Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/665
Karar No
K. 2025/15
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/665 Esas
KARAR NO: 2025/15
DAVA: Kooperatif (Genel Kurulun Yenilenmesi Talepli)
DAVA TARİHİ: 10/10/2023
KARAR TARİHİ: 08/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Kooperatif (Genel Kurulun Yenilenmesi Talepli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacı kooperatifin ... nolu üyesi olduğunu, Kooperatifin inşa ettiği taşınmazların tapu kayıtları kendi adında kalmak üzere kooperatif üyelerine tahsis ettiğini, Muhataba da ... nolu taşınmaz tahsis edildiğini, yapılan binanın müstakil villa şeklinde olduğunu, Genel Kurul toplantısında görüşülen gündem maddelerinin 8. Maddesi gereğince "tek hisseye sahip mal sahiplerinin evinin bir bölümünü kiraya verip veremeyeceği maddesine geldi. Hiçbir şekilde kiraya verilmemesine oybirliği ile kabul edildi." Denilerek taşınmazı bir kısmının kiraya verilmesi engellendiğini, davalı kooperatif üyesine tahsisli olan 85 numaralı villaya davalı tarafından içeriden müdahale edilerek bahçe kısmındaki kat diğer katlardan ayrılarak iki bağımsız bölüm haline getirilmiş ve bahçe katı muhatabın babası ...tarafından, üst katlar ise ... isimli üçüncü şahsa kiraya verildiğini, davalı defalarca yazılı ve sözlü olarak uyarılmasına rağmen kooperatifin kurduğu site içerisindeki düzene ve kooperatif genel kurulunca alınan karara aykırı tutumunu gerçekleştirdiğini, binanın eski haline yani tek bağımsız bölüm haline getirilmesi İçin gereken yıkım ve inşaatların tespit edilerek davalı tarafından eski hale getirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Cevap:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taşınmazın tapuda kooperatif adına kayıtlı olduğu, belirli yerlerin üyelere tahsis edildiği, üyelerin mülkiyet hakkı olmadığı beyanının hiçbir hukuki değeri olmadığını, bağımsız bölümlerin kısmi kiraya verilmesini önlemek amacıyla alınan 16.08.2020 tarihli genel kurul kararı; Uluslararası Sözleşmeler, Anayasa ve Türk Medeni Kanunu'nun mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve uluslararası hukukun genel ilkeleri gereğince ancak kanunla sınırlandırılabileceğine ilişkin hükümlerine aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza karşı herhangi bir haksız müdahale söz konusu olmadığını, dava konusu müstakil villa şeklindeki 85 no'lu taşınmazın müvekkiline tahsis edildiğini, dava konusu taşınmaza karşı herhangi bir haksız müdahale fiili gerçekleştirilmediğini müdahalenin meni davasının ikame edilebilmesi için gerekli şartların somut olayda mevcut olmadığı ile davacı kooperatifin işbu davayı ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davanın reddini, masraf ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Cevap: İnbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, huzurdaki davada taraf olmadığını, dolayısıyla ihbar olunan sıfatını haiz olan müvekkili aleyhine hüküm kurulması ve yargılama giderlerine mahkum edilmesinin mümkün olmadığını, huzurdaki davanın konusu kat mülkiyeti hukukundan kaynaklandığından ve davacı taraf site yönetimi olarak hareket ettiğinden görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olup davanın görev yönünden reddini talep ettiklerini, davalı ile müvekkili arasında 5.8.2020 tarihli, 2 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, kira sözleşmesi gereğince müvekkili 3 katlı villa (tripleks) niteliğindeki taşınmazın ilk iki katını (bahçe katı ve 1.katını) kiraladığını, en üst kat ise davalının kullanımında olduğunu, kira sözleşmesi yenilenerek halen daha devam etmekte ve müvekkilinin de bu taşınmazda hali hazırda yaşadığını, müvekkiline kiraya verilen taşınmaz basit bir duvarla bölünmüş olup binanın ana taşıyıcı kısımlarına kesinlikle müdahale edilmediğini, bahsi geçen bölme duvarın kaldırılması halinde müvekkilimin özel alanına müdahale edilmiş ve konut dokunulmazlığı ihlal edilmiş olacağını, bağımsız bölüm niteliğindeki bir taşınmazın birden fazla kişiye kiralanması hukuken mümkün olup, bunu engelleyen hiçbir yasa hükmü olmadığını, hatta bu yöndeki kısıtlamalar Anayasa'da düzenlenen mülkiyet hakkına, Türk Medeni Kanunu'nun mülkiyete ilişkin hükümlerine ve Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşmelere ilişkin prensiplerine aykırı düşeceğini, davacı kooperatif tarafından alınan kararın tarihi 16.08.2020 olup, davalı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmenin tarihi 5.8.2020 olduğunu, dolayısıyla karar tarihinden çok önce kira sözleşmesi taraflarca imzalanmış olup kararın bağlayıcılığının olmadığını, öte yandan kooperatif tarafından alınan 16.08.2020 tarihli kararın davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin araştırılmasını talep ettiklerini, usulüne uygun bir tebliğ yoksa kararın davalı ve müvekkili açısından zaten bağlayıcı olmadığını, davacı tarafından açılan haksız davanın reddine karar verilmesini, müvekkili, ihbar olunan olması sebebiyle hakkında hüküm kurulmamasını ve aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesini talep etmiştir.

Toplanan Deliller: ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 08/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, ...

21.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasının bilirkişi raporu, gerekçeli karar örneği, ... İmar Müdürlüğü'nden kooperatife ait ruhsat eki proje yazıları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 2020 yılı ve sonrası sicil dökümü, ...

20.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alındı. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:

Dava, kooperatif adına kayıtlı ve davalıya tahsis edilen taşınmazın genel kurul kararına aykırı olarak iki bağımsız bölüme çevrilip çevrilmediği, ayrı ayrı kullanılmak suretiyle kiraya verilip verilmediği ve genel kurul kararına aykırılık söz konusu ise davacının aykırılığın giderilmesi, müdahalenin engellenmesi ve eski hale getirme talebinde haklı olup olmadığı hususlarından ibarettir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307.maddesinde düzenlenen feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın (HMK md.309/2), hüküm kesinleşinceye kadar her zaman (HMK md.310) davacının tek taraflı irade beyanıyla dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilen (HMK md.307), kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran (HMK md.311) ve rücu edilemeyen usul işlemidir. Bu işlemin vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK md.74). Feragat ve kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır (Harçlar Kanunu 22/1).

Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Dosya kapsamında davacı vekilinin 06/01/2025 tarihli feragat dilekçesinde, davadan feragat ettiklerini beyan ettiği; davalı tarafça sunulan 06/01/2025 tarihli beyan dilekçesiyle ise yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri dava olması, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat etmeye özel yetkisi bulunması, feragatin karşı tarafın yahut mahkemenin muvafakatine bağlı olmaması hususları nazara alınarak davacı vekilinin kayıtsız ve şartsız feragati sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Anılan gerekçelerle davacının kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran ve ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra sunulan feragat beyanı sebebi ile davanın feragat nedeniyle reddine, yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nın 312. maddesi uyarınca davacı üzerinde bırakılmasına dair karar vermek gerekmiş ve hüküm aşağıdaki şekilde kurulmuştur.

HÜKÜM: İzah olunan nedenlerle;

1.Davanın feragat nedeniyle reddine,

2.Alınması gereken karar ve ilam harcı olan 410,27-TL'nin, başlangıçta peşin olarak yatırılan 269,85-TL'den mahsubu ile eksik olan 140,42-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Tarafların talepleri göz önünde bulundurularak taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kullanılmayarak artan bakiye gider avansının ve yatırılan teminatın resen ilgilisine iadesine,

Dair, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/01/2025 Katip ... Hakim ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog