ'nin maliki olduğu sigortalı konutta, binanın ortak gider tesisatının tıkanması sonucu geri tepen pis sular sebebiyle hasar meydana geldiği ve bu sebeple sigortalıya ödeme yapıldığından bahisle zarardan sorumlu olduğu ileri sürelen davalılara karşı işbu rücuen tazminat davasını açmıştır. 634 sayılı Kanunun 66. ve devamı maddelerinde düzenlenen toplu yapı yönetimine geçilmediğinin tespiti halinde uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerekecek olup buna göre görev hususu da genel hükümler uyarınca belirlenecektir. 634 sayılı Kanunun 66, 67 ve 68 inci maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde birden fazla parsel üzerine kurulu sitelerde toplu yapı kapsamında değerlendirme yapmak için toplu yapı yönetim planı haricinde tapu ve vaziyet planında ortak alan bağlantısının sağlanmasının gerekeceği, toplu yapı yönetimine geçilmiş ise Sulh Hukuk Mahkemesinin geçilmemiş ise Asliye Hukuk Mahkemesinin uyuşmazlığa bakmakta görevli olacağı, Sarıyer Tapu Sicil Müdürlüğünün 02.12.2024 tarihli müzekkere cevabına göre toplu yapı olduğunda dair vaziyet planı yönetim planının tapuya sunulmadığı, yine taşınmazların toplu yapı olarak sınırlandırılmalarına ilişkin Belediyece onaylanmış vaziyet planının olmadığı, toplu yapıyı oluşturan imar parselleri ve ortak yerlerin tapuda birbirleriyle bağlantılarının irtibatlandırılamadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığa bakmakta Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3.Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4.HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
5.Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde gider avansının ilgili mahkeme veznesine aktarılmasına Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/12/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)