5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Davacı tarafından davalı hakkında açılan ipoteğin kaldırılması davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacı ile davalı arasında 22/12/2008 tarihinde hisse devri sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davacının .... ilçesinde bulunan davalıya ait ... markalı akaryakıt istasyonunun bayi unvanı altında ortağı ... ile birlikte işletmeyi üstlendiğini, bu sözleşme doğrultusunda ... Şirketinin hisselerinin davacı ile ... tarafından devir alındığını, bu hisse devrinin 31/12/2008 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, hisse devri sözleşmesinin 6. maddesinin d bendine göre .... numaralı taşınmaz üzerine ipotek tesis edileceğinin kararlaştırıldığını, davacı ile ...'in sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde devir aldıkları bayi hisselerinin ve istasyonun davalı tarafından bildirilen kişiye devretmeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, eğer devir alanlar davalı tarafından kendilerine yapılan bildirimden itibaren 3 gün içerisinde bu devri gerçekleştirmez ise davalının zararlarının temini için işleme konmak üzere dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis etmeyi ve senet vermeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, bu sözleşme uyarınca 24/12/2008 tarihinde davacıya ait taşınmaz üzerinde davalı lehine ipotek tesis edildiğini, davacının işlerinin iyi gitmemesi üzerine davalı ile anlaşarak akaryakıt istasyonunun 2010 yılında boşalttığını ve davalıya teslim ettiğini, 02/10/2015 tarihinde şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini, dava konusu ipoteğin devam ettiğini davacının 2022 yılında fark ettiğini, davacının ipotek tesisi ile garanti altına alınan sözleşmedeki yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalının ipotek ile korunması gereken bir menfaatinin de kalmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerine 24/12/2008 tarih ve ... yevmiye nolu işlem ile davalı lehine kurulan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP ;
Davalıya dava dilekçesi ile duruşma günü ve saati Tebligat Kanununa uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş, duruşmaya katılmamış ve kendisini vekil ile temsil ettirmemiştir. DELİLLER ; Dava dilekçesi ekinde 22/12/2008 tarihli devir alanlar olarak ... ile ...'in, ... olarak davalının imzaladığı Hisse Devri Sözleşmesi başlıklı sözleşme sunulmuştur. Bu sözleşmenin davamız açısından önemli maddeleri şunlardır;
3.maddesi; "Bayiiye ait hisselerin tamamı devredenler adına kayıtlı iken işbu sözleşme nedeniyle %80 ..., %20 ... oranında devralanlara devri ve devrin işbu sözleşme tarihinden itibaren en geç 10 gün içinde ticaret sicil memurluğunda tescili hususunda taraflar mutabık kalmışlardır."
5.maddesi; "Hisse devri neticesi bayiinin kiracısı bulunduğu, .... Karayolu 70. km Kusura kasabası ... adresinde bulunan ve ... kurumsal kimliği ve yatırımı bulunan istasyon devir alanlar tarafından yine bayii unvanı altında işletilecektir. İşletmeden ve kira kontratından doğan tüm sorumluluklar devralanlara aittir."
6.maddesinin c fıkrası; "Devir alanlar hisse devrinin .... tescil edildiği tarihten itibaren 10 gün içinde, ürün çekerek istasyonu işletmeye açmayı ve bayilik sözleşmesinde yer alan şartlar dahilinde 24 saat faal ve hizmete hazır halde bulundurmayı kabul ve taahhüt eder."
6.maddesinin d fıkrası; "Devir alanlar tarafından işbu sözleşmede yer alan yükümlülükler-özellikle işbu sözleşmenin 6.maddesinin (c bendinde) yer alan yükümlülük-yerine getirilmediği takdirde devir alanlar devir aldıkları bayii hisselerini ve istasyonu ... tarafından bildirilen kişiye devredecektir. Devralanlar ... tarafından kendilerine yapılan bildirimden itibaren 3 gün içinde bu devri gerçekleştirmedikleri takdirde işleme konulmak üzere bayii tarafından keşide edilmiş ve ... tarafından cirolanmış ........ çek nolu .......... Bankasına ait çek ve ... tarafından düzenlenmiş, kefil olarak bayii (... Nak. Tur. İnş. Taah. Oto. Paz. Dağ. San. Tic. Ltd. Şti.) ile ... arasında imzalanmış 500.000,00 YTL bedelli senet ile .... nolu bağımsız meskeni ... lehine ...'nin belirleyeceği şartlarda ipotek tesis edeceğinin kabul ve taahhüt ederler." ...
25/07/2022 tarihli cevabi yazı ile ... Şirketinin 17/03/2003 tarihinde kurulduğunu, 30/09/2015 tarihinde münfesih sayılması sebebiyle ticaret sicilinden resen silindiğini, davacının 25/12/2008 tarihinde şirketin hissesini devraldığını, bu devrin 26/12/2008 tarihinde tescil edildiğini, 31/12/2008 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin son ortaklarının ... ve ... olduğunu bildirmiş ve ekte ilgili belgeleri göndermiştir. ...
12/10/2022 tarihli cevabi yazı ekinde dava konusu .... nolu bağımsız bölümün tapu kaydında 24/12/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile kurulan 100.000,00 TL bedelli ipoteğin bulunduğuna ilişkin tapu kaydını göndermiştir. ...
02/06/2023 tarihli cevabi yazı ekinde gönderdiği dava konusu .... nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydındaki 24/12/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile davacı tarafından davalı lehine 100.000,00 TL bedelli ipotek kurulmuştur.
07/11/2023 tarihli celsenin 2 numaralı ara kararı ile davacı vekiline dava dilekçesinde dava konusu ipoteğin tesisinin dayanağı olarak belirtilen 22/12/2008 tarihli hisse devri sözleşmesi başlıkIı sözleşmede davacıya yüklenen yükümlülüklerin yerine getirildiğine ilişkin delillerini sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili 26/01/2024 tarihli dilekçesi ekinde davacının kiracı ... ile ... kiralayan olduğu, kira sözleşmesi ile ... yoklama fişini ve davacının dava konusu akaryakıt istasyonunu 2010 yılında boşaltarak davalıya teslim ettiğine ilişkin ... kayıtlarını sunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;
Dava, ipoteğin kaldırılması davasıdır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi gereğince mutlak ticari dava olarak adlandırılan maddede sayılan ve özel kanunlara göre ticari sayılan davalar ile nisbi ticari dava olarak adlandırılan her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari davalardır. Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesi aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara bakmakla görevlidir.
Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202. ve 203. maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları Türk Ticaret Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava olarak kabul edilen davalar arasında sayılmıştır. Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması başlıklı 202 maddesi şu şekildedir; "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.", Türk Borçlar Kanununun işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi başlıklı 203. maddesi şu şekildedir; "Bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler. Bir tek kişiye ait olup da, kollektif veya komandit ortaklık hâline dönüştürülen bir işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm uygulanır."
Dava konusu uyuşmazlığın kaynaklandığı 22/12/2008 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin içeriğinin Türk Borçlar Kanununun 202. maddesinde düzenlenen malvarlığının veya işletmenin devralınması niteliğinde olması nedeni ile Türk Ticaret Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının c bendine göre mahkememiz görevlidir. Dava konusu taşınmazın mahkememizin yargı çevresinde bulunan .... ilçesinde olması ve davadaki ipoteğin kaldırılması talebinin bu taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin olması nedenleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 12. maddesinin 1. fıkrası gereğince mahkememiz kesin yetkili mahkemedir. Dava dilekçesinde dava konusu ipoteğin bedeli olan 100.000,00 TL üzerinden peşin harç ödenmiştir. Bilindiği üzere ipotek, alacak ödenmediği takdirde hak sahibine rehin konusu taşınmazı sattırarak bedelinden alacağını elde etme yetkisi veren bir tür taşınmaz rehnidir. Türk Medeni Kanununun 1024. maddesinin 3. fıkrasına göre bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Türk Medeni Kanununun 881. maddesinde ipoteğin amacı ve niteliği şu şekilde düzenlenmiştir; "Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir. İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez." Türk Medeni Kanununun 1026. maddesinde aynî hakların sona ermesi şu şekilde düzenlenmiştir; "Bir aynî hakkın sona ermesiyle tescil her türlü hukukî değerini kaybettiği takdirde, yüklü taşınmaz maliki, terkini isteyebilir. Tapu memuru bu istemi yerine getirirse, her ilgili, bu işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine karşı dava açabilir. Tapu memuru, re'sen hâkime başvurarak aynî hakkın sona erdiğinin belirlenmesine ilişkin karar verilmesini istemeye ve hâkimin vereceği karara dayanarak terkin işlemini yapmaya yetkilidir." Türk Borçlar Kanununun asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi başlıklı 131. maddesi şu şekildedir; "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır." "Alacağın sona ermesi halinde ipotek hakkı da kendiliğinden ortadan kalkar (TBK. m.131/I). Meselâ, ifa, ibra, yenileme, alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi, ifa imkânsızlığı ile takas bakımından durum böyledir (TBK. m.131 vd.). Böyle bir durumda ipotek tapu kütüğünden terkin edilinceye kadar sadece şeklî nitelik arz eder. Alacak sona erince ipotekli taşınmaz maliki, rehinli alacaklıdan terkine muvafakat etmesini talep edebilir (TMK. M.883) Bunun üzerine, alacaklı ipoteğin terkinine razı olduğunu tapu memura beyan ederek tapu kütüğünde şeklî olarak bulunan ipoteği sildirebilir. Alacaklının bahse konu terkin talebinde kaçınması durumunda ise, malik tapu sicilini düzeltme davası açabilir (TMK. m.1025). Böylece, salt şeklî nitelikteki ipoteğin tapu kütüğünden terkin edilmesi sağlanmış olur.
Borcun ifa edilmesi sebebiyle açılan ipoteğin kaldırılması davasında rehin verenin rehinli alacaklıya karşı borcunun bulunup bulunmadığı, yani kaldırma talebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu belirlenmelidir. Yargıtay’a göre, bu maksatla bilirkişiden de yararlanılabilir. Borç geç de olsa tamamen ifa edilmişse, daha doğrusu güvence altına alınan alacak tam olarak tatmin edilmişse, ipoteğin kaldırılmasına karar verilmelidir65. Meselâ, uygulamada inşaat teminat ipoteği denilen rehne konu borç (alacak) ipotek akit tablosunda öngörülen süre içinde yüklenici tarafından ifa edilirse, ipoteğin kaldırılması için bu sürenin dolması gerekmez. ( ...., İpoteğin Kaldırılması Davası, ...." Dava dilekçesinde dava konusu ipotek ile teminat altına alınan borcun ifa sonucunda ortadan kalktığı vakıasına dayanılmış ve böylece yolsuz duruma gelen ipoteğin kaldırılması talep edilmiştir. Davalı davayı cevap vermemiştir. Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.
Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı ... ve dava dışı ... ile davalı arasında 22/12/2008 tarihinde Hisse Devri Sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalandığı, bu sözleşme ile davacı ... ile dava dışı ...'in ... Şirketinin hisselerini devir alma ve .... ilçesinde bulunan bir benzin istasyonunu devralarak işletme borçlarını üstlendikleri, bu sözleşmenin 6. maddesinin d fıkrası ile davacı ...'in üstlendiği borcun teminatı olarak davacının .... nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmaza davalı lehine 100.000,00 TL bedelli ipotek kurmayı kabul ettiği, bu maddeye göre dava konusu taşınmazda 24/12/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile davalı lehine 100.000,00 TL bedelli ipotek kurulduğu, davacının sözleşmeye uygun olarak .... Şirketinin hissesini 25/12/2008 tarihinde devraldığı, bu devrin 26/12/2008 tarihinde tescil edildiği, 31/12/2008 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, şirketin son ortaklarının davacı ... ile davalı ... olduğu, davacının dava konusu benzin istasyonunu sözleşmeye uygun olarak işletme başladığı, ... Şirketinin 30/09/2015 tarihinde münfesih sayılması sebebiyle ticaret sicilinden resen silindiği sonucuna varılmıştır.
İspat yükü olan kendisinde olan davacının dayandığı dava konusu ipotek ile teminat altına alınan borcun ifa sonucunda ortadan kalktığı ve böylece dava konusu ipoteğin yolsuz durumu geldiği vakıasını 22/12/2008 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi başlıklı sözleşme, .... cevabi yazıları, ... cevabi yazısı, davacı vekili 26/01/2024 tarihli dilekçesi ekindeki belgeler ile ispatlaması, ipotek ile teminat altına alınan borcun sona ermesinden dolayı Türk Medeni Kanununun 881. ve 1026. maddeleri ile Türk Borçlar Kanununun 131. maddesine göre ipoteğin de sona ermiş olması, buna karşın dava tarihinde halen ipoteğin tapu kaydından kaldırılmamış olması ve ayni hakka dayanan davanın hak düşürücü süre olmadan her zaman açılabilmesi nedenleri ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davanın niteliği göz önünde bulundurularak İcra ve İflas Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrası gereğince hüküm özeti ... gönderilmemiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜNE,
.... nolu bağımsız bölüm numaralı taşınmaz üzerine davalı ... lehine 24/12/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile kurulan 100.000,00 TL bedelli ipoteğin KALDIRILMASINA,
2.Harçlar Kanunu 2024 yılı Harçlar Tarifesinin 1 sayılı Yargı Harçları Tarifesinin A,III/1-a maddesi gereğince alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harcın mahsubu ile alınması gereken 5.123,25 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
3.Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 80,70 TL, peşin harç 1.707,75 TL, 1 adet vekalet harcı 11,50 TL, 1 adet vekalet pulu 18,15 TL, posta gideri 210,25 TL olmak üzere toplam 2.028,35 TL yargılama giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
5.Davacı tarafça yatırılan avansın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra İADESİNE,
6.Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. fıkrasına ve 2. kısmına göre kabul edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinin 1. fıkrasının a bendi ve 345. maddesinin 1. fıkrası gereğince gerekçeli kararın tebliğinden başlayarak iki haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.20/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)